Göklerde, yerde bulunan her şey Allaha tespih eder, O emredir, O bilge
Kitaplı olanlardan kâfirlik edenleri, yurtlarından ilk çıkaran O; onların çıkacaklarını siz sanmıyordunuz; barınaklarını, Allaha karşı koruyacak sanırlardı, ummadıkları yerden Allah onların başına neler getirdi, Allah yüreklerine korku düşürdü; kendi elleriyle, inanlılar eliyle de, kendi evlerini yıkıp gittiler; gönül gözü planlar! İmdi örnek alınız
Eğer Allah onlara sürünmeyi yazmasaydı, bu dünyada cezaların verirdi, Ahrette de onlara ateş azabı var!
Çünkü onlar hem Allaha, hem de peygamberine karşı geldiler, kim Allaha karşı gelecek olursa, Allah katı azaplıdır!
Ya bir hurma ağacını kesseniz, ya da, kökü üzerinde dikili bıraksanız Allahın izniyledir, kötülere ceza kılmak içindir
Onların mallarından, Allahın peygambere verdiğine gelince, bu iş için sizler ne bir at sürdünüz, ne de bir binilen deve; dilediği kimseye Allah peygamberlerini sataştırmıştır, her şeye yetişir Allahın gücü
Kentlilerin mallarından, Allah peygamberine ne vermiş ise —içinizden zenginlerin ellerinde, dönüp durmamak için— imdi Allahındır, peygamberinindir, yakınlarınındır, öksüzlerindir, yoksullarındır, yolda kalanlarındır; peygamber size ne verirse, onu alın, geri tutmak istediği şeyden de çekinesiniz; Allahtan sakınınız, Allah, katı azaplıdır !
Yurtlarından, mallarından uzaklaştırılan yoksul göçmenler içindir de, bunlar Allahın erdemiyle, hoşnutluğun isterler, hem Allaha, hem de peygamberine yardım ederler, işte gerçekler onlardır !
Bunlardan önce Medine'yi yurt edinip, inan evi edinenler, kendi yanlarına göçenleri severler, onlara verilenden, bir üzüntü duymazlar; sıkılmış olsalar da onları kendilerinden üstün tutarlar, kim kendini cimrilikten korursa, işte bunlar kurtulurlar!
Bunlardan sonra gelmiş olanlar derler ki: «Tanrımız! Bizleri bağışlayasın, bizden önce inanmış bulunan kardeşleri de, inanı olanlara gönlümüzde hınç bırakma; ey Tanrımız! Şensin esirgeyici, şensin yarlıgayıcı !»
Kitaplılar içinden kâfir olanlar kardeşlerine: «Eğer kovulursanız, biz de sizinle çıkarız, sizlerin zararına hiç kimseye başeğmeyiz; eğer, çarpışırsanız, size yardım ederiz!» diyen münafıkları görmüyor musunuz? Allah tanık, bunlar yalancıdırlar!
Kovulacak olurlarsa, onlarla birlikte çıkıp gitmezler, çarpışacak olurlarsa, yardım dahi etmezler; yardım etseler bile, arka dönüp kaçarlar, yardım da olunmazlar
Onların yürekleri Allahtan daha çok, sizlerden korkmada; bunlar anlamıyan bir ulusturlar
Tahkimli yerlerle, siper arkalarından başka bir yerde, onlar toplu olarak sizinle çarpışamaz, kendi aralarında iyice çarpışırlar, sen onları birlik sanırsın, yürekleri ayrıdır, bunlar akılsız ulus!
Bu kimseler, kendilerinden önce geçenlere, işlerinin günahını çekenlere benzemekteler, bunlar için ağrıtıcı azap var!
Bunlar şeytan gibidirler: «Küfret!» derler insanlara, küfredince, derler ki: «Bizler sizden ırağız, korkarız biz âlemlerin sahibi olan Allahtan !»
Sonra ikisinin de sonu, sonsuz olarak ateşte kalmak; işte budur zalimlerin cezası!
Ey inanmış olanlar! Allahtan sakınınız, herkes baka, ne yapmıştır yarın için, Allahtan sakınasız, Allah bilir niderseniz
Allahı unutan kimseler gibi olmayasınız, Allah da onlara, kendilerin unutturdu, işte bunlar, buyrum dışı kimseler
Cehennemlik olanlarla, cennetlik olanlar, bir olamazlar, cennetlik olanlar, onlar kazanırlar !
Eğer biz bu Kur'anı, bir dağa indirseydik, Allahın korkusundan alçaldığın, parça parça olduğun görürdün; biz bu örnekleri insanlara getirdik ki, düşünceli olalar
O Allah ki, O'ndan özge Tanrı yok, göze görüneni de, görünmiyeni de bilmektedir O; O'dur esirgeyici, O'dur yarlıgayıcı
O Allah ki, O'ndan özge Tanrı yok, egemen O, kutsal O, O'dur olgun, O'dur aman verici, O'dur gören, gözeten, O'dur emre, O'dur engelsiz olan, O'dur büyüklüğün sahibi, kutsaldır eş koşmuş olduklarından
O Allah ki, yaratır, yapıcıdır, kılık verir, güzel adlar O'nundur, göklerde, yerde bulunan her şey O'na tespih etmekte, O emredir, O bilge