Âlemlere uyarıcı olması için, kuluna Furkan'ı¹ indiren ne mübarektir!²
1- Doğruyu yanlıştan ayıran. İyi ve kötünün kendisine göre belirlendiği yasa. 2- Cömert, nimeti bereketli kılan, çoğaltan, bol bol nimet veren.
O ki, göklerin ve yerin egemenliği yalnızca O'na aittir. Ve O, çocuk edinmemiştir. Egemenlikte O'nun ortağı yoktur. Her şeyi yaratan, işleyiş ve varoluş yasalarını belirleyen O'dur.
O'nun yanı sıra hiçbir şeyi yaratamayan, kendileri yaratılmış olan, kendilerine yarar sağlama ve kendilerinden zararı savma güçleri olmayan; ölüme, hayata ve ölümden sonra diriltmeye güçleri yetmeyenleri ilahlar edindiler.
Gerçeği yalanlayan nankörler: “Bu sadece onun uydurduğu bir yalandır. Ona bu konuda diğer toplumlar da yardım etti.” dediler. Böylece haksızca iftira ettiler.
Ve “O, onun yazdırdığı ve sabah akşam¹ ona okunan evvelkilerin masallarıdır.” dediler.
1- Devamlı, her zaman, gün boyu.
De ki: “Onu, göklerin ve yerin sırrını bilen indirdi. Kuşkusuz O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Dediler ki: “Bu nasıl bir resûl ki, yiyor-içiyor, çarşı-pazar dolaşıyor. Ona bir melek indirilseydi de onunla birlikte uyarıcı olsaydı ya!”
“Veya ona bir hazine verilseydi veya kendisinden yiyeceği bir bahçesi olsaydı ya!” Bu zalimler: “Siz yalnızca büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz.” dediler.
Senin için nasıl örnekler verdiklerine bir bak. Böylece saptılar, artık bir çıkış yolu bulamazlar.
O, öyle mübarektir¹ ki, dilerse sana bundan daha hayırlı olan, içinden ırmaklar akan bahçeler verir. Köşkler de verir.
1- Kutlu, yüce. Nimeti bereketli kılan, çoğaltan, bol bol nimet veren.
Hayır! Onlar Sa'at'i¹ yalanladılar. Ve Biz, o Sa'at'i yalanlayanlara alevli ateş hazırladık.
1- Hesap zamanını, Kıyamet Günü'nü.
Cehennem onları¹ uzak bir yerden gördüğü zaman, onun öfkelenmesini ve uğultusunu işittiler.²
1- Hesap gününü yalanlayanları. 2- İşitecekler.
Çaresizlik içinde, dar bir yere atıldıkları zaman orada yok olmayı istediler.
Bugün bir kez değil, defalarca yok olmayı isteyin.
De ki: “Bu mu daha hayırlıdır, yoksa takva sahipleri için bir ödül olan, dönüş yeri olarak söz verilen süresiz Cennet mi?”
Onlar için orada diledikleri her şey süresiz olarak vardır. Bu Rabb'inin yerine getirmeyi üstlendiği bir sözdür.
Ve o gün, onları ve Allah'ın yanı sıra kulluk ettikleri şeyleri toplar, sonra da onlara: “Kullarımı siz mi saptırdınız yoksa kendileri mi yoldan çıktılar?” der.
Dediler ki: “Seni tenzih ederiz, Senden başka veliler¹ edinmek bize yakışmaz. Ancak Sen, onları ve atalarını öylesine mal mülk sahibi yaptın ki, öğüdüne uymayı boş verdiler. Ve helak olmayı hak eden bir halk oldular.
1- Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş.
İşte onlar¹ söylediklerinizden dolayı sizi yalanladılar. Artık uzaklaştırmaya² ve yardım almaya güç yetiremezsiniz. Ve sizden kim haksızlık etmişse ona büyük azabı tattıracağız.
1- Allah'tan başka kulluk ettikleriniz. 2- Azabı uzaklaştırmaya.
Kesinlikle Biz, senden önce de yemek yiyen ve çarşılarda dolaşan resullerden farklı resul göndermedik. Ve sizin bir kısmınızı¹ bir kısmınız² için sınav kıldık. Bakalım sabrediyor musunuz? Rabb'in Her Şeyi Gören'dir.
1- Müşrikleri. 2- Sizin için.
Bizimle karşılaşacaklarına ihtimal vermeyenler: “Bize meleklerin indirilmesi veya Rabbimizi görmemiz gerekmez miydi?” dediler. Ant olsun ki onlar kendi kendilerine büyüklendiler ve büyük bir taşkınlıkla hadlerini aştılar.
Suçları kendilerini kuşatmış olanlar, melekleri görecekleri gün, onlar için hiç de sevindirici olmayacak, melekler onlara: “Boşuna beklemeyin size sevindirici haber imkânsız.” diyecekler.
Ve onların yaptıklarının tamamını savrulmuş toz zerresi gibi boşa çıkaracağız.¹
1- Yaptıkları, toz gibi savrulup gidecek ve onları kurtaramayacak.
O gün, Cennet ehli en yararlı yerde eğlenecek ve en iyi yerde dinlenecek.
O gün, gök beyaz bulutlar şeklinde parçalanacak ve melekler ardı sıra indirilecek.
İzin Günü egemenlik yalnızca Rahman'a aittir. O gün, gerçeği yalanlayan nankörler için zor bir gündür.
O gün, zalim kimse, ellerini ısırarak: “Eyvah, keşke Resul'ün tuttuğu yolu tutmuş olsaydım.” diyecek.
“Eyvah! Keşke falancayı dost edinmeseydim!”
“Ant olsun ki bana öğüt geldiği halde, beni o sapıttı.” Şeytan, insanı yalnız ve yardımsız bırakır!
Resul: “Ey Rabb'im, halkım bu Kur'an'ı mehcur¹ tuttu.” dedi.
1- Kur'an'la bağlarını kopardılar. Ona karşı duyarsız hale geldiler.
Bu hep böyle olmuştur. Biz her nebiye, mücrimlerden¹ bir düşman kıldık. Yol gösterici ve yardım edici olarak Rabb'in sana yeter.
1- Günahı kendisini kuşatanlardan.
Gerçeği yalanlayan nankörler: “Kur'an ona bir defada ve topluca indirilmeli değil miydi?” dediler. Oysaki bu, onu kalbine iyice yerleştirelim diyedir. Onu düzenli bir şekilde pekiştire pekiştire indirdik.
Onların sana verecekleri her örneğe karşılık, biz sana hakkı en iyi şekilde açıklarız.
Yüzüstü Cehennem'e toplanacak olanlar; işte onlar, yerce çok kötü ve yolca çok sapkınlardır.
Ant olsun ki Musa'ya kitabı verdik. Ve kardeşi Harun'u da ona yardımcı yaptık.
Sonra da “Ayetlerimizi yalanlayan o halka gidin.” dedik. Sonunda da onları helak ederek yok ettik.
Nuh'un halkı, resûlleri yalanladıklarında suda boğduk ve onları insanlar için bir âyet¹ yaptık. Ve zalimler için acı veren bir azap hazırladık.
Âd'ı, Semûd'u, Ress yandaşlarını ve bunlar arasında yaşayan daha birçok nesilleri de;
Ve onların hepsini örneklerle uyardık ve hepsini mahvederek helak ettik.
Ve ant olsun ki onlar, felaket yağmuru yağdırılmış olan beldeye vardılar. Peki, onu da mı görmediler? Aksine onlar, öldükten sonra dirilmeyi beklemiyorlar.
Seni gördükleri zaman: “Allah'ın resul olarak gönderdiği bu mu?” diye alay konusu ediniyorlar.
“Şayet ilahlarımıza bağlılıkta kararlı olmasaydık, neredeyse bizi saptırıyordu.” diyorlar. Azabı gördükleri zaman kimin sapkın olduğunu bileceklerdir.
Hevasını¹ ilah edinen kimseyi görüyorsun! Onun sorumluluğunu sen üstlenebilir misin?
1- Tutku, kuruntu, bencil ve çıkarcı istekler, geçici tatminler. Sahip olunan olanakları imtiyaza dönüştürmek. Vahiy yerine din adamları sınıfınca uydurulan şeylere uymak.
Yoksa onların çoğunun gerçeğe kulak verdiğini veya akıllarını kullandıklarını mı sanıyorsun? Onlar tıpkı hayvanlar gibidir. Hatta doğru yolu seçmede hayvanlardan daha yetersizlerdir.
Rabb'inin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? Dileseydi onu sabit kılardı. Sonra da Güneş'i ona¹ yol gösterici yaptık.
Sonra da onu kolayca kendimize çektik.
Sizin için geceyi örtü, uykuyu dinlenme ve gündüzü çalışma zamanı kıldık.
Rahmetinin önünde rüzgârı haberci olarak gönderen O'dur. Biz, gökten tertemiz bir su indirdik.
Ki o yağmurla ölü bir beldeyi canlandırmak, yaratmış olduğumuz hayvanları ve insanları suya kavuşturmak içindir.
Ant olsun ki Biz, öğüt almaları için onu, onların aralarında paylaştırdık. Ancak insanların çoğu nankörlük etmekte direttiler.
Eğer dileseydik, elbette her beldeden bir uyarıcı çıkarırdık.
Öyleyse gerçeği yalanlayan nankörlere boyun eğme. Onunla¹ onlara karşı var gücünle büyük bir mücadeleye giriş.
Ve iki denizi serbest bırakan O'dur; biri lezzetli ve tatlı, diğeri tuzlu ve acı. Aralarına bir perde koydu. Birbirlerine karışmalarını engelledi.
O, beşeri¹ sudan yarattı. Sonra onu, soy sop ve akraba sahibi kıldı. Senin Rabb'in her şeye güç yetirendir.
Allah'ın yanı sıra kendilerine bir yararı da zararı da olmayan şeylere kulluk ediyorlar. Gerçeği yalanlayan nankör, Rabb'ine karşı olanın destekçisidir.
Biz, seni haberci ve uyarıcı olmanın dışında başka bir şey için göndermedik.
De ki: “Yaptığım çağrı için; sizden, Rabbinizin yolunu seçmenizi istemekten başka bir ücret istemiyorum.”¹
1- Hiçbir nebi, dini geçim kaynağı yapmadı. Nebi'nin yolunu izlediklerini iddia edenler, bu iddialarında samimi iseler; din üzerinden para kazanmaktan vazgeçsinler. Özellikler, Kur'an'ı ticarete konu edenler, bu uyarıyı dikkate almalıdırlar.
Ve sen, ölümsüz olana¹ güvenip dayan. Ve O'nu övgü ile yücelt. O'nun kullarının suçlarından haberdar olması sana yeter.
O; gökleri, yeryüzünü ve ikisinin arasındakileri altı günde¹ yarattı. Sonra arş üzerine istiva etti.² O, Rahmân'dır. Öyleyse her şeyden haberdar olandan iste.
1- Altı devrede, altı bölümde, altı aşamada, altı günde. 2- Evrenin egemenliğini ve yönetimini eline aldı.
Ve onlara, “Rahman'a secde edin.” dendiği zaman, “Rahman da neymiş? Senin bize buyurduğun her şeye secde mi edeceğiz?” dediler. Bu çağrın onların nefretlerini arttırdı.
Gökte burçlar yapan ve orada bir Çerağ¹ ve aydınlatan Ay'ı yapan ne mübarektir.
1- Işık saçan, ışık kaynağı, Güneş.
Ve O, öğüt almak veya şükretmek isteyenler için gece ile gündüzü art arda izletendir.
Rahman'ın kulları yeryüzünde alçak gönüllülükle yürürler. Cahiller, onlara laf attıkları zaman, “Selam.”¹ derler.
1- Esen kalın, bizden size zarar gelmez.
Onlar, Rabblerinin buyruklarına tabi olmada ve yerine getirmede önlem alırlar ve özenli davranırlar.¹
1- Bu ayete, “Onlar, gecelerini Rabb'lerine secde ve kıyam ederek geçirirler.” şeklinde anlam verilmektedir. Kanaatimizce, bu doğru değildir. “Gecelenirler veya gecelerler şeklinde “yebitune” sözcüğüne doğrudan “gece” anlamı vermek doğru değildir. Bu sözcüğün gece ile anlamsal bağı var, ancak bu bağ; önlem almada, plan yapmada, gizlilik esas olduğu için ve gizlilik içeren şeyler de mecaz olarak gece ile yani karanlık ile ilişkilendirilerek kurulmuş bir bağdır. Bir önceki ayette, cahillerle karşılaşmada gösterilecek davranışın nasıl olması gerektiğinden söz edilmişti. O ayetin devamı olarak bu ayette de özenli ve dikkatli davranmaya dikkat çekilmiştir. Kök anlamı b-y-t olan bu sözcük, türevleri ile birlikte geçtiği birçok ayette mecaz anlamıyla dikkatli olmayı, önlem almayı, plan ve program yapmayı ifade etmektedir. Gecenin doğrudan sözcük karşılığı L-y-l olduğu dikkate alındığında “byt” sözcüğünün mecaz olarak geceyi ifade ettiği, hatta uyumak anlamına geldiği söylenebilir.
Onlar: “Rabbimiz Cehennem azabını bizden uzaklaştır. Kuşkusuz onun azabı sürekli bir yok oluştur.” derler.
Kuşkusuz o, kötü bir konaklama yeri ve konaktır.
Onlar, infak¹ ettikleri zaman israf da cimrilik de etmezler. Bu ikisi arasında bir denge kurarlar.
Onlar, Allah'la birlikte başka bir ilaha dua etmezler. Allah'ın haram kıldığı canı geçerli bir neden olmadıkça öldürmezler. Zina yapmazlar. Kim bunları yaparsa günah işlemiş olur.
Kıyamet Günü onun azabı katlanır ve orada sürekli horlanmış olarak kalır.
Ancak tevbe eden, iman edip salihatı yapanlar¹ hariç. Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
1- Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, iyi olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.
Kim tevbe eder ve salihatı yaparsa, kuşkusuz o, bağışlanmış olarak Allah'a döner.
Onlar, yalan yere tanıklık etmezler. Boş ve anlamsız bir şeyle karşılaştıkları zaman, onurlu ve erdemlice oradan uzaklaşırlar.
Onlara, Rabblerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onlara karşı kör ve sağırmış gibi görmezden gelmezler.
Ve onlar, “Rabbimiz! Eşlerimizden ve soyumuzdan bize göz aydınlığı bağışla. Ve bizi takva sahiplerine önder yap!” derler.
İşte onlar, sabretmelerine karşılık yüksek makamlarla ödüllendirilecekler. Orada saygınlık ve esenlik dilekleriyle karşılanacaklardır.
Sürekli orada kalacaklardır. Orası ne güzel bir konaklama yeri ve konaktır.
De ki: “Başkasına yalvarmanız olmazsa Rabbim sizi ne yapsın?¹” Oysaki siz yalanladınız. Bunun karşılığını yakında göreceksiniz.
1- “Başkasına yönelmez, onlardan yardım istemezseniz Allah sizi ne diye cezalandırsın!” Bak: Nisa 147