Bilinen tüm gönderilenlere (elçilere),
Getirdikleri mesajlarla fırtınalar estirenlere,
(Allah’ın mesajlarını) Yaydıkça yayanlara,
(Doğrularla yanlışları) Ayırdıkça ayıranlara,
Allah’ın zikrini ulaştıranlara,
Suçlarından dolayı özrün nasıl yapılacağını veya uyarmayı yapanlara yemin olsun ki.
Vaat edilen şey (hesap günü) kesinlikle meydana gelecektir.
Yıldızların ışığı söndürüldüğünde,
Gök yarılıp parça parça olduğunda,
Dağlar, un ufak olup, kum haline getirildiğinde.
Bütün elçiler bir vakitte toplanıldığında.
Hangi gün için acele edildi.
(Doğru ile yanlışı) Ayırma günü için,
Bilir misin, ayırma günü nedir?
Yazıklar olsun o günü yalanlayanlara.
Biz, daha öncekileri helak etmedik mi?
Sonra diğer suçluları takip ettik (helak ettik)
Biz bunları suçlu günahkârlara yaptık.
Yazıklar olsun o gün, (doğruları) yalanlayanlara.
Sizi basit bir sudan yaratmadık mı?
Sonra o suyu sağlam bir yere yerleştirdik.
Planlanmış bir zamana kadar.
(Bebeğin ana rahminde ne kadar kalacağına) Biz karar verdik. Biz ne güzel karar vericileriz.
Yalanlayanların o gün vay haline.
Biz yeryüzünü toplanma yeri yapmadık mı?
Yeryüzün de sapasağlam yüksek dağlar yaptık ve size tatlı lezzetli sular içirdik.
Yalanlayanların o gün vay haline.
Haydi bakalım! Şu yalanlamış olduğunuz hesap gününe gidin.
Haydi! Şu üç guruba ayrılmış gölgeye yürüyün.
Gölgesi kesinlikle olmayan ve o parlak ateşten korumaya faydası olmayan gölgelere.
O ateş ki, koca saraylar kadar kıvılcımlar saçar.
Sanki o kıvılcımlar sap sarı erkek develer gibi.
Yalanlayanların o gün vay haline.
Bu gün, o yalanlayanlar asla konuşmazlar.
Onlara izin verilmez ki, mazeretlerini ortaya koysunlar.
Yalanlayanların o gün vay haline.
Bu, sizi ve sizden öncekileri topladığımız, doğrularla yanlışların ayırt edildiği gündür.
Eğer sizin bir planlanmış tuzağınız varsa, o planı bana uygulayın.
Yalanlayanların o gün vay haline.
Allah’dan korunanlar ise, gölgelerin içinde ve pınarların başlarındadır.
Orada canlarının çektiği her türlü meyveler var.
Yaptıklarınızın karşılığı olarak, hesapsız olarak yiyin için.
İşte biz güzel davrananları böyle mükafaatlandırırız.
Yalanlayanların o gün vay haline.
(Dünyada) Yiyin, az bir süre yaşayın. Siz gerçekten suçlularsınız.
Yalanlayanların o gün vay haline.
Onlara, (Rabbinizin huzurunda) eğilin denilmişti de, büyüklenerek eğilmediler.
Yalanlayanların o gün vay haline.
Peki, o zaman, Allah’ın vahyinden başka hangi söze inanacaklar.