Yemin olsun: Söküp çıkaranlara,
O gün o sarsıcı (deprem) sarsacak.
(Ardından onu) artçısı takip edecek.
Kalpler (korkudan) titreyecek.
Gözleri (korkudan) aşağı kayacak.
10,11. “Çürümüş kemik olduktan sonra, çukurda (mezarda) daha önceki hâlimize mi döndürüleceğiz” derler.
10,11. “Çürümüş kemik olduktan sonra, çukurda (mezarda) daha önceki hâlimize mi döndürüleceğiz” derler.
“O zaman, o zararlı bir dönüş olur!” derler.
(Oysa) bu dönüş, tek bir ses(e bakar).
Bir de bakarsın ki onlar, mahşerdedir.
Musa’nın haberi sana geldi, (değil) mi?
Hani Rabbi kutsal Tuvâ Vadisi’nde ona şöyle seslenmişti:
Tâhâ
20:12’de de geçen bu ayetteki [tuvâ] kelimesi, “temizlenmiş, bereketli” anlamına geldiği gibi, Hz. Musa’nın bulunduğu o vadinin ismi de olabilir. Ayrıca bu kelimenin “iki kere kutsal ve bereketli kılınmış olma” anlamına geldiği ve Yüce Allah’ın ona iki kere seslendiği de ifade edilmektedir.
“Firavun’a git! O iyice azdı.”
“(Ona) de ki: “Arınmak ister misin?
(İstiyorsan) seni Rabbine yönlendireyim. (Böylece O’na) saygı duyarsın.”
Buradaki [ehdiye] fiili “rehberlik etmek, göstermek, yönlendirmek” şeklinde anlamlandırılmalıdır.
Sonunda ona en büyük ayeti (mucizeyi) göstermişti.
(Ancak Firavun, gerçeği) yalanlamış ve isyan etmişti.
Sonra hızlıca arkasını dönüp gitmişti.
23,24. (Yandaşlarını) toplamış, onlara seslenmiş ve demişti ki: “Ben sizin yüce rabbinizim.”
23,24. (Yandaşlarını) toplamış, onlara seslenmiş ve demişti ki: “Ben sizin yüce rabbinizim.”
(Bunun üzerine) Allah onu ahiret ve dünya azabıyla yakalamıştı.
Şüphesiz ki bu (kıssa)da saygı duyacak olanlar için bir ibret vardır.
Sizin yaratılışınız mı daha güçlüdür, yoksa (Allah’ın) oluşturduğu gök mü?
(Göğün) cisimlerini yükseltmiş ve onları düzene kavuşturmuştur.
Gecesini karanlık yapmış, (gündüz) ışığını çıkarıp var etmiştir.
Daha sonra da yeri yaymıştır.
Ondan (yerden) suyunu ve bitki örtüsünü de O çıkarmıştır.
Dağları (yere) O çakmıştır.
Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için (böyle yapmıştır).
34,35. O büyük olay gerçekleştiğinde, işte o gün insan (dünyada) neler yaptığını hatırlayacaktır.
34,35. O büyük olay gerçekleştiğinde, işte o gün insan (dünyada) neler yaptığını hatırlayacaktır.
Gör(mesi gerek)enler için cehennem ortaya çıkartılacaktır.
37,38,39. Kim azgınlık yapmış ve dünya hayatını tercih etmişse cehennem (onların) barınağıdır.
37,38,39. Kim azgınlık yapmış ve dünya hayatını tercih etmişse cehennem (onların) barınağıdır.
37,38,39. Kim azgınlık yapmış ve dünya hayatını tercih etmişse cehennem (onların) barınağıdır.
40,41. Rabbinin makamından korkan ve kendisini arzulara (uymaktan) alıkoyanlara gelince, şüphesiz ki böylelerinin barınağı da cennettir.
40,41. Rabbinin makamından korkan ve kendisini arzulara (uymaktan) alıkoyanlara gelince, şüphesiz ki böylelerinin barınağı da cennettir.
Sana o (Son) Saat’in demir atma zamanından soruyorlar.
Sen onu nerden hatırlayabilirsin ki!
Bu ifade Hz. Muhammed dâhil, Son Saat’in bilgisinin hiç kimsede olmadığını, onu bilmenin imkânsızlığını vurgulamaktır. Ayet “Onu bilmek kim, sen kim” şeklinde de yorumlanabilir.
Sonu(nun bilgisi) yalnızca Rabbine aittir.
Sen sadece ondan (Son Saat’ten) saygı ile korkanları uyarıcısın.
Onu (mahşeri) gördükleri gün, (dünyada sanki) bir yatsı vakti veya (gündüzün) kuşluğu kadar kalmış gibi olacaklar.