52. Tûr Suresi Meali

(Sînâ) dağına,1
2,3. Yayılmış ince deri üzerine, yazılmış kitaba,1
2,3. Yayılmış ince deri üzerine, yazılmış kitaba,1
Ma’mûr eve,1
Yükseltilmiş tavana,1
Kaynatılmış denize1 yemin olsun ki,
Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.
Ve o (azaba) engel olacak, hiçbir şey de yoktur.
9,10. O (kıyamet) günü gök, sarsıldıkça sarsılacak, dağlar ise yerinden oynayacaktır.
9,10. O (kıyamet) günü gök, sarsıldıkça sarsılacak, dağlar ise yerinden oynayacaktır.
11,12. İşte o gün, daldıkları saçmalıklarla oyalanan yalancıların vay haline!
11,12. İşte o gün, daldıkları saçmalıklarla oyalanan yalancıların vay haline!
O (mahşer) günü1 onlar, itilip kakılarak cehennem ateşine atılacaklar.
(Onlara): “İşte sizin yalanlamakta olduğunuz ateş, budur.” (denilecek.)
(Ayrıca onlara): “Bu da mı bir büyü? Yoksa siz, (bunun da mı gerçek olduğunu) göremiyor musunuz?”
“Haydi girin ona. Artık sabretseniz de sabretmeseniz de sizin için fark etmez. Siz, sadece yaptıklarınızla cezâlandırılıyorsunuz.” (denilecek.)
Allah’a karşı hata etmekten sakınanlar, kesinlikle cennetler ve nîmetler içerisindedirler.
Rablerinin kendilerine verdiği nîmetler ve Rablerinin, kendilerini cehennem azabından koruması sebebiyle huzurludurlar.
19,20. (Onlara cennette: “Dünyada) yaptıklarınızın karşılığı olarak sıra sıra dizilmiş tahtlar üzerinde kurulup oturarak afiyetle yiyin, için.” (denilir. Ayrıca) Biz, onları güzel gözlü, beyaz tenli ve kusursuz eşlerle de evlendireceğiz.1
19,20. (Onlara cennette: “Dünyada) yaptıklarınızın karşılığı olarak sıra sıra dizilmiş tahtlar üzerinde kurulup oturarak afiyetle yiyin, için.” (denilir. Ayrıca) Biz, onları güzel gözlü, beyaz tenli ve kusursuz eşlerle de evlendireceğiz.1
Biz soyları îmanda kendilerine uyan Müslümanların soylarını, kendilerine kavuştururuz ve onların sevaplarından da bir şey eksiltmeyiz.1 -(Ama yine de) herkes(in kurtuluşu) kendi kazandığına bağlıdır.-2
Ve onlara, arzuladıkları her türlü meyve ve eti de bolca vereceğiz.
Orada (içerisinde) sarhoş etmeyen ve günâha sokmayan içecekler bulunan kadehlerden, (birlikte) içecekler.
Kendilerine ait (sedef içerisinde saklı inciler gibi) tertemiz hizmetçileri1 de etraflarında dönüp duracaklar.
25,26. (Cennettekiler) birbirleriyle: “Doğrusu biz bundan önce ailemiz(in akıbeti) hakkında çok korkar idik.”1 diyerek sohbet edecekler.2
25,26. (Cennettekiler) birbirleriyle: “Doğrusu biz bundan önce ailemiz(in akıbeti) hakkında çok korkar idik.”1 diyerek sohbet edecekler.2
(Ve devamla): “Allah, lütufta bulunarak bizi, (cehennemin) kavurucu1 azabından korudu.”
“Şüphesiz biz bundan önce, sadece Ona kulluk ederdik. Gerçekten O, iyiliği bol, esirgemesi çok olanın ta kendisi imiş." (diyecekler.)
(Ey Muhammed!) Sen sadece hatırlat. Çünkü Rabbinin nîmeti sayesinde sen kâhin de değilsin, mecnun da değilsin.
Yoksa onlar (senin için): “O da bir şairdir, biz onun da zamanla helâk olup gitmesini bekliyoruz.” mu diyorlar?
(Sen de onlara): “Siz benim helâk olmamı bekliyorsanız, ben de sizin helâk olmanızı bekliyorum.” de.
Onlara bu (şaçma-sapan) şeyleri ya akılları emrediyor1 ya da onlar, gerçekten azgın bir toplumdurlar.
Yoksa bir de: “Onu (Muhammed) kendisi uydurdu.” mu diyorlar? Aslında (bu dediklerine) kendileri bile inanmıyorlar. 1
Eğer bu sözlerinde samimi iseler, haydi o (Kuran’ın) benzeri bir söz, uydursunlar.
Yoksa onlar bir (yaratıcıları) olmaksızın mı yaratıldılar? Veya kendi kendilerini mi yarattılar? 1
Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattı? Aslında (buna) kendileri bile kesinlikle inanmıyorlar.
Yahut Rabbinin hazinelerinin kendilerinin yanında bulunduğunu mu, ya da kendilerinin her şeye hâkim olduğunu mu (zannediyorlar?)
Yoksa onların, üzerine çıkıp (gizli bilgileri) dinleyebilecekleri bir merdivenleri mi var? Eğer içlerinden dinleyen birisi varsa (dinlediğini) ispat etsin (de görelim.)
(Demek) kızlar Onun, oğullar sizin öyle mi?
(Ey Muhammed!) Yoksa onlar, senin kendilerinden bir ücret isteyeceğinden, böylece de onları ağır bir borç altına sokacağından mı (korkuyorlar?)
Yoksa ğayb (bilgisi) 1 onların yanında da kendileri (oradan istediklerini) mi yazıyorlar?2
Yoksa (sana) bir tuzak mı kurmak istiyorlar? 1 Asıl tuzağa düşecek olanlar, o kâfirlerin kendileridir.
Yoksa kendilerinin, Allah’tan başka bir ilâhları olduğunu mu (zannediyorlar?) Allah, onların kendisine ortak koştuklarından çok yücedir.
Onlar göğün bir parçasının, (azap olarak) indiğini görseler bile (inatlarından): “Bu sadece bir bulut yığınıdır.” derler. 1
(Ey Muhammed!) Öyleyse sen, helâk olacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları (kendi hallerine) bırak.
O gün1 onlara planları bir fayda vermediği gibi onlar (kimseden) yardım da göremezler.
Şüphesiz o zâlimlere, bunun dışında da bir azap vardır. Fakat (insanların) çoğu bunu bilmiyorlar.
Rabbinin hükmüne sabret, çünkü sen Bizim gözlerimizin önündesin. Kalktığın zaman Rabbini hamd ile (sürekli olarak) an.
Gecenin bir bölümünde ve yıldızların batışından sonra da Onu hamd ile (sürekli) an.