Ey Nebiyy! Allah’tan sakınıp korun!
Münafıklar’a ve Kâfirler’e itaat etme!
Allah, hakîm alîm olandır.
Sana rabbinden vahyedilene uy!
Allah, işlediğiniz şeylerden haberlidir.
Allah’a tevekkül et! Vekîl olarak Allah yeter.
Allah, bir adama iç boşluğunda iki kalb vermedi.
Zıhâr yaptığınız karılarınızı anneleriniz kılmadı.
Evlatlıklarınızı da oğullarınız kılmadı.
Böylesi, sizin ağzınızdaki bir sözünüzdür.
Hakk’ı Allah söylüyor.
Yol-Yordam’ı O gösteriyor.
Onları babalarına nisbet ederek çağırın!
Bu, Allah katında en doğrusudur.
Onların babalarını bilmediyseniz, artık mevâliyleriniz (dostlarınız) ve Din’de kardeşlerinizdir.
Bununla ilgili bir hata yapmışsanız, size günah yoktur; ama kalblerinizin kastettiği şeyler böyle değildir.
Allah rahîm gafûr olandır.
Nebiyy, Müminler’e kendi nefislerinden daha yakındır / önceliklidir.
Onun eşleri onların anneleridir.
Veliyylerinize örfe uygun olarak yapmanız dışında, Allah’ın kitabında, Müminler’den ve Muhacirler’den Erham / Akrabalık sahipleri birbirine evlâ / en önceliklidir.
Bu, Kitap’ta satır satır yazılmıştır.
Hani, Nebiyyler’den mîsâkını / açık ve kesin bağlılık sözünü aldık.
Senden, Nûh’tan, İbrahim’den, Musa’dan ve Meryem oğlu İsa’dan;
evet, onlardan sıkı bir mîsâk / açık ve kesin bağlılık sözü aldık.
Sadıklar’a / Özü-Sözü Doğrular’a doğruluklarından sormak için!
İnkârcılar için acıveren bir azap hazırladık.
Ey iman edenler!
Allah’ın üzerinizdeki nimetini anın!
Bir vakit size ordular gelmişti.
Biz de onların üzerine görmediğiniz ordular ve rüzgâr gönderdik.
Allah ne işliyorsanız görmekteydi.
Hani, size alttan ve üstten saldırıyorlardı.
Gözler dönmüş, Yürekler Boğazlar’a dayanmıştı.
Allah hakkında Zannlar’da bulunuyordunuz.
İşte orada Müminler denenmiş, şiddetli bir şekilde sarsılmışlardı.
Münafıklar ve kalblerinde hastalık olanlar:
-“Allah ve O’nun rasûlü bize, ‘aldatma’dan başka bir şey vaad etmemiş!” diyorlardı.
Hani, onlardan bir grup:
-“Ey Yesrip halkı! Sizin için ikamet edecek / duracak yer yok; artık geri dönün!” dediler.
Onlardan bir başka grup da Nebiyy’den izin istiyordu:
-“Bizim evlerimiz, sahipsiz / açık!” diyorlardı.
Oysa açık değildi. Sadece kaçmak istiyorlardı.
Şayet etraflarından üzerlerine girilseydi, sonra Fitne istenseydi, bunu çok beklemeden işe girişirlerdi.
And olsun ki önceden, Arkalar’ı dönüp kaçmayacaklarına dair Allah’a ahid / söz vermişlerdi.
Allah’a verilen söz / ahid / taahhüd sorumluluktur.
De ki:
-“Ölmek’ten veya Öldürülmek’ten kaçtıysanız, bu Kaçış size asla yarar sağlamayacaktır.
O zaman sadece biraz geçinirsiniz”.
De ki:
-“Size bir kötülük istediyse veya bir rahmet istediye, Allah’tan sizi saklayıp koruyacak olan kimdir?”.
Onlar için Allah’tan başka ne bir veliyy, ne bir yardım edici bulurlar.
Allah, aranızdan Alıkoyanlar’ı ve kardeşleri için “bize gelin -buyurun!” Diyenler’i gerçekten biliyordur.
Birazı hariç Sıkıntı’ya gelmezler.
Size karşı kıskanç olarak!
Korku geldiğinde onları gördün; Ölüm baygınlığı geçiren kimse gibi gözleri dönerek sana bakıyorlardı.
Derken, Korku gittiği zaman Hayr’ı kıskanarak size sivri dillerini uzattılar.
Onlar iman etmediler.
Allah onların amellerini boşa çıkardı.
Bu, Allah’a çok kolaydır.
Düşman Birlikleri’nin gitmediğini hesap ediyorlardı.
AHZÂB / Düşman Birlikleri yeniden gelirse, “keşke onlar, Bedevî Arablar arasında dolaşıp onlardan sizin haberlerinizi sorsalar!” diye arzu ediyolardı.
Sizin içinizde olsalardı, birazı hariç savaşmazlardı.
And olsun ki Allah’ı çokça anan, Allah’a ve Âhir Gün’e umut beslemekte olan kimseler için, sizin için Allah’ın rasûlünde güzel bir örnek oldu!
Müminler Düşman Birlikleri’ni gördüğünde:
-“Bu, Allah ve O’nun rasûlünün bize vaad ettiğidir.
Allah ve rasûlü doğru söyledi” dediler.
Onların ancak imanını ve teslimiyetini artırdı.
Müminler’den Allah’a ahid / söz verdiklerine bağlı kalan adamlar vardır.
Onlardan bir kısmı adağını yerine getirmiş kimselerdir.
Bir kısmı da beklemektedir.
Önemli bir değişime uğramadılar.
Allah’ın, Sadıklar’ı / Özü-Sözü Doğrular’ı doğruluklarıyla ödüllendirmesi için;
Dilediğinde Münafıklar’ı cezalandırır veya onlara tevbe kabul eder.
Allah, rahîm gafûr olandır.
Allah inkâr edenleri, bir hayra ulaşmadıkları öfkeleriyle geri çevirdi.
Allah, Savaş’ta Müminler’e yetti / yeterli oldu.
Allah azîz kuvvetlidir.
Kitap ehlinden onlara arka çıkanları kalelerinden indirdi.
Onların bir kısmını öldürmeniz, bir kısmını da esir almanız suretiyle kalblerine Ürküntü / Korku düşürdü.
Sizi onların arazilerine, yurtlarına, mallarına, ayak basmadığınız yerlere mirasçı kıldı.
Allah her şeye güç yetirendir.
Ey Nebiyy!
Eşlerine de ki:
-“Dünya Hayatı’nı ve süsünü istiyor idiyseniz, gelin sizi donatayım; güzellikle salıp bırakayım!”.
“Eğer Allah’ı, O’nun rasûlünü, Âhiret Yurdu’nu istiyorduysanız, Allah, sizden Muhsine / Güzellik Eden Kadınlara çok büyük bir ödül hazırladı”.
-Ey Nebiyy Hanımları!
Sizden kim açıkça bir kötü iş yaparsa, onun için Azap ikiye katlanır.
Bu, Allah’a çok kolaydır.
Sizden Allah’a ve O’nun rasûlüne itaat eden ve salih bir amel işleyen kimseye iki kere ödül veririz.
Onun için güzel bir rızık hazırladık.
-Ey Nebiyy’nin hanımları!
Siz Kadınlar’dan birisi gibi değilsiniz.
Allah’tan sakınıp korunuyorsanız, Söz’le yılışmayın / edalı konuşmayın; yoksa kalbinde hastalık olan kimse umuda kapılır.
Bilinen örfe uygun söz söyleyin!
Evlerinizde vakarla oturun / durun!
İlk Câhiliye’nin çıkışı gibi süslenip çıkmayın!
Namaz’ı kılın, Zekât’ı verin!
Allah’a ve O’nun rasûlüne itaat edin!
Allah, sizden Kir’i gidersin, sizi iyice temizlesin istiyor, ey Ev’in halkı / ehl-i Beyt!
Allah’ın âyetlerinden ve Hikmet’den, evlerinizde okunanları hatırda tutun!
Allah, habîr latîf olandır.
Şüphesiz Müslümanlar ve kadın Müslümanlar, Müminler ve kadın Müminler, İtaat Edenler ve kadın İtaat Edenler, Sadıklar ve kadın Sadıklar, Sabredenler ve kadın Sabredenler, Alçakgönüllüler ve kadın Alçakgönüllüler, Sadakaverenler ve kadın Sadakaverenler, Oruçtutanlar ve kadın Oruçtutanlar, Irzlarını Koruyanlar ve kadın Irzlarını Koruyanlar, Zikredenler ve kadın Zikredenler var ya; Allah onlar için bağışlanma ve çok büyük bir ödül hazırladı.
Allah ve O’nun rasûlü bir işe karar verdiği zaman bir erkek mümin için de, bir kadın mümin için de, işlerinden onlaraTercih Hakkı yoktur.
Kim Allah’a ve O’nun rasûlüne isyan ederse, gerçekten açıkça bir sapkınlığa düşmüştür.
Hani, Allah’ın da nimet verdiği, senin de nimet verdiğin kimseye:
-“Eşini (nikâhında) tut! Allah’tan sakınıp korun!” diyordun.
Allah’ın açıklayacağı şeyi içinde gizliyor, İnsanlar’dan çekiniyordun.
Oysa kendisinden çekinmene Allah en layıktır.
Müminler üzerine, onlardan ilişik kestikleri zaman evlatlıklarının eşleriyle evlenmelerinde sıkıntı olmayacağı için Zeyd eşiyle ilişiğini kestiğinde / boşadığında onu sana eş yaptık.
Allah’ın emri yapılagelmiştir.
Önceden geçmişlerde Allah’ın sünneti / yasası olarak Allah’ın farz kıldığı / uygun gördüğü şeylerde Nebiyy’e hiçbir harec / sıkıntı yoktur.
Allah’ın emri takdir edilmiş bir kader oldu.
(Nebiyyler) Onlar ki Allah’ın risaletlerini / gönderilerini tebliğ ederler; O’ndan korkup çekinirler; Allah’tan başka kimseden çekinmezler.
Hesap görücü olarak Allah yeter.
Muhammed, sizin adamlarınızdan birinin babası değildir; ama Allah’ın rasûlüdür; Nebiyyler’in hâtemidir / bitimidir.
Allah her şeyi bilendir.
-“Ey iman edenler!
Allah’ı çokca zikredin / anın!
Sabah akşam O’nu tesbih edin!
Sizi Karanlıklar’dan Aydınlığa çıkarmak için size salât eden O’dur ve O’nun melekleridir.
O Müminler’e rahîm / çok rahmet edici olandır”.
O’na kavuşacakları gün onların tahiyyetleri / dirlik dilekleri selâmdır.
Onlar için cömertce bir ödül hazırladı.
Ey Nebiyy!
Biz, gönderdik seni bir uyarıcı, müjdeleyici ve şahid olarak!
Aydınlatıcı bir ışık kaynağı olarak, O’nun izni ile Allah’a davet edici olarak!
Allah’tan onlara büyük bir lütuf da vardır; Müminler’e müjdele!
Kâfirler’e de, Münafıklar’a da itaat etme!
Eziyetlerini bırak / aldırma!
Allah’a tevekkül et!
Vekîl olarak Allah yeter.
Ey iman edenler!
Mümin kadınları nikâhlayıp, sonra dokunmadan boşadığınız zaman onlara iddet saymanıza gerek yoktur.
Onlara geçimliklerini verin!
Onları güzel bir şekilde salıp bırakın!
Ey Nebiyy!
Biz, mehirlerini ödediğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet verdiklerinden senin elinin mâlik olduklarını, seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını; bir mümin kadın kendi nefsini Nebiyy’e hibe ederse, Nebiyy de onu nikâhlamak isterse, diğer Müminler’e değil, sana mahsus olmak üzere halâl kıldık.
Sana bir harec / sıkıntı olmaması için ellerinin mâlik olduğu şeyleri ve eşleri hakkında onlara farz kıldığımız / uygun gördüğüümüz şeyleri bildik.
Allah rahîm gafûr olandır.
Onlardan dileyeceğin kimseyi ertelersin, dileyeceğin kimseyi yanına alırsın.
Azlettiğin / ayrıldığın eşlerinden arzu ettiğini almanda sana bir günah yoktur.
Gözleri aydın olsun, üzülmesinler, onlara verdiklerine razı olsunlar diye bu en uygundur.
Kalblerinizdeki şeyleri Allah biliyor.
Allah halîm alîm olandır.
Bundan sonra sana, elinin mâlik oldukları dışında hoşuna gitse bile Kadınlar’la evlenmek, eşlerden onları değiştirmek halâl değildir.
Allah her şeyi görüp gözetendir.
Ey iman edenler!
Vaktine bakmaksızın, bir yemeğe çağrılmanız dışında Nebiyy’nin evlerine girmeyin; ama davet edildiğiniz zaman girin!
Yemek yediğiniz zaman dağılın; söze-sohbete dalmayın!
Bu durumunuz Nebiyy’i üzüyordu / incitiyordu; size söylemekten çekiniyordu.
Oysa Allah, Hakk’tan çekinmez.
Onlardan bir şey soracağınız zaman perde arkasından sorun!
Bu, hem sizin kalbleriniz, hem de onların kalbleri için en temizdir.
Sizin için, bundan sonra ebedî olarak, ne Allah’ın rasûlünü üzmeniz / incitmeniz, ne onun eşlerini nikâhlamanız olasıdır.
Bu, Allah katında çok büyük olmuştur.
Bir şeyi açığa vursanız da, gizleseniz de, şüphesiz Allah, her şeyi bilendir.
Kadınların kendi babalarına, oğullarına, erkek kardeşlerine, erkek kardeşlerinin oğullarına, kız kardeşlerinin oğullarına, kendileri gibi kadınlara ve ellerinin mâlik olduklarına görünmelerinde onlara günah yoktur.
Allah’tan sakınıp korunun!
Allah, her şeye şahid olandır.
Allah ve O’nun melekleri, Nebiyy’e salât ediyorlar.
Ey iman edenler!
Ona salât edin, kesin ve tam olarak teslimiyet gösterin!
Allah’ı ve O’nun rasûlünü üzenlere / incitenlere gelince; Allah onları Dünya’da ve Âhiret’te lanetledi, onlara alçaltan bir azap hazırladı.
İktisap ettikleri dışında erkek Müminler’i ve kadın Müminler’i incitenler, açıkça bir günah ve vebal yüklendiler.
Ey Nebiyy!
Senin eşlerine, kızlarına, Müminler’in kadınlarına söyle; dış elbiselerini üzerlerine örtsünler!
Bu, bilinmeleri / tanınmaları bakımından en uygundur ki, incitilmezler.
Allah rahîm gafûr olandır.
And olsun ki Münafıklar, kalblerinde hastalık olanlar, Medine’de tahrik edici Asılsız Haber Yayanlar, eğer buna son vermedilerse, elbette, onların üzerine seni göndeririz; sonra birazı hariç orada sana yakın duramazlar.
Lanetlenmiş olarak;
Nerede bulunursa, yakalanırlar; çok fena öldürülürler.
Önceden geçmişlerdeki Allah’ın sünneti / yasası olarak!
Allah’ın sünneti / yasası için bir değişiklik bulamayacaksın.
İnsanlar sana Saat’ten soruyor.
De ki:
-“Onun bilgisi, Allah’ın katındadır”.
Ne bilirsin? Belki Saat yakında oluyor / yakınlaşıyor.
Allah, Kâfirler’e lanet etti.
Onlar için çılgın alevli bir ateş de hazırladı.
Ebedî olarak orada kalacaklardır.
Ne bir veliyy bulurlar, ne bir yardım edici!
Yüzleri Ateş’te çevrileceği gün derler ki:
-“Keşke, Allah’a itaat etseydik! Rasûl’e de itaat etseydik!”.
Bir de dediler ki: -“Rabbimiz! Biz, beylerimize ve büyüklerimize itaat ettik; sonuçta bizi Yol’dan saptırdılar”.
-“Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver!
Onları büyük bir lanet ile lanetle!”.
Ey iman edenler!
Musa’yı üzenler / incitenler gibi olmayın!
Nitekim Allah onu, onların söyledikleri şeylerden berî kıldı / temize çıkardı.
Allah’ın katında vecîh / görüşen / konuşan / çok değerliydi”.
Ey iman edenler! Allah’tan sakınıp korunun!
Sapasağlam / güvenilir söz söyleyin!
Amellerinizi sizin için düzeltsin, günahlarınızı bağışlasın!
Kim Allah’a ve O’nun rasûlüne itaat ederse, çok büyük bir başarı kazanmıştır.
Biz, Emanet’i Dağlar’a, Yer’e ve Gökler’e sunduk; onu yüklenmekten kaçındılar; ondan korktular.
Onu İnsan yüklendi. O, çok câhil zâlim oldu.
Allah erkek Münafıklar’a ve kadın Münafıklar’a, erkek Müşrikler’e ve kadın Müşrikler’e azap etsin!
Allah erkek Müminler’e ve kadın Müminler’e tevbe kabul etsin!
Allah rahîm gafûr olandır.