16. Nahl Suresi Meali

Allah’ın emri mutlaka gelecektir. O’nu acele ederek istemeyin. Bütün noksanlıklardan uzak olan Allah, onların kendisine ortak koştukları şeylerin hepsinden yücedir.
Allah, kendinden emir olarak melekleri vahy (Kitap) ile ”Ben Allah’dan başka ilah yok, yalnızca benden korunun” diye insanları uyarmaları için, kendisinin seçmiş olduğu kullarından dilediğine indirir.
Allah gökleri ve yeri amaçladığı planına uygun bir şekilde yaratmıştır. O, onların ortak koştuklarından çok çok yücedir.
Allah insanı bir damla sudan yarattığı halde, insan hemen yaratanına karşı hasım kesiliyor.
(Etinden, sütünden, güçlerinden ve derilerinden faydalandığınız) Evcil hayvanları sizin için yaratmış, onlardan elbise yaparak ısınır, başka şekilde faydalanır ve etlerinden de yersiniz.
(Bu hayvanları) Akşam eve getirdiğinizde ve sabah çayıra saldığınızda, sizin hoşunuza giden güzellikler var.
Ancak çok büyük sıkıntılarla ulaşamadığınız bedelere yüklerinizi bu hayvanlar ile taşırsınız. Rabbiniz (size karşı) çok şefkatli ve çok merhametlidir.
Atları, katırları ve eşekleri sizin onları binek olarak kullanmanız ve aynı zamanda sizin için bir güzellik olması için yaratmıştır. Allah bilmediğiniz daha pek çok şeyleri de yaratmıştır.
Üzerinde yürünüp gidilen yollardan doğru olanını belirlemek, Allah’a aittir. Allah dileseydi sizi toplu halde doğru yola iletirdi.
Gökten sizin için su indiren (yağmuru yağdıran) O dur. O su, sizin, ağaçların (bitkiler) ve otlattığınız hayvanların içeceğidir.
O suyla (Allah) sizin için ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve her türlü meyveler bitirir. Düşünebilen bir topluluk için bunlarda alınacak ibretler vardır.
Yine Allah geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin emrinize (kullanmanıza) amade kıldı. Yıldızlarda O nun emri ile sizin hizmetinizdedir. Aklını kullanan bir toplum için, bunlarda da ibretler vardır.
Yeryüzünde sizin faydalanmanız için, çeşitli ve farklı renklerde bitkiler bitirmiştir. Bunlarda da (Rabbinin büyüklüğünü) hatırlayanlar için ibret alınacak çok şeyler var.
Taze etler yemeniz, üzerlerinize taktığınız süsleri çıkarmanız için, Allah denizi de sizin kullanımınıza sunmuştur. Lütfundan rızık aramanız için kullandığınız gemilerin, denizlerde farklı yerlere gittiğini görürsün ki, belki (Rabbinize) şükredersiniz.
Yeryüzüne sizin için referans olsun diye dağlar, nehirler ve yollar yerleştirdik ki, (gideceğiniz) yollarınızı onlarla doğru bulursunuz.
Ve (başka) işaretleri (koyduk), yıldızlar ile onlar gidecekleri yollarını bulurlar.
Hiç yaratan ile yaratamayan bir olur mu? Düşünmüyor musunuz?
Eğer Allah’ın sizin için yarattığı nimetlerini, saymaya kalksanız, kesinlikle sayamazsınız. Şüphesiz ki Allah bağışlayan ve merhamet edendir.
Allah, sizin içinizde gizlediklerinizi de bilir, açıkça söylediklerinizi de bilir.
Allah’dan başka dua ettikleriniz hiçbir şey yaratamazlar. Çünkü onlar kendileri yaratılmışlar.
Ölüler yaşayanlar değiller ki, ne zaman diriltileceklerini bilmezler?
İlahınız tek bir ilahdır. Ahiret gününe inanmayanlar, kendilerini büyük gördükleri için, kalpleri hep inkâr içerisindedir.
Ama hiç şüphe yok ki Allah onların içlerinde sakladıklarını da, açıkça söylediklerini de bilir. Elbet ki O, büyüklük taslayanları sevmez.
Kendini beğenmişlere “Rabbiniz ne indirdi?” diye sorulduğu zaman, “Öncekilerin masallarını” derler.
Onlar (vahye, öncekilerin masalları diyenler) kıyamet gününe kadar, bu ortaya attıkları sözün vebalini yüklensinler ve ayrıca cehalet içerisindeki, bu sözle saptırdıkları kimselerin vebalini de taşısınlar. Yüklendikleri şeyler ne kadar kötü.
Onlardan öncekiler de pek çok tuzaklar (hileler) hazırladı. Allah da oturdukları binalarına (azap emrini) vermiş, binalarının tavanları da üzerlerine çöküvermiş ve böylece azap, onlara bilmedikleri bir yerden gelivermiştir.
Sonra Allah, kıyamet günü onları alçaltacak ve “Sizlerin, farklı farklı ilahlar kabul edip bana ortak koştuklarınız nerede?” diye soracak. Kendilerine ilim verilenler “Bu gün alçaklık ve kötülükler, hakkı inkâr edenlerin üzerine olacak” derler.
Meleklerin canlarını aldığı, kendi kendilerine zulmedenler “Biz kötü bir şey yapmıyorduk” diyerek güvencede olmaları için mazeret atarlar. Hâlbuki Allah sizin ne yaptığınızı çok iyi bilendir.
“Sürekli kalmak üzere cehennem kapılarından girin. Allah’a karşı büyüklük taslayanlar için, kalınacak yer olarak ne kadar kötü bir yer.”
Allah’dan korunanlara “Rabbiniz ne indirdi?” denildiğinde onlar “iyilikler” indirdi derler. Dünyada iken iyi ve faydalı şeyler yapanlar için güzellikler olup, ahiret yurdunda da onlar için daha güzel şeyler var. Allah’dan korunanların kalacakları yerler ne kadar güzel.
Sürekli olarak kalacakları, altlarından ırmakların aktığı adn cennetlere (sürekli kalınan bahçelere) girerler. Orada onların diledikleri her şey var. İşte, Allah’ın korunanlara verdiği karşılık böyledir.
Melekler canlarını aldıkları ter temiz olanlara “Allah’ın güven ve selameti sizin üzerinize olmak üzere, yaptıklarınızın karşılığı olarak bahçelere (cennetlere) girin” derler.
Onlar, meleklerin kendilerine gelmelerini veya Senin Rabbinin emrinin gelmesini mi bekliyorlar? Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Allah, onlara haksızlık yapmadı. Ancak onlar kendi kendilerine haksızlık yaptılar.
Böylece, yaptıklarının karşılığında onlara kötülükler isabet etti ve alay ettikleri şeylerde onları kuşatmış oldu.
Allah’a ortak koşanlar “Allah dileseydi, biz ve atalarımız ondan başka hiçbir şeye kulluk etmez ve onun haram ettiğinden başka şeyleri de haram etmezdik” dediler. İşte, onlardan öncekilerde bu şekilde yapmıştı. Elçilere düşen, yalnızca açıkça tebliğ etmektir.
Her toplum (ümmet) içerisine “Yalnızca Allah’a kulluk edin ve Allah’a karşı gelen her türlü azgınlardan da uzak durun” diyen elçiler gönderdik. O toplum içerisinden Allah’ın doğru yola ilettikleri olduğu gibi, sapıklık içerisinde bırakılmalarını hak edenler de oldu. Yeryüzünü şöyle bir dolaşın bakalım da, yalanlayanların durumu ne hale gelmiş, görün.
Onların doğru yola gelmeleri için, ne kadar çaba gösterirsen göster, şüphesiz ki Allah’ın sapıklık içinde bıraktıklarını doğru yola iletmez ve onların yardımcıları da yoktur.
Birde, Allah’ın ölenleri yeniden diriltmeyeceğine dair, Allah adına yemin edip duruyorlar. Tam tersine, Allah’ın yeniden diriltme sözü, mutlak gerçekleşecektir. Ama insanların pek çoğu bunu bilmiyor.
(Bu diriliş) Onların aralarında ihtilaf edip çekiştiği konuların, açıkça ortay çıkması ve gerçekleri inkâr edenlerin kesinlikle yalancı olduklarını bilmeleri içindir.
Dikkat edin! Biz bir şeyin olmasını dilediğimizde ki sözümüz, yalnızca ona “Ol” deriz, o da hemen olur.
Zulüm ve baskı gördükten sonra, Allah yolunda hicret edenleri, dünyada kesinlikle daha güzel yerlere yerleştiririz. Ahiret yurdundaki karşılıklarının daha büyük olduğunu bir bilseler.
İşte, Allah’a olan inançlarında direnç (sabır) gösterenler ve yalnızca Allah’a güvenip dayananlar bunlardır.
Senden öncede birtakım adamlara vahyederek, onları da (kendi toplumlarına) göndermiştik. Eğer (bu konuları) bilmiyorsanız zikir ehline (vahiy kültüründen haberdar olanlara) sorun.
Onlar açık deliller ve vahy den oluşan sayfalarla gönderildiler. Sana da, öğütlerle dolu kitabı, onlara indirilenleri açıkça bildirmen için indirdik ki, belki düşünürler.
Sürekli olarak inananlara tuzak ve hileler kuranlar, Allah’ın onları yere batırmasından veya onların haberlerinin olmadığı bir zamanda, azapla yakalamasından güvende mi oldular?
Veya bulundukları yerde dolaşırlarken azap onları yakalarsa bu durumda onların Allah’ı engelleyecek güçleri var mı?
En çok korktukları bir sırada, onları yakalamayacağımızdan emin mi oldular? Senin Rabbin kullarına karşı çok şefkatli ve çok merhametlidir.
Onlar Allah’ın yarattığı herhangi bir şeye bakmıyorlar mı? Gölgelerinin (güneşin hareketine göre) sağa ve sola dönerek, Allah için yere düşmüş olarak uzaklaştığını görürler.
Göklerde ve yerde olan canlılardan ve meleklerden her biri, Rablerine karşı büyüklük taslamadan, O’na secde edip kapanırlar.
Üzerlerinde olan Rablerinden korkarak, emredildikleri şeyleri kayıtsız yaparlar.
Allah onlara “İki ilah edinmeyin. Yalnızca tek ilah O dur, ancak benden korkun” demiştir.
Göklerde ve yerlerde olan her şeyin sahibi O dur. Sürekli ve değişmez kuralların konulduğu yegâne din de O’na aittir. O halde, sakınacağınız Allah’dan başkaları mı var?
Sizin elinizde olan her nimet Allah’dandır. Size bir zarar dokunduğunda, O’na seslenirsiniz (çağırırsınız).
Üzerinizden size dokunan zararı kaldırdığında, sizden bir gurup, hemen Rablerine ortaklar koşmaya başlar.
Onlara verdiğimiz nimetleri inkâr etsinler ve sonra bir süre yaşayın. Ama sonra (inkâr etmenizin) karşılığını öğreneceksiniz.
Bizim onları rızıklandırmamızdan, mahiyetini bilmedikleri şeyler için, kendilerine bir pay çıkartıyorlar. Allah’a yemin olsun ki uydurduğunuz her şey hakkında mutlaka sorguya çekileceksiniz.
Kızlar Allah’a aittir yakıştırmasını yapıyorlar. Allah, onların canlarının istediği şeylere sahip olmaktan çok uzaktır.
Onlardan birisine kız çocuğu olduğu müjdesi verildiğinde, öfkelenerek, yüzü simsiyah kesilir.
Aldığı müjdenin kötülüğünden dolayı, toplumdan gizleyip, bu rezaleti evinde tutsun mu? Yoksa onu toprağa mı gömsün? Verdikleri karar ne kadar kötü değil mi?
Kötü misaller (kararlar) vermek ahiret’e inanmayanların yaptığıdır. Güçlü ve her şeyin hükmünü veren Allah ise en yüce misalleri verendir.
Eğer Allah insanları yaptıkları zulümden dolayı hemen yakalasa idi, yeryüzünde hiçbir canlı kalmazdı. Yalnızca belirlenmiş bir vakte kadar onlara süre tanıyor. Zamanları dolduğunda ne bir saat geciktirilirler, nede bir saat öne alınırlar.
Hoşlarına gitmeyen şeyleri ve ağızlarıyla uydurdukları yalanları Allah’a nispet ediyorlar ve güzel olan şeyleri de kendileri sahipleniyorlar. Şurası muhakkak ki ateş onlarındır ve ateşin içinde onlarla hiç ilgilenilmez.
Allah’a yemin olsun ki senden önceki toplumlara da elçiler gönderdik. Şeytan (aldatıcı güçler) onlara yaptıklarını süslü gösterdi. Bu gün (dünya hayatında) onların sığındıkları şeytandır ama (hesap gününde) onlar için acıklı bir azap vardır.
Kitabı sana, ihtilaf içerisinde olanların ayrılığa düştükleri konuları açıklaman için indirdik. O kitabın içeriğinde, inanan bir toplum için doğru yolu gösteren ve onlar için rahmet dolu ayetler vardır.
Allah gökten su indirir ve ölümünden sonra, o suyla yeryüzünü diriltir. İşiten bir toplum için bunda alınacak ibretler vardır.
Evcil hayvanlarda da sizin için ibret var. Yedikleri ile kan arasından oluşan ve karınlarından çıkan, içenler için, katkısız, lezzetli ve içimi kolay olan sütlerini size içiririz.
Hurma ve üzümlerin meyvelerinden sarhoş edici içkiler elde ettiğiniz gibi, onlardan güzel rızıklar (yiyecekler) da hazırlarsınız. Aklını kullanan bir toplum için bunlarda da alınacak ibretler var.
Rabbin arıya “Dağlarda veya ağaçlarda veya insanların yükseklere hazırladıkları yerler (kovanlar) da evler edinin” diye vahy etti.
Sonra “Her türlü meyveden yiyin ve Rabbinin her türlü yollarına boyun eğerek gidin” dedik. Arıların karınlarından çeşitli renklerde, insanlar için şifa olan bir içecek (bal) çıkar. Düşünebilen bir toplum için bunlarda alınacak ibretler var.
Allah sizi yaratıp sonrada sizi öldürür. Sizin içinizden ömrünün en düşkün (rezil) çağına kadar yaşattığı ve bildiği şeyleri bilmez duruma gelen kimseler var. Allah her şeyi bilen ve her şeyi ona göre planlayandır.
Allah, sizin bir kısmınızı, rızık olarak bir kısmınıza üstün tuttu. Kendilerine fazla rızık verilenler, sorumlulukları altındakileri rızıklandırmaktan kaçınıyorlar. Hâlbuki rızıklanma hususunda eşittiler. Yoksa onlar Allah’ın nimetlerini mi yalanlıyorlar?
Allah size, kendiniz gibi insan olan eşler var etmiş ve bu eşlerden de oğullar, torunlar ve rızıklanmanız için temiz yiyecekler vermiştir. Şimdi bu nimetlerden sonra batıl olan şeylere mi inanıyorlar ve Allah’ın nimetlerini inkâr mı ediyorlar?
Göklerde ve yerde hiçbir şeyi kendilerine rızık olarak veremeyen, Allah’dan başkalarına kulluk ediyorlar. Tapındıkları onlara rızık vermeye asla güçleri de yetmez.
Allah’ı misaller vererek anlatmayın. Allah her şeyi bilir, siz bilemezsiniz.
Allah size hiçbir şeyi kendisi için planlamaya gücü yetmeyen sahipli bir köle insanla, kendisine güzel bir rızık verdiğimiz ve bu rızıklardan gizli ve açık ihtiyaç sahiplerine veren iki insanı misal veriyor. Şimdi bu ikisi gibi olanlar eşit midir? Hamd (övgü) bütünüyle Allah’a aittir. Ama onların çoğu bunu bilmiyor.
Yine Allah iki adamı misal olarak anlatıyor. İkisinden birisi dilsiz ve kendisi için hiçbir şeyi planlamaya gücü yetmiyor ve sahibine yük. Sahibi onu hangi işe yönlendirse bir işe yaramıyor. Birde doğru bir yol üzerinde olup, adaletli olmayı emreden diğer bir adam var. Şimdi o dilsiz ve sahibine yük olan köle ile adaleti emreden ve doğru yolda olan kişi eşit midir?
Göklerin ve yerlerin bilinmeyenlerinin (gayb) bilgisi Allah’a aittir. Kıyamet saatinin oluşması, bir göz açıp kapaması, hatta ondan daha yakındır. Allah elbetteki her şeyi bir plan üzerine yapandır.
Allah, sizler henüz hiçbir şey bilmezken, annelerinizin karnından sizi çıkarandır. Şükredesiniz diye size, kulak, göz ve kalp vermiştir.
Göğün boşluğunda, yaratanının emriyle uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları (havada) tutan Allah’dır. Bu gözlemlemede, inanan bir toplum için alınacak ibretler vardır.
Allah, evlerinizi sükûnet içinde dinlenebileceğiniz mekânlar kıldı. Göçebe hayatı yaşadığınızda veya sabit bir yere yerleştiğinizde kolayca taşıyabileceğiniz hafiflikte, hayvanların derilerinden evler (çadırlar), yünlerinden, tüylerinden ve saçlarından ev eşyaları yapmanızı sağladı (öğretti). Onları belli bir zamana kadar kullanırsınız.
Allah, yarattığı varlıklardan (rahatlayabileceğiniz) gölgeler var etmiş, dağlardan sığınacağınız yerler meydana getirmiş ve sizi sıcaktan koruyan elbiseler yapmayı ve yine savaşlarda tehlikelerden koruyan elbiseler (zırhlar) yapmayı öğretmiştir. Böylece Allah üzerinize nimetlerini tamamladı ki, belki O’nun koyduğu kurallara teslim olursunuz.
Allah’ın bu mesajlarından da yüz çevirirlerse, sana düşen yalnızca açık ve anlaşılır bir şekilde anlatmaktır.
Onlar Allah’ın nimetlerini çok iyi bildikleri halde, sonradan o nimetleri inkâr ediyorlar. Onların pek çoğu, mutlak olan doğruları kabul etmeyenlerdir.
O gün (hesap günü) her toplumun içerisinden şahitler getiririz ki, inkâr edenlerin gereksiz konuşmalarına ve kendilerine göre mazeret uydurmalarına izin verilmez.
Kendilerine haksızlık yapanlar (zalimler) azabı gördüklerinde, bundan sonra azap onlardan hafifletilmez ve onların yüzüne de hiç bakılmaz.
Yine Allah’a ortak koşanlar, kendilerini Allah’a ortak koştukları kimseleri gördüklerinde “Ey Rabbimiz! Seni bırakıp da, kendilerinden yardım talep (dua) ettiklerimiz işte bunlar” derler ve onlara “Sizler gerçekten yalancılarmışsınız” diye laf atarlar.
Onlar hesap günü Allah’a teslim olduklarını bildirirler. Ama dünyada iken uydurdukları her şey onlardan uzaklaşmıştır.
İnkâr edenlere ve Allah yolundan insanları çevirenlere, Allah’ın dininde kargaşa (fesat) çıkarmalarından dolayı, artırarak azap üstüne azap vereceğiz.
O hesap günü her toplum içinden, onlara şahitlik yapacak kendi içlerinden bir şahit getireceğiz ve seni de, müslümanlar için doğru yolu gösteren, rahmet ve müjde olarak sana indirdiğimiz kitabın içinde her şeyin açıklandığına dair şahitlik yapman için getireceğiz.
Allah, adaletli olmayı, insanlara iyilikler yapılmasını, akrabalara ihtiyaçlarını karşılayacak şeylerin verilmesini emrediyor. Hayâsızlığın, çirkin şeylerin yapılmasını ve (Allah’a) isyan etmeyi yasaklıyor. Düşünesiniz diye Allah size böyle öğütler veriyor.
Aranızda yaptığınız antlaşmalara ve Allah ile yaptığınız antlaşmalara uyun. Allah’ı kefil göstererek, sağlam bir şekilde yaptığınız yeminleri bozmayın, zira Allah, yaptığınız şeylerin hepsini biliyor.
Sağlamca örgüsünü ördükten sonra, örgüsünü söken kadınlar gibi olmayın. Siz diğer inanç sahiplerinden (Yahudi, Mecusi, Ateist, Hıristiyan, Budist) sayıca kalabalık olmanızdan dolayı, yeminlerinizi aranızda bir topluluğa galebe çalmak için vasıta (baskı) olarak kullanıyorsunuz. Allah yeminlerinizle sizi deniyor. Aranızda ihtilaf ettiğiniz konuları, kıyamet gününde elbetteki açıklayacaktır.
Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Ancak, Allah isteyeni sapıklık içinde bırakır, isteyeni de doğru yola iletir. Şüphesiz ki yaptığınız her şeyden sorulacaksınız.
Aranızda yeminlerinizi istismar vasıtası olarak kullanmayın. Ayaklarınız sağlamca bastıktan sonra kaydırırsınız ve Allah yolundan sapmanızdan dolayı da çok kötü bir azap tadarsınız. Aynı zamanda sizin için (kıyamet günü) büyük bir azap vardır.
Allah ile yaptığınız antlaşmaları çok ucuz bir değer karşılığında satmayın. Eğer bilirseniz, Allah’ın yanında elde edecekleriniz daha hayırlıdır.
(Antlaşmaları bozarak) Elde ettikleriniz tükenir. Hâlbuki Allah’ın katında elde ettikleriniz kalıcıdır. Sabredip inançlarından taviz vermeyenlere (sabır edenlere), yaptıklarının en güzeli ile elbette karşılık vereceğiz.
Erkeklerden veya kadınlardan Allah’a inanmış olarak, kim doğru ve güzel işler yaparsa, onlara tertemiz bir hayat yaşatırız ve hesap gününde de yaptıklarının en güzeli ile karşılığını kesinlikle veririz.
Kur’an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.
Şeytanın, inananlar ve Allah’a güvenip dayananlar üzerinde hiçbir etkisi yoktur.
Onun güç yetirdiği kimseler, ancak kendisine sığınanlar (veli edinenler) ve Allah’a ortak koşanlardır.
Allah, ne indirdiğini bildiği halde, biz bir ayetin yerine başka bir ayeti değiştirdiğimizde “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Ama onların çoğu bilmiyorlar.
Onlara deki “İnananların imanlarını güçlendirmek, doğru yolu göstermek ve teslim olanları müjdelemek için, Rabbinden gerçek doğruların olduğu Kur’an’ı sana Ruh-ul Kudüs indirmiştir.”
Onların “Ona (Muhammed’e) bir insan öğretiyor” dediklerini biliyoruz. Hâlbuki (Muhammed’e) Öğretmekle itham ettikleri kişinin dili yabancı bir dil. Ama bu (Kur’an) açıkça Arapça dil.
Allah’ın ayetlerine inanmayan kimseleri Allah asla doğru yola iletmez ve inanmayanlar içinde acıklı bir azap vardır.
Allah’ın ayetlerine inanmayan kimseler Allah adına yalan uyduruyorlar. İşte böyleleri yalancıdırlar.
Kalbi iman ile dolu olduğu halde inkâr etmeye zorlananların dışında, kim imanından sonra inkâr eder ve kalbini küfre açarsa, onlar üzerine Allah’dan bir öfke ve büyük bir azap vardır.
İşte bu (duruma düşmelerinin sebebi), ahiret hayatına karşılık, dünya hayatını daha çok sevmelerindendir. Şüphesiz ki Allah hakkı inkâr edenler topluluğunu doğru yola iletmez.
Allah’ın kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimseler, doğrulardan habersiz olanlardır.
Şurası kesindir ki onlar ahirette kaybedenlerden olacaklar.
Sonra senin Rabbinin, başlarına gelen belalardan (fitne) sonra, oraları terk edip hicret edenleri, mücadele edenleri (savaşanlar) ve başlarına gelenlere sabredenleri, elbette ki Rabbin bağışlayan ve onlara merhametli olandır.
O gün (kıyamet günü) her nefis, kendini kurtarmanın mücadelesini vererek gelir. Ancak o gün her nefse, yapmış olduklarının karşılığı ödenir ve asla haksızlığa uğratılmazlar.
Allah size bir kasabanın misalini verir. Herkes güven içinde ve bulundukları durumdan memnun, rızıkları her yerden bolca gelirken, sonra onlar Allah’ın nimetlerini inkâra kalkıştılar. Allah da onlara yaptıklarının karşılığında, açlık ve korku azabını tattırmıştı.
Hâlbuki onlara kendi içlerinden bir elçi gelmişti de onlar, o elçiyi yalanlamıştı. Zulümlerine devam ettikleri bir zamanda onları azap yakalamıştı.
Allah’ın size rızık olarak verdiklerinin helal ve temiz olanlarından yiyin. Eğer yalnızca O’na kulluk etmek istiyorsanız, nimetlerinden dolayı Allah’a şükredin.
Allah size ölü etini (leş), kanı, domuz etini ve Allah’dan başkası adına kesilenleri yemeyi yasaklıyor. Kim zorda kalırsa onların haramlılığına (helal etmeye kalkarak) isyan etmemek ve haddi aşmamak koşuluyla yiyebilir. Allah bağışlayan ve merhamet edendir.
Dillerinizde yalanları alışkanlık haline getirip, Allah adına yalan söyleyerek, rast gele bu helaldir, şu haramdır demeyin. Allah adına yalan söyleyenler, asla kurtuluşa eremezler.
(Bu şekilde yalanlarla) Bir müddet yaşayıp giderler ama onlar için acıklı bir azap vardır.
Yahudi olanlara da daha önceden, sana anlattıklarımızı haram etmiştik. Allah onlara zulmetmedi ama (Bu yasaklara uymamalarından dolayı) onlar kendi nefislerine zulüm ettiler.
Sonra Rabbin, bilgisizce kötülük yapan ve yaptığı kötülükten sonra tövbe edip doğru işler yapanların (tövbelerini kabul eder). Şüphesiz ki senin Rabbin tövbeden sonra bağışlayıcı ve merhametlidir.
İbrahim, Allah’a gönülden kulluk eden, yalnızca doğruya yönelen (hanif) bir ümmetti. Aynı zamanda İbrahim hiçbir zaman müşriklerden olmadı.
O’nun nimetine şükreden bir kul oldu. Rabbi onu seçti ve dosdoğru bir yola iletti.
Ona dünyada güzellikler verdik ve ahirette de o salihlerden oldu.
Sonra sana da “Hep doğruları ve gerçekleri araştıran (hanif olan) İbrahim’in dinine uy” diye vahyettik. İbrahim asla müşriklerden değildi.
Allah’ın (koyduğu emirler ve yasakları) dini hakkında ihtilaf edenleri ayırmak için, cumartesi günü (avlanma) yasağı koyduk. Allah onların ihtilaf ettikleri konularda kıyamet günü hükmünü verecektir.
Sen, Rabbinin yoluna hikmetli sözler ve güzel öğütler vererek davet et. Onlarla en güzel şekilde mücadele et. Rabbin kendi yolundan sapanları ve kendi yoluna uyanları en iyi bilendir.
Siz, mücadele ettiğiniz kimselere karşılık verecekseniz, onların size söylediklerinin (hakaretlerinin) misliyle mukabele edin. Eğer sabırlı davranırsanız (öfkelerinizi tutarsanız), sabredenler için bu daha hayırlıdır.
Sabret. Senin sabır etmen, yalnızca Allah‘a güvenmendir. Onların hazırladığı plan ve tuzaklardan dolayı canını sıkma.
Allah, kendisinden korunanlar ve iyilik yapanlarla beraberdir.