51. Zâriyât Suresi Meali

O tozdurup savuranlara
Derken bir ağırlık taşıyanlara
Derken bir kolaylıkla akanlara
Derken bir emir taksim edenlere kasem olsun
Ki muhakkak o size va'd olunan her halde doğrudur
Ve muhakkak ki ceza şübhesiz vakı'dir
O düzgün hâreli Semaya kasem ederim
Ki siz pek muhtelif bir kavl içinde bulunuyorsunuz
Ondan çevirilen çevrilir
O kahrolası yalancılar
O serhoşluk içinde yaptığını bilmezler
Soruyorlar: ne zaman o ceza günü? (yevmi dîn)
Ateş üzerinde kıvranacakları gün
Dadın diye fitnenizi: bu, işte o sizin acele istediğiniz
Şübhesiz ki müttekiler Cennetlerde pınar başlarındadır
Alarak rablarının kendilerine verdiğini, çünkü onlar bundan evvel güzellik yapmayı âdet edinmişlerdi
Geceden pek az uyuyorlardı
Ve saher vakıtları hep istiğfar ederlerdi
Ve mallarında sâil ve mahrum için bir hak vardı
Arzda da âyetler var iykan ehli için
Nefislerinizde de, halâ görmiyecekmisiniz
Semada da rızkınız ve o va'dolunduğunuz
İşte o Göğün ve Yerin rabbına kasem ederim ki o şübhesiz haktır sizin nâtık olmanız gibi
Geldi mi sana İbrahimin ikram edilen müsafirlerinin kıssası?
O vakıt ki üzerine girdiler de «selâm» dediler. «Selâm, görülmedik bir kavım» dedi
Hemen bir bahâne ile ehline gitti, bir semiz dana getirdi de
Onu yakınlarına koydu, yemeğe buyurmaz mısınız? Dedi
O vakıt onlardan içine bir korku düştü Korkma dediler ve kendisine alîm bir oğlan tebşir ettiler
Bunun üzerine hatunu bir çığlık içinde döndü de elini yüzene çarptı ve akîm bir kocakarı, dedi
Dediler: öyle Rabbın buyurdu, şübhesiz alîm o, hakîm o
İbrahim, o halde asıl me'muriyyetiniz nedir? ey mürselûn, dedi
Biz, de dediler: Mücrim bir kavme gönderildik
Üzerlerine çamurdan taşlar salmak için
Rabbının nezdinde damgalanmışlar müsrifler için
Binnetîce orada bulunan mü'minleri çıkardık
Fakat bir haneden başka orada Müsliman da bulmadık
Ve öyle elîm azabdan korkacaklar için orada bir âyet bıraktık
Bir de Musada: ki onu bir sultanı mübîn ile Fir'avne gönderdikde
O bütün kuvvetiyle tersine gitti: sâhir veya mecnun, dedi
Onun üzerine biz de tuttuk kendisini ve ordularını deryaya fırlatıverdik: namerdlik ederken o leîm
Bir de Âd de: ki üzerlerine o köklerini kesen rüzgarı salıvermiştik
Uğradığı bir şey'i bırakmıyor, mutlak onu çürütüp kül gibi ediyordu
Bir de Semudda: ki onlara bir zamana kadar istifade edin denilmişti de
Rablarının emrinden azgınlık ettiler, bu yüzden o sâika kendilerini yakalayıverdi, bakınıp duruyorlardı
O vaktı bir kalkınmaya da güç yetiremediler, bir yardım da görmediler
Daha evvel de Nûh kavmini, çünkü hep onlar yoldan çıkmış fâsık birer kavm idiler
Bir de Semaya bakın biz onu kuvvetle bina ettik ve şübhe yok ki biz çok vüs'a malikiz
Arzı da döşedik, bakınız biz ne güzel döşeriz
Hem her şeyden iki çift yarattık ki düşünesiniz
O halde hemen Allaha kaçın, haberiniz olsun ki ben size ondan bir açık nezîrim
Ve Allahla beraber başka bir Tanrı uydurmayın, haberiniz olsun ki ben size ondan bir açık nezîrim
Böyle, bunlardan evvelkiler bir Resul gelince behemehal ya sahir dediler ya mecnun
Hep buna vasıyyetleştiler mi? Hayır hep onlar azgın kavımlar
Onun için onlardan yüz çevir, artık sen levm olunacak değilsin
Onunla beraber va'z-u nasıhate devam et, çünkü va'z, mü'minlere fayda verir
Ve ben, Cinn-ü İnsi ancak bana kulluk etsinler diye yarattım
Ben onlardan bir rızk istemiyorum, bana yemek yedirmelerini de istemiyorum
Şübhe yok ki Allah, rezzak, kuvvet sahibi metîn o
Onun için muhakkak ki o zulm edenlere arkadaşlarının payı gibi dolgun bir pay vardır, şimdi onu acele etmesinler
artık o va'dolundukları günlerinden vay o küfredenlere!...