4. Nisâ Suresi Meali

Ey İnsanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan eşini yaratan, bu ikisinden çokca adamlar ve kadınlar üretip yayan rabbinizden sakınıp korunun! Allah’tan sakınıp korunun ki O’nun adına Erhâm’ı / Rahmler’i ve birbirinizi istersiniz! Allah, üzerinizde gözetleyici olandır.
Bir de Yetimler’e mallarını verin! Temiz ile Pis’i değiştirmeyin! Onların mallarını kendi mallarınıza katarak yemeyin! O, büyük bir vebâldir.
Yetimler hakkında tam adalet sağlamaktan korkarsanız, sizin için halâl olan Kadınlar’dan ikişer, üçer, dörder nikâhlayın! Adil davranmaktan korkarsanız, bir tane nikâhlayın veya ellerinizin mâlik olduklarıyla yetinin! Bu, bir tarafa ağır basmamanıza en uygundur.
Kadınlar’a mehirlerini güzelce verin! Mehrin bir kısmını gönül hoşluğu ile size bıraktılarsa, onu da afiyetle yiyin!
Allah’ın sizi kayyûm / yönetici olarak atadığı mallarınızı Sefihler’e / Aklı Ermeyenler’e vermeyin! Bunların içinde onlara yedirin, giydirin, örfe uygun söz söyleyin!
Yetimler’i Nikâh Çağı’na erdikleri zamana kadar deneyin! Onlarda yetişkinlik görürseniz, mallarını kendilerine teslim edin! Büyüyorlar diye acele ve israf ederek onları yemeyin! İhtiyacı olmayan kimse tertemiz korusun, fakir olan kimse Ma’rûf / Örfe Uygun olarak yesin! Mallarını onlara teslim ettiğiniz zaman şahid bulundurun! Hesap görücü olarak Allah yeter.
Ana-Baba’nın ve En Yakın (Akraba)lar’ın geriye bıraktığı şeylerden Adamlar için bir hisse vardır. Ana-Baba’nın ve En Yakın (Akraba)lar’ın geriye bıraktığı şeylerden, azından da, çoğundan da ayırılmış bir hisse, Kadınlar için de vardır.
Miras Taksimi sırasında Yakın (Akraba)lığı olanlar, Yetimler ve Düşkün Yoksullar yanınızda olursa, onlara da ondan verin! Onlara örfe uygun söz söyleyin!
Çekinsin o kimseler ki şayet arkalarından “elleri ermez-güçleri yetmez cılız zürriyyet / soy sop / çocuklar” bıraksalardı, onların aleyhine korkarlardı. Bundan böyle Allah’tan sakınıp korunsunlar, etkili söz söylesinler!
Yetimler’in mallarını zulmederek / haksızlıkla yiyenler, doğrusu karınlarına ateş yiyorlardır. Alevli bir ateşe atılacaklardır.
Allah size çocuklarınız hakkında Erkek için İki Kadın’ın payını tavsiye ediyor. Eğer (çocuklar) ikiden fazla kadın ise, (ölen’in) bıraktığı şeylerin üçte ikisi onlarındır. (Çocuk) Bir tek kız ise, Yarısı onundur. (Ölen’in) Çocuğu varsa, onun ana-babasından her birisi için Altıda Bir hisse vardır. Çocuğu yok da, ana-babası vâris oluyorsa, anasına Üçte Bir hisse düşer. (Ölen’in) Kardeşleri varsa, ettiği vasiyetten ve borcundan sonra anasına Altıda Bir’dir. Allah’tan bir farz olmak üzere babalarınız ve oğullarınız, “onların hangisi size yarar bakımından en yakındır?” bilmezsiniz. Allah, hakîm alîm olandır.
Eğer onların çocuğu yok ise, hanımlarınızın (miras olarak) bıraktığı şeylerin yarısı sizindir. Çocuğu var ise, ettiği vasiyetten veya borçtan sonra onların miras olarak bıraktığının Dörtte Biri sizindir. Çocuğunuz yok ise, sizin miras olarak bıraktığınızdan Dörtte Bir hanımlarınızındır. Çocuğunuz var ise, miras olarak bıraktığınızın Sekizde Biri, ettiğiniz vasiyetten ve borçtan sonra onlarındır. Eğer miras bırakan erkek veya kadın, kelâle / yan kol olarak mirasına konuluyor da erkek kardeşi ve kız kardeşi var ise, bunlardan her birine Altıda Bir hisse düşer. Bundan daha çok sayıda ise, Allah’tan bir tavsiye (farz) olmak üzere zarar verici olmaksızın yapılan vasiyetten veya borçtan sonra onlar da Üçte Bir’e ortaktır. Allah halîm alîmdir.
Bunlar, Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’a ve O’nun rasûlüne itaat ederse, onu içinde sürekli kalacakları, altından Irmaklar akan cennetlere girdirir. Çok Büyük Başarı / Kurtuluş işte budur.
Kim Allah’a ve O’nun rasûlüne âsilik ederse, O’nun yasalarını çiğneyerek sınırı aşarsa, onu sürekli kalacağı bir ateşe girdirir. Onun için alçaltan bir azap da vardır.
Kadınlarınızdan Fahşâ / Fuhuş / Kötü İşler yapanlara karşı sizden dört erkek şahid getirin! Eğer şahidlik ettilerse, onları Ölüm alıncaya kadar yahut Allah onlar için bir yol açıncaya kadar Evler’de tutun!
İçinizden fuhuş yapan iki tarafa da eziyet / ezâ / ceza verin! Tevbe ettilerse, kendilerini düzelttilerse, onları bırakın! Allah, rahîm tevvâb olandır.
Câhillik’le Kötülük işleyen, sonra çok geçmeden (pişman olup) tevbe edenler için Tevbe’nin kabulü Allah’a aittir. İşte onlara, Allah tevbe kabul eder. Allah hakîm alîm olandır.
Birisine Ölüm geldiği zamana kadar kötülükler işleyip, son anda “ben, şimdi tevbe ettim” demiş olan için de, kâfir olarak ölenler için de Tevbe (kabul edilecek) değildir. İşte onlar için acıveren bir azap hazırladık.
Ey iman edenler! Kadınlar’a zorlayarak vâris / sahip olmanız size halâl değildir. Açık bir fuhuş yapmaları dışında verdiğinizin bir kısmını kurtarmak için onları sıkıştırmayın! Örfe Uygun olarak onlarla güzel geçinin! Onlardan hoşlanmadıysanız, umulur ki Allah, hoşunuza gitmeyen şeyde birçok hayır kılar.
Bir eşin yerine bir eş almak istediğinizde ve onların herbirine “yükler dolusu” verdiğinizde, artık bir şeyi ondan geri almayın! Açık bir günah ve bühtan olarak onu alır mısınız?
Onu nasıl alırsınız? (Sarmaş dolaş olup) Birbirinize karıştınız; sizden sıkı bir mîsâk / açık ve kesin bağlılık sözü aldılar.
Önceden olanlar hariç, babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin! O, bir fuhuş ve iğrençti. Ne kötü bir adetti!
Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Öz oğullarınızın karıları, Kendileriyle gerdeğe girmiş olduğunuz karılarınızdan olup, evlerinizde büyüttüğünüz üvey kızlarınız -eğer analarıyla zifafa girmemişseniz bir sakınca yoktur- Karılarınızın anaları, Sütkardeşleriniz, Sizi emziren sütanneleriniz, Kız kardeş kızları, Erkek kardeş kızları, Teyzeleriniz, Halalarınız, Kız kardeşleriniz, Kızlarınız ve Analarınız size haram kılındı. Önceden geçmiş olanlar dışında iki kız kardeşle birlikte evlenmeniz de (haram kılındı). Allah, rahîm gafûr olandır.
Üzerinize Allah’ın yazısı olarak ellerinizin mâlik olduklarından başka Evli Kadınlar da (haram kılındı). Müsâfihlerin (nikâh-dışı ilişkinin) dışında iffetli kadınları mallarınızla isteyesiniz diye bunların ötesindekiler size halâl kılındı. Kendilerinden yararlandığınız kadınlara, bir farîza olarak mehirlerini verin! Farîza’dan / mehrin tespitinden sonra karşılıklı hoşnut olacağınız şeylerde size günah yoktur. Allah, hakîm alîm olandır.
İçinizden kim Mümin Özgür Kadınlar’la evlenecek genişliğe güç yetiremiyorsa, onlara Mümin genç hizmetçilerinizden ellerinizin mâlik olduklarından vardır. Sizin imanınızı Allah çok iyi bilir. Siz birbirinizdensiniz. Artık zina yapmaksızın ve gizli dost edinmeksizin namuslu olmak üzere ailelerinin izni ile onları nikâhlayın, Bilinen / Örfe Uygun olarak mehirlerini kendilerine verin! Evlendikleri zaman fuhuş / kötü işler yaptılarsa, o vakit onlara Hür Kadınlar’a verilen Azab’ın / Ceza’nın yarısı vardır. Bu, sizden Günaha Girmek’ten çekinen kimse içindir. Sabretmeniz sizin için en hayırlıdır. Allah rahîm gafûrdur.
Allah istiyor ki sizin için açıklasın, sizden öncekilerin uygulamalarını size iletsin ve size tevbe kabul etsin. Allah hakîm alîmdir.
Allah, size tevbe kabul etmeyi istiyor. Şehvetler’e uyanlar, sizin çok büyük ölçüde meyletmenizi istiyor.
Allah sizden yükü hafifletmek istiyor. Ne de olsa İnsan zayıf yaratılmıştır.
Ey iman edenler! Karşılıklı rızaya dayalı ticaretten başka, aranızda mallarınızı Bâtıl (yollar) ile yemeyin! Nefislerinizi öldürmeyin! Allah, size çok merhametli olandır.
Bir zulme ve düşmanlığa vardıracak ölçüde bunu kim yaparsa, onu ateşe atacağız. Bu da Allah’a göre çok kolaydır.
Eğer nehyedildiğiniz / yasaklandığınız şeylerin büyüklerinden kaçınırsanız, biz de kötülüklerinizi örteriz; sizi kerîm / ikramı bol girişe girdiririz.
Allah’ın, bazınızı bazılarına üstün kıldığı şeyleri temenni etmeyin! Adamlar için kazandıklarından bir nasip / pay vardır. Kadınlar için de kazandıklarından bir nasip / pay vardır. Allah’tan O’nun lütfunu isteyin! Allah, her şeyi çok iyi bilendir.
(Yeminlerinizle, sözleşmelerinizle) Akid yaptığınız kimselerin, En Yakın (Akraba)lar’ın ve Ana-Baba’nın geride bıraktıklarından, her biri için yakın akraba mirasçıları yaptık. Onlara paylarını verin! Allah, her şeye şahid olandır.
Allah’ın bir kısmını bir kısmına üstün kılması ve kendi mallarından harcadıkları sebebiyle Adamlar, Kadınlar üzerinde kâim yöneticilerdir. Saliha Kadınlar, Allah’ın koruduğu şeylerle ilgili Gayb’ı / Görülmeyen’i koruyan itaatkâr kadınlardır. İtaatsizliklerinden korktuğunuz kadınları uyarın! Onları Yataklar’da bırakın (ayrılın); onları darb / tecrid / terk edin! Size itaat ettilerse, aleyhine yol aramayın! Allah, büyük yüce olandır.
Karı koca arasında bir ayrılıktan korkarsanız, o zaman kocanın ailesinden bir hakem, kadının ailesinden de bir hakem gönderin! Düzelmek isterlerse, Allah onların arasını bulur. Allah, çok haberdar bilendir.
Allah’a kulluk edin! O’na hiçbir şeyi şirk / ortak koşmayın! Ana-Baba’ya iyilik edin! Yakınlar’a, Yetimler’e, Düşkün Yoksullar’a, Yakın Komşu’ya, Uzak Komşu’ya, Yanınızdaki Arkadaş’a, Yolda Kalmış’a, ellerinizin mâlik olduklarına da (iyilik edin!) Allah, övüngen düzenbaz olmuş kimseyi sevmez.
Onlar ki cimrilik yapıyor, İnsanlar’a Cimriliği emrediyor, Allah’ın kendi lütfundan onlara verdiğini gizliyorlar. Kâfirler için alçaltan bir azap hazırladık.
Onlar ki İnsanlar’a gösteriş olmak üzere mallarını harcarlar; Allah’a da, Âhir Gün’e de inanmazlar. Şeytan kime yakın arkadaş olursa, artık ne kötü yakın arkadaştır!
Ne olurdu, Allah’a ve Âhir Gün’e iman etselerdi; Allah’ın onları rızıklandırdığı şeylerden harcasalardı! Allah onları bilmekteydi.
Allah, zerre kadar zulmetmez. Bir iyilik-güzellik olursa, onu katladıkça katlar. Kendi katından, çok büyük bir ödül de verir.
Her ümmetten bir şahid getirdiğimiz ve seni de onların üzerine şahid getirdiğimiz zaman;
Rasûl’e âsi olmuş ve inkâr etmiş olanlar o gün arzu eder ki keşke Yeryüzü onlara düzlense! Bir hadiseyi / söz ve olayı Allah’tan gizlemezler!
Ey iman edenler! Sarhoş iken, ne diyeceğinizi bilinceye kadar Namaz’a yaklaşmayın! Yolculukta olmanız hariç, cünüp iken gusledinceye kadar da (namaza yaklaşmayın)! Hasta veya yolculuktaysanız yahut Tuvalet’ten gelmişseniz yahut Kadınlar’a dokunmuş olup su bulamamışsanız, temiz bir toprağa teyemmüm edin, ellerinize ve yüzlerinize meşhedin / sürün! Allah, bağışlayan affedendir.
Kitap’tan nasip verilenlere bakıp görmedin mi? Sapkınlığı satın alıyorlar, Yol’dan sapmanızı istiyorlar.
Sizin düşmanlarınızı Allah çok iyi bilir. Veliyy olarak da Allah yeter. Yardım edici olarak da Allah yeter.
Yahudîleşenlerden bir kısmı, Kelime’yi / Söz’ü asıl yerlerinden kaydırıyorlar / tahrif ediyorlar / bozuyorlar. Din’e dokundurmak üzere dillerini eğip bükerek diyorlar ki: -“İşittik, isyan ettik”. -“İşit, duymaz olası!”. -“Bizi güt!”. Böyle diyeceklerine: -“İşittik, itaat ettik”. -“İşit, bizi gözet!” deselerdi, kendileri için hayırlı ve en doğru düzgün olurdu; ama Allah, onların inkârı sebebiyle onları lanetledi. Çok azı hariç iman etmezler.
Ey Kitap verilenler! Yüzleri düzleyip enselerine çevirmemizden / tersyüz etmemizden önce yahut Cumartesi arkadaşlarını lanetlediğimiz gibi onları da lanetlememizden önce, yanınızdakini tasdik edici olarak indirdiklerimize iman edin! Allah’ın emri yapılagelmiştir.
Allah, kendisine şirk koşmayı bağışlamaz; dileyeceği kimse için bunun altındakini / bundan başkasını bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarsa, çok büyük bir günah olarak iftira etmiştir.
Kendilerini temize çıkaranlara bakıp görmedin mi? Aksine Allah, dileyeceği kimseyi temize çıkarır. Kıl kadar haksızlığa uğratılmazlar.
Bir bak, Yalan’ı Allah’a nasıl iftira ediyorlar? O açık bir günah olarak yeter.
Kitap’tan pay verilenlere bakıp görmedin mi? Cibt’e (putlara, kâhinlere) ve Tâğût’a inanıyorlar. İnkâr edenler için: -“Bunlar iman edenlerden daha doğru yoldadır” diyorlar.
İşte onlar, Allah’ın lanetlediği kimselerdir. Allah kime lanet ederse, ona bir yardım edici bulamayacaksın.
Yoksa onlar için İktidar / Mülk’ten bir pay mı var? Öyle olsa İnsanlar’a bir zırnık vermezler.
Yoksa Allah’ın kendi lütfundan vermesi üzerine İnsanlar’ı mı kıskanıyorlar? Kaldı ki İbrahim’in ailesine Kitap ve Hikmet verdik. Onlara çok büyük bir iktidar / mülk de verdik.
Onlardan kimileri buna iman etti, kimileri de bundan sırt çevirdi. Çılgın alevli bir ateş olarak Cehennem yeter.
Âyetlerimizi inkâr edenleri ateşe yaslayacağız. Azab’ı tatmaları için, cildleri yanıp döküldükçe onları başka cildlerle değiştirdik. Allah, hakîm azîz olandır.
İman eden ve Salih Ameller işleyenlere gelince; onları da içinde ebedî kalacakları, altından Irmaklar akan cennetlere girdireceğiz. Orada onlar için temizlenmiş eşler vardır. Onları ferah bir gölgeye girdireceğiz.
Allah size, Emanetler’i ehline vermenizi ve İnsanlar arasında hükmettiğiniz zaman Adalet’le hükmetmenizi emrediyor. Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Allah, gören işitendir.
Ey iman edenler! Allah’a itaat edin! Rasûl’e itaat edin! Sizden Emr / Yetki sahiplerine de! Allah’a ve Âhir Gün’e iman ediyorsanız, bir şeyde anlaşmazlığa düştüğünüzde onu Allah’a ve Rasûl’e döndürün / havale edin! Başı-sonu itibariyle en güzel ve en hayırlı budur.
Sana indirilenlere ve senden önce indirilenlere iman ettiklerini iddia edenlere bakıp görmedin mi? Tâğût’a göre mahkemeleşmek istiyorlar. Hâlbuki onu inkâr etmekle emredildiler. Şeytan onları uzaklaştıran bir sapkınlığa saptırmak istiyor.
Onlara: -“Allah’ın indirdiğine ve Rasûl’e gelin!” denildiği zaman Münafıklar’ı gördün, senden sırt çevirip kaçıyorlar.
Ellerinin önceden yapıp sundukları sebebiyle onlara bir musibet isabet ettiği zaman yine sana geldiler: -“Sadece iyilik ve arabuluculuk istedik” diye, Allah’a nasıl yemin ediyorlar!
Onlar, kalblerindekileri Allah’ın bileceği kimselerdir. Onlardan uzak dur / aldırış etme! Öğüt ver! Kendileri hakkında onlara etkili bir söz söyle!
Allah’ın izniyle her bir rasûlü ancak itaat edilmesi için gönderdik. Nefislerine zulmettiklerinde sana gelip Allah’tan bağışlanma dileselerdi, Rasûl de onlar için bağışlanma dileseydi, Allah’ı rahîm tevvâb bulurlardı.
Yok yok! Senin rabbine yemin olsun ki aralarında meydana gelen şeylerde seni hakem yapmadıkça, sonrasında hüküm verdiğin şeylerden içlerinde bir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça iman etmezler.
Eğer biz, onlara “Nefislerinizi öldürün veya yurtlarınızdan çıkın!” diye yazsaydık, onlardan birazı hariç bunu yapmazlardı. Onlar kendilerine tenbihlenenleri yapsalardı, onlar için hayırlı ve en çok sabit sağlam olurdu.
O zaman tarafımızdan onlara çok büyük bir ödül verirdik.
Onları doğru bir yola iletirdik.
Kim Allah’a ve Rasûl’e itaat ederse, işte onlar, Allah’ın nimet verdiği Nebiyyler, Sıddıklar, Şehidler ve Salihler ile birliktedir. Onlar arkadaş olarak güzel yakıştı.
Bu Fazl / Lütuf, Allah’tandır. Bir bilen olarak Allah yeter.
Ey iman edenler! Tedbirlerinizi alın, takımlar halinde sefere / savaşa katılın! Yahut topluca sefere / savaşa katılın!
Sizden, elbette ağırdan alan kimseler de vardır. Size bir musibet isabet ettiğinde: -“O anda onlarla birlikte tanık değildim; Allah beni nimetlendirdi” dedi.
Size Allah’tan bir lütuf isabet ettiğinde sizin ve onun aranızda meveddet / karşılıklı sevgi yokmuş gibi derler ki: -“Ah keşke onlarla birlikte olaydım, çok büyük bir başarıya ereydim!”.
Dünya Hayatı’nı Âhiret ile takas edenler Allah yolunda savaşsın! Kim Allah yolunda savaşır, öldürülür ya da galip gelirse, ona çok büyük bir ödül vereceğiz.
Size ne oluyor da: -“Rabbimiz! Bizi, halkı Zâlim bu Şehir’den çıkar! Bize senin katından bir veliyy tayin et; senin katından bir yardım edici kıl!” diyen Genç Çocuklar’dan, Kadınlar’dan ve Adamlar’dan Ezilmişler’in / Müstez’aflar’ın yolunda ve Allah’ın yolunda savaşmıyorsunuz?
Allah’ın yolunda, iman edenler savaşıyor. Tâğût’un yolunda da inkâr edenler savaşıyor. Bundan böyle Şeytan’ın veliyyleri ile savaşın! Gerçekten Şeytan’ın düzeneği, zayıftır.
Kendilerine “Ellerinizi çekin, Namaz’ı kılın, Zekât’ı verin!“ denilen kimselere bakıp görmedin mi? Oysa Savaş onlara yazıldığında onlardan bir grup Allah’tan çekinir gibi hatta daha şiddetli bir şekilde İnsanlar’dan çekiniyordu: -“Rabbimiz! Niçin bize Savaş’ı yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar keşke erteleseydin!” diyorlardı. De ki: -“Dünya’nın geçimliği azdır. Sakınıp korunan kimseler için Ahiret en hayırlıdır. Kıl kadar zulmedilmezsiniz”.
“Nerede olursanız olun, sapasağlam burçların içinde bile olsanız, size Ölüm yetişir”. Onlara iyilik isabet ettiğinde: -“Bu Allah katındandır” diyorlar. Kötülük isabet ettiğinde de: -“Bu senin yüzündendir” diyorlar. De ki: -“Hepsi Allah katındandır”. Şu Kavm’e ne oluyor; nerdeyse söz anlamıyorlar?
Sana iyilikten ne isabet ederse, Allah’tandır. Kötülükten ne isabet ederse, senin nefsindendir. Seni İnsanlar için bir rasûl olarak gönderdik. Şahid olarak Allah yeter.
Kim Rasûl’e itaat ederse, kesinlikle Allah’a itaat etmiştir. Kim kaçınırsa, seni onlara bir koruma görevlisi göndermedik.
“İtaat” diyorlar; ama senin yanından ayrılınca onlardan bir takımı, söylediğinden başkasını kurguladılar. Ne kurguluyorlarsa, Allah yazıyor. Onlardan yüz çevir! Allah’a tevekkül et! Vekîl olarak Allah yeter.
Kur’ân’ı enine-boyuna düşünmezler mi? Allah’tan başkasının katından olsaydı, içinde çok ihtilaf / çelişki bulurlardı.
Onlara Korku’dan ve Güven’den bir emr / iş geldiğinde yaydılar. Onu Rasûl’e ve kendilerinden olan Yetkililer’e iletselerdi, onlardan çözüm üretecek olan kimseler bilirdi. Allah’ın lütfu ve rahmeti üzerinizde olmasaydı, birazınız hariç Şeytan’a uymuştunuz.
Artık Allah yolunda savaş! Kendi nefsinden başka yükümlü tutulmazsın. Müminler’i teşvik et! Umulur ki Allah, inkâr edenlerin baskı ve gücünü yok eder. Allah cesaret / güç bakımından da çok şiddetli, caydırıcılık bakımından da çok şiddetlidir.
Kim güzel bir işe şefaat / aracılık ederse, bundan bir nasibi olur. Kim kötü bir işe şefaat / aracılık ederse, bundan da bir payı olur. Allah her şey üzerinde hâkim / nâzır olandır.
Size bir tahiyyet / iyilik / dirlik dileğinde bulunulduğunda, ondan daha güzeliyle tahiyyette bulunun yahut aynısı ile karşılık verin! Allah, her şeyi hesap etmektedir.
Allah ki O’ndan başka ilah yoktur; sizi elbette hakkında kuşku olmayan Kıyamet günü’ne toplamaktadır. Allah’tan daha doğru sözlü kim vardır?
Size ne oluyor ki kazandıkları sebebiyle onları Allah ters-yüz etmişken, Münafıklar hakkında iki grup oluyorsunuz? Allah’ın şaşırttığı kimseyi yola getirmek istiyorsunuz, öyle mi? Allah kimi şaşırtırsa, onun için bir yol bulamayacaksın.
Arzu ettiler ki; keşke, inkâr ettikleri gibi inkâr etseniz, eşit düzeyde olsanız! Onlardan veliyyler edinmeyin; tâ ki Allah yolunda hicret etsinler! Yüz çevirdilerse, onları yakalayın; bulduğunuz yerde öldürün! Onlardan ne bir veliyy edinin, ne bir yardım edici!
Sizin ve onların aranızda mîsâk / andlaşma bulunan bir kavme sığınanlar başka! Yahut sizinle savaşırlar veya kendi kavimleri ile savaşırlar diye göğüsleri daralarak size gelmiş olanlar da başka! Allah dileseydi, elbette onları size musallat ederdi; artık sizinle savaşırlardı. Sizden ayrılıp sizinle savaşmadıkları ve Barış’a yanaştıkları takdirde Allah sizin lehinize onların aleyhine bir yol vermedi.
Diğerlerini, size de güven vermek, kendi kavimlerine de güven vermek istiyorlar bulacaksınız. Her ne zaman Fitne’ye sırt çevirdiyseler, tekrar dönüyorlar. Sizden ayrılmadılarsa, size Teslimiyet / Barış sunmadılarsa ve ellerini (saldırıdan) çekmedilerse, bulduğunuz yerde onları yakalayın, öldürün! İşte onların aleyhine size açık bir sültan / yetki / güç verdik.
Bir yanlışlık dışında bir mümini öldürmek mümin için olası değildir. Kim yanlışlıkla bir mümini öldürdüyse, mümin bir köle azat etmesi ve öldürülenin ailesine teslim edilecek bir diyet vermesi gerekir, bağışlamaları / vazgeçmeleri başka! Bir mümin olarak (öldürülen) size düşman bir kavimden ise, bu takdirde öldüren kimse bir mümin köle azat etmesi gerekir. Sizin ve onların aranızda bir mîsâk / andlaşma bulunan bir kavimden ise, öldürülenin ailesine teslim edilecek bir diyet vermek ve bir mümin köle azad etmek gerekir. Kim bulamadıysa, Allah’tan bir tevbe olmak üzere iki ay peş peşe oruç tutması gerekir. Allah hakîm alîm olandır.
Kim bir mümini kasten öldürürse, onun cezası, içinde sürekli kalacağı Cehennem’dir. Allah ona gazap etmiş, onu lanetlemiş, onun için çok büyük bir azap hazırlamıştır.
Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman iyice araştırıp anlayın! Size Teslimiyet / “Barış” sunan kimseye “mümin olmadın” demeyin! Dünya Hayatı’nın sunumunu arıyorsunuz. Çokca zenginlikler Allah katındadır. Önceden siz de öyleydiniz; Allah size karşılıksız iyilikte bulundu. İyice araştırıp anlayın! Allah, ne işliyorsanız haberlidir.
Allah yolunda canlarıyla ve mallarıyla (Çalışıp) Cihad Edenler ve Müminler’den Özür sahibi / ma’zeretli olanlar dışında Oturanlar eşit olmaz. Allah derece bakımından, canlarıyla ve mallarıyla (Çalışıp) Cihad Edenler’i Oturanlar’dan üstün kıldı. Allah Güzellikler’i hepsine vaad etti. Allah Cihad Edenler’i Oturanlar’a üstün kıldı, çok büyük ödül olmak üzere!
O’ndan dereceler, bağışlanma ve rahmet olmak üzere! Allah rahîm gafûr olandır.
Kendi nefislerinin zulmedenleri olarak, Melekler’in vefat ettirdiği kimselere: -“Ne durumdaydınız?” dediler. -“Yeryüzü’nde / müstez’af / zayıflatılmış / ezilmişler’dik” dediler. Melekler de: -“Allah’ın arzı / yeryüzü geniş değil miydi? Orada hicret etseydiniz ya!” dediler. İşte onların barınağı Cehennem’dir. Ne kötü bir varılacak yerdir!
Ancak, Genç Çocuklar’dan, Kadınlar’dan ve Adamlar’dan bir çareye gücü yetmeyen, bir çıkış yolu bulamayan Ezilmişler başka!
İşte Allah’ın onları affetmesi umulur. Allah bağışlayan affedendir.
Kim Allah yolunda hicret ederse, Yeryüzü’nde birçok gidilecek yer de, genişlik de bulur. Kim Allah’a ve O’nun rasûlüne hicret etmek üzere evinden çıkarsa, sonra kendisine Ölüm yetişirse, onun ödülünü vermek Allah’a aittir. Allah rahîm gafûr olandır.
Yeryüzü’nde sefere çıktığınız zaman, inkâr edenlerin size fenalık yapmasından korktuysanız, Namaz’dan kısaltmanızda günah yoktur. Kâfirler, sizin için açık bir düşman oldular.
(Savaşta) Sen onların arasındayken onlara Namaz’ı kıldırdığın zaman bir grup seninle birlikte (namaza) dursun! Silahlarını yanlarına alsınlar! Secde ettiklerinde diğer bir kısım, ötenizde beklesin! Namaz kılmamış diğer grup gelsin, seninle birlikte namaz kılsınlar! Tedbirlerini ve silahlarını yanlarına alsınlar! İnkâr edenler arzu eder ki; keşke, silah ve eşyalarınızdan gâfil bulunsanız da size ansızın bir baskın yapsalar! Hasta olduysanız, size yağmur dolayısıyla bir eziyet olduysa, silahlarınızı bırakmanızda size günah yoktur. Yine de tedbirli olun! Allah, Kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırladı.
Namaz’ı kıldıktan sonra yatarken de, otururken de, ayaktayken de Allah’ı anın! Mutmain / güvende olduğunuz zaman Namaz’ı kılın! Namaz, Müminler üzerine, vakte bağlanmış bir yazıdır / farzdır.
Kavm’i aramada gevşeklik göstermeyin! Elem duymaktaysanız, sizin duyduğunuz gibi onlar da elem duyuyorlar. Ummayacakları şeyleri Allah’tan umuyorsunuz. Allah hakîm alîm olandır.
Biz, Allah’ın sana gösterdiği gibi İnsanlar arasında hüküm vermen için sana Hakk ile Kitab’ı indirdik. Hâinler için savunucu olma!
Allah’tan bağışlanma dile! Allah, rahîm gafûr olandır.
Nefislerine hâinlik edenlerden yana mücadele etme! Allah, günahkâr hâin olan kimseyi sevmez.
Hani Söz’den razı olmayacağı şeyi gece tasarlıyorlar, İnsanlar’dan gizliyorlar; O, onlarla birlikteyken Allah’tan gizlemezler. Allah, işleyecekleri şeyleri çepeçevre kuşatandır.
Hadi, Dünya Hayatı’nda onlardan yana siz mücadele ettiniz; Kıyamet günü’nde onlardan yana Allah’a karşı kim mücadele eder? Yahut onlara kim vekîl olur?
Kim kötülük işler veya kendi nefsine zulmeder de sonrasında Allah’tan bağışlanma dilerse, Allah’ı rahîm gafûr bulur.
Kim günah kazanırsa, kendi aleyhine kazanır. Allah hakîm alîm olandır.
Kim hata’ veya günah kazanır da sonra onu bir suçsuza atarsa, kesinlikle açıkça günah ve iftira yüklenmiştir.
Eğer senin üzerinde Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, elbette onlardan bir grup seni saptırmayı tasarladı. Oysa ancak kendilerini saptırıyorlar. Sana hiçbir zarar vermezler. Allah sana Kitab’ı ve Hikmet’i indirdi, önceden biliyor olmadığın şeyleri öğretti. Sana Allah’ın lütfu çok büyüktür.
Onların gizli konuşmalarının çoğunda hayır yoktur. Ancak, sadakayı, örfe uygun olanı ve İnsanlar’ın arasını düzeltmeyi iş edinen kimse başka! Kim Allah’ın rızasını arayarak bunları yaparsa, ona çok büyük bir ödül vereceğiz.
Kim kendisi için Hüdâ / Doğruyol açıkça belli olduktan sonra Rasûl’den ayrılır, Müminler’in yolundan başkasına uyarsa, onu girdiği yolda bırakırız, Cehennem’e atarız. Ne kötü bir gidip varılacak yer!
Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz; dileyeceği kimse için bunun altındakini / bundan başkasını bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarsa, uzaklaştıran bir sapkınlığa sapmıştır.
O’nu bırakıp dişilere tapıyorlar, âsi / dikkafa şeytana tapıyorlar.
Allah onu lanetledi; o da şöyle dedi: -“Elbette, senin kullarından belirli bir pay edinirim”.
“Onları saptırırım, kuruntu veririm. Onlara emrederim; Ehil Hayvanlar’ın kulaklarını yarsınlar! Onlara emrederim; Allah’ın yaratışını değiştirsinler!”. Kim Allah’ı bırakıp Şeytan’ı veliyy edinirse, açık bir zarar ile hüsrana düşmüştür.
Onlara vaad ediyor, kuruntu veriyor. Şeytan onlara ‘aldatma’dan başka bir şey vaad etmiyor.
İşte onların barınağı Cehennem’dir. Ondan bir çıkış yolu bulmazlar.
İman eden ve Salih Ameller işleyenlere gelince; onları da Allah’ın gerçek vaadi olarak içinde ebedî kalacakları, altından Irmaklar akan cennetlere girdireceğiz. Deyiş olarak Allah’tan daha doğru sözlü kim vardır?
Ne sizin temennilerinizle / arzularınızla, ne Kitap ehlinin arzularıyla olur; kim bir kötülük işlerse, onunla cezalandırılır. Kendisi için Allah’tan başka ne bir veliyy bulur, ne bir yardım edici!
Bir mümin olduğu halde kadın veya erkekten kim Salih Ameller’den işlerse, işte onlar Cennet’e girerler. Zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar.
Din bakımından, bir muhsin olduğu halde yüzünü Allah’a teslim etmiş, bir hanîf olarak İbrahim’in milletine uymuş kimseden daha güzel kimdir? Allah İbrahim’i halîl / dost edindi.
Yer’dekiler de, Gökler’dekiler de Allah’ındır. Allah her şeyi çepeçevre kuşatıcı olandır.
NİSÂ / Kadınlar hakkında senden fetva / açıklama / hukuki görüş istiyorlar. De ki: -“Onlar hakkında size Allah fetva veriyor: Onlar için yazılanları vermediğiniz, rağbet etmediğiniz Kadınlar’ın yetimleri hakkında Kitap’ta size okunan şey, onları nikâhlamanızdır. Genç Çocuklar’dan Müstez’af / Zayıf Düşürülmüş Olanlar’ı da! Bir de Yetimler’e “Tam Adalet” ile sahip çıkmanızdır. Allah, hayırdan ne yaparsanız, onu bilmektedir”.
Bir kadın, kocasının geçimsizliğinden veya yüz çevirmesinden korktuysa, ikisinin bir anlaşma ile aralarını düzeltmesinde günah yoktur. Anlaşıp Barışma’da hayır vardır. Nefisler Kıskançlığa hazırdır / yatkındır. İyileşir ve sakınıp korunursanız, Allah, işlediğiniz şeylerden haberli olandır.
Hırs gösterseniz / çok isteseniz bile, Kadınlar arasında adalet sağlamaya güç yetiremeyeceksiniz. Büsbütün Meyil verip kendisini “Askıda Kalmış” gibi bırakmayın! İslah olur ve sakınıp korunursanız, gerçekten Allah, rahîm gafûr olandır.
İkisi ayrılırlarsa, Allah kendi kudretiyle her birini zenginleştirir. Allah hakîm vasi’ olandır.
Yer’dekiler de, Gökler’dekiler de Allah’ındır. And olsun, size de, sizden önce Kitap Verilenlere de, “Allah’tan sakınıp korunun!” diye tavsiye ettik. İnkâr ederseniz, şüphesiz Yer’dekiler ve Gökler’dekiler, Allah’ındır. Allah hamîd ganiyy olandır.
Yer’dekiler de, Gökler’dekiler de Allah’ındır. Vekîl olarak Allah yeter.
Dilerse sizi giderir, ey İnsanlar, başkalarını getirir! Allah buna güç yetirendir.
Kim Dünya’nın sevâbını / yatırımını isterse, Âhiret’in ve Dünya’nın sevâbı Allah katındadır. Allah gören işitendir.
Ey iman edenler! Kendi aleyhinize veya Ana-Baba’nın ve En Yakın (Akraba)lar’ın aleyhine olsa bile Allah için şahid “Tam Adalet”li kaim yöneticiler olun! Zengin de olsa, fakir de olsa, Allah ikisine en yakındır. Hevâ’ya uymayın ki adaletli olasınız! Eğilip bükülürseniz, çekinip geri durursanız, şüphesiz Allah, işleyeceğiniz şeylerden haberli olandır.
Ey iman edenler! Allah’a, O’nun rasûlüne, O’nun rasûlüne indirdiği Kitab’a ve önceden indirdiği Kitab’a iman edin! Kim Allah’ı, O’nun meleklerini, kitaplarını, rasûllerini, Âhir Gün’ü inkâr ederse, uzaklaştıran bir sapkınlığa sapmıştır.
Şüphesiz ki iman edip sonra inkâr edenler, yine iman edip yine inkâr edenler, sonra da inkârlarını artıranlar; Allah onları bağışlayacak değildi, onlara yol gösterecek de değildi.
Kendileri için acıveren bir azap olduğunu Münafıklar’a müjdele!
Onlar ki Müminler’i bırakıp Kâfirler’i veliyyler ediniyorlar, onların yanında izzet arıyorlar, öyle mi? Gerçekten topluca İzzet, Allah’ındır.
Kitap’ta size kesinlikle indirdi ki Allah’ın âyetleri inkâr ediliyor ve onlarla alay ediliyor olduğunu işittiğiniz zaman onlarla birlikte oturmayın; tâ ki bundan başka bir söze geçsinler! Siz, o anda onların benzeri olursunuz. Allah, Kâfirler’i ve Münafıklar’ı topluca Cehennem’de toplamaktadır.
Size Allah’tan bir fetih olduğunda sizi gözetleyenler: -“Sizinle birlikte değil miydik?” dediler. Kâfirler’e bir pay olduğunda: -“Size üstünlük sağlamadık mı? Size karşı Müminler’e engel olmadık mı?” dediler. Artık Kıyamet günü aranızda Allah hüküm verir. Allah Müminler’in aleyhine Kâfirler’e asla yol vermeyecektir.
Münafıklar, Allah’ı aldatmaya kalkışıyorlar; hâlbuki O bunları aldatacak durumdadır. Namaz’a kalktıkları zaman üşenerek kalkıyorlar. İnsanlar’a gösteriş yapıyorlar; Allah’ı azdan başka anmazlar.
Bunların arasında bocalayıp duruyorlar. Ne şunlara, ne bunlara! Allah kimi şaşırtırsa, ona yol bulamayacaksın.
Ey iman edenler! Müminler’i bırakıp Kâfirler’i veliyyler edinmeyin! Sizin aleyhinize Allah için açık bir delil kılmak ister misiniz?
Münafıklar, Ateş’ten En Aşağı Tabaka’dadır. Onlara yardım edici de bulamayacaksın.
Ancak (pişman olup) tevbe etmiş, kendilerini düzeltmiş, Allah’a bağlanmış, dinlerini Allah için arındırmış / ihlaslı olanlar başka! İşte onlar, Müminler’le birliktedir. Allah Müminler’e çok büyük bir ödül verecektir.
İman ettiyseniz, şükrettiyseniz, Allah sizin azabınızla (size azap etmekle) ne yapsın? Allah alîm şâkirdir.
Allah, zulme uğrayan kimseler dışında Kötü Söz’ün Açığa Vurulması’nı sevmez. Allah bilen işitendir.
Bir hayrı açığa vurursanız veya onu gizlerseniz yahut bir kötülüğü affederseniz, gerçekten Allah, güç yetiren affedicidir.
Allah’ı ve O’nun rasûllerini inkâr edenler, Allah ve O’nun rasûllerinin arasını ayırmak isteyenler, ”kimine inanırız, kimini inkâr ederiz” diyenler, bunun arası bir yol tutmak isteyenler;
İşte onlar gerçek olarak Kâfirler’dir. Kâfirler için alçaltan bir azap hazırladık.
Allah’a ve O’nun rasûllerine iman etmiş, onlardan hiçbirinin arasında ayırım yapmamış olanlara gelince; işte onlara ücretleri / ödülleri verilecektir. Allah rahîm gafûr olandır.
Kitap ehli senden istiyor ki; onlara Gök’ten bir kitap indiresin! Gerçekten bundan daha büyüğünü Musa’dan istediler: -“Açıkça bize Allah’ı göster!” dediler. Zulümleri sebebiyle onları Yıldırım çarptı. Onlara Beyyineler / Açık Belgeler geldikten sonra Dana’yı / Buzağı’yı edindiler; derken bundan vazgeçtik / affettik. Musa’ya da açık bir sültan / karizma / etkileme gücü verdik.
Onların mîsâkı / açık ve kesin bağlılık sözü sebebiyle Tûr’u / Dağ’ı üzerilerine kaldırdık. Onlara: -“Secde ederek Kapı’dan girin!” dedik. -“Cumartesi’de yasak çiğnemeyin / sınırı aşmayın!” dedik. Onlardan sıkı bir mîsâk / açık ve kesin bağlılık sözü aldık.
Bunun üzerine onların mîsâkını / açık ve kesin bağlılık sözünü bozmaları, Allah’ın âyetlerini inkâr etmeleri, haksız yere Nebiyyler’i öldürmeleri, “Kalblerimiz kapalıdır” demeleri sebebiyle, evet, inkârları sebebiyle Allah onları damgaladı. Birazı hariç iman etmezler.
Onların Meryem aleyhine çok büyük bir bühtan / iftira sözü demesi ve onların inkâr etmesi sebebiyle!
“Biz, Allah’ın rasûlü, Meryem oğlu İsa Mesîh’i öldürdük” demeleri sebebiyle! Oysa onu öldürmediler, asmadılar; ama onlara benzer gösterildi / göründü. Bu konuda ihtilaf edenler, ondan şüphe içindedir. Onlar için onunla ilgili Zann’a uymaktan başka hiçbir bilgi yoktur. Kesin olarak onu öldürmediler.
Aksine Allah onu kendi katına yükseltti / kaldırdı. Allah hakîm azîzdir.
Kitap ehlinden bir kısmı onun ölümünden önce ancak ona elbette inanırlar; onlara Kıyamet günü tanık olur.
Birçoklarını Allah’ın yolundan alıkoymaları sebebiyle, Yahudîleşenlerden bir zulüm sebebiyle, onlar için halâl kılınmış temiz şeyleri onlara haram kıldık.
Yasaklandıkları halde Ribâ / Fâiz almaları ve Bâtıl (yollar)’la İnsanlar’ın mallarını yemeleri sebebiyle, Kâfirler için acıveren bir azap hazırladık.
Lâkin sana indirilmişlere, senden önce indirilmişlere, onlardan İlim’de Derinleşmiş Olanlar ve Müminler inanıyor; Namaz’ı Kılanlar da, Zekât’ı Verenler de, Allah’a ve Âhir Gün’e İman Etmiş (Mümin)ler de (inanıyor). İşte onlara çok büyük bir ödül vereceğiz.
Biz, Nûh’a ve ondan sonra gelen Nebiyyler’e vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, Torunlar’a, İsa’ya, Eyyub’a, Yûnus’a, Harun’a ve Süleyman’a da vahyettik. Davud’a da bir zebûr / kitap verdik.
Önceden sana anlattığımız rasûllere de, anlatmadığımız rasûllere de (kitap verdik). Allah doğrudan doğruya Musa’ya konuştu.
Rasûller’den sonra İnsanlar için Allah’a karşı bir hüccet / delil olmaması için müjdeleyici ve uyarıcı rasûllere de (kitap verdik). Allah hakîm azîz olandır.
Ama Allah, onu kendi ilmi ile indirerek, sana indirdiklerine tanıklık ediyor, Melekler de tanıklık ediyor. Şahid olarak Allah yeter.
Allah’ın yolundan alıkoyan ve inkâr edenler, kesinlikle, uzaklaştıran bir sapkınlığa sapmıştır.
Allah, zulmeden ve inkâr edenleri bağışlayacak değildi, onlara bir yol gösterecek de değildi.
Ancak, içinde ebedî kalacakları Cehennem’in yoluna (iletecektir). Bu da Allah’a çok kolaydır.
Ey İnsanlar! Gerçekten Rasûl size rabbinizden Hakk’ı getirdi. Sizin için hayırlı olmak üzere iman edin! İnkâr ederseniz, Yer ve Gökler’deki şeyler Allah’ındır. Allah hakîm alîm olandır.
Ey Kitap ehli! Dininizde (haddi aşarak) taşkınlık yapmayın! Allah üzerine Hakk’tan / Gerçek’ten başka söylemeyin! Meryem oğlu İsa Mesîh, Allah’ın rasûlüdür, O’nun Meryem’e ulaştırdığı kelimesidir / sözüdür, O’ndan bir rûhtur. Allah’a ve O’nun rasûllerine iman edin, “üçtür” demeyin! Sizin için en hayırlı olmak üzere vazgeçin! Allah, bir tek ilahtır. Çocuğu olmaktan uzaktır / münezzehdir / sübhandır. Yer’dekiler ve Gökler’dekiler O’nundur. Vekîl olarak Allah yeter.
Mesîh, Allah’a kul olmaktan asla kaçınmayacaktır; Yakınlaştırılmış Melekler de öyle! Kim O’na kulluktan kaçınırsa ve büyüklenirse, topluca onları O’na doğru bir araya getirecektir.
Her neyse iman eden ve Salih Ameller işleyenlere gelince; onlara ödüllerini verir, lütfundan artırır. (Kulluktan) Kaçınmış ve büyüklenmiş olanlara ise, acıveren bir azap olmak üzere onlara azap verir. Onlar için Allah’tan başka ne bir veliyy, ne bir yardım edici bulurlar.
Ey İnsanlar! Rabbinizden size bir bürhan / delil / kanıt geldi. Size açık bir nûr indirdik.
Her neyse Allah’a iman eden ve O’na tutunanlara gelince; onları kendisinden bir rahmete ve lütufa girdirecektir; Onları, doğru bir yol olarak O’na eriştirir.
Senden fetva / açıklama / hukuki görüş istiyorlar. De ki: -“Kelâle / üsul ve fürû’u olmayanlar hakkında size Allah fetva veriyor: -’Çocuğu olmayıp bir kız kardeşi bulunan kimse ölürse, bıraktığının yarısı kız kardeşinindir. Kız kardeşinin çocuğu yok ise, tamamına mirasçı olur. İki kız kardeşi varsa, bu ikisine mirasın üçte ikisi düşer. Mirasçılar erkek ve kadın kardeşler ise, erkeğe iki kadının hissesi kadar düşer’. Yoldan saparsınız diye Allah size açıklıyor. Allah her şeyi bilmektedir”.