68. Kalem Suresi Meali

Nûn.1 O bildiğin2 kalem’e3 ve onunla yaza gelen ve yazmaya devam edecek olan4 (meleklere)5 yemin olsun.
(Ey Muhammed!) Rabbinin nîmeti sayesinde sen, mecnun1 değilsin.2
Şüphesiz sana, bitip tükenmeyen bir mükâfat vardır.1
Ve sen, kesinlikle çok büyük bir ahlâk1 üzeresin.
5,6. Kimin mecnun olduğunu, yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.
5,6. Kimin mecnun olduğunu, yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.
Senin Rabbin, kimin kendi yolundan saptığını kesinlikle daha iyi bilir, kimin de dosdoğru yolda olduğunu çok daha iyi bilir.
O halde sakın yalancılara itaat etme.
Onlar senin (onlara) yağcılık yapmanı, böylece kendilerinin de (sana) yağcılık yapmalarını arzu ediyorlar.
10,11,12,13. (Ey Muhammed!) Şu boş yere yemin eden, aşağılık, (herkesi) kötüleyip duran, boşboğazlık yapan, iyilik düşmanı, saldırgan, günâhkâr, saygısız, sonra bir de soysuzların1 hiçbirine itaat etme. 2
10,11,12,13. (Ey Muhammed!) Şu boş yere yemin eden, aşağılık, (herkesi) kötüleyip duran, boşboğazlık yapan, iyilik düşmanı, saldırgan, günâhkâr, saygısız, sonra bir de soysuzların1 hiçbirine itaat etme. 2
10,11,12,13. (Ey Muhammed!) Şu boş yere yemin eden, aşağılık, (herkesi) kötüleyip duran, boşboğazlık yapan, iyilik düşmanı, saldırgan, günâhkâr, saygısız, sonra bir de soysuzların1 hiçbirine itaat etme. 2
10,11,12,13. (Ey Muhammed!) Şu boş yere yemin eden, aşağılık, (herkesi) kötüleyip duran, boşboğazlık yapan, iyilik düşmanı, saldırgan, günâhkâr, saygısız, sonra bir de soysuzların1 hiçbirine itaat etme. 2
14,15. (Bir de) o,1 servete ve oğullara sahip olduğu için kendisine âyetlerimiz okunduğu zaman: “(Bunlar) eskilerin masallarıdır.” diyene (itaat etme.)
14,15. (Bir de) o,1 servete ve oğullara sahip olduğu için kendisine âyetlerimiz okunduğu zaman: “(Bunlar) eskilerin masallarıdır.” diyene (itaat etme.)
Yakında Biz, onun burnunu sürteceğiz.1
Biz bunları da (vaktiyle) bahçe sahiplerini denediğimiz gibi deneyeceğiz. Hani onlar, bir sabah erkenden bahçeyi mutlaka devşireceklerine dâir yemin etmişlerdi.
(Ve bu konuda) hiç bir istisna1 da yapmıyorlardı.
Fakat onlar uyuyorlarken Rabbin tarafından bir afet, o (bahçeyi) kuşatıverdi.
Ve o (bahçe) kapkara kesiliverdi.1
21,22. Sabahleyin de birbirlerine: “Eğer ürününüzü devşirecekseniz erken davranın.” diye seslendiler
21,22. Sabahleyin de birbirlerine: “Eğer ürününüzü devşirecekseniz erken davranın.” diye seslendiler
23,24. Derken, kendi aralarında: “Sakın bugün aranıza bir yoksul sokulmasın!” diye fısıldaşarak (bahçelerine) gittiler.
23,24. Derken, kendi aralarında: “Sakın bugün aranıza bir yoksul sokulmasın!” diye fısıldaşarak (bahçelerine) gittiler.
(Sanki yoksulları) engellemeğe güçleri yetecekmiş gibi, erkenden gittiler.
26,27. Ama o (bahçeyi o halde) görünce (önce): “Biz herhalde yanlış gelmişiz” dediler. (Sonra da): “Hayır, biz tam tersine (bütün servetimizden) yoksun bırakıldık.” dediler.
26,27. Ama o (bahçeyi o halde) görünce (önce): “Biz herhalde yanlış gelmişiz” dediler. (Sonra da): “Hayır, biz tam tersine (bütün servetimizden) yoksun bırakıldık.” dediler.
(İçlerinden) aklı başında olan birisi: “Ben size (Allah’ı) anmanız gerekmez miydi? dememiş miydim?” dedi.
(En sonunda): “Ey Rabbimiz! Sen ne kadar da yücesin! Gerçekten bizler zâlimlerden olduk.” dediler.
Hemen birbirlerini kınamağa başladılar.
31,32. (Ve): “Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz, azgın kimselermişiz. Belki Rabbimiz, bize onun yerine daha hayırlısını verir. Artık biz (bundan sonra) sadece Rabbimizin rızasını kazanmaya çalışacağız.” dediler.1
31,32. (Ve): “Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz, azgın kimselermişiz. Belki Rabbimiz, bize onun yerine daha hayırlısını verir. Artık biz (bundan sonra) sadece Rabbimizin rızasını kazanmaya çalışacağız.” dediler.1
İşte (dünya) azabı böyledir.1 Ah bir bilseler! Âhiret azabı, kesinlikle çok daha büyüktür.2
Şüphesiz (Allah’a) karşı hata etmekten sakınanlar için, Rableri katında nîmetleri bol cennetler vardır.
Biz hiç Müslümanları, günâhkârlarla1 bir tutar mıyız?
Şimdi size ne oluyor da nasıl böyle (yanlış) hükümler veriyorsunuz!1
37,38. Yoksa okuyup durduğunuz size özel, bir kitabınız var da (orada): “Siz bu âlemde neyi beğenirseniz o mutlaka sizin olacak” diye mi? (yazıyor.)1
37,38. Yoksa okuyup durduğunuz size özel, bir kitabınız var da (orada): “Siz bu âlemde neyi beğenirseniz o mutlaka sizin olacak” diye mi? (yazıyor.)1
Yoksa Biz size; “siz ne derseniz o kesinlikle öyle olacak” diye kıyamet gününe kadar sürecek bir söz mü verdik?
(Ey Muhammed!) Onlara; bu (iddiayı) onlardan hangisinin savunabileceğini bir sor.
Yoksa (bu konuda) kendilerinin ortakları mı var? Eğer doğru söylüyorlarsa, çağırsınlar ortaklarını (da bir görelim.)
Gerçeklerin bütün çıplaklığıyla ortaya konulacağı1 (kıyamet) günü onlar, secdeye davet edilirler, ama onların buna güçleri yetmez.
(İşte o an) onların bakışları yere saplanır ve kendilerini de bir alçaklık sarar. Hâlbuki onlar, sapasağlam iken de (Allah’a) secdeye davet edilmişlerdi.1
Artık şu (Allah’ın) sözünü yalanlayanları sen Bana bırak. Biz onları bilmeyecekleri yönden derece derece azaba yaklaştırırız.1
Ben, (şimdilik) onlara süre tanıyorum. Şüphesiz Benim (karşı) tuzağım, çok sağlamdır.1
(Ey Muhammed!) Yoksa onlar, senin kendilerinden bir ücret isteyeceğinden, böylece de onları ağır bir borç altına sokacağından mı (korkuyorlar?)
Yoksa ğayb (bilgisi) onların yanında da kendileri (oradan istediklerini) mi yazıyorlar?1
O halde Rabbinin hükmüne sabret ve öfkeye kapılıp (Rabbine) seslenen balık sahibi (Yûnus) gibi olma!1
Eğer Rabbinin nîmeti ona yetişmeseydi,1 o yerilerek ıssız bir yere atılırdı.
Fakat Rabbi onu seçti ve inandığını yaşayan kullarından kıldı.
(Ey Muhammed!) O kâfirler, zikri (Kur’an’ı) her duyduklarında, ellerinden gelse seni gözleriyle yok edecekler. (Bir de): “O kesinlikle mecnundur.” diyorlar.1
Oysa o (Kur’an, akıllılar) âlemine bir öğüt ve hatırlatmadan başka bir şey değildir.1