1 Kevser: Lügatte son derece çok olan, gâyet çok şey, her şeyin çoğu, Cennetin bütün ırmaklarının kendisinden çıktığı nehir, anlamlarına gelir. Tefsirlerde Kevser’e; “Cennette bir nehrin veya havuzun ismi, Peygamberlikle şereflendirilme, Peygamberimizin ümmetinin âlimleri, ümmetinin çokluğu ve Hz. Peygamberin çocuklarının çokluğu” anlamları verilmiştir. Bu anlamların hepsinin birden anlaşılması da mümkün olduğu için bu kelime meâlde tercüme edilmemiştir. Araplar sayısı çok, miktarı yüksek, kıymetli olan her şeye “Kevser” derler. Bu bakımdan Kevser kelimesi yukarıda sayılan manâları ihtiva ettiği gibi genel anlamda “hayırlı olan her şeyi” de içine alır. “Havz-ı Kevser”i ispat eden hadisler elliden fazla sahâbe tarafından rivâyet edilmiştir. "Her peygamberin bir havuzu vardır ve onlar hangisinin geleni daha çok diye öğünürler. Ben muhakkak onların en çok geleni olacağımı umarım" buyurmuştur. (Tirmizî) Fakat Peygamber (s.a.v.)’in havuzuna dair olan hadisler tevatüre yakın derecede meşhur olduğu için Ehl-i Sünnet katında ona iman vacib’tir. Dünyevî hayat metaı, ahirete göre pek az bir şeydir, çünkü fanidir, geçicidir, sonludur. Allahu Teâlâ'nın Kevser buyurduğu lütuf ise çok, pek çok demek olduğu için geçici dünya lütuf ve servetinden ibaret olmayıp, ahirette ve Allah katında çok, ebedi olarak kesilmez, tükenmez bir nimettir. Dalâlet fırkalarından Haricîler, Mutezile'den bir kısmı ve ne olduklarını açıkça söylemekten korkan yeni mutezililer (akılcılar) havz-ı kevser’i inkâr etmişlerdir.