Bir sûre ki onu indirdik, farz kıldık; içinde açıklayıcı âyetler indirdik.
Umulur ki düşünüp öğüt alırsınız.
Zina eden kadının ve zina eden erkeğin her birine yüz değnek vurun!
Allah’a ve Âhir Gün’e iman ediyorduysanız, Allah’ın dininde onlara karşı sizi yumuşaklık / acımaklık almasın!
Müminler’den bir grup da onların azabına / cezasına tanıklık etsin!
Zina Eden Erkek ancak zina eden bir kadın ile veya müşrik bir kadın ile evlenir.
Zina Eden Kadın da ancak zina eden bir erkek ile veya müşrik bir erkek ile evlenir.
İşte bu, Müminler’e haram kılındı.
Namuslu Kadınlar’a (zina iftirası) atan, sonra da dört şahid getirmeyenlere seksen değnek vurun!
Ebedî olarak şahidliklerini kabul etmeyin!
İşte onlar Fâsıklar / Yoldan Çıkıp Sapmışlar’dır.
Ancak bundan sonra (pişman olup) tevbe edenler ve kendilerini düzeltenler başka!
Allah, rahîm gafûrdur.
Eşlerine (zina iftirası) atan, kendilerinden başka şahidleri bulunmayanlar, her birinin şahidliği, Allah’a yemin ederek, kendisinin Doğru Söyleyenler’den olduğuna dört defa şehadet etmesidir.
Beşincisi de “Eğer Yalancılar’dan ise, Allah’ın laneti onun üzerine olsun!” (demesidir).
"Allah’a yemin olsun ki o, Yalancılar’dan’dır" diye (kadının) dört kere şehadet etmesi ondan cezayı kaldırır.
Beşincisi de “eğer Doğru Söyleyenler’den ise, Allah’ın gazabı onun (kadının) üzerine olsun!” (demesidir).
Ya üzerinizde Allah’ın lütfu ve O’nun rahmeti olmasaydı!
Allah, hakîm tevvâbdır.
O İftira’yı atmış olanlar, içinizden bir takımdır.
Bunu sizin için şerr saymayın! Belki o sizin için hayırdır.
Onlardan her bir kişinin Günah’tan kazandıkları kendisine aittir.
Onun büyüğünü tezgâhlamış olana gelince; ona da çok büyük bir azap vardır.
Onu işittiğinizde, erkek Müminler ve kadın Müminler kendi nefisleriyle ilgili hayırlı bilselerdi ya!
“Bu açıkça bir iftiradır” deselerdi ya!
O konuda dört şahid getirselerdi ya!
Mademki, Şahidler’i getirmediler; işte onlar Allah katında Yalancılar’dır.
Dünya’da ve Âhiret’te sizin üzerinizde Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, daldığınız bu dedikodu içinde size çok büyük bir azap dokunurdu.
Hani, onu dillerinizle aktarıyordunuz.
Hakkında bilgi sahibi olmadığınız bir şeyi ağzınızla söylüyordunuz.
Onu önemsiz sayıyordunuz; hâlbuki Allah katında çok büyüktür.
Onu işittiğinizde: -“Bununla ilgili konuşmak bize yakışmaz.
Hâşâ! Bu çok büyük bir bühtandır” deseydiniz ya!
Ebedî olarak bunun benzerine dönmeyesiniz diye Allah size öğüt veriyor; eğer mümin iseniz!
Allah Âyetler’i size açıklıyor.
Allah hakîm alîmdir.
İman edenler arasında Fuhş’un yayılmasını sevenler için, Dünya’da ve Âhiret’te acıveren bir azap vardır.
Allah bilir; siz bilmezsiniz.
Ya üzerinizde Allah’ın lütfu ve O’nun rahmeti olmasaydı!
Gerçekten Allah, rahîm raûfdür.
Ey iman edenler!
Şeytan’ın adımlarına uymayın!
Kim Şeytan’ın adımlarına uyarsa, şu bir gerçektir ki; Fuhş’u / Çirkin İşler’i ve Kötülüğü emreder.
Size Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, sizden hiçbiri ebedî olarak temize çıkamazdı; ama Allah, dileyeceği kimseyi temize çıkarır.
Allah bilen işitendir.
İçinizden Fazl / Lütuf ve Servet sahipleri, Yakın (Akraba)lar’a, Düşkün Yoksullar’a, Allah yolunda Hicret Edenler’e vermekte kusur etmesin!
Affetsinler, aldırmasınlar!
Sevmez misiniz, Allah sizi bağışlasın?
Allah rahîm gafûrdür.
Mümin Habersiz Namuslu Kadınlar’a (zina iftirası) atanlar Dünya’da ve Âhiret’te lanetlendiler.
Onlara çok büyük bir azap da vardır.
İşliyor oldukları sebebiyle ayakları, elleri ve dilleri onların aleyhinde şahidlik edecekleri gün;
İşte o gün Allah onlara Gerçek dinlerini / tahakkuk etmiş ödeneklerini / boçlarını / cezalarını öder.
Bilirler ki Allah, Açıkça Hakk’tır.
Kötü Kadınlar, Kötü Erkekler içindir.
Kötü Erkekler de Kötü Kadınlar içindir.
Temiz Kadınlar, Temiz Erkekler içindir.
Temiz Erkekler de Temiz Kadınlar içindir.
İşte onlar, söyleyecekleri şeylerden uzak tutulmuşlardır.
Onlar için bağışlanma ve cömertçe bir rızık vardır.
Ey iman edenler!
Ünsiyet kurmadan / izin almadan, ev halkına selâm vermeden, evlerinizden başka evlere girmeyin!
Bu sizin için hayırlıdır.
Umulur ki düşünüp anlarsınız.
Orada kimseyi bulamadıysanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin!
Size "geri dönün!" denilirse, geri dönün!
Bu sizin için en arı-durudur.
Allah ne işliyorsanız bilmektedir.
İçinde sizin için geçimlik bulunan, meskûn olmayan / oturulmayan evlere girmenizde size bir günah yoktur.
Ne açığa vuruyorsanız, ne saklıyorsanız, Allah biliyor.
Erkek Müminler’e söyle!
Bakışlarını sakınıp çevirsinler!
Mahrem yerlerini korusunlar!
Bu kendileri için en arı-durudur.
Allah, neyi özenerek yapıyorlarsa haberlidir.
Kadın Müminler’e de söyle; bakışlarını sakınıp çevirsinler!
Mahrem yerlerini korusunlar!
Açıkta olan kısmı hariç zinetlerini açığa vurmasınlar!
Örtülerini göğüslerine örtsünler!
Onların kocaları veya
babaları veya
kocalarının babaları veya
kendi oğulları veya
kocalarının oğulları veya
kendi kardeşleri veya
kardeşlerinin oğulları veya
kız kardeşlerinin oğulları veya
kendi kadınları veya
ellerinin mâlik oldukları veya
Adamlar’dan İhtiyaç sahibi hariç Uyuntu Hizmetçiler veya Kadınlar’ın mahrem yerlerine vâkıf olmamış Çocuklar dışında zinetlerini göstermesinler / açıkca belli etmesinler / açmasınlar!
Zinetlerinden gizleyecekleri şeylerin bilinmesi için ayaklarıyla vurmasınlar!
Allah’a yönelin topluca, ey Müminler!
Umulur ki kurtuluşa erersiniz.
İçinizden Dullar’ı / Bekârlar’ı, kölelerinizden ve cariyelerinizden Salihler’i evlendirin!
Eğer fakir iseler, onları Allah lütfundan zenginleştirir.
Allah alîm vâsi’dir.
Evlenme (imkânı) bulamayanlar, Allah onları lütfundan zenginleştirinceye kadar iffetli olmayı istesinler!
Ellerinizin mâlik olduklarından Kitab’ı / Yazı’yı arzu edenlere gelince; kendilerinde bir hayır bildiyseniz, onlarla mükâtebe / karşılıklı yazışma yapın!
Allah’ın size verdiği maldan onlara verin!
Dünya Hayatı’nın sunumunu arzu etmek için, hele iffetli kalmak istediklerinde, genç hizmetçilerinizi Azgınlığa (Fuhş’a) zorlamayın!
Onları kim zorlarsa, Allah onların zorlanmalarından sonra da rahîm gafûrdür.
And olsun, Müttakîler / Sakınıp Korunanlar için bir uyarı, sizden önce geçmiş olanlardan bir misâl olmak üzere size açıklayıcı âyetler indirdik!
Allah Yer’in ve Gökler’in NÛR’udur.
O’nun NÛR’unun misâli, içinde ışık bulunan bir lamba gibidir.
Işık bir cam içindedir.
Cam, yağlık bereketli bir ağaçtan yakılır; ne Doğu’lu, ne Batı’lı; ona bir ateş değmediyse de, neredeyse onun yağı ışık verir; sanki parlayan bir yıldız gibidir.
NÛR üstüne NÛR’dur.
Allah, kendi NÛR’u için dileyeceği kimseye yol gösteriyor.
Allah Misâller’i İnsanlar için veriyor.
Allah her şeyi bilmektedir.
İçinde adının anılmasına ve yükseltilmesine izin verdiği evlerde, Akşam Vakitleri (İkindi ve Akşam) ve Sabah Erken Vakitler orada O’nu tesbih ediyorlar.
Adamlar ki; ne ticaret, ne alış-veriş, Allah’ı anmaktan, Namaz’ı kılmaktan ve Zekât’ı vermekten alıkoyar; Gözler’in ve Kalbler’in kıvrandığı bir günden korkarlar.
Allah, onları işledikleri şeylerin en güzeli ile mükâfatlandırsın, onlara kendi lütfundan versin!
Allah, dileyeceği kimseleri hesap dışı rızıklandırıyor.
İnkâr etmiş olanlara gelince; onların amelleri engin çöllerdeki serap gibidir; Susayan onu su sayar.
Sonunda ona geldiği zaman bir şey bulmamıştır.
Yanında Allah’ı bulmuştur.
Derken, ona hesabını ödemiştir.
Allah Hesab’ı çok seri görendir.
Yahut derin denizdeki karanlıklar gibi!
Dalga üstüne dalga, onun üstünden bir bulut dalgası kaplar.
Biribiri üstüne karanlıklar!
Elini çıkardığı zaman onu neredeyse görmemiştir.
Allah kime NÛR vermediyse, onun için hiçbir NÛR yoktur.
Görmedin mi, Yer ve Gökler’deki kimseler ve dizi dizi uçan Kuşlar / Uçarlar Allah’ı tesbih ediyor.
Hepsi, kendi salâtını / duasını ve tesbihini kesinlikle bilmiştir.
Ne yapıyorlarsa, Allah bilmektedir.
Yer’in ve Gökler’in mülkü / yönetimi Allah’ındır.
Gidip Varış Allah’adır.
Görmedin mi Allah, bulut sevk ediyor; sonra onun arasını birleştiriyor; sonra onu kümeler halinde yoğunlaştırıyor.
Derken, arasından Yağmur’u çıkıyor görürsün.
Orada Gök’ten dağlardan bir kısım soğuklar / karlar / dolular indiriyor.
Onu, dileyeceği kimselere isabet ettiriyor.
Dileyeceği kimselerden de uzak tutuyor.
Onun şimşeğinin parıltısı neredeyse Gözler’i alıverecek!
Allah Gece ve Gündüz’ü evirip çeviriyor.
Basiretler’in / Gözler’in sahipleri için bunda elbette ibret vardır.
Su’dan olan bütün hareketli (dâbbe)yi Allah yarattı.
Bunlardan bir kısmı, karnı üzerinde yürüyenlerdir.
Bir kısmı iki ayak üzerinde yürüyenlerdir.
Bir kısmı da dört üzerinde yürüyenlerdir.
Allah, ne dilerse yaratıyor.
Allah, herşeye güç yetirendir.
And olsun, açıklayıcı âyetler indirdik!
Allah, dileyeceği kimseleri doğru yola eriştiriyor.
-“Allah’a da, Rasûl’e de iman ettik, itaat ettik” diyorlar; bundan sonra onlardan bir grup yine yüz çeviriyorlar.
İşte onlar Müminler’le birlikte / ilgili değildir.
Aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve O’nun rasûlüne çağrıldıkları zaman onlardan bir grup hemen yüz çevirip gitmektedirler.
Hakk onların lehine olursa, hemen içten kabul etmiş olarak geliyorlar.
Onların kalblerinde hastalık mı var; yoksa şüpheye mi düştüler?
Yoksa Allah ve O’nun rasûlü onlara haksızlık yapar diye mi korkuyorlar?
Aksine, işte onlar Zâlimler’dir.
Onların arasında hüküm vermesi için Allah’a ve O’nun rasûlüne çağrıldıkları zaman, Müminler’in sözü: -“işittik; itaat ettik” demeleridir.
İşte onlar Kurtulmuşlar’dır.
Kim Allah’a ve O’nun rasûlüne itaat eder, Allah’tan çekinir ve O’ndan sakınıp korunursa, işte onlar Başarıya / Murada Erecekler’dir.
Onlara emir verdiğinde (savaşa) çıkacaklarına dair var güçleriyle Allah’a yemin ettiler.
De ki:
-“Yemin etmeyin! Örfe uygun / bilinen bir itaat!
Allah, ne işliyorsanız haberlidir”.
De ki:
-“Allah’a itaat edin, Rasûl’e itaat edin!
Yüz çevirirseniz, bilin ki sizin yüklendiğiniz şey sizedir; onun yüklendiği de kendisinedir.
Ona itaat ederseniz, hidayete erersiniz.
Rasûl’e düşen görev Açıkça Tebliğ Etmek’ten başkası değildir.
Allah, sizden iman eden ve Salih Ameller işleyenlere vaad etti ki:
-“Onlardan öncekileri halef kıldığı gibi onları da Yeryüzü’ne halef kılar.
Elbette, onlar için hoşnut olduğu dinlerini yerleştirir; onları korkularından sonra güvene çevirir.
Bana, hiçbir şeyi şirk koşmayarak kulluk ederler.
Bundan sonra kim inkâr ettiyse, işte onlar Fâsıklar / Yoldan Çıkıp Sapmışlar’dır”.
“Namaz’ı kılın, Zekât’ı verin, Rasûl’e itaat edin!
Umulur ki merhamet edilirsiniz”.
“Sayma ki inkâr edenler Yeryüzü’nde aciz bırakacaklar / kaçıp kurtulacaklar!
Onların barınağı Ateş’tir.
Elbette ne kötü Varılacak Yer’dir!”.
Ey iman edenler!
Ellerinizin mâlik oldukları ve içinizden ergenlik çağına erişmemişler / çocuklar, sizden üç keresinde de izin istesin!
Sabah namazının öncesinde, öğleyin elbiselerinizi Sırt’tan çıkarıp soyunduğunuz vakit ve Yatsı namazının sonrasında!
Bunlar sizin için mahrem üç vakittir.
Bunun dışındaki vakitlerde onlara günah yoktur; birbirinizin etrafında dolaşabilirsiniz.
Allah size Âyetler’i böyle açıklıyor.
Allah hakîm alîmdir.
Sizden Çocuklar da Ergenlik Çağı’na ulaştıkları zaman, onlardan öncekilerin izin istediği gibi izin istesinler!
Allah size âyetlerini böyle açıklıyor.
Allah hakîm alîmdir.
Nikâh ummayan Kadınlar’dan Oturmuşlar’a / Yaşlılar’a gelince; süslerini açığa vurmaksızın dış elbiselerini çıkarmalarında onlara bir günah yoktur.
İffetli olmayı istemeleri kendileri için en hayırlıdır.
Allah bilen işitendir.
Kör’e sıkıntı yoktur.
Topal’a da sıkıntı yoktur.
Hasta’ya da sıkıntı yoktur.
Aynı şekilde kendi evlerinizden,
babalarınızın evlerinden,
annelerinizin evlerinden,
erkek kardeşlerinizin evlerinden,
kız kardeşlerinizin evlerinden,
amcalarınızın evlerinden,
halalarınızın evlerinden,
dayılarınızın evlerinden,
teyzelerinizin evlerinden,
anahtarları sizde olan evlerden veya
arkadaşlarınızın evlerinden
birlikte ya da
ayrı ayrı yemenizde de size bir sakınca yoktur.
Evlere girdiğiniz zaman Allah katından hoş mübarek bir tahiyyet / dirlik dileği olmak üzere kendinize selâm verin!
Allah size Âyetler’i böyle açıklıyor.
Umulur ki akledersiniz.
Doğrusu Allah’a ve O’nun rasûlüne iman etmiş Müminler, bir iş üzerine onunla (Rasûl ile) bir arada oldukları zaman ondan izin almadan gitmediler.
Senden izin isteyenler, işte onlar, Allah’a ve O’nun rasûlüne iman edenlerdir.
Bazı işleri için senden izin istedikleri zaman onlardan dilediğin kimseye izin ver!
Allah’tan onlar için bağışlanma dile!
Allah, rahîm gafûrdür.
Rasûl’ün çağrısını aranızda birbirinize yaptığınız çağrı gibi saymayın!
Allah, içinizden birbirini siper edinerek gizlice sıvışanları biliyordur.
O’nun emrine muhalefet edenler, kendilerine bir fitne isabet etmesinden veya acıveren bir azabın gelmesinden çekinsin!
Dikkat edin! Yer ve Gökler’dekiler, Allah’ındır.
Siz ne üzereyseniz, biliyordur.
O’na döndürülecekleri gün artık onlara işledikleri şeyleri haber verir.
Allah herşeyi bilendir.