Ey İnsanlar! Sizi tek bir nefisten, aynı nefisten (cins-insan nevi) eşini yaratan, ikisinden de erkekler ve kadınları çoğaltıp (yeryüzüne) yayan Rabbinizden korunun. (Dualar ile) İsteklerde bulunduğunuz Allah’dan ve akrabalık bağlarına (uymamazlıktan) korunun. Şüphesizki Allah sizi her zaman gözetendir.
Yetimlere mallarını verin, pis şeylerle temiz olanları değiştirmeyin ve yetimlerin mallarını mallarınıza katıp yemeyin. Böyle yapmak büyük bir suçtur.
Eğer yetimler hakkında (ihtiyaçlarını karşılamada) dengeyi sağlayamayacağınızdan korkuyorsanız, sizin kendinize uygun olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder… Adet eşler nikâhlayın. Eğer aralarında adaleti gözetemeyeceğinizden korkarsanız bir tane eşle veya sahibi olduğunuz cariyelerle yetinin. Bu uygulama, haksızlık etmemenize daha uygundur.
“Kadınlara mehirlerini hakları olarak, kendiliğinizden (gönül hoşluğuyla) verin. Eğer kadınlar size kendiliklerinden mehirlerinden ne kadarını bağışlarlarsa, onları rahatlıkla şüphe etmeden yiyebilirsiniz.
Yaşamınızı ayakta tutması için Allah’ın var ettiği mallarınızı, aklını kullanamayanlara (beyin özürlü veya ergenliğe ulaşmamış kimselere) vermeyin. Onların geçimlerini temin edin, giydirin, güzel ve uygun sözler söyleyin.
Yetimleri evlenme çağlarına gelene kadar onları deneyin. Eğer kendi kendilerine yeterliliğe (rüşd çağına) eriştiklerine kanaat getirirseniz, onlara mallarını geri verin. Sakın ola ki büyüyecekler de mallarını alacaklar diye, tez elden yetimlerin mallarını yiyip tüketmeyin. (Mallara vesayet eden) Zengin ise mümkün olduğu kadar emanet malları az kullansın, kimde fakir ise, örfe uygun bir şekilde ihtiyaçlarını karşılayacak kadar yesin. Rüştlerine erip de yetimlerin mallarını onlara iade edeceğiniz zaman, malların teslimi anında şahitler bulundurun. Allah hesap görücü olarak yeter.
Ana babanın ve akrabaların Ana babanın ve akrabaların bıraktıkları mirastan erkekler için bir pay olduğu gibi, yine kadınlar içinde, ana baba ve akrabaların bıraktıklarında az olsun veya çok olsun, farz olunmuş bir pay vardır.
Miras taksiminde yakın akrabalar, yetimler ve fakirler hazır bulundukları zaman, dağıtılan mirastan onları rızıklandırın ve onlara gönül alıcı sözler söyleyin.
Arkalarında zayıf bir zürriyet (küçük çocuklar) bırakanlar nasıl ki (mirastaki paylarını alamayacaklar diye) onlar için korkuyorlarsa, o çocuklar üzerine (mirası dağıtanda adaletsiz dağıtımdan) korksun. Allah’dan sakınsın ve dağıtımda sözün en doğrusunu söylesin.
Yetimlerin mallarını haksızlık yaparak yiyenler bilsinler ki, mutlaka ateşi karınlarına indirmişlerdir. Aynı zamanda yakıcı ateşe de atılacaklardır.
Allah miras taksiminde evlatlarınızdan bir erkeğe, iki kızın payının verilmesini tavsiye ediyor. Eğer mirasçı kadınlar ikinin üzerinde (üç, dört, beş…) iseler, bırakılan mirasın üçte ikisi onlarındır. Eğer mirasçı kadın tek ise, yarısı onundur. Miras bırakanın bir çocuğu varsa, ana babasına bıraktığı mirasdan, her birine altıda bir pay vardır. Eğer miras bırakanın çocuğu yoksa ve ana babası mirasçısı ise, annenin payı üçte birdir. Eğer bir kız kardeşi varsa, borçlarından ve vasiyetinden sonra, kalandan annenin payı altıda birdir. Babalarınız ve oğullarınızın size fayda bakımından hangisinin daha yakın olduğunu bilemezsiniz. (Bunlar sizin için) Allah’ın farz kıldıklarıdır. Şüphesiz Allah her şeyi bilen ve hükmünü ona göre verendir.
Eşlerinizin çocukları yoksa bıraktığı mirasın yarısı sizindir. Eğer eşinizin çocukları varsa o zaman, vasiyeti ve borçlarından sonra kalanın dörtte biri size düşer. Aynı şekilde, sizinde çocuğunuz yoksa bıraktığınız mirasın dörtte biri karılarınıza aittir. Eğer bir çocuğunuz varsa, borçlarınızdan ve tavsiye ettiğiniz vasiyetten sonra kalanın sekizde biri eşlerinize düşer. Eğer kelale yoluyla bir erkeğe ve bir kadına miras olunuyorsa ve bir erkek ve bir kız kardeşi varsa, her birine altıda bir miras verilir. Eğer miras düşen kardeş sayısı ikiden fazla ise, ölenin vasiyeti ve borçları ödendikten sonra kalanın üçte birine ortaktırlar, aralarından hiçbirisinin zarara uğratılmadan mirasın taksim edilmesi Allah’dan bir tavsiyedir. Allah her şeyi bilen ve kullarına şefkatli olandır.
Miras hususunda bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Kim Allah’a ve elçisine itaat ederse, o’nu içerisinde sürekli kalacağı, altlarından ırmaklar akan bahçelere koyar. İşte bu büyük kurtuluştur.
Kimde Allah’a ve O’nun elçisine karşı çıkar ve Allah’ın koyduğu sınırları aşarsa, o’nu, içinde sürekli kalacağı ateşe atar ve o’nun için acıklı bir azap vardır.
Kadınlarınızdan aralarında eşcinsel (lezbiyen) ilişkisi kuranlar için, aranızdan dört şahit getirin. Şahitler onların yaptıkları hayâsızlığa şahitlik ederlerse, onları evlere hapsedin. Taki, ya ölüm onlara gelinceye veya Allah onlara bir yol gösterinceye kadar.
Aynı şekilde aranızdaki erkeklerden eşcinsel (homoseksüel) ilişki kuranların her ikisine de eziyet edin. Eğer vazgeçer ve durumlarını düzeltirlerse, o ikisine eziyet etmekten vazgeçin. Allah vazgeçenlerin tövbesini kabul eden ve merhametli olandır.
Bilmeden (cehaletle) bir kötülük yapan bir kimsenin, yalnızca Allah’a tövbe etmesi gerekir. Sonra, en yakın zamanda bu kötülükleri yapmaktan vazgeçerler. İşte böyle davrananlara da Allah ceza vermekten vazgeçer. Allah her şeyi bilen ve her şeyin hükmünü en güzel verendir.
Kötü, çirkin davranışları yapanlara ölüm geldiğinde “Ben şu an vazgeçtim” diyenlerin ve doğuları inkâr etmiş olarak ölenlerin tövbeleri, tövbe değildir. İşte bunlar için acıklı bir azap hazırladık.
Ey İman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helal değildir. Kadınlarınız açıkça hayâsız davranışlarda bulunmadığı sürece, onlara verdiklerinizin bazısını geri almak için baskı yaparak zorla almanız doğru değildir. Kadınlarınıza örflerinize uygun şekilde güzel davranın. Eğer onlardan hoşlanmıyorsanız, sizin hoşlanmadığınız şeylerde belki de Allah, pek çok hayırlar meydana getirebilir.
Evleneceğiniz bir kadının yerine başka bir kadınla evlenmek istediğinizde, kadınlardan birisine ne kadar çok verirseniz (mal veya para) verin, evlenmekten vaz geçtiğiniz eşten hiçbir şey almayın. Hele hele iftira atarak veya apaçık bir suç işleyerek alır mısınız?
Siz birbirinizle karı koca olmuş ve kadınlarınız sizden sağlam bir taahhüt almışken, verdiklerinizi nasıl alırsınız?
Babalarınızla evlenmiş kadınlarla evlenmeyin, geçmişte yaptıklarınız geride kalmış olup, bundan sonra yapmanız çok çirkin, utanç verici ve kötü bir yoldur.
Size annelerinizle, kızlarınızla, kız kardeşlerinizle, halalarınızla, teyzelerinizle, erkek kardeşlerinizin kızlarıyla, kız kardeşlerinizin kızlarıyla, sizi emziren sütannelerinizle, sütkız kardeşlerinizle, eşlerinizin anneleriyle, evlendiğiniz kadınlarınızdan olan üvey kızlarınızla, (eğer anneleriyle karı koca olmamışsanız onlarla evlenmenizde bir günah yoktur.) Öz oğullarınızın kadınlarıyla ve iki kız kardeşle aynı zamanda evlenmeniz haram edilmiştir. Geçmişte yaptıklarınız geride kalmış olup, muhakkak ki Allah bağışlayıcı ve merhametli olandır.
Savaş esiri kadınlar hariç, hür evli kadınlarla evlenmeniz de Allah’ın kitabın da haram edilmiştir. Bu sayılan kadınların dışındakilerle gayri meşru ilişkiye girmeden, evlenmek istediklerinize mallarınızdan mehirlerini vererek uygun bir şekilde evlenmeniz helal kılındı. Kadınlar ile beraber yaşamaya karar vermenizden sonra, farz olan mehirlerini (ücretlerini) verin. Mehrin dışında anlaşarak başka şartlar koymanızda herhangi bir sakınca yoktur. Şüphesiz Allah her şeyi bilen ve her şeyin hükmünü verendir.
Sizden kim, inanan hür kadınlarla evlenmeye uzun bir bekleyişten sonra güç yetiremiyorsa, sahip olduğunuz inanmış genç cariyelerle evlenmeleri uygun olabilir. Allah sizin imanlarınızı daha iyi bilir. (Evleneceğiniz kadınlar cariye olsalar da) İnananlar olarak birbirinizdensiniz. O halde sahiplerinden izin alarak, cariyelerle, fuhuş yapmayacak, dost tutmayacak ve evlilik şartlarını yerine getireceklerse, örfe uygun olarak mehirlerini vermek şartıyla evlenin. Eğer cariyeler zina suçu işlerlerse, hür evli kadınlara uyguladığınız cezanın yarısını onlara uygulayın.
Allah size (evlilikle ilgili) açıklamalarla, sizden öncekilerin (doğru) uygulamalarına iletmek ve yaptığınız yanlışlardan dolayı azap etmekten vazgeçmek istiyor. Allah her şeyi bilen ve her şeyin hükmünü verendir. Bu durum (cariyelerle evlenmek) sizden günaha girmekten (zina etmekten) korkanlar için, sabretmeniz daha hayırlıdır. Allah bağışlayan ve merhamet edendir.
Allah, yaptığınız hatalardan dolayı sizi bağışlamayı dilerken, arzularının isteklerine uyanlar ise, sizin büyük bir ümitle (onların saflarına) kaymanızı istiyorlar.
İnsan zayıf olarak yaratıldığı için, Allah (sorumluluklarınızı) hafifletmek istiyor.
Ey iman edenler! Aranızdaki meşru olan alışverişlerin dışında, birlerinizin mallarını birtakım hileli yollarla, nefislerinizi duygusuzlaştırarak (içinizdeki merhamet ve adalet duygularını öldürerek) üzerlerinize geçirmeyin. Hâlbuki Allah size karşı çok merhametlidir.
Artık kim düşmanlık ve zulümle bunları yaparsa, onu ateşe atacağız. Bunu yapmak Allah için çok kolaydır.
Eğer size yasaklanmış günahların büyüklerinden kaçınırsanız, bizde sizin hatalarınızı örter (göz önünde bulundurmadan), girmeniz gereken en değerli mekânlara girmenizi sağlarız.
Allah’ın kendi lutfüyle bir kısmınızı diğerlerinizden üstün tuttuğu şeyleri arzu etmeyin. Erkeklerin kazandıklarından kendileri için bir pay, kadınlarında kazandıklarından kendileri için bir payları vardır. Allah’dan hayırlısını (lutfünden) isteyin, çünkü Allah her şeyin en iyisini bilendir.
Ana babaların, akrabaların ve antlaşma yapmış olduğunuz kimselerin bıraktıkları terekeleri sahiplenecek olanları (mevali) belirledik. Nasıl, ne şekilde, anlaştıysanız, anlaştıklarınızı onlara verin. Zira Allah yaptığınız her şeye şahit olandır.
Erkekler, Allah’ın lütfuyla rızık olarak kimini kiminden üstün tutması sebebiyle, kadınların rızıklarının ve ihtiyaçlarının karşılanma sorumluluğu onlarda olduğu için, kadınlardan üstündürler. Salih kadınlar ve itaat eden kadınlar, Allah’ın korunmasını istediği mahremiyetlerini, hiç kimsenin olmadığı (gaybde) yer ve zamanlarda da koruyanlardır. Evlilik ortamını zedeleyecek davranışlarda bulunmasından korktuğunuz kadınlara, öğüt verin, (fayda vermiyorsa) yataklarını ayırın, (buda fayda vermiyorsa) onları dövün. Eğer (Allah’ın emirlerine uygun olarak istediklerinize) itaat ediyorlarsa, onlara eziyet etmek için bahaneler aramayın. Muhakkak ki Allah her şeyden yüce ve büyüktür.
(Ey insanlar) Karı ile kocanın ayrılması ihtimalinden korkuyorsanız, her iki tarafın ehlinden aralarını düzeltebilecek birer hakem gönderin. Eğer her iki taraf evliliklerini kurtaracak gayrette bulunurlarsa, Allah da onların olumlu çabasına katkıda bulunur. Elbette Allah her şeyi bilen ve haberdar olandır.
Allah’a kulluk edin, O na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana babaya, akrabalara, yetimlere, fakirlere, yakın akrabaya, yanıbaşınızdaki komşuya, yanıbaşındaki arkadaşa, yolda kalmışa ve bakmakla mükellef olduklarınıza iyilik edin. (Şunu bilin) Muhakkak ki Allah, böbürlenip övünenleri sevmez.
Cimrilik edenler, insanlara da cimrilik yapmalarını emredenler ve Allah’ın lütfundan verdiklerini (ben kendim kazandım diyerek) saklayanlar var. Bizde böyle inkârcılar için, aşağılayıcı bir azap hazırladık.
İnsanlardan Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde, göstermelik olarak mallarını harcayanlar var. Şeytan arkadaşlık kurmak amacıyla kime yakınlaşırsa, o (şeytan) ne kadar kötü arkadaştır.
Böyleleri, Allah’a ve ahiret gününe inansalar, Allah’ın kendilerine verdiği rızıklardan ihtiyaç sahiplerine harcasalardı ne olurdu. Allah onları en iyi bilendir.
Allah (hiçbir kimseye) zerre miktarı kadar bile zulmetmez. Eğer bir kimse en ufak bir iyilik yapsa, ona fazlasıyla karşılığı ödenir ve Allah’ın katında da büyük mükâfatlar verilir.
Biz her ümmet için bir şahit getirdiğimiz zaman ve seni de onlar için şahit getirdiğimizde (onların hali) nasıl olacak.
Hesap gününde gerçekleri kabul etmeyen ve elçiye isyan edenler, isterler ki, yer onları içine alsa (da yok olup hesaptan kurtulsalar). Artık Allah’dan içlerinde gizledikleri hiçbir sözü saklayamazlar.
Ey İman edenler! Namaza, sarhoş olup da ne söylediğinizi bilinceye ve cünüp iseniz yıkanıncaya kadar yaklaşmayın. Yalnızca yolculuk hali müstesna, eğer hasta iseniz veya yolculuk halinde iseniz veya sizden birisi tuvalet ihtiyacını yapmışsa veyahut kadınlarla cinsel temasta bulunmuşsanız ve birde su bulamadıysanız, temiz bir toprağa teyemmüm edin. (Ellerinizi toprağa vurup) Yüzlerinizi ve ellerinizi mesh edin. Şüphesiz ki Allah af edici ve bağışlayıcıdır.
Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmüyor musun? Sapıklığı satın alıyorlar ve sizinde kendileri gibi doğru yoldan sapmanızı istiyorlar.
Şüphesiz ki Allah sizin düşmanlarınızı daha iyi bilir. Sahip (veli) olarak Allah kâfidir, yardımcı olarak da Allah yeter.
Yahudilerden (Allah’ın) sözlerinin yerlerini diyorlar ki "Dinle ey (başkaları tarafından) dinlenmeyesi adam! Dinledik ama isyan ediyoruz" deyip, dinde kusur arayarak ve dillerini eğip bükerek "Bizi yönet" diyorlar. Hâlbuki "İşittik, itaat ettik, dinle ve bizi gözetle (hatalarımızı ikaz et)" deselerdi, kendileri için daha hayırlı ve daha sağlam olurdu. Ama Allah inkârlarından dolayı onlara lanet etmiştir. Artık böylelerinin çok azı iman eder.
Ey kendilerine kitap verilenler! (Hesap gününde) Yüzleri değiştirip, gerisin geriye arkalarına çevirdiğimiz gün gelmeden önce, sizin yanınızda olanı (Tevrat’ı) tasdik eden veya cumartesi günü yasağına uymayanları lanetlediğimiz gibi sizi de lanetlemeden önce, indirdiğim kitaba (Kur’an’a) inanın. Allah’ın emri (vaat ettiği) yerine gelmiştir.
(Şunu bilin ki!) Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz, ama şirk koşulmasının dışındaki bütün hataları dilediği kimselere bağışlar. Kim Allah’a ortak koşarsa, en büyük günahı uydurmuş olur.
Sen kendi nefislerini temize çıkaranları görmedin mi? Hâlbuki Allah dilediği kimseleri temize çıkarır ve o nefislere en küçük bir çekirdek kadar dahi olsa, asla haksızlık yapılmaz.
Bak (kendilerini Allah’ın yanında temiz olduklarını iddia etmekle) Allah adına nasılda yalan uyduruyorlar, bu apaçık bir günah olarak, onlara yeter.
Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmüyor musun? Uydurma tanrılara ve azgınlara inanıyorlar ve inkâr edenleri Allah’a inananlara tercih ederek “ Şu inkâr edenler, inananlardan daha doğru yoldadır” diyorlar.
İşte onlar Allah’ın kendilerine lanet ettiği kimselerdir. Sonra Allah’ın lanet ettiği kimseye asla yardım eden de bulamazsın.
Yoksa onlar, Allah’ın mülkünden pay sahibi olduklarını mı zannediyorlar? Öyle ise niçin insanlardan ihtiyaç sahiplerine, en ufak bir parçasını vermiyorlar?
Yoksa Allah’ın, lutfünden insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar? Daha öncede İbrahim ailesine kitabı, kitapla hükmetme gücünü ve büyük bir mülk vermiştik.
Sonra onlardan, Allah’ın verdiği kitaba inananlar olduğu gibi, kitaptan yüz çevirenlerde oldu. Kitab dan yüz çevirenlere cehennem yeter.
Ayetlerimizi inkâr edenlere gelince, onları ateşe atacağız, derileri kavrulup döküldüğünde, azabı yeniden tatsınlar diye derilerini yenileyeceğiz. Çünkü Allah bunları yapacak güce ve hüküm verme yetkisine sahiptir.
Elbetteki iman edip salih amel işleyenleri de, ebedi kalacakları altlarından ırmakların aktığı cennetlere koyacağız. Cennette onlarla beraber tertemiz eşler olacak ve gölgeliklerde onları ağırlayacağız.
Allah, size sorumlulukları ehillerine vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zamanda, adaletle hükmetmenizi emrediyor. Böylece Allah size ne güzel tavsiyelerde bulunuyor. Allah her şeyi işiten ve her şeyi görendir.
Ey İman edenler! Allah’a itaat edin, elçiye ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Herhangi bir şekilde aranızda tartışmaya girerseniz, (tartıştığınız konunun doğru olarak çözümlenmesi için) eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, tartıştığınız sorunu Allah’a ve elçiye götürün. Böyle yapmanız daha hayırlı ve sonuç olarak daha güzeldir.
Sana indirilene ve senden önce indirilmiş kitaplara inandıklarını zannedenleri görmezmisin? Aralarındaki hukuki sorunlarda, Allah’a başkaldırmış azgınların hakemlik etmesini istiyorlar. Hâlbuki Allah’a isyan edenlerin vereceği hükümleri kabul etmemeleri onlara emredilmişti. Ama şeytan onları iflah olmaz bir sapkınlığa düşürmek istiyor.
Bu durumda onlara “Allah’ın indirdiğine ve elçiye gelin” denildiğinde, ikiyüzlülerin senden yüz çevirip, tamamen uzaklaştıklarını görürsün.
Kendi elleriyle yaptıkları yanlışlardan dolayı, onlara bir kötülük isabet ettiğinde, durumları nasıl olacak? O zaman hemen sana gelip, yaptıklarını iyilik olsun ve ortama uymak amacıyla yaptıklarına dair Allah adına yemin edip duracaklardır.
İşte Allah, bu şekilde davrananların kalplerinde olanları biliyor. Onlardan yüz çevir, sadece onlara öğüt ver ve onların kendi nefislerinde anlayacağı şekilde açık anlaşılır şekilde konuş.
Biz elçileri Allah’ın izniyle, itaat edilsin diye gönderdik. Eğer onlar kendi nefislerinde bir haksızlık, zulüm yaptıklarında, sana gelip Allah’dan bağışlanma dileselerdi ve elçide onların bağışlanmalarını isteseydi, onlar Allah’ı hataları kabul eden ve bağışlayıcı olarak bulacaklardı.
Hayır, Rabbine andolsun ki, aralarında ayrılığa düştükleri konularda seni hakem olarak kabul etmedikçe ve aralarında verdiğin hükme, içlerinde sıkıntı duymadan teslim olmadıkça, iman etmiş olmazlar.
Eğer biz onlara “Kendinizi (Allah için) feda edin veya yurtlarınızdan çıkın” diye emretseydik, emri pek azı hariç yerine getirmeyeceklerdi. Hâlbuki onlar, kendilerine tavsiye edilenleri yerine getirselerdi, onlar için daha hayırlı ve daha güçlü bir durumda olurlardı.
O zaman bizde katımızdan onlara daha büyük mükâfatlar verirdik.
Aynı zamanda onları dosdoğru bir yola iletirdik.
Kim Allah’a ve elçisine itaat ederse, İşte onlar Allah’ın nimet verdikleri nebiler, Allah’ın vahyini doğru olarak kabul edenler, doğru olarak şahitlik yapanlar, Allah’ın emrettiği, yapılması gerekenleri yapanlarla birlikte olacaklardı. Onlar ne güzel arkadaştırlar.
Bu mükafaatlar Allah’dan bir lütuftur. Allah her şeyi bilen olarak yeter.
Ey iman edenler (savaşmak için) ne gerekiyorsa önlemlerinizi alın. Bundan sonra küçük guruplar halinde veya toplu olarak savaşa yürüyün.
Sizin içinizden mutlaka geride kalmak isteyenler olacaktır. Savaşta size yenilgi nasip olursa, geride kalan kimseler “Mağlup olanlarla beraber olmamam bana Allah’ın nimetidir” der.
Eğer, size savaşta Allah’ın yardımı ile zafer nasip olursa, sizinle onun arasında sevgi bağı olmayan ve savaştan geri kalmış kimse “Keşke onlarla beraber olsaydım da, büyük bir başarı kazanaydım” der.
Sen, ahiret hayatına karşı dünya hayatını tercih edenlerle, Allah yolunda savaş. Kim Allah yolunda savaşır, öldürülür veya galip gelirse, ona büyük bir mükâfat vereceğiz.
(Ey İman edenler!) Ehlinin “Rabbimiz! İnsanlara haksızlık yapan bu zulüm şehrinden bizi çıkart, katından bize yardımcı gönder” diyen erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan, zayıf bırakılmışlar için ve Allah yolunda niçin savaşmıyorsunuz?
İman edenler Allah yolunda, inkâr edenlerde, Allah’a başkaldırmışların yolunda savaşırlar. Siz Allah yolunda şeytanın işbirlikçileri ile savaşın, zira şeytanın hileleri çok zayıftır.
“Ellerinizi cömertçe insanlara açın (yardım edin), namaz kılın ve zekâtı verin” denilenleri görmüyor musun? Onlara savaş emri yazıldığında, onlardan bir gurup Allah’dan korkar gibi, hatta Allah’dan daha çok, insanlardan korkuyorlar ve “Rabbimiz! Niçin bize savaşmayı emrettin? Biraz daha erteleseydin ya” derler. Deki “Dünyanın geçimliği pek azdır, hâlbuki ahiret, Allah’dan korunanlar için daha hayırlıdır ve orada hiç kimseye en küçük bir haksızlık yapılmaz.
(Şunu unutmayın) Her nerede olursanız olun, hatta sağlam kaleler içinde olsanız dahi (yazılmış ise) ölüm size ulaşır. Onlara bir iyilik isabet ederse “Bu Allah’dan” derler, birde kötülük isabet ederse (ey elçi) “Bu senden” derler. Deki “ Bunların hepsi Allah’dan.” Bu topluluğa ne oluyor ki? Kendilerine açıklanan sözü anlamaya çalışmıyorlar.
(Ey Elçi!) Sana bir iyilik isabet ederse, o Allah’dan, sana bir kötülük isabet ederse, o da kendi nefsindendir. Biz seni sadece elçi olarak gönderdik. Allah buna şahit olarak yeter.
Kim Elçiye itaat ederse Allah’a itaat etmiştir. Kim de yüz çevirirse, biz seni onlara koruyucu olarak göndermedik.
“Elçiye itaat gereklidir” diyorlar. Senin yanından ayrıldıktan sonra, onlardan bir gurup, senin yanında söylediklerinden başka başka planlar yaparak geceyi geçiriyorlar. Onlar gece ne planlıyorlarsa, Allah hepsini kayıt ediyor. Onlardan yüz çevir (yaptıklarına aldırış etme), Allah’a güven, zira vekil olarak Allah yeter.
Onlar Kur’an-ı hiç düşünmüyorlar mı? Kur’an Allah’dan başkaları tarafından indirilmiş olsaydı, içinde birbiriyle çelişen pek çok ifadeler bulacaklardı
Güvenlik açısından veya korkulması gereken bir haber onlara geldiğinde, hemen bu haberi yayarlar. Hâlbuki gelen haberi elçiye ve kendilerinden olan yetkili makamlara iletselerdi, bu haberden nasıl bir sonuç çıkaracaklarını onlar daha iyi bilirdi. Eğer Allah’ın sizin üzerinize lütfu ve merhameti olmasaydı, pek azınız hariç, şeytana uyup gidecektiniz.
Allah yolunda savaş. Zira sen yalnızca kendi nefsinden sorumlu tutulacaksın. İnananları teşvik et, umulur ki Allah, inkâr edenlerin size verecekleri zararları önler. Zira azap etmede ve cezalandırmakta yalnızca Allah, en güçlü olandır.
Kim güzel bir işte yardım (şefaat) yaparsa, yapılan güzel şeyden dolayı o’da payını alır. Kimde kötü bir işe yardım (şefaat) yaparsa, o yardım ettiği kötülüğün sonucundan kendisi de bir pay alır. Allah, her şeyi gözetleyip kayıt altına alandır.
Eğer size bir selam verilirse, sizde o selamın en güzeliyle karşılık verin veya aynı selamla cevaplayın. Allah her şeyin hesabını en iyi yapandır.
Allah, kendisinden başka ilah olmayan, tek ilahtır. Meydana geleceğinden kesinlikle şüphe olmayan kıyamet gününde, Allah sizi (tüm insanları) kesinlikle toplayacaktır. Allah’dan daha doğru söz söyleyen kim vardır.
Size ne oluyor ki Allah’ın, yaptıkları ikiyüzlülük içinde bıraktığı münafıklar hakkında, iki guruba ayrıldınız. Allah’ın sapıklık içinde bıraktığı kimseleri, siz mi doğru yola ileteceksiniz. Allah kimi sapkınlık içinde bırakmışsa, artık o’nun için hiç bir yol bulamazsın.
Onlar isterler ki, kendileri gibi inkâr edesiniz de, inkâr etmede onlarla eşit olasınız. Onlar, size hicret edinceye kadar, onlardan yardımcılar (evliya) edinmeyin. (Size düşmanca davranmalarından dolayı) Eğer onlardan yüz çevirirseniz, onları yakalayın ve her nerede bulursanız öldürün. Asla onlara sığınmayın ve yardımcı da edinmeyin.
Ancak, sizinle aralarında anlaşma olan topluluklara sığınmışlarsa ve size gelip sizinle veya kendi kavimleriyle savaşmaktan üzüntü duyduklarını (pişman olduklarını) söylüyorlarsa, onları öldürmeyin. Allah dileseydi, onları sizin başınıza musallat eder ve sizinle savaşırlardı. Eğer sizi bırakır ve sizinle savaşmak istemeyip, sizinle barış yapmak isterlerse, Allah, sizin onlarla savaşma yollarınızı kapatıyor.
Sizden ve kendi kavimlerinden güven içinde olmak isteyen, başka kimselerle de karşılaşacaksınız. Eğer onlar tekrar sizinle savaşmak için fitne çıkartırlar, sizi rahat bırakmazlar, sizinle barış yapmak istemez ve size kötülük yapmaktan vazgeçmezlerse, onları yakalayın ve nerede bulursanız öldürün. Böylece biz size, düşmanlarınız hakkında yapmanız gereken apaçık yetkiler verdik.
Hata etmenin dışında, inanan bir kişinin, inanmış bir insanı öldürmesi kesinlikle olmaz. Kim bir mü’mini hata ile öldürürse, inanmış bir köleyi azat etmesi ve ölenin ailesine diyet ödemesi gerekir. Ancak, ölen tarafın ailesi diyeti bağışlarsa o zaman ödemez. Eğer ölen, size düşman olan bir kavimden ve inanan biri ise, yalnızca bir köle azat etmesi gerekir. Eğer öldürülen kişi, sizin aranızda barış antlaşması yaptığınız bir kavim ise, ölen tarafa diyetini ödemeniz ve inanmış bir köle azat etmeniz gerekir. Eğer öldüren tarafın diyet ödemeye yetecek imkânları yoksa öldüren ara vermeksizin iki ay oruç tutmalıdır. Bu Allah’ın bağışlaması için yapılması gerekli olan şeydir. Allah her şeyi bilen ve hüküm verendir.
Kimde, inanmış birisini kasten öldürürse, artık onun cezası devamlı kalmak üzere cehennemdir. Ayrıca Allah’ın öfkesi ve laneti öldürenin üzerine olduğu için, Allah katile büyük bir azap hazırlamıştır.
Ey İman edenler! Allah yolunda mücadele için çıktığınızda, savaşmak için hedeflediğiniz toplumlar hakkında araştırma yapın ve sizinle barış antlaşması yapmak istiyorlarsa, dünya hayatının imkânlarını arzu ederek (ganimet elde etmek için) onlara “Siz inanmış kimseler değilsiniz” diye, barış tekliflerini geri çevirmeyin. Elde edilecek ganimetlerin çok fazlası Allah’ın yanındadır. Hatırlayın, siz, Allah’ın daha önce iyilik yaptığı kimselersiniz. Allah her zaman yaptıklarınızdan haberdardır.
İnananlardan hiçbir mazereti olmaksızın savaşa gitmeyip evinde oturanlarla, mallarıyla canlarıyla Allah yolunda savaşanlar elbette eşit değildir. Mallarıyla, canlarıyla mücadele edenleri Allah, evde oturanlardan daha üstün tutmuş ve mücadele edenlere daha nice güzellikler vaat etmiştir. Allah, mücadele edenlere büyük mükafaatlar vererek, oturanlardan daha üstün tutmuştur.
Allah yolunda mücadele edenlere Allah’dan bağışlama ve merhametlerin en üstün dereceleri var. Çünkü Allah bağışlayıcı ve merhamet sahibidir.
Melekler, kendi nefislerine zulmedenlerin canlarını aldıklarına “Siz niçin Allah yolunda savaşmadınız” derler. Onlarda “Biz zayıf bırakılmış kimselerdik” derler. Meleklerde onlara “Allah’ın arzı geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!” derler. İşte, böylelerinin varacağı yer cehennemdir. Cehennem dönüş yeri olarak ne kadar kötüdür.
Ancak, erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan savaşmaya gücü yetmeyenlerin ve (savaş için) kendilerine yol gösterilmeyenlerin (savaşacak malzemeleri olmayanların) sorumlulukları yoktur.
Böylelerini Allah’ın affetmesi umulur. Allah affeden ve bağışlayandır.
Kimde Allah yolunda yurdunu terk ederse, yeryüzünde pek çek nimetler ve geniş yerler bulur. Evinden Allah ve resulüne hicret etmek amacıyla çıkıp ta, ölüm ona yetişen kimsenin karşılığını vermek, Allah’a aittir. Allah bağışlayan ve merhamet edendir.
Yeryüzünde sefere çıktığınızda, eğer düşmanın size zarar vermesinden korkuyorsanız, namazı kısaltmanızda sizin için bir sorumluluk yoktur. Gerçekleri kabul etmeyen inkârcılar sizin apaçık düşmanlarınızdır.
Sen içlerinde iken, onlara namaz kıldıracağın zaman, onlardan bir gurup seninle beraber namaza kalksınlar ve silahlarını yanlarına alsınlar. Secdeye varacakları zaman bir gurup arkada kalsın, namaz kılmayan diğer gurup gelip seninle beraber namaz kılsınlar. Yine emniyetlerini ve silahlarını alsınlar. Doğruları inkâr edenler, sizin silahlarınızdan uzak bir halde olmanızı isterler ki, sizi silahsız yakalasınlar ve size olan (intikam) arzularını bir defada dolu dolu alsınlar. Eğer yağmurdan dolayı silahlarınız size ağır geliyorsa veya hasta iseniz silahlarınızı bırakmanızda size sorumluluk yoktur. Ama yine de emniyet tedbirlerinizi alın. Allah gerçeği inkâr edenlere aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır.
Namazı kıldığınızda, Allah’ı ayakta iken, otururken ve yanlarınız üzere uzanmışken anın. Güvende olduğunuza kanaat getirdiğinizde namazı kılın. Çünkü namaz, belirli vakitlerde mü’minler üzerine farz kılınmıştır.
Bir topluluğu istemenizde gevşek davranmayın, siz acı çekiyorsanız, onlarda sizin çektiğiniz acıyı çekiyorlar. Ayrıca onların Allah’dan beklemedikleri yardımı, siz bekliyorsunuz. Allah her şeyi bilen ve hüküm verendir.
Kitabı insanlar arasında, Allah’ın sana gösterdiği (öğrettiği) şekilde hüküm vermen için, hak olarak indirdik. O halde (hüküm vermede) Allah’a ihanet edenlerle, verdiğin hükümleri tartışma.
Allah’dan bağışlanmanı iste. Zira Allah bağışlayıcı ve merhametlidir.
Kendi nefislerine hainlik edenler için mücadele etme. Allah, ihanet eden günaha saplanmış olanları sevmez.
İhanetlerini insanlardan gizliyorlar, ama Allah’dan gizleyemezler. Zira onlar gece gizli gizli, Allah’ın razı olmayacağı sözleri planladıklarında, Allah onların yanındaydı. Allah onların yaptıklarını çepe çevre kuşatandır.
Sizler öyle kimselersiniz ki, dünya hayatında onlar için mücadele ediyorsunuz. Peki, söyleyin bakalım “Kıyamet günü onlar hakkında Allah’la kim mücadele edecek?” Yoksa onlara avukatlık yapacak birileri mi var?
Kim bir kötülük yapar veya kendi nefsine zulmederse, sonra hataları için Allah’dan bağışlanma dilerse, şüphesiz Allah’ı bağışlayıcı ve merhametli bulur.
Kim bir günah işlerse, o günah kendi nefsinin aleyhinedir. Allah her şeyi bilen ve ona göre hükmünü verendir.
Kim ki bir hata yapar veya günah işler, sonra onu suçsuz birinin üzerine atarsa, iftira suçunu ve apaçık bir günahı yüklenmiş olur.
Senin üzerine Allah’ın lütfu ve merhameti olmasaydı, zulmedenler hemen seni yoldan çıkarmaya çalışacaklardı. Onlar ancak kendi kendilerini yoldan çıkartırlar ve sana asla hiçbir zarar da veremezler. Çünkü Allah sana kitabı ve onunla beraber hükümleri indirdi, sana bilmediğin şeyleri öğretti. Allah senin üzerinde büyük bir lütuf sahibidir.
İnsanlara maddi yardım yapmak, uygun olan ihtiyaçlarını karşılamak ve insanların arasını düzeltmek için yapılan gizli görüşmelerin dışında, yapılan gizli toplantıların pek çoğunda hayır yoktur. Kim Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla, insanlara yararlı özel toplantılar yaparsa, Allah onlara büyük bir karşılık verecektir.
Allah’ın doğru olanları açıklayıcı ayetleri geldikten sonra, elçi ile kendini ayıran ve inananların yolundan başka yollara uyanları, istedikleri yöne uymalarını sağlarız ve onları (kıyamet günü) cehennem ateşine atarız. Dönüş yerleri ne kadar kötü!
Allah kendine ortak koşulmasını kesinlikle bağışlamaz. Ama şirk koşmanın dışında ki hataları dilediği kimseden bağışlar. Kim Allah’a ortaklar koşarsa, gerçekten çok uzak bir sapıklığa düşmüştür.
Allah’a ortak koşanlar, (dişi isimler verdikleri, meleklerin sembolü olan putlara) dişilere dua ediyorlar. Böyle yapmakla, yalnızca aldatıcı şeytana dua etmiş oluyorlar.
Allah şeytana lanet etmişti. Oda “Farz olunmuş kulluk görevlerine engel olmak için, kullarından bir kısmını elde edeceğim.”
“Onları saptıracağım, kuruntulara sürükleyeceğim, hayvanların (eziyet olması için) kulaklarını kesmelerini ve Allah’ın yarattıklarının şekillerini değiştirmelerini emredeceğim” dedi. Kim Allah’dan başka şeytanı yardımcı edinirse, apaçık bir ziyana uğramış olur.
Şeytan onlara vaatlerde bulunur ve onları boş kuruntulara sürükler. Şeytan ancak faydasız şeyleri vaat eder.
Böylece, şeytana uyanların varacağı yer cehennemdir, oradan kaçacak başka bir yerde yoktur.
İman edip, Allah’ın yapılmasını istediği doğru ve yararlı işleri yapanları, altlarından ırmakların aktığı cennetlere, sürekli kalmak üzere koyacağız. Allah’ın vaat ettiği gerçektir. Allah’dan daha doğru sözlü kim vardır.
Ne sizin (ahiret konusunda) aklınızdan geçirdiğiniz kuruntular ve ne de kendilerine kitap verilenlerin akıllarından geçirdikleri (ahiretle ilgili) kuruntular hiçbir şey değildir. (Gerek sizden gerekse ehli kitaptan) Kim kötü bir iş yaparsa, yaptığı kötülüğün karşılığı ile cezalandırılır ve o kişi için Allah’dan başka ne bir koruyucu, nede bir yardımcı bulur.
İman etmiş olarak, gerek erkek olsun gerekse kadın olsun, kim doğru yararlı şeyler yaparsa, işte onlar cennete girerler. Onlar en küçük zerre miktarı kadar dahi, zulme uğramazlar.
Yaptığı her şeyi Allah’ın rızası için yaparak, Allah’ın emirlerine teslim olandan ve Allah’ın halil (kullukta en yakın) edindiği, Allah’a kullukta en üst zirveye çıkmış (hanif) İbrahim’in öğretilerine uyandan daha güzel yaşam biçimi (dini) olan kimdir.
Göklerde ve yerde olan her şey Allah’a aittir. Allah her şeyi kuşatmıştır.
Senden kadınlar hakkında fetva istiyorlar. Deki “Size kadınlar hakkında ki fetvayı ve kitapta size okunan, Allah’ın emrettiği mehirlerini henüz vermediğiniz, ancak evlenmek istediğiniz kadınların yetim çocukları hakkında ve sahipsiz (babaları şehit olduğu için) zayıf kalmış erkek ve kız yetim çocuklara, adalet içerisinde dengeleri yerine getirmenizle ilgili fetvaları Allah veriyor. Doğru olan şeylerden ne yaparsanız, elbetteki Allah onların hepsini biliyor.
Eğer bir kadın kocasının geçimsizliğinden veya kendisini terk etmesinden korkarsa, öncelikle aralarında anlaşarak evliliklerini düzeltmede, her ikisi için bir sorumluluk yoktur. Aralarını düzeltmek en iyi olanıdır. Nefisler her zaman taşkınlık yapmaya hazırdır. Eğer güzel şeyler yapar ve yanlış şeyleri yapmaktan korunursanız, bilin ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Ne kadar çaba gösterseniz gösterin, kadınlarınız arasında adaletle davranmaya güç yetiremeyeceksiniz. Bu yüzden, en azından bir tarafa tamamıyla meyletmeyin ki, diğer eşlerinizi ortada bırakmamış olursunuz. O halde diğer eşlerle de iyi geçinin ve aranızı düzeltin, Allah’dan sakının. Allah bağışlayıcı ve merhametli olandır.
Eğer eşler, olumlu çabalarına rağmen, ayrılıp boşanırlarsa, Allah her ikisini de bol lütfu ile ihtiyaçsız kılar. Allah her şeyi sınırsız bir şekilde kuşatan ve her şeyin hükmünü verendir.
Göklerde ve yerde olanlar Allah’a aittir. Biz sizden önce kendilerine kitap verilenlere, Allah’dan korunun diye tavsiyelerde bulunduk. Eğer Allah’ın emirlerini inkâr ederseniz, göklerde ve yerlerde olanlar Allah’a aittir. Allah’ın sizlerin itaatine ihtiyacı olmadığını ve övülmeye layık olanın yalnızca O olduğunu bilin.
Göklerde ve yerde olanlar Allah’ındır ve O her şeyin sorumluluğunu almaya yeterlidir.
Ey İnsanlar! Allah sizi tamamen yok etmeyi dilemiş olsaydı, sizi yok edip, sizden başka birilerini getirirdi ve Allah’ın bunu yapmaya da gücü yeter.
Kim yaptıklarının karşılığını dünyada isterse, şunu bilsin ki, dünya ve ahiretteki karşılıklar tamamıyla Allah’ın elindedir. Allah her şeyi işiten ve görendir.
Ey İman edenler! Allah için adaletin yerine getirilmesi için şahitlikleri yerine getirin. Şahitlik ettiğiniz konu kendi aleyhinize veya ana babanızın veya yakın akrabalarınızın aleyhine de olsa, onlar gerek zengin olsun gerekse fakir olsun, Allah şahitlik edilenle şahitlik edene yakın olduğu için, neye şahitlik ettiyseniz onu yerine getirin. Sakın ola ki adaleti yerine getirmede arzularınıza uymayın, eğer şahitlik etmekten kaçar veya yüz çevirirseniz, şunu bilin ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır. (Bu konudaki davranışlarınızı, hesap gününde soracaktır)
Ey İman edenler! Allah’a, elçisine, elçisine indirdiği kitaba ve daha önce indirilmiş kitaplara iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, elçilerini ve hesap gününü kabul etmeyip inkâr ederse, gerçekten çok uzak bir sapıklığa düşmüştür.
İman edenler, sonra inkâr edenler, tekrar iman edip sonra inkâr edenler, sonra inkârlarını artırmış olanların Allah, bu davranışlarını bağışlamayacak ve onları doğru yola iletmeyecektir.
Böyle davranan münafıklar için, mutlaka acıklı bir azabın olduğunu onlara müjdele.
Mü’minleri bırakıp ta, doğruları inkâr edinenlere sığınanlar (veli edinenler), böyle yapmakla, acaba onların yanında güç veya şeref kazanacaklarını mı zannediyorlar? Hâlbuki bütün güçte, şerefte, Allah’ın yanındadır.
Biz kitapta, “Allah’ın ayetlerinin bir mecliste inkâr edildiğini veya alay edildiğini duyduğunuzda, o meclisten kalkın, onlarla birlikte oturmayın, taki konu değişinceye kadar. Eğer onlarla beraber oturmaya devam ederseniz, sizde onların alaylarına ve inkârlarına katılmış olursunuz.” diye indirdik. Allah ikiyüzlü davrananları ve ayetlerini kabul etmeyip inkâr edenlerin hepsini, cehennemde toplayacaktır.
Sizi sürekli takip edenler gözetleyenler var. Eğer size Allah’dan zafer nasip olursa, onlar “Bizde sizinle beraber değil miydik?” derler. Eğer savaşın başarısı inkârcılar lehine sonuçlanırsa, inkârcılara “Size yardımcı olup, inananların size olan çabalarını engellemedik mi?” derler. Allah kıyamet günü aranızda, kendi hükmünü verecektir. Allah, inananlar aleyhine, inkâr edenlerin bir yol bulmalarına müsaade etmez.
İkiyüzlü davrananlar Allah’ı aldattıklarını zannediyorlar. Hâlbuki Allah onları aldatıyor. Onlar namaza kalkacakları zaman istemeye istemeye kalkarlar ve insanlara namaz kılıyor desinler diye gösteriş yaparlar ve Allah’ı da çok az anarlar.
Böylece, acaba öylemi yapsak (inananlara mı yanaşsak), yoksa böylemi yapsak (inkâr edenlere mi yanaşsak) diye bocalar dururlar. Allah kimi sapıklık içerisinde bırakırsa, onun için bir yol bulamazsın.
Ey İman edenler! İnanları bırakıp, inkâr edenlere sığınmayın onlardan yardım istemeyin (veli edinmeyin). Allah’ın huzurunda kendi aleyhinize apaçık bir delil mi bulmak istiyorsunuz?
İkiyüzlü davrananlar (cehennem) ateşinin en aşağı (en çok azap veren) yerine gireceklerdir. Orada onlar için hiçbir yardımcı bulamazsın.
Ancak, hatalarından dönenler, (tövbe edenler) sonra hatalarını düzeltip doğru şeyler yapanlar, sonra Allah’ın gönderdiği kitaba sıkı sıkıya sarılanlar ve Allah’ın dinine kendiliklerinden hiçbir şey katmadan İslam’ı din olarak yaşayanlar, işte böyleleri, inananlarla beraber olacak ve Allah, elbette ki inananlara büyük mükafaatlar verecektir.
Eğer iman eder ve Allah’a şükrederseniz, Allah size niçin azap etsin ki. Allah şükrün karşılığını veren ve her şeyi bilendir.
Allah, sözlerden kötü olanları, zulüm ve baskı altında olan kimsenin dışındakilerin, uluorta açıkça söylemelerini sevmez. Allah her şeyi işiten ve bilendir.
Eğer bir iyiliği açıkça yaparsanız veya gizli yaparsanız veya bir kötülüğü bağışlarsanız, şunu iyi bilin ki Allah affedici ve her şeyi planlayıcı (takdir edici) dir.
Allah’ı ve O nun elçilerini reddedenler, Allah ve elçilerinin aralarını ayırmak isteyenler “Biz bir kısım elçilere inanırız, bir kısmını da kabul etmeyiz” derler ve bu ikisi arasında bir yol izlerler.
İşte onlar Allah’ın gönderdiği doğruları kabul etmeyenlerdir. Bizde inkârcılar için aşağılayıcı bir azap hazırladık.
Allah’a ve elçilerine iman edenler ve elçilerinin arasında hiçbir ayırım yapmayanlara gelince, Allah, onların karşılıklarını verecektir. Allah bağışlayıcı ve merhametli olandır.
Kendilerine kitap verilenler, senin onlara gökten bir kitap indirmeni isterler. Öncekilerde Musa’dan bundan daha büyüğünü istediler. Dediler ki “Bize Allah’ı açıkça göster. Bundan sonra onları bu zulümlerinden dolayı yıldırımlar yakalamıştı. Fakat tekrar onlar kendilerine açıklayıcı deliller geldikten sonra, Allah’dan başka, buzağıyı ilah edindiler. Yine de bu davranışlarından sonra onları bağışladık ve Musa’yı çok güçlü delillerle destekledik.
Onları, Allah ile yaptıkları ahitleşmeden dolayı, toplum olarak ayağa kaldırdık (esaretten kurtardık) Onlara “Rabbinize secde ederek (şu yere) girin” dedik. Sonra cumartesi günü taşkınlık yapmayın” dedik ve onlardan çok kuvvetli bir söz aldık.
İsrail oğullarının, Allah’a verdikleri sözleri bozmalarından, Allah’ın ayetlerini reddetmelerinden, peygamberleri (habercileri) haksız yere öldürmelerinden ve “Kalplerimiz elçilerin getirdiği Allah’ın emirlerine kapalıdır” demelerinden dolayı (onlara azap ettik). Hayır, onların gerçekleri kabul etmemelerinden dolayı Allah kalplerini mühürledi. Onların pek azı hariç iman etmezler.
Allah’ın ayetlerini inkâr etmeleri ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarından dolayı,
Ve onlar Meryem’in oğlu İsa’yı öldürdük demelerinden dolayı (azap ettik). Hâlbuki onlar İsa’yı ne öldürdüler, nede astılar. Yalnızca onlara öyle gösterildi. Zaten kendi aralarında (onu öldürüp öldürmedikleri hususunda) şüpheye düşüp, ihtilaf ettiler. Bu konuda (sonrakilerin) hiçbir bilgileri yok, yalnızca zanna uyuyorlar. Kesinlikle İsa’yı öldürmediler.
Allah İsa’nın şanını (kıyamete kadar adının anılmasını sağlayarak) yüceltti. Allah güçlü ve her şeyin hükmünü verendir.
(İsa’nın çağdaşı) Ehli kitap olanlardan bir kısmı, İsa ölmeden önce, İsa’ya inananlardan olmuşlardır ve kıyamet günüde İsa onlar için şahitlik yapacaktır.
Yahudi olanların zulümde aşırı gitmelerinden ve Allah’ın dininden sık sık yüz çevirmelerinden dolayı, onlara daha önce helal olan temiz yiyecekleri haram kıldık.
Yasaklandıkları halde, faizle alışveriş yapmaları ve insanların mallarını hileli yollarla yemelerinden dolayı (azap ettik). Ayrıca onlardan Allah’ın ayetlerini reddedenlere acıklı bir azap hazırladık.
Lakin onlardan doğru bilgi seviyesine erişmiş olanlar, sana ve senden önce indirilmiş kitaplara inananlar, namazı kılanlar, zekâtı verenler ve Allah’a ve ahiret gününe inananlar var. İşte onlara büyük mükafaatlar vereceğiz.
Nuh’a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve torunlarına, İsa’ya, Eyyüb’e, Yunus’a, Harun’a, Süleyman’a vahyettik ve Davud’a da Zebur’u (sayfalar) verdik.
Sana hikâyelerini anlattığımız elçiler olduğu gibi, sana anlatmadığımız elçilerde var. Bunların arasından Allah Musa ile bizatihi konuştu.
Elçileri müjdeciler ve uyarıcılar olarak (gönderdik). Böylece insanların elçilerden sonra Allah’a karşı ellerinde bir mazeretleri olmasın. Allah her şeye gücü yeten ve her şeyin hükmünü verendir.
Allah sana kendi bilgisi dâhilinde indirdiği Kur’an’a şahittir ve meleklerde buna şahitlik ederler. Allah şahit olarak yeter.
Allah’ın indirdiği gerçekleri inkâr edenler ve Allah’ın yolundan yüz çevirenler, elbetteki çok uzak bir sapıklığa düşmüşlerdir.
Allah’ın dinini inkâr edenler ve (insanlarında inkâr etmesi için) zulüm ve baskı yapanlar var ya, Allah onları asla bağışlamayacak ve doğru yola da eriştirmeyecek.
Ancak sürekli kalacakları cehennemin yoluna ulaştıracak. Allah için bunu yapmak çok kolaydır.
Ey İnsanlar! Size Rabbinizden doğru ve hakikatları getiren bir elçi geldi. Elçiye iman edin. İman etmeniz sizin için daha hayırlı olur. Eğer getirdiği doğruları reddederseniz, şunu bilin ki, gökte ve yerde olanların tamamı Allah’a aittir. Allah her şeyi bilen ve ona göre hüküm verendir.
Ey kitap ehli! Dininizde taşkınlık yapmayın ve Allah adına doğrulardan başka bir şey söylemeyin. Elbette ki Meryem’in oğlu İsa Mesih, Allah’ın elçisi ve O nun emriyle Meryem’in ana rahmine atılmış ve Allah tarafından yaratılmış bir insan (can) dır. Allah’a ve elçilerine inanın ve (ilahlar) üçtür demeyin. Eğer bu iddianızdan vaz geçerseniz sizin için daha hayırlı olur. Şunu bilin ki yalnızca Allah, tek ilahdır. Allah çocuğu olmaktan uzak ve göklerde ve yerde olanların hepsi O’na aittir. Güvenilmeye en çok layık olan da Allah’dır.
İsa Mesih, Allah’a kulluk etmekten asla kaçınmaz ve Allah’a yakın olan meleklerde. Kim Allah’a kulluk etmekten kaçınır ve kibirlenirse, şu muhakkak ki, O’nun huzurunda hepsi toplanacaklar.
İman edipte Allah’ın emrettiği doğru şeyleri yapanlara Allah, yaptıklarının karşılıklarını verecek ve onların faziletlerini de artıracak. Allah’a kulluk etmekten kaçınıp büyüklenenlere gelince, Allah onları çok açıklı bir azapla cezalandıracak ve onlar orada Allah’dan başka, ne sığınacak bir kimse ve nede yardımcı bulacaklardır.
Ey İnsanlar! Rabbinizden size apaçık deliller (burhan) gelmiş olup ve size yollarınızı aydınlatacak içeriği anlaşılır (bir kitap) indirmişizdir.
Allah’a iman eden ve O’na sımsıkı bağlananlara gelince, Allah onları rahmetiyle koruması altına alır, onları lütuflarıyla zenginleştirir ve onları en doğru yola iletir.
Sana (kelale hakkında) soruyorlar. Deki “Kelale hakkındaki bilgiyi Allah veriyor.” Ölen bir kimsenin evladı yoksa ve bir kız kardeşi varsa, bıraktığının yarısı kız kardeşinindir. Bir erkek, kız kardeşine mirasçı oluyorsa ve ölen kız kardeşinin çocuğu yoksa mirasın tamamını alır. Eğer iki kız kardeşi varsa bıraktığının üçte ikisi iki kız kardeşe aittir. Eğer ölenin kız ve erkek kardeşleri varsa, erkek iki kızın aldığı payı alacak şekilde paylaşırlar. Allah doğru olandan sapmamanız için kelaleyi böyle açıklıyor. Allah her şeyi en iyi bilendir.