Battığı zaman YILDIZ’a and olsun ki;
Arkadaşınız sapıtmadı; azıtmadı da!
O ancak vahyedilen bir vahiydir.
Ona öğretti Kuvveler’in şiddetlisi,
Üstün (bağlı) güçlerin sahibi; derken, istivâ etti / düzen verdi.
Sonra yakınlaştı; alçalarak indi.
Araları iki yay kadar veya çok daha yakın idi.
Vahyettiğini, O’nun kuluna vahyetti.
Gördüğünü Gönül yalanlamadı.
Ne görüyorsa, kuşku duyuyorsunuz, öyle mi?
And olsun, onu diğer bir iniş halinde de gördü;
Sidret-ül Müntehâ’nın yanında;
Onun yanında da cennet-ül Me’vâ / Barınak cenneti vardır.
Hani, ne bürüyorsa, Sidre’yi bürüyor.
Görme Duyusu (Göz) şaşmadı; sınırı da aşmadı.
And olsun, rabbinin Büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.
Artık, gördünüz mü Uzzâ’yı ve Lât’ı?
Diğer Bir Üçüncüsü Menât’ı?
Dişiler O’nun içindir de, Erkekler sizin içindir, öyle mi?
İşte bu, o zaman insafsız bir bölüştürme!
Onlar, Allah’ın hiçbir sültan / belge / delil indirmediği, sizin ve atalarınızın koyduğu isimlerden başkası değildir.
Onlar sadece Zann’a ve Nefisler’in istediği şeylere tâbi’ oluyorlar.
And olsun, onlara rabb’lerinden Hidayet geldi!
Yoksa İnsan’ın mıdır temenni ettiği şeyler?
Oysa Allah’ındır Ûlâ / Dünya ve Âhiret!
Gökler’de nice melek vardır ki; sonradan, dileyeceği ve razı olacağı kimseler için Allah’ın izin vermesi hariç, onların şefaati bir şeye yaramaz.
Âhiret’e inanmayanlar, Melekler’e Dişiler’in isimlendirmesini takıyor.
Bu konuda onların hiçbir bilgisi yoktur. Sadece Zann’a tâbi oluyorlar. Zann ise, Hakk’tan bir şey sağlamaz.
Bizim uyarımızdan yüz çevirmiş, sadece Dünya Hayatı’nı istemiş kimselerden uzak dur / onlara aldırış etme!
İşte bu, Bilgi’den eriştikleri noktadır.
Senin rabbin, O’nun yolundan sapmış kimseleri çok iyi bilir. Hidayete ermiş kimseleri de O çok iyi bilir.
Yer’dekiler de, Gökler’dekiler de Allah’ındır.
İşledikleriyle karşılık versin kötülük edenlere!
İyilikler / Güzellikler ile karşılık versin iyilik edenlere!
Ufak Tefek Kusurlar dışında Günah’ın büyüklerinden ve Fuhşiyat’tan / Açık Çirkin İşler’den kaçınanlara!
Senin rabbin, Bağışlaması geniş olandır.
O, sizi Yer’den / Toprak’tan yetiştirirken de, siz annelerinizin karınlarında cenin iken de sizi çok iyi bilir.
Kendinizi temize çıkarmayın!
O, sakınıp korunan kimseyi çok iyi bilir.
Gördün mü o kimseyi, yüz çevirdi?
Biraz verdi, sonra sıkı cimri kesildi.
Gayb’ın bilgisi onun yanında mı ki, sadece o görüyor?
Buna göre bildirilmedi, sahifelerindekiler Musa’nın?
Vefa gösteren İbrahim’in?
Ne var ki yüklü bir kişi bir başkasının yükünü çekmez.
İnsan için çalıştığından başkası yoktur.
Şöyle ki; onun çalışması görülecektir.
Sonra kendisine Eksiksiz Ödeme yapılacaktır.
Senin rabbinedir En Son Varış!
Gerçek şudur ki; güldüren de O’dur, ağlatan da!
Öldüren de O’dur, dirilten de!
O, yarattı İki Eş’i, Erkek ve Dişi’yi;
Atıldığı zaman nutfe’den!
Sonraki Diğer Yaratmalar da O’na aittir.
Bir de O, ihtiyaç karşıladı ve zenginleştirdi.
O (Siriyus Yıldızı) Şi’râ’nın da rabbidir.
Şu da bir gerçektir ki; O, helâk etti İlk Önceki Âd’ı!
Semûd’u da bâkî bırakmadı.
Önceden Nûh’un kavmini de!
Onlar, en zâlim ve azgındılar.
Altı Üstüne Gelmiş Şehir de battı gitti.
Derken, ne bürüdüyse onları bürüdü.
Artık, rabbinin hangi nimetlerinden kuşku duyarsın?
Bu, İlk Önceki Uyarıcılar’dan bir uyarıcıdır.
Yaklaşan Felâket yaklaştı.
Onun için Allah’tan başka bir kâşif bulunmadı.
Bu Söz’e mi şaşıyorsunuz?
Gülüyorsunuz; ağlamıyorsunuz.
Hâlbuki siz dikbaşlısınız.
Artık secde edin Allah’a; kulluk edin!