Henüz anılan bir şey değilken, şüphesiz ki insanın üzerinden çok uzun bir süre geçti!
Gerçek şu ki biz insanı katışık (döllenmiş) bir [nutfe]den (zigottan) yarattık. Onu imtihan edeceğiz; (bu yüzden) onu duyar ve görür kıldık.
Şüphesiz ki biz insana yol gösterdik. Ya şükredici (olur) ya da nankör.
Şüphesiz ki biz, kâfirler için (ahirette) zincirler, halkalar ve alevli bir ateş hazırlamış (olacağız).
Mahşerdeki prangalar ve halkalar konusunda ayrıca bkz. Ra‘d
13:5; Hacc
22:21; Mü’min
40:71; Hâkka
69:32.
Şüphesiz ki iyiler ise (cennette) [kâfûr]katılmış bir kadehten içeceklerdir.
[Kâfûr]: Tadı ve kokusu diğer içecekleri bastıran cennet içeceği demektir.
([Kâfûr]), Allah’ın iyi kullarının içecekleri ve akıttıkça akıtacakları bir kaynaktır.
(Allah’ın iyi kulları), verdikleri sözü yerine getirir ve kötülüğü her yere yayılmış olan bir günden korkarlar.
Onlar, kendileri muhtaç olmalarına rağmen yoksulu, yetimi ve esiri yedirir (doyurur)lar.
9,10. (Şöyle derler:) “Biz sizi yalnızca Allah rızası için doyuruyoruz; sizden herhangi bir karşılık da teşekkür de istemiyoruz. (Çünkü) biz, zor ve belalı bir günde Rabbimizden (O’nun azabından) korkuyoruz.”
Bu cümle konuyla ilgili bütün infak, sadaka ve zekâtla ilgili ayetlerin doğru anlaşılmasında çok önemli bir mesaj sunmaktadır.
9,10. (Şöyle derler:) “Biz sizi yalnızca Allah rızası için doyuruyoruz; sizden herhangi bir karşılık da teşekkür de istemiyoruz. (Çünkü) biz, zor ve belalı bir günde Rabbimizden (O’nun azabından) korkuyoruz.”
Bu cümle konuyla ilgili bütün infak, sadaka ve zekâtla ilgili ayetlerin doğru anlaşılmasında çok önemli bir mesaj sunmaktadır.
Allah onları o günün şiddetinden korumuş (olacak)tır; (yüzlerine) parlaklık, (kalplerine de) sevinç verecektir.
Sabretmelerine karşılık onlara cennet ve özgürlük lütfedecektir.
Bu ayette geçen [harîr] kelimesine “ipek” değil de İnsân
76:4’te kâfirlerin tutukluluk hâllerinin tersine cennetliklere verilece alabildiğine “özgürlük” anlamı vermeyi tercih ettik (Bilgi için bkz. İslamoğlu, [Hayat Kitabı Kur’an]).
Orada koltuklara kurulmuş olacaklar; yakıcı sıcak da dondurucu soğuk da görmeyeceklerdir.
(Cennet ağaçlarının) gölgeleri onların (cennetliklerin) üzerlerine sarkacak, meyveleri (kolayca toplanması için) eğdirilecektir.
Çevrelerinde gümüş kaplar ve billur kupalar dolaştırılacaktır.
Miktarını kendilerinin belirleyeceği o billur kupalar da gümüştendir.
17,18. Onlara orada, adına [Selsebil] denen kaynaktan, (içindeki) karışımı [Zencebil] olan bir kadehten içirilecektir.
Bu surede geçen [kâfûr], [selsebil] ve [zencebil] kelimeleri cennetteki içeceklerin değişik isimleri olarak kabul edilmeli, haklarında detay vermekten kaçınılmalıdır. Çünkü bunların içerikleri mahşerde görülecektir.
17,18. Onlara orada, adına [Selsebil] denen kaynaktan, (içindeki) karışımı [Zencebil] olan bir kadehten içirilecektir.
Bu surede geçen [kâfûr], [selsebil] ve [zencebil] kelimeleri cennetteki içeceklerin değişik isimleri olarak kabul edilmeli, haklarında detay vermekten kaçınılmalıdır. Çünkü bunların içerikleri mahşerde görülecektir.
O (cennetliklerin) etrafında, yaşlanmayan gençler dolaşır. Onları gördüğünde kendilerini saçılıp dağılmış inciler sanırsın.
(Cennette) her nereye bakarsan, (pek çok) nimet ve büyük bir otorite görürsün.
Üzerlerinde ince ipekten yeşil elbiseler ve kalın ipek kumaşlar olacaktır; gümüş bilezikler takacaklardır. Rableri onlara tertemiz bir içecek ikram edecektir.
(Onlara şöyle denecektir:) “Şüphesiz ki bu(nlar), sizin için ödüldür. Çalışma(ları)nız karşılığını bulmuştur.”
Kur’an’ı sana peyder pey indiren elbette biziz, biz.
Rabbinin hükmü için sabret! Onlardan hiçbir günahkâra veya hiçbir nanköre itaat etme!
Sabah akşam Rabbinin ismini an!
Gecenin bir kısmında O’na secde et; gecenin uzun bir bölümünde de O’nu [tesbih] et (yücelt)!
Şüphesiz ki bu (insa)nlar, çabucak geçen (dünyay)ı seviyorlar da ağır günü (ahireti) arkalarına atıyorlar.
Onları biz yarattık ve yaratılışlarını sapasağlam yaptık. Dilediğimiz (zaman) onları benzerleriyle değiştiririz.
Şüphesiz ki bu (gerçeği) hatırla(t)madır. Dileyen, Rabbine (giden) bir yol tutar.
(Böyle yaparsanız) Allah’ın dilediğinden başkasını dilememiş olursunuz. Şüphesiz ki Allah bilendir, doğru hüküm verendir.
(Allah) dileyeni (layık gördüğünü) merhametine koyar. Zalimler için de elem verici bir azap hazırlamış (olacak)tır.