1- Bu ayetin çevirisi, etik olmayan ve Kur'an'ın nezihliğine yakışmayan argo bir dille; “Göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar” veya “tomurcuk göğüslü aynı yaşta genç kızlar.” şeklinde yapılmaktadır. Ayet, “Kevâib” ve “Etrab” olmak üzere iki sözcükten oluşmaktadır. Kevâib; görkemli, yüce, değerli, yüksek, aşık kemiği, topuk, küp gibi anlamlara gelen “keab” kökünden gelmektedir. Eril ve dişil cisimlerin her ikisini de kapsayan bir sözcüktür. “Etrab” sözcüğü ise, akran, yaşıt, emsal, eş zamanlı, dengi dengine, aynı seviyede” demektir. Dolayısı ile ayetin doğru çevirisi, “birbirine denk, görkemli eşler” şeklindedir. Bu ayete, “Birbiri ile uyumlu üzüm salkımları” veya “Topraktan yumrular.” Yani topraktan çıkan yumru bitkiler olarak da anlam verilmektedir. Keab sözcüğü
5:97 de Kâbe,
5:6' da ise ayak topukları anlamında kullanılmaktadır.