15. Hicr Suresi Meali

Elif, Lam, Râ. İşte bunlar, Kitap'ın¹ ve Kur'an-ı Mubin'in² ayetleridir.
Gün gelecek, gerçeği yalanlayan nankörler: “Keşke Müslüman olsaydık.” diye yakınacaklar.
Bırak onları; yiyip, içip faydalansınlar; beklentileri onları oyalasın. Fakat yakında gerçeği anlayacaklar.¹
Biz, hiçbir kenti, bilinen bir kitabı¹ olmaksızın helak etmedik.
Hiçbir toplum, ecelini öne alamaz ve geciktiremez.
“Ey! Kendisine Zikir¹ indirildiğini söyleyen, sen gerçekten mecnunsun!”² dediler.
“Eğer doğru söylüyorsan, bize melekleri getir de görelim!”¹
Biz, melekleri ancak Hakk ile¹ indiririz. O zaman da işleri bitirilmiş olur.
Zikri¹ Biz indirdik ve kesinlikle onun koruyucusu da Biziz.²
Ve ant olsun ki senden önceki geçmiş topluluklara da gönderdik
Kendilerine gelen resûllerden alay etmedikleri hiç kimse olmadı.
Böylece onu¹ mücrimlerin² kalplerine sokarız.
Kendilerinden öncekilerin sünneti¹ geçtiği halde ona inanmazlar.
Gökten bir kapı açsak da oraya çıksalar bile.
“Herhalde gözlerimiz döndürüldü¹, doğrusu büyülenmiş bir topluluğuz.” derlerdi.
Ant olsun, Biz, semada burçlar yaptık ve bakanlar için onu donattık.
Onu her racim¹ şeytandan² koruduk.
Ancak, kulak hırsızlığı yapan olursa, onu parlak bir alev kovalar.¹
Yeryüzünü yaydık ve oraya ağır baskılar yerleştirdik. Ve orada her türlü bitkiyi bir ölçüye göre yetiştirdik.
Sizin için de geçimlerini sizin sağlamadıklarınız için de orada, geçim kaynakları meydana getirdik.
Hazineleri Bizim yanımızda olmayan hiçbir şey yoktur. Ve Biz, bilinen bir kaderi olmaksızın¹ onu indirmeyiz.
Biz, rüzgarları aşılayıcı¹ olarak gönderdik de böylece gökten su indirdik ve sizi onunla suya kavuşturduk. Onun hazinelerini² oluşturan siz değilsiniz.
Sadece Biz diriltir ve Biz öldürürüz. Ve varis¹ olan da Biziz.
Ant olsun ki, sizden öncekileri biliyoruz. Ve ant olsun ki sizden sonrakileri de biliyoruz.
Rabb'in, bizzat onları haşreder.¹ Kuşkusuz O, En İyi Hüküm Veren'dir, Her Şeyi Bilen'dir.
Ant olsun ki; Biz, insanı salsâlinden¹, dönüşüme uğramış bir balçıktan yarattık.
Cinleri daha önce “Semum'un ateşinden”¹ yarattık.
Hani Rabb'in meleklere: “Ben salsâlinden¹, dönüşüme uğramış bir balçıktan, bir beşer¹ yaratacağım.” demişti.
“Onu biçimlendirip ve ona ruhumdan üflediğimde¹, hemen ona secde edin!²”
Bunun üzerine bütün melekler ona secde ettiler.
İblis hariç. O, secde edenlerle birlikte olmaktan kaçındı.
“Ey iblis! Neden secde edenlerle birlikte olmadın?” dedi.
İblis: “Ben; salsâlinden¹, dönüşüme uğramış bir balçıktan yarattığın bir beşere², secde etmem.” dedi
Allah: “Çık oradan! Sen kesinlikle kovulmuş birisin.” dedi.
“Lanet, Din Günü'ne kadar senin üzerindedir.” dedi.
İblis: “Rabbim! Öyleyse yeniden diriltilecekleri güne kadar, bana süre tanı.” dedi.
Allah: “Sen, süre verilenlerdensin;”
“Bilinen zamanın gününe kadar.” dedi.
İblis: “Rabbim! Beni azdırmandan dolayı¹, ben de yeryüzündeki her şeyi cazip göstererek, kesinlikle onların hepsini azdıracağım.²”
“Ancak onlardan muhles¹ kulların hariç.”
Allah: “Bu, Bana varan dosdoğru yoldur.¹” dedi.
Sana uyan azgınlar hariç, kullarım üzerinde hiçbir yaptırım gücün yoktur.
Onların tamamının buluşma yeri Cehennem'dir.
Onun yedi¹ kapısı vardır. Her kapıya onlardan bir grup ayrılmıştır.
Takva¹ sahipleri, Cennetlerde ve pınarların başlarındadırlar.
Onlara: “Güven ve esenlik içinde oraya girin.” denecek.
Ve onların göğüslerindeki kötü duyguların tamamını yok ettik. Onlar, kardeşler olarak, tahtlar üzerinde karşı karşıya otururlar.
Orada, kendilerine hiçbir yorgunluk dokunmaz ve oradan hiç çıkarılmayacaklardır.
Kullarıma haber ver: “Ben, Çok Bağışlayıcıyım, Kesintisiz Rahmet Sahibiyim.”
Fakat azabım, elem verici bir azaptır.
Onlara İbrahim'in misafirlerinden haber ver.
İbrahim'in yanına girdiklerinde, “Selam.” dediler. İbrahim: “Doğrusu, sizden korkuyoruz.” dedi.
Onlar: “Korkma! Biz, sana âlim¹ bir oğul müjdeliyoruz.” dediler.
İbrahim: “Ben yaşlı bir beşer olduğum halde mi, beni müjdeliyorsunuz? Neye dayanarak bu müjdeyi veriyorsunuz?”
Onlar: “Seni, hakk¹ ile müjdeliyoruz. Asla ümidini kesenlerden olma.” dediler.
İbrahim: “Rabb'inin rahmetinden, sapkınlardan başka kim ümidini keser?” dedi.
İbrahim: “Ey elçiler! Sizin niyetiniz ne?” dedi.
“Biz, suç işleyen bir halka gönderildik.” dediler.
Ancak Lût ailesinin¹ tamamını kurtaracağız.
Onun hanımı hariç. Onun, mutlaka geride kalanlardan olmasını takdir ettik.¹
Elçiler, Lût'un ailesine geldiklerinde,
Lut: “Doğrusu çekinilecek kimselersiniz.” dedi.
Elçiler: “Hayır! Biz sana hakkında kuşku duyulan azabın haberini getirdik;”
“Doğru söyleyenleriz! Biz sana Hakk'ı¹ getirdik.”
“Hemen gecenin bir bölümünde, aileni¹ yola çıkar, arkalarından onları takip et. Sağa sola takılıp oyalanmadan, bir an önce emrolunduğunuz² yere doğru gidin.”
Sabaha girerlerken, onların kökünün kesileceği kararımızı, ona bildirdik.
Şehir¹ halkı sevinerek geldiler.
Lut: “Bunlar benim misafirlerim. Sakın beni mahcup etmeyin;
Allah'a karşı takva sahibi olun. Beni rezil etmeyin.” dedi.
Şehir¹ halkı: “Seni, başkalarının işine karışmaktan men etmedik mi?” dediler.
Lut. “Eğer bir şey yapacaksanız işte kızlarım.¹” dedi.
Ömrüne ant olsun ki, onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı.
Tan yeri ağarırken korkunç bir ses onları yakaladı.
Böylece şehri altüst ettik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Bunda, ibret almak isteyenler için kesinlikle ayetler¹ vardır.
O¹, bir yol üzerinde durmaktadır.
Bunda, inananlar için bir ayet¹ vardır.
Eykeliler gerçekten zalim kimselerdi.
Onlardan intikam aldık. İkisi¹ de kesinlikle açık bir rehberdir.²
Ant olsun ki Hicr¹ halkı da gönderilen elçileri yalanladı.
Onlara ayetlerimizi¹ verdik, fakat ondan yüz çevirdiler.
Güya dağlardan güvenli evler yontuyorlardı.
Derken, sabaha karşı korkunç bir ses onları yakaladı.
Sahip oldukları şeylerin, kendilerine hiçbir yararı olmadı.
Biz; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakilerini hakk ile yarattık. Elbette ki o saat¹ mutlaka gelecektir. O halde, sen onlara aldırış etme ve güzelce yüz çevir.
Rabb'in Her Şeyi Yaratan'dır ve Her Şeyi Bilen'dir.
Ant olsun ki sana seb'an¹ mine'l- mesânî² ve yüce Kur'an'ı verdik.
Onlardan bazılarına, kat kat vererek, kendilerini yararlandırdığımız şeylere imrenme. Onlar için üzülme.¹ Sen, mü'minlere kol kanat ger.
De ki: “Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.”
Muktesimlere¹ indirdiğimiz şey gibi.
Onlar şimdi de Kur'an'ı parça parça yaptılar.¹
Rabb'ine ant olsun ki kesinlikle onların hepsine soracağız.
Yaptıkları şeylerden.
Emrolunduğun şeyi açıkça söyle ve müşriklere aldırma.
Alay edenlere karşı, Biz, sana yeteriz.
Allah'ın yanı sıra başka ilah edinenler, yakında gerçeği anlayacaklar!
Ant olsun; Biz, onların söylediklerinden dolayı senin göğsünün daraldığını biliyoruz.
Rabb'ini hamd ile tesbih et¹ ve secde² edenlerden ol.
Sana yakîn¹ gelinceye kadar, Rabb'ine kulluk et!