[Kâf.] Yüce Kur’an’a yemin olsun.
Mukatta‘a harfleri hakkında bilgi için bkz. Bakara
2:1, dipnot 1.
Doğrusu kendilerine içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve kâfirler “Bu, şaşılacak bir şeydir!
Biz öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman (diriltilecek) mi(yiz)? Bu, (akla) uzak bir dönüştür!” dediler.
Biz toprağın onlardan neleri eksiltmekte olduğunu elbette bilmekteyiz. Katımızda (o bilgileri) koruyan bir kitap vardır.
Bu ifade, ölen insanın tamamıyla yok olmadığının apaçık delilidir.
Aksine onlar, kendilerine geldiğinde gerçeği yalanladılar. (Şimdi) onlar derin bir perişanlık içindedir.
Üstlerindeki göğe bakmadılar mı hiç; onu nasıl bina etmiş ve süslemişiz! Onda hiçbir eksik yoktur.
Bu ve benzer ayetlerde evren kitabının incelenmesi emri verilmektedir.
Yeri de genişlettik ve içine ağırlıklar yerleştirdik. Orada her tür güzel çiftten (bitkiler) yetiştirdik.
Yerin içine ağırlıklar yerleştirilmesiyle ilgili bkz. Nahl
16:15, dipnot 1.
(Bütün bunlar, Allah’a) yönelen her kulun öngörülü olması ve (gerçeği) hatırlaması içindir.
Gökten bereketli bir su indirdik de onunla, bahçeler ve biçilecek taneler yetiştirdik.
10,11. Kullara rızık olması için tomurcukları üst üste uzun hurma ağaçları (yetiştirdik). Onunla (suyla) ölü bir şehri (toprağı) canlandırdık. İşte (mahşerdeki) çıkış da böyledir.
10,11. Kullara rızık olması için tomurcukları üst üste uzun hurma ağaçları (yetiştirdik). Onunla (suyla) ölü bir şehri (toprağı) canlandırdık. İşte (mahşerdeki) çıkış da böyledir.
12,13,14. Onlardan önce Nuh kavmi, Ress halkı, Semûd ve Âd (kavmi), Firavun, Lut’un kardeşleri, Eyke halkı ve Tübba‘ kavmi de yalanlamıştı. Hepsi elçileri yalanlamıştı. Böylece (azap) tehdidim gerçekleşmişti.
[Ress] halkının Hz. Şuayb, Hanzala adlı peygamber ya da Calut’un kavmi oldukları iddia edilmektedir. [Eyke], Hz. Şuayb’ın görevlendirildiği yerdir; [Tübba‘] ise Yemen’deki yöneticiler için kullanılmaktadır.
12,13,14. Onlardan önce Nuh kavmi, Ress halkı, Semûd ve Âd (kavmi), Firavun, Lut’un kardeşleri, Eyke halkı ve Tübba‘ kavmi de yalanlamıştı. Hepsi elçileri yalanlamıştı. Böylece (azap) tehdidim gerçekleşmişti.
[Ress] halkının Hz. Şuayb, Hanzala adlı peygamber ya da Calut’un kavmi oldukları iddia edilmektedir. [Eyke], Hz. Şuayb’ın görevlendirildiği yerdir; [Tübba‘] ise Yemen’deki yöneticiler için kullanılmaktadır.
12,13,14. Onlardan önce Nuh kavmi, Ress halkı, Semûd ve Âd (kavmi), Firavun, Lut’un kardeşleri, Eyke halkı ve Tübba‘ kavmi de yalanlamıştı. Hepsi elçileri yalanlamıştı. Böylece (azap) tehdidim gerçekleşmişti.
[Ress] halkının Hz. Şuayb, Hanzala adlı peygamber ya da Calut’un kavmi oldukları iddia edilmektedir. [Eyke], Hz. Şuayb’ın görevlendirildiği yerdir; [Tübba‘] ise Yemen’deki yöneticiler için kullanılmaktadır.
İlk yaratmada acizlik mi göstermişiz! Aksine onlar yeni bir yaratma hakkında şüphe içindedir.
Yemin olsun ki insanı biz yarattık. [Nefs]inin ona neler fısıldadığını bilmekteyiz. Biz ona şah damarından daha yakınız.
Hani sağdan ve soldan iki (melek), kaydedici olarak (insanı) gözetleyicidir.
Kişinin her bir sözünün (davranışının) yanında hazır bir gözetleyici, bir kaydedici mutlaka vardır.
Ölüm sarhoşluğu gerçeği getirir; (insana) “İşte bu, senin kaçtığın şeydir!” (denir).
Sûr’a üflenecektir. İşte bu, vadedilen gündür.
Herkes, yanında bir sevk edici (melek), bir de şahitle birlikte gelecektir.
(Sorgulanan kişiye) “Şüphesiz ki sen bundan gafletteydin; (kıyamet günü) biz senin gaflet perdeni kaldırdık. Bugün artık gözün keskindir!” (denecektir).
Yakınındaki (sevk edici melek) “İşte yanımdaki hazır!” diyecektir.
24,25,26. (Görevlilerine şöyle denecektir:) “Siz ikiniz! Çok inatçı ısrarcı her kâfiri, iyiliğe bütün gücüyle engel olanı, Allah ile birlikte başka ilah edinen şüpheci saldırganı cehenneme atın; onu şiddetli azaba atın!”
24,25,26. (Görevlilerine şöyle denecektir:) “Siz ikiniz! Çok inatçı ısrarcı her kâfiri, iyiliğe bütün gücüyle engel olanı, Allah ile birlikte başka ilah edinen şüpheci saldırganı cehenneme atın; onu şiddetli azaba atın!”
24,25,26. (Görevlilerine şöyle denecektir:) “Siz ikiniz! Çok inatçı ısrarcı her kâfiri, iyiliğe bütün gücüyle engel olanı, Allah ile birlikte başka ilah edinen şüpheci saldırganı cehenneme atın; onu şiddetli azaba atın!”
Yakınındaki (şeytan): “Rabbimiz! Onu ben azdırmadım. Fakat kendisi derin bir sapkınlık içindeydi.” diyecektir.
(Allah) şöyle diyecektir: “Huzurumda çekişmeyin! (Ben size) uyarı göndermiştim!
Benim huzurumda söz değiştirilmez; ben kullar(ım)a asla haksızlık edici değilim.”
Bu ayette Kur’an’da “nesh”in gerçekleştiğini iddia edenlerin görüşleri dolaylı olarak reddedilmektedir.
O gün cehenneme “Doldun mu?” diyeceğiz. O da “Daha var mı?” diyecektir.
Cehennemin bir canlı gibi konuşmasıyla ilgili bkz. Furkân
25:12; Mülk
67:8; Me‘âric
70:17.
(Kendilerinden) uzakta olmayacak şekilde cennet de [muttakî]lere (duyarlı olanlara) yaklaştırılacaktır.
İşte bu (cennet) sizin için, yani daima (Allah’a) yönelen (ve emirlerini) koruyup (gözeten) herkes içindir.
(Bunlar) yalnızken Rahmân’a saygı gösteren ve (O’na) yönelmiş bir kalp getirenlerdir.
Oraya esenlikle girin! İşte bu, [ebedî] (hayat) günüdür.
Orada kendileri için diledikleri her şey vardır. Katımızda fazlası da vardır.
Biz onlardan önce kendilerinden çok daha güçlü olan ve (ölümden kurtulmak için) “Sığınılacak bir yer var mı?” diye diyar diyar dolaşan nice nesilleri yok etmişizdir.
Şüphesiz ki bunda (akıl eden) bir kalbi olan, yanigörerek ona kulak verenler için gerçeği hatırlatan (dersler) vardır.
Burada geçen [ev] edatı “veya” değil, “ve, yani” anlamında yorumlanmalıdır. “Kulak vermek” demek, aslında kalbin işlevinin gerçekleşmesi demektir.
Yemin olsun ki biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde (dönemde) yarattık. Bize hiçbir yorgunluk da ulaşmadı.
39,40. Onların dediklerine sabret! Güneşin doğuşundan önce de batışından önce de gecenin bir bölümünde ve secdelerin ardından da Rabbini [hamd] (övgü) ile [tesbih] et (yücelt)!
39,40. Onların dediklerine sabret! Güneşin doğuşundan önce de batışından önce de gecenin bir bölümünde ve secdelerin ardından da Rabbini [hamd] (övgü) ile [tesbih] et (yücelt)!
(Diriltilme için) seslenenin yakın bir yerden sesleneceği güne kulak ver(in)!
O gün, (insanlar) o korkunç sesi gerçekten duyacaklardır. Bu, (mezarlardan) çıkış günüdür.
Şüphesiz ki dirilten de öldüren de biziz. Dönüş sadece bize olacaktır.
O gün yer, onlar nedeniyle (insanların diriltilmesi için) çabucak yarılacaktır. Bu, bizim için kolay bir toplamadır.
Onların söylediklerini çok iyi bileniz. Sen onların üzerinde asla zorba değilsin.Tehdidimden korkanlara (gerçeği) Kur’an’la hatırlat!