Satır satır yazılmış bir kitab’a;
Yayımlanmış ince yapraklarda!
And olsun Taşkın Deniz’e ki;
Senin rabbinin azabı, elbette vaki’ olmaktadır.
Onun için hiçbir geri savacak yoktur.
O gün, Gök çalkalandıkça çalkalanır;
Yazıklar olsun, o gün, Yalanlayanlar’a;
Onlar ki kendilerini kaptırmış oyalanıyorlar;
O gün Cehennem’in ateşine kakıldıkça kakılıyorlar.
İşte kendisini yalanlıyor olduğunuz Ateş budur!
Bu bir sihir mi; yoksa siz mi görmüyorsunuz?
Yaslanın oraya!
İster sabredin, ister sabretmeyin; size göre eşittir.
Doğrusu, işliyor olduğunuz şeylere karşılık alıyorsunuz.
Sakınıp Korunanlar / Müttakîler, cennetler ve nimetler içindedir.
Onlara rabb’lerinin verdiği şeyler sebebiyle sevinçli olarak!
Rabb’leri, onları Cahîm’in / Cehennem’in azabından korudu.
İşliyor olduğunuz şeyler sebebiyle afiyetle yiyiniz; içiniz!
Özenle dizilmiş tahtlar üzerine kurulmuşlardır.
Onları iri gözlü hûrilere eş yaptık.
İman etmiş, imanları sebebiyle soyları kendilerine tâbi’ olmuş kimselere gelince; onlara soylarını ilhak ettik.
Amellerinden hiçbir eksik vermedik.
Her kişi kazandığı şeylerle ilgili bir rehindir.
Çok arzuladıkları şeylerden et ve meyveleri bol bol verdik.
Orada birbirine kadeh sunarlar.
Orada ne bir boş söz vardır, ne de günah işlemek!
Onlar için oğlan hizmetçiler / garsonlar onların etrafında döner. Sanki onlar, saklı inciler gibidir.
Onların bir kısmı bir kısmına yaklaşmış karşılıklı soruyorlar.
Dediler ki: -“Biz, ailemizin içinde daha önce endişeliydik”.
“Allah bize karşılıksız lutfetti. Bizi Kavurucu Azap’tan korudu”.
“Biz, önceden O’na dua ediyorduk. Gerçekten O, Rahîm Berr’dir”.
Öğüt ver! Sen, rabbinin nimeti sebebiyle ne bir kâhinsin, ne bir mecnûn!
Bu durumda “Menûn (mecnûn) kuşkusu gözlediğimiz bir şair” diyorlar.
De ki: -“Gözleyin! Ben de sizinle birlikte Gözleyenler’denim”.
Yoksa bunu onlara rüyaları mı emrediyor?
Yoksa onlar azgın bir kavim mi?
Yoksa “onu kendi kendine söylüyor” mu diyorlar?
Aksine, inanmazlar.
Doğru söyleyen / sadık idiyseler, benzeri bir söz getirsinler!
Yoksa başka bir şeyden mi yaratıldılar?
Yoksa Yaratanlar onlar mı?
Yoksa Yer’i ve Gökler’i mi yarattılar?
Aksine, kesin inanmazlar.
Yoksa senin rabbinin hazineleri onların yanında mı?
Şimdi onlar Gözetip Denetlemekte mi?
Yoksa onların dinleyecekleri özel aletleri mi var?
Onları dinleyen, açık bir sültan / belge / delil getirsin!
Şimdi Oğlanlar sizin de, Kızlar O’nun mu?
Yoksa onlardan ücret mi istiyorsun da, çok borçtan ağır yük altında kalmışlar?
Yoksa Gayb onların yanında da, onlar mı yazıyorlar?
Yoksa bir düzenek mi istiyorlar da, inkâr edenler Düzeneğe Düşecekler’dir?
Yoksa onlar için Allah’tan başka bir ilah mı var?
Allah şirk koşacakları şeylerden uzaktır / sübhandır.
Gök’ten düşen bir kütle görseler, “yoğun bir bulut yığını” diyorlar.
Bırak onları; tâ ki çarpılacakları günleriyle karşılaşsınlar!
O gün onlara düzenekleri hiçbir yarar sağlamaz; onlara yardım edilmez.
Zâlimler için bundan başka bir azap daha vardır; ama onların çoğu bilmez.
Rabbinin hükmü için sabret!
Sen, bizim gözlerimizin önündesin.
(Namaza) Kalkacağın sırada rabbinin hamdi ile tesbih et!
O’nu, Gece’nin bir kısmında da tesbih et, Yıldızlar’ın ardından da!