64. Teğabun Suresi Meali

Göklerde ve yerde ne varsa hep Allah/ı tenzih ederler, her mülk O/nundur, her hamd ve sena da O/na mahsustur. O, her şeye hakkıyle kaadirdir.
Sizi yaratan O/dur. Kiminiz kâfir, kiminiz mü/mindir. Allah yaptıklarınızı görür,
O, gökleri ve yeri yerli yerinde yarattı, size hayvanat arasında güzel bir surette kılık, kıyafet verdi, dönüş yine O/nadır.
O, göklerdekileri ve yerdekileri, gizli tuttuğunuzu, alenî yaptığınızı hep bilir. Allah sinelerde gizli olanları da tamamıyle bilir.
Kâfirler! Sizden evvel gelen kâfirlerin haberini almadınız mı? Onlar dünyada işlerinin vebal ve akıbetini tattılar. Onlar için âhirette de acıklı bir azap vardır.
Şu sebeptendir ki peygamberleri onlara açık mûcizeler getirmişlerdi. Onlar ise, «— İnsanlar mı bizi hidayete erdirecek?» dediler de kâfir oldular, hak/tan yüz çevirdilerdi. Allah imanlarından istiğna gösterdi de onları helâk etti. Allah her şeyden müstağnidir. Her fiilinde övülmüştür.
Kâfirler tekrar dirilmeyeceklerini za/ım ve iddia ediyorlar. Onlara de ki, elbette, Rabbim hakkı için dirileceksiniz, sonra yaptıklarınız orada size bildirilecektir. Bu, Allah/a göre kolaydır.
Artık Allah ve peygamberine ve indirdiğimiz ışığa iman ediniz. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
O gün, «Toplanılacak bir gün» için sizi O, toplayacak [²]. İşte o gün, «aldanılacak bir gün» [³] dür. Her kim Allah/a iman eder ve iyi iş işlerse Allah onun kötülüklerini örter, kendisini ağaçları altından ırmaklar akar uçmaklara sokar. Onlar orada ebedî kalırlar. İşte büyük kurtuluş, budur.
Onlar ki kâfir olup âyetlerimizi yalan sayarlar, işte onlar ateşliklerdir. Orada devamlı kalacaklardır. Orası ne kötü uğraktır!
Hangi bir mûsibet olursa olsun ancak Allah/ın izni ve takdiri ve meşiyeti ile başa gelir. Her kim Allah/a iman ederse Allah onun kalbine hidayet verir. Allah sabredeni, şükredeni, her şeyi hakkıyle bilir.
Allah/a itaat edin, peygambere de itaat edin, itaattan yüz çevirirseniz O/na ne! Çünkü peygamberimize yalnız ahkâmı apaşikâr, tebliğ etmek düşer.
Allah ki O/ndan başka tapacak yoktur, mü/minler yalnız Allah/a güvensinler.
Mü/minler! Karılarınızdan ve çoluk çocuklarınızdan size düşman olanı vardır [¹], onlardan çekinin, eğer onlardan vazgeçer, onları bağışlar ve yadigarsanız [²] öyle muamele görürsünüz; çünkü Allah yarlıgayan, bağışlayandır.
Mallarınız, çoluk, çocuğunuz sizin için belâ ve mihnetten başka bir şey değildir [³]. Allah/ın yanında büyük bir mükâfat vardır [⁴].
Artık gücünüz yettiği kadar, Allah/tan sakının, emirlerini dinleyin, Allah/a ve peygamberine itaat edin, sarfiyatta bulunun. Kendiniz için hayırlı şeyler yapın [⁵], her kim kendisini cimrilikten korursa [⁶] işte umduklarına erecek olanlar, onlardır.
Allah/a gönül hoşluğuyle bir ödünç verirseniz [⁷] Allah onu kat kat artırır, hem sizi yarlıgar, Allah şekûrdur, halimdir [⁸].
Allah gizli ve aşikâr her şeyi bilendir. Yegâne galiptir, hâkimdir.