And olsun şiddetle Söküp Alanlar’a / NÂZİÂT’a!
Kolayca Çekip Çıkaranlar’a!
Sarsılan’ın sarsılacağı gün,
Onu Râdife’nin izleyeceği gün,
Kalbler o gün çarpıntılıdır.
Diyorlar ki: -“Biz mi, geri çıkmış olacağız Çukur Mezar’da?”.
“Çürüyüp dağılmış kemikler olduğumuz zaman mı?”.
“Bu, o an hüsran / zarar verici bir dönüştür” dediler.
Doğrusu o, tek bir komuttur.
O zaman onlar Uyanacaklar’dır.
Musa’nın olayı sana geldi mi?
Hani, Mukaddes Vâdi Tuvâ’da ona rabb’i seslendi:
-“Firavun’a git! Gerçekten o, azgınlaştı.
De ki: -“Arınmaya niyetin var mı?”.
“Rabbine giden yolu sana göstereyim; çekinesin / saygı duyasın!”.
Ona Büyük Âyet’i gösterdi;
Derken, yalanladı, isyan etti.
Sonra koşarak arka döndü.
Toparlandı; derken seslendi:
-“Ben En Yüce rabbinizim!” dedi.
Derken, Allah onu Dünya ve Âhiret’in ibretlik cezasıyla yakaladı.
Çekinecek kimse için bunda elbette ibret vardır.
Yaratılışca siz mi daha çetinsiniz; yoksa bina ettiği Semâ mı?
Tavanını yükseltti / kaldırdı; derken onu düzenledi.
Gecesini karanlık yaptı; aydınlığını çıkardı.
Arz’ı / Yerküresi’ni bundan sonra yuvarladı / döndürdü.
Oradan suyunu ve otlağını çıkardı.
Oraya Dağlar’ı yerleştirip oturttu.
Sizin için ve hayvanlarınız için bir geçimlik olmak üzere!
Artık, Tâmme / Büyük Felaket geldiği zaman,
Neler peşinde koştu; İnsan’ın anlayacağı gün,
Görecek kimselere Cehennem açıkça gösterilir.
Dünya Hayatı’nı tercih ettiyse,
Cahîm / Çılgın Alev / Cehennem, Barınak’tır.
Kim de rabbinin makamından korktuysa;
Nefs’i Hevâ’dan alıkoyduysa;
Sana Saat’den soruyorlar: “Ne zaman gelip çatacak?”.
Ne var ki sen onun sadece hatırlatıcılarındansın.
Onun müntehâsı / sona geldiğinin bilinmesi senin rabbine aittir.
Doğrusu sen, ondan çekinen kimselere bir uyarıcısın.
Onu görecekleri gün sanki onlar, ancak “çok kısa bir süre” kaldılar.