Ey insanlar! Rabb'inize karşı takva sahibi olun. Kuşkusuz, o Sa'atin¹ şiddetli sarsıntısı çok büyük bir şeydir.
Onu gördüğünüz gün, her emzikli kadın emzirdiğini unutur. Her hamile kadın, bebeğini düşürür. Ve insanları sarhoş olmadıkları halde, sarhoş gibi görürsün. Zira Allah'ın azabı çok şiddetlidir.
Ve insanlardan öyle kimseler vardır ki; hiçbir bilgisi olmadığı halde, Allah hakkında ileri geri konuşurlar ve bütün azgın şeytanların¹ peşinden giderler.
1- Toplumların ileri gelen saptırıcılarının.
Onun¹ hakkında yazıldı: ona uyan kesinlikle bilmelidir ki, şeytan onu saptırır. Ve onu Saîr'in² azabına iletir.
1- Şeytanın. Şeytan, Hakk'tan uzak olan, Hakk'a aykırı hareket eden her türlü varlık, kişi ve kurumun ortak “karakteristik” adıdır. 2- Cehennem.
Ey insanlar! Eğer öldükten sonra yeniden dirilmekten kuşkunuz varsa; bilin ki Biz, sizi topraktan, sonra nutfeden¹, sonra bir alakadan², sonra yapısı belli belirsiz mudğadan³ yarattık. Ne olduğunuzu bilin diye size açıklıyoruz. Ve Biz, dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız. Sonra sizi bir bebek olarak çıkarırız. Sonra kiminiz ergenlik çağına ulaşır. Ve sizden bir kısmınız vefat ettirilir. Kiminiz de ömrünün en kötü dönemine erişir; bir şey bilmez yaşlı bir bunak haline gelir. Yeryüzünü kurumuş ölmüş görürsün, ama üzerine su indirdiğimiz zaman yeniden hareketlenir, kabarır ve her bitkiden göz alıcı çiftler bitirir.
1- Bir damla sıvıdan. 2- İlişip yapışan, rahim duvarında asılı durandan. 3- Belli belirsiz bir çiğnem et parçasından.
İşte Hakk olan Allah budur. O, ölüleri diriltir. Ve O, Her Şeye Gücü Yeten'dir.
Kuşkusuz o saat¹ gelecektir. Onda kuşku yoktur. Ve Allah, kabirlerde olanları² diriltecektir.
İnsanlardan bazıları, bir bilgiye dayanmadan, bir yol göstericileri olmadan, aydınlatıcı bir kitapları olmadan Allah hakkında tartışırlar.
Allah'ın yolundan saptırmak için kıvırıp durur. Onun için dünyada rezillik vardır. Ve ona Kıyamet Günü yakıcı ateşin azabını tattıracağız.
İşte bu kendi tercihinle yaptığın şeylerden dolayıdır. Kuşkusuz Allah, kullarına haksızlık edici değildir.
İnsanlardan bazıları da iş olsun diye Allah'a kulluk eder. Onun yararına bir şey olursa onunla mutlu olur, eğer bir fitneyle¹ karşı karşıya kalırsa hemen yönünü değiştirir. O dünyada da ahirette de kaybedendir. İşte o apaçık bir kayıptır.
1- Baskıyla, zorlukla, zorbalıkla ve bir sıkıntıyla.
Allah'ın yanı sıra kendilerine zarar da fayda da veremeyecek olan şeylere dua ediyorlar. İşte bu derin bir sapkınlıktır.
Gerçekten de zararı yararından daha yakın olana dua ediyorlar. O ne kötü mevla¹ ne kötü yoldaştır!
1- Yakın olan, yardım eden, koruyan, yol gösteren.
Allah, iman eden ve sâlihâtı yapanları¹ altından ırmaklar akan Cennetlere koyar. Kuşkusuz Allah, Dilediği Şeyi Yapar.
1- Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.
Kim Allah'ın, ona dünyada ve ahirette kesinlikle yardım etmeyeceğini zannediyorsa, o zaman semaya¹ bir araç uzatsın da sonra onu² kessin de baksın bakalım bu planı kendisini kızdıran şeyi giderecek mi?
1- İzafeten; yüce rahmet ve yardım kapısına. 2- Yardım ve desteği.
Onu apaçık ayetler olarak indirdik. Allah, dileyen kimseye doğru yolu gösterir.
Allah; İnananlar, Yahûdiler, Sâbiîler, Hıristiyanlar, Mecûsîler ve Müşrik olanların Kıyamet Günü aralarını ayıracaktır.¹ Allah, her şeye tanıktır.
1- Herkes hak ettiği karşılığı alacaktır. Haklı, haksız ortaya çıkacaktır.
Göklerde ve yerde ne varsa; Güneş'in, Ay'ın ve yıldızların, dağların, ağaçların, hayvanların ve insanların birçoğunun Allah'a secde¹ ettiklerini görmüyor musun? Birçoğunun da² üzerine azap hak oldu. Ve Allah, kimi küçük düşürürse artık onun için bir yüceltici yoktur. Kuşkusuz Allah, dilediğini yapar.
1- Yüceliğini kabul edip, O'na teslim olduklarını, emirlerine tabi olduklarını, yasalarına içtenlikle boyun eğdiklerini. 2- İnsanların.
Bu iki karşıt taraf¹, Rabb'leri hakkında mücadele eden, birbirlerine iki düşmandır. Bunlardan gerçeği yalanlayan nankörler için ateşten biçilmiş elbiseler vardır. Onların başlarının üstünden kaynar sular dökülecek!
1- İnananlar ve Küfredenler.
Bununla iç organları ve derileri eritilecek.
Ve onlar için demirden topuzlar vardır.
Azaptan kurtulmak için ne zaman oradan çıkmak isteyecek olurlarsa, yakıcı azabı tatmaları için oraya geri döndürülürler.
Allah, iman eden ve salihatı yapanları, içinden ırmaklar akan Cennetlere koyacak. Onlar, orada altından bilezikler ve inciler ile süslenirler. Elbiseleri ipektendir.
Sözün temiz-hoş olanına yönlendirildiler. Hamîd'in¹ yoluna yönlendirildiler.
1- Yüce, Övgüye Değer Yegâne Varlık.
Allah'ın yolundan ve Mescid-i Haram'dan engelleyenler, gerçeği yalanlayan nankörlerdir. Ki onu¹, orada yerleşik olan ve dışarıdan gelen bütün insanların eşitçe adanmaları için yaptık. Kim orada haksızlıkla sapkınlık yaparsa, ona acı azaptan tattıracağız.
Bir zamanlar İbrahim'e evin¹ yerini göstererek; “Bana hiçbir şeyi ortak koşma. Evimi tavâf edenler, kaim olanlar², rukû³ edenler, secde edenler⁴ için arındır.”5 demiştik.
1- Kâbe'nin. 2- Salat için ayakta durarak, 3- Eğilerek. 4- Yere kapanarak kulluklarını yalnızca bana has kılanlar için. 5- Evimi her türlü şirkten, çıkarcılıktan, kötülükten ve yanlış şeylerden arındır. “Tahhir” sözcüğüne “temizle, temiz tut” anlamının verilmesi doğru değildir. Tahir; fiziki değil, değersel /manevi bir temizliği ifade eder. Tıpkı bir kimseye, “Temiz insan dendiğinde; bedensel bir temizlikten değil, ahlaksal bir temizlikten söz etmiş olmak gibi.” Bir kimseye; temiz insan dendiğinde, dürüst insan, güvenilir insan vs. denmek istenmektedir. Evin/Beytin temiz tutulması da bu anlamdadır. Silinip süpürülmesi anlamında değildir.
İnsanları Hacca çağır. Gerek yaya gerek her türlü binek üzerinde, uzak yakın her yerden sana gelsinler.
Bunun kendilerine sağlayacağı yararlara tanık olsunlar. Ve kendilerine rızık olarak verilen hayvanlar üzerine belli günlerde¹ Allah'ın adını² ansınlar. Böylece onlardan yiyin, muhtaç ve yoksul olanları doyurun.
1- Hacc esnasında zamanı belli olan günlerde. 2- Kurbanları keserlerken.
Sonra kirlerini gidersinler.¹ Adaklarını yerine getirsinler. Ve Beyt-i Atik'i² tavâf etsinler.
1- Arınsınlar. 2- Bütün göstergelerle işret edilen anlam ve değerlerin birleştiği, anlam ve önemlerini kazandıkları son nokta Kâbe.
İşte böyle. Kim Rabb'inin yasaklarına uymada gerekli özeni gösterirse, bu onun için daha hayırlıdır. Size okunanlar¹ hariç, diğer hayvanlar helal kılındı. Artık putların pisliğinden² kaçının. Yalan sözden kaçının.
1- Yasaklandığı bildirilen. Bu hayvanların hangileri olduğu
6:145 ve
16:115. ayetlerde belirtilmektedir. 2- İnanç kirliliğinden.
Hanifler¹, onunla² Allah'a şirk koşmayanlardır. Allah'a şirk koşan kimse, sanki gökten düşen ve kuşun kaptığı³ veya rüzgârın uzak yerlere sürüklediği kimse gibidir.
1- Şirk koşmaksızın Allah'a yönelmiş olanlar. 2- Pislik olan putlar ve putlar adına kesilen hayvanlarla. 3- Yükseklerden düştüğü için paramparça olan ve kuşlara yem olan kimse.
İşte böyle! Kim Allah'ın şiarlarına¹ saygı gösterirse, kuşkusuz bu saygı kalplerin takvasındandır.
1- Allah'ın, belirlediği dini simgelere, işaretlere, sembollere. Allah'ı tanımaya, bilmeye yarayan, göstergelere.
Sizin için onlarda belli bir süreye kadar faydalar vardır. Sonra bunların mahalli Beyt-i Atik'edir.¹
1- Bütün göstergelerle işaret edilen anlam ve değerlerin birleştiği, anlam ve önemlerini kazandıkları son nokta Kâbe.
Rızık olarak verilen hayvanların üzerine Allah'ın adını anmaları için bütün ümmetlere mensek¹ tayin ettik. Sizin ilahınız bir tek ilahtır. Artık yalnızca ona teslim olun. Samimi insanları müjdele.
1- Kurban kesme ile ilgili kurallar. İbadet kuralları.
Onlar ki¹ Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir, başlarına gelene sabrederler², salâtı ikame ederler³, kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden infak⁴ ederler.
1-Samimi insanlar. 2- Yılgınlığa düşmez, umutlarını kaybetmez, dayanır ve direnirler. 3- Yardımlaşmayı, dayanışmayı, destek olmayı canlı ve diri tutarlar. 4- İhtiyacı olana karşılıksız yardım ederler.
Büyükbaş hayvanları da¹ sizin için Allah'ın şiarlarından² kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Ayakları bağlı halde keserlerken üzerlerine Allah'ın adını anın. Yanları üzerine düşünce onları yiyin. İsteyene de istemeyene de yedirin. Böylece onları yararlanmanıza sunduk. Umulur ki şükredersiniz.
1- Kurban olarak kesilmelerini. 2- Allah'ın, belirlediği dini simgelerden, işaretlerden, sembollerden. Allah'ı tanımaya, bilmeye yarayan, göstergelerden.
Onların¹ ne etleri ne kanları asla Allah'a ulaşmaz. Ona ulaşacak olan sizin takvanızdır. Sizi doğru yola ilettiğinden dolayı Allah'ı yüceltmeniz için onları sizin yararınıza sundu. İyi olan kimseleri müjdele.
Allah, inananları savunur. Allah, hain nankörleri sevmez.
Kendileriyle savaşılan kimselerin, zulme uğramaları nedeniyle, savaşmalarına izin verildi. Kuşkusuz Allah, onlara yardım etmeye kadirdir.
Onlar, sadece “Rabb'imiz Allah'tır.” dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Eğer Allah, insanların bazılarını bazılarıyla savmasaydı, içinde Allah'ın isminin çokça anıldığı sevâmiu¹, biyeûn², selavat³, mescitler mutlaka yıkılırdı. Allah, kendisine yardım edene⁴ mutlaka yardım eder. Kuşkusuz Allah, Mutlak Güç Sahibi'dir, Mutlak Üstün Olan'dır.
1- Manastırlar. 2- Kiliseler. 3- Havralar. 4 -Vahye içtenlikle uymayı esas alarak, Kendisine yönelene. Gösterdiği yoldan gidene.
Eğer yeryüzünde onları egemen kılarsak, salâtı ikame ederler, zekâtı verirler¹, iyiliği buyururlar, kötülükten sakındırırlar. Bütün işlerin sonucu Allah'a dönecektir.
1- “Salatı ikame etmek, Zekâtı vermek” terkibi, ibadete layık yegâne ilah olarak Allah'a inanmak; kulluğu, Allah'a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle ve arınmış, temizlenmiş arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; yardımlaşmayı, destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Zekât sözcüğü birçok ayette daha temiz, daha iyi, arınmak, temizlenmek, aklanmak, yüceltmek anlamında kullanılmıştır. (Örneğin
2:151;
3:77;
4:49;
9:103;
19:13;
20:76;
24:21;
35:18;
53:32;
62:2;
80:3;
91:9). 39, 40 ve 41. ayetler, Müslümanlara savaş için izin verilme nedenini, savaşın gerekçesini ve amacını bildirmektedir.
Eğer seni yalanlıyorlarsa, bil ki onlardan önce; Nûh, Âd ve Semûd halkları da nebilerini yalanlamışlardı.
İbrahim ve Lut halkları da yalanlamışlardı.
Ve Medyen sahipleri de. Mûsâ da yalanlandı. Fakat gerçeği yalanlayan nankörlere süre tanıdım. Sonra da onları yakaladım. Benim inkarım¹ nasılmış gördüler.
1- Onları inkâr etmem, yok saymam.
Böylece zulüm yapmalarından dolayı nice kentleri yok ettik. Çatıları çökmüş, duvarları yıkılmış; sahipsiz kalmış kuyular ve saraylar vardır.
Onlar, yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki kendilerinin, kendisi ile akıl edecekleri kalpleri¹ veya kendisi ile işitecek kulakları olsun. Gerçek şu ki, kör olan gözler değildir, kör olan göğüslerde olan kalplerdir.
1- Kur'an, kalp sözcüğünü, kan pompalayan organ olan kalp anlamında değil; akıl anlamında, düşünme, akletme merkezi anlamında kullanmaktadır.
Ve senden azabı çabuklaştırmanı istiyorlar. Oysa Allah, sözünden asla dönmez. Kuşkusuz Rabb'ine göre bir gün, sizin saydıklarınızdan bin yıl gibidir.
Zulmedip duran nice kentler vardı ki onlara süre vermiştim. Sonra onları yakaladım. Ve dönüş Bana'dır.
De ki: “Ey insanlar! Ben sizin için yalnızca apaçık bir uyarıcıyım.”
İman edip salihatı¹ yapanlar için bağışlanma ve bol rızık vardır.
1- Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, iyi olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.
Ayetlerimizi geçersiz bırakma yarışında olanlar, işte onlar Cehennem ehlidir.
Senden önce gönderdiğimiz her resul ve nebi, bir şey dilediği¹ zaman, şeytan² onun bu dileğine bir şeyler katmak istedi.³ Fakat Allah, şeytanın kattığı şeyleri yok eder. Sonra Allah, kendi ayetlerini sağlamlaştırır. Ve Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.
1- Mesajı topluma iletmek istedikleri zaman. 2- Hakk'tan uzak olan. Hakk'a aykırı hareket eden her türlü varlık, kişi ve kurumun ortak “karakteristik adıdır.” 3- Resul ve nebilerin insanların kurtuluşuna yönelik yaptıkları çağrıya bozguncular (insan şeytanlar) çağrıyı etkisiz kılmak için kendi yanlarından bir şeyler katarlardı.
Kalplerinde hastalık olan ve kalpleri kararıp katılaşmış olanlara, şeytanın kattığı şeyi¹, sınav vesilesi kıldık. Zalimler derin bir yanılgı içindedirler.
1- Şeytanın/şeytan karakterli kimselerin çağrıyı boşa çıkarmak için gösterdikleri çabayı, gerçeği çarpıtma isteğini.
İlim¹ verilen kimselerin², onun³ Rabb'inden gelen bir gerçek olduğunu bilmeleri, ona iman etmeleri ve kalplerinin tatmin olması içindir. Allah, inananlara dosdoğru yolu gösterendir.
1- Allah'tan gelen bilgi, vahiyle gelen bilgi, vahiy bilgisi. 2- Vahiy bilgisinin insanlara ulaşması sayesinde. 3- Vahyin.
Gerçeği yalanlayan nankörler de Sâ'at¹ ansızın gelinceye veya ardından başka bir gün olmayan günün azabı gelinceye kadar ondan² kuşku duymaya devam edeceklerdir.
1- Kıyametin kopma anı. 2- İlimden/Allah'tan gelen bilgiden, vahiyden.
Egemenlik, İzin Günü¹ tamamen Allah'a aittir, insanlar arasında yalnızca O hüküm verir. Artık iman eden ve salihatı yapanlar,² nimet cennetlerindedirler.
1- Hesap görme/sorma günü. 2- Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, iyi olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.
Kâfir olan¹ ve ayetlerimizi yalanlayan kimseler için alçaltıcı bir azap vardır.
1- Gerçeği görmezden gelen; gerçeğin üzerini örten.
Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülmüş ve ölmüş olanları, Allah kesinlikle iyi bir rızıkla rızıklandıracaktır. Kuşkusuz Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
Onları kesinlikle hoşnut olacakları bir yere yerleştirecektir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Çok Şefkatli'dir.
Bu böyledir! Kim kendisine yapılan haksız bir saldırıya aynı oranda karşılık verirse, sonra yine saldırıya uğrarsa Allah ona yardım eder. Allah, Çok Affedici'dir, Çok Bağışlayıcı'dır.
Bu böyledir! Allah, geceyi gündüze, gündüzü de geceye döndürür. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Gören'dir.
İşte böyledir! Allah Hakk'ın ta kendisidir. O'ndan başka yöneldikleriniz ise Batıl'dır. Allah, Çok Yüce'dir, Çok Büyük'tür.
Allah'ın gökten indirdiği su ile yeryüzünü nasıl yeşerttiğini görmüyor musun? Allah, Bütün Ayrıntıları Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.
Göklerde ve yeryüzünde olan her şey O'nundur. Kuşkusuz Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegâne Varlık'tır.
Allah'ın, yeryüzünde olanları emrinize amade kıldığını görmedin mi? Ve gemiler denizde O'nun emri ile akıp gider. Yeryüzüne düşmesin diye göğü iradesiyle¹ O tutuyor. Kuşkusuz Allah, insanlara Çok Şefkatli'dir. Rahmeti Kesintisiz'dir.
Ve size hayat veren, sonra sizi öldürecek olan, sonra da sizi diriltecek olan O'dur. İnsan¹ gerçekten çok nankördür.
Her ümmet¹ için ibadet tarzı² belirledik. Herkes kendi tarzını sürdürür. O halde bu işte seninle çekişmesinler. Sen, Rabb'ine çağır. Kuşkusuz ki sen dosdoğru bir yol üzerindesin.
1- Toplum. 2- Hacda kurban kesme usulü. Ayette yer alan “menseken” sözcüğü, “kurban kesme yeri” anlamı ile birlikte, “hacc ibadeti” anlamına da gelmektedir.
Eğer seninle tartışırlarsa, o zaman: “Allah yapmakta olduğunuz şeyleri en iyi bilendir.” de.
Allah, Kıyamet Günü üzerinde görüş ayrılığına düştüğünüz konularda aranızda hüküm verecektir.¹
1 – Haklı haksız kim belli olacak.
Allah'ın gökte ve yerde olan şeyleri kesinlikle bildiğini bilmez misin? Bu bir Kitap'tadır¹. Bu Allah'a kolaydır.
1- Her şey kayıt altına alınmıştır. Her şey Allah'ın bilgisindedir.
Onlar; Allah'ın yanı sıra O'nun kendileri hakkında bir sultan¹ indirmediği ve hakkında bilgi sahibi olmadıkları şeylere kulluk ediyorlar. Zalimler için hiçbir yardım edici yoktur.
1- Yetki, yetki belgesi, görev pusulası. (
14:10-22)
Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman, o gerçeği yalanlayan nankörlerin yüzlerindeki hoşnutsuzluğu görürsün. Nerede ise kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: “Size bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Ateş! Allah'ın gerçeği yalanlayan nankörlere sözüdür. O, ne kötü bir varış yeridir.”
Ey insanlar! Verilen örneği dikkatle dinleyin: Allah'ın yanı sıra kulluk ettikleriniz bir araya gelseler, kesinlikle bir sineği bile yaratamazlar. Değil yaratmak, sinek onlardan bir şey kapsa, onu bile kurtaramazlar. İsteyen de kendisinden istenen de ne kadar acizdir.
Allah'ı gereği gibi takdir edemediler¹. Kuşkusuz Allah, Mutlak Güç Sahibi'dir, Mutlak Üstün Olan'dır.
1- O'nun yüceliğini ve gücünü kavrayamadılar. O'na şirk koştular. O'na nankörlük ettiler…
Allah; meleklerden de resuller seçer, insanlardan da. Kuşkusuz, Allah, Her Şeyden Haberdar Olan'dır, Her Şeyi Gören'dir.
Onların geçmişte yaptıklarını da gelecekte yapacaklarını da bilir. Ve işler yalnızca Allah'a döndürülür.
Ey iman edenler! Rukû¹ edin, secde² edin, Rabb'inize kulluk edin, hayır yapın ki kurtuluşa erebilesiniz.
1- Allah'a boyun eğip, itaat etmek; içtenlikle teslim olmak. 2- Saygı gösterip, değerini takdir etmek.
Allah yolunda gerektiği gibi cihad¹ edin. O sizi seçti. Dinde size bir zorluk yüklemedi. Bu atanız İbrahim'in milleti². O, daha önce de şimdi de sizi Müslümanlar olarak isimlendirdi. Resûl, size tanık olsun, siz de diğer insanlara. Öyleyse salâtı ikame³ edin, zekâtı verin ve Allah'a sımsıkı bağlanın. O, sizin mevlanızdır⁴. Ne güzel Mevla ne güzel yardımcıdır.
1- Gayret gösterin, çaba harcayın; bütün gücünüzle çalışın. 2- Yolu, sünneti, inanç sistemi, yaşam biçimi. 3- “Salatı ikame etmek, Zekâtı vermek” terkibi, ibadete layık yegâne ilah olarak Allah'a inanmak; kulluğu, Allah'a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle ve arınmış, temizlenmiş arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; yardımlaşmayı, destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Zekât sözcüğü birçok ayette daha temiz, daha iyi, arınmak, temizlenmek, aklanmak, yüceltmek anlamında kullanılmıştır. (Örneğin
2:151;
3:77;
4:49;
9:103;
19:13;
20:76;
24:21;
35:18;
53:32; ;
62:2;
80:3;
91:9 ) 4- Yakın olan, yardım eden, koruyan, yol gösteren. Mevla yalnızca Allah'tır. Allah'tan başkasına Mevla, Mevlâna demek şirktir. Veli sözcüğünün eş anlamlısıdır.