37. Sâffât Suresi Meali

Yemin olsun: Sıra sıra dizilenlere,
[Zikr] (Kur’an) okuyanlara ki
Şüphesiz ilahınız tektir.
Hem göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi hem de doğuların Rabbidir.
Şüphesiz ki biz yakın göğü gezegenlerden oluşan süsle süsledik.
(Onu) isyankâr her şeytandan koruduk.
8,9. Onlar yüce topluluğa kulak veremezler. Kovularak her taraftan atılırlar. Onlar için [ebedî] bir azap vardır.
8,9. Onlar yüce topluluğa kulak veremezler. Kovularak her taraftan atılırlar. Onlar için [ebedî] bir azap vardır.
Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir söz çalmaya kalkışan olursa, onu hemen delip geçen parlak bir ışık takip eder.
(Şimdi) sor onlara! Onları yaratmak mı daha zor, yoksa bizim yarattığımız (diğer) bilinçli (varlıkları yaratmak) mı? Şüphesiz ki biz kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık.
Elbette sen şaşırıyorsun. (Oysa) onlar alay ediyorlar.
Kendilerine (gerçekler) hatırlatıldığı zaman (gerçeği) hatırlamazlar.
Bir ayet gördüklerinde alay ederler.
Şöyle derler: “Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir.
Biz ölüp de toprak ve kemik hâline gelmişken mi biz mi diriltileceğiz?
Önceki atalarımız da mı?”
De ki: “Evet hem de hor ve değersiz olarak (diriltileceksiniz).”
O (diriltme) korkunç bir sesten ibaret olacak; bir de bakarsın ki onlar etrafa bakacaklar.
(Kâfirler:) “Ah, eyvah bize! Bu hesap günüymüş!” demiş (olacak)lardır.
İşte bu, yalanlamış olduğunuz ayrılma günüdür.
22,23. (Allah meleklere şöyle diyecek:) “Zalimleri, eşlerini (onlar gibi olanları) ve Allah’ın peşi sıra tapmış olduklarını toplayın! Onları cehennemin yoluna iletin!
22,23. (Allah meleklere şöyle diyecek:) “Zalimleri, eşlerini (onlar gibi olanları) ve Allah’ın peşi sıra tapmış olduklarını toplayın! Onları cehennemin yoluna iletin!
Onları tutuklayın; şüphesiz ki onlar sorguya çekilecekler!”
Size ne oldu ki birbirinize yardım etmiyorsunuz?
Hayır! Onlar o gün boyun eğmiş olacaklardır.
Onların bir kısmı bir kısmına dönüp (hesap) soracaklar.
(Uyanlar, uyduklarına) “Şüphesiz ki siz bize (hep) sağdan gelirdiniz!” diyeceklerdir.
(Uyulanlar ise) şöyle diyecekler: “Aksine siz inananlar değildiniz.
Bizim sizi zorlayacak hiçbir gücümüz yoktu. Aslında siz azgın bir toplumdunuz!
Rabbimizin (azap) sözü bizim aleyhimize gerçekleşti. Biz (azabı) mutlaka tadacağız.
Biz sizi saptırdık. Çünkü kendimiz de sapmıştık.”
Şüphesiz ki o gün onlar azapta ortaktırlar.
İşte biz, suçlulara böyle yapacağız.
Şüphesiz ki onlara “Allah’tan başka ilah yoktur.” dendiği zaman kibir gösterirlerdi.
“Cinlenmiş bir şair için mi ilahlarımızı terk edeceğiz!” derlerdi.
Aksine o (elçi), gerçeği getirmiş ve (önceki) elçileri de doğrulamıştı.
Şüphesiz ki siz elem verici azabı tadacaksınız.
Size yaptıklarınızdan başka karşılık verilmeyecektir.
Allah’ın samimi kulları hariç.
Onlar için bilinen bir rızık vardır.
42,43,44. Nimet cennetlerinde tahtlar üzerinde karşılıklı (otururlarken onlara) meyveler ikram edilmiş olacaktır.
42,43,44. Nimet cennetlerinde tahtlar üzerinde karşılıklı (otururlarken onlara) meyveler ikram edilmiş olacaktır.
42,43,44. Nimet cennetlerinde tahtlar üzerinde karşılıklı (otururlarken onlara) meyveler ikram edilmiş olacaktır.
45,46. Onlara (içleri) pınardan (doldurulmuş) berrak, içenlere lezzet veren kadehler dolaştırılacaktır.
45,46. Onlara (içleri) pınardan (doldurulmuş) berrak, içenlere lezzet veren kadehler dolaştırılacaktır.
Onlarda (içtiklerinde) sersemletme (baş ağrısı) yoktur; ondan dolayı sarhoş da edilmezler.
Yanlarında bakışlarını yalnız onlara özel kılmış (güzel) gözlü (eş)ler vardır.
Onlar saklı yumurta gibi bembeyazdır.
(Cennette) onların bir kısmı, diğerlerine yönelip birbirlerine sormaya başlayacaklar.
İçlerinden bir (mümin) şöyle diyecek: “Benim yakın (bir arkadaş)ım vardı.
Der(di) ki: ‘Sen de (diriltilmeye) inananlardan mısın?
Biz ölüp de toprak ve kemik hâline gelmişken mi, biz mi (diriltilip) cezalandırılacağız”
(Mümin kişi), “(O arkadaşımın durumunu) bilmek ister misiniz?” diyecektir.
(Ardından) bakıp arkadaşını cehennemin ortasında görecektir.
(Mümin olan, ateşteki arkadaşına) şöyle diyecektir: “Allah’a yemin olsun: Sen az daha beni de helak edecektin.
Rabbimin nimeti olmasaydı, şimdi ben de (cehenneme) getirilenlerden olacaktım.
58,59. Birinci ölümümüz hariç, bir daha ölmeyeceğiz, değil mi? Biz azaba da uğratılmayacağız.”
58,59. Birinci ölümümüz hariç, bir daha ölmeyeceğiz, değil mi? Biz azaba da uğratılmayacağız.”
Şüphesiz ki bu, büyük bir kurtuluştur.
Çalışanlar böylesi (bir kurtuluş) için çalışsınlar!
Şimdi ziyafet olarak bu (nimetler) mi hayırlıdır, yoksa zakkum ağacı mı?
Şüphesiz ki biz onu (zakkumu) zalimler için bir [fitne] (sıkıntı) kıldık.
Şüphesiz ki o, cehennemin dibinde bitip yetişen bir ağaçtır.
Tomurcukları sanki şeytanların başları gibidir.
(Cehennemdekiler) ondan yer ve karınlarını ondan doldururlar.
Sonra (zakkumun) üzerine onlar için kaynar sudan bir içecek vardır.
Sonra elbette onların dönüşü çılgın ateşe olacaktır.
Şüphesiz ki onlar, atalarını sapkınlıkta bulmuşlardı.
Kendileri de onların peşlerinden koşturuyorlar.
Yemin olsun ki kendilerinden önceki eski toplumların çoğu sapmıştı.
Yemin olsun ki biz onlara uyarıcılar göndermiştik.
73,74. Allah’ın samimi kulları hariç, uyarılanların (fakat inanmayanların) sonunun nasıl olduğuna bir bak!
73,74. Allah’ın samimi kulları hariç, uyarılanların (fakat inanmayanların) sonunun nasıl olduğuna bir bak!
Yemin olsun ki Nuh, bize yalvarıp yakarmıştı. Biz de duayı ne güzel kabul edeniz!
Kendisini ve ailesini (destekçilerini) büyük felaketten kurtarmıştık.
Biz onun (Nuh’un) soyunu -işte onları- kalıcı kılmıştık.
Sonrakiler arasında ona (iyi bir ün) bırakmıştık.
Bütün âlemlerde Nuh’a selam olsun!
Şüphesiz ki biz güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.
Şüphesiz ki o, mümin kullarımızdandı.
Sonra diğerlerini (suda) boğmuştuk.
Şüphesiz ki İbrahim de onun (Nuh’un) tarafındandı.
Hani o, Rabbine teslim olan bir kalp ile gelmişti.
Hani babasına ve halkına şöyle demişti: “Siz neye kulluk ediyorsunuz?
Allah’ın peşi sıra uydurma ilahlar(a) mı?
Âlemlerin Rabbi hakkındaki görüşünüz nedir?”
Sonra yıldızlara bakmıştı.
“Ben hastayım!” demişti.
Onlar (kavmi) de ona arkalarını dönüp (gitmiş)lerdi.
91,92. (İbrahim) yavaşça putlarının yanına varmış, (yemekleri görünce) “Yemiyor musunuz? Neden konuşmuyorsunuz?” demişti.
91,92. (İbrahim) yavaşça putlarının yanına varmış, (yemekleri görünce) “Yemiyor musunuz? Neden konuşmuyorsunuz?” demişti.
(Yanlarına giderek) sağ eliyle (güçlü bir şekilde) onlara vurmuştu (kırmıştı).
(Putperestler) koşarak ona gelmişlerdi.
95,96. (İbrahim) “Yonttuğunuz şeylere mi ibadet ediyorsunuz! Sizi ve yapmakta olduklarınızı Allah yarattı” demişti.
95,96. (İbrahim) “Yonttuğunuz şeylere mi ibadet ediyorsunuz! Sizi ve yapmakta olduklarınızı Allah yarattı” demişti.
(Putperestler ise) “Onun için bir bina yapın ve derhal onu ateşe atın!” demişlerdi.
Ona bir tuzak kurmayı istemişlerdi. Fakat biz onları alçaklardan kılmıştık.
99,100. (İbrahim) “Ben Rabbime gidiyorum. O, bana doğru yolu gösterecektir. Rabbim! Bana iyilerden (olacak bir çocuk) ver!” demişti.
99,100. (İbrahim) “Ben Rabbime gidiyorum. O, bana doğru yolu gösterecektir. Rabbim! Bana iyilerden (olacak bir çocuk) ver!” demişti.
Biz de onu çok hoşgörülü bir oğul ile müjdelemiştik.
(Oğlu) onunla birlikte yürüyecek çağa ulaşınca, (İbrahim) “Ey yavrucuğum! Rüyada seni kesmekte olduğumu görüyorum; bir düşün, ne dersin?” demişti. (O da) “Ey babacığım! Emrolunduğun şeyi yap! İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.” demişti.
Her ikisi de teslim olup, onu (oğlunu) alnı üzerine yatırmıştı.
104,105. Biz ona “Ey İbrahim! Elbette rüyayı gerçekleştirdin. Şüphesiz ki biz, güzel davrananları böyle ödüllendiririz.” diye seslenmiştik.
104,105. Biz ona “Ey İbrahim! Elbette rüyayı gerçekleştirdin. Şüphesiz ki biz, güzel davrananları böyle ödüllendiririz.” diye seslenmiştik.
Bu, apaçık bir imtihandı.
Biz (oğlunun yerine) ona büyük bir kurban fidye vermiştik.
Sonrakiler arasında ona (iyi bir ün) bırakmıştık.
İbrahim’e selam olsun!
İşte (biz) güzel davrananları böyle ödüllendiririz.
Şüphesiz ki o, mümin kullarımızdandı.
İyilerden bir peygamber olarak ona İshak’ı müjdelemiştik.
Ona ve İshak’a bereketler vermiştik. Her ikisinin neslinden iyilik yapan da kendisine açıkça haksızlık eden de çıkacaktır.
Yemin olsun ki biz Musa’ya ve Harun’a nimetler vermiştik.
Onları ve toplumlarını o büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.
Kendilerine yardım etmiştik ve galip gelenler işte onlar olmuştu.
İkisine de apaçık anlaşılan Kitabı vermiştik.
Her ikisini de doğru yola ulaştırmıştık.
Sonrakiler arasında o ikisine (iyi bir ün) bırakmıştık.
Musa ve Harun’a selam olsun!
Şüphesiz ki biz güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.
Şüphesiz ki o ikisi de inanmış kullarımızdandı.
Şüphesiz ki İlyas da elçilerdendi.
Hani kavmine “(Allah’a karşı) [takvâ]lı (duyarlı) olmuyor musunuz?
125,126. Yaratanların en iyisini yani sizin de Rabbiniz, atalarınızın da Rabbi olan Allah’ı bırakıp da [Ba‘l]’e mi yalvarıyorsunuz?” demişti.
125,126. Yaratanların en iyisini yani sizin de Rabbiniz, atalarınızın da Rabbi olan Allah’ı bırakıp da [Ba‘l]’e mi yalvarıyorsunuz?” demişti.
(Kavmi) onu (İlyas’ı) yalanlamıştı. Şüphesiz ki onlar (cehennemde) hazır kılınacaklardır.
Allah’ın samimi kulları hariç.
Sonrakiler arasında ona (iyi bir ün) bırakmıştık.
İlyas’a selam olsun!
Şüphesiz ki biz güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.
Şüphesiz ki o, mümin kullarımızdandı.
Şüphesiz ki Lut da elçilerdendi.
134,135. Hani biz geride kalanlar arasındaki yaşlı (eşi) hariç, onu ve bütün ailesini kurtarmıştık.
134,135. Hani biz geride kalanlar arasındaki yaşlı (eşi) hariç, onu ve bütün ailesini kurtarmıştık.
Ardından diğerlerini helak etmiştik.
137,138. Siz sabah ve gece onlara (şehirlerine) uğruyorsunuz. Akıl etmiyor musunuz?
137,138. Siz sabah ve gece onlara (şehirlerine) uğruyorsunuz. Akıl etmiyor musunuz?
Şüphesiz ki Yunus da elçilerdendi.
Hani o, dolu bir gemiye (binip) kaçmıştı.
(Gemide olanlarla) karşılıklı kura çekmişler ve (Yunus da) kaybedenlerden olmuştu.
Kendini kınayıp dururken onu bir balık yutmuştu.
143,144. (Allah’ı) [tesbih] edenlerden (yüceltenlerden) olmasaydı, (insanların) diriltilecekleri güne kadar o (balığın) karnında kalırdı.
143,144. (Allah’ı) [tesbih] edenlerden (yüceltenlerden) olmasaydı, (insanların) diriltilecekleri güne kadar o (balığın) karnında kalırdı.
Hâlsiz bir vaziyette onu kıyıya çıkarmıştık.
Üzerine (gölge etmesi için) geniş yapraklı bir bitki yetiştirmiştik.
Onu, yüz bin hatta daha çok kişiye (peygamber olarak) göndermiştik.
(Ona) inanmışlardı; biz de onları bir süreye kadar yaşatmıştık.
Onlara (müşriklere) sor: “Kızlar Rabbinin de erkekler onların mı?”
Yoksa onlar şahitken (onlar görürken) melekleri kız olarak mı yaratmışız!
151,152. Dikkat edin! Şüphesiz ki yalan uydurarak “Allah çocuk edindi!” diyorlar. Şüphesiz ki onlar yalancıdır.
151,152. Dikkat edin! Şüphesiz ki yalan uydurarak “Allah çocuk edindi!” diyorlar. Şüphesiz ki onlar yalancıdır.
(Allah) kızları oğullara tercih mi etmiş!
Ne oluyor size? Nasıl (böyle) hükmediyorsunuz?
(Gerçeği) hiç hatırlamıyor musunuz?
Yoksa sizin apaçık bir deliliniz mi var?
Doğruysanız kitabınızı getirin!
O’nunla (Allah ile) cinler arasında da bir soy bağı uydurdular. Yemin olsun ki cinler de (Allah’ın huzurunda) hazır kılınacaklarını bilirler.
Allah onların (müşriklerin) yakıştırdıklarından yücedir.
Allah’ın samimi kulları hariç.
161,162,163. Siz ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek olan kimseden başkasını asla O’na karşı azdırıp saptıramazsınız.
161,162,163. Siz ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek olan kimseden başkasını asla O’na karşı azdırıp saptıramazsınız.
161,162,163. Siz ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek olan kimseden başkasını asla O’na karşı azdırıp saptıramazsınız.
(Melekler şöyle derler:) “Bizim her birimiz için bilinen bir makam vardır.
Şüphesiz ki biz (orada) sıra sıra dururuz.
Şüphesiz ki biz (Allah’ı) [tesbih] edenleriz (yüceltenleriz).”
(Müşrikler) şöyle diyorlardı:
168,169. “Öncekilere (verilenlerden) bizde de bir [zikr] (kitap) olsaydı mutlaka Allah’ın samimi kulları olurduk!”
168,169. “Öncekilere (verilenlerden) bizde de bir [zikr] (kitap) olsaydı mutlaka Allah’ın samimi kulları olurduk!”
Hemen onu (Kur’an’ı) inkâr ettiler. İleride (gerçeği) bilecekler!
Yemin olsun ki gönderilmiş elçi kullarımıza (şu) sözü verdik:
Onlar, mutlaka zafere ulaşacaklardır.
Şüphesiz ki bizim ordumuz üstün gelecektir.
Belirli bir süreye kadar onlardan yüz çevir!
Onları gör (gözetle); onlar da ileride görecekler.
Azabımızı acele mi istiyorlar?
(Acele istedikleri azabımız) yurtlarına indiğinde, uyarılanların (fakat inanmayanların) sabahı ne kötü olur!
Belirli bir süreye kadar onlardan yüz çevir!
(Onları) gör (gözetle); onlar da ileride görecekler.
Rabbin, yani itibar sahibi Rabbin, onların yakıştırdıklarından uzaktır.
Gönderilen bütün elçilere selam olsun!
[Hamd] (övgü), âlemlerin Rabbi (olan) Allah içindir.