77. Mürselât Suresi Meali

1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle1 kopacaktır.2
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle1 kopacaktır.2
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle1 kopacaktır.2
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle1 kopacaktır.2
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle1 kopacaktır.2
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle1 kopacaktır.2
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle1 kopacaktır.2
8,9,10,11. Yıldızların söndüğü, göğün yarıldığı, dağların toz-duman olup savrulduğu ve Peygamberlerin (şâhitlik için) bir araya getirildiği zaman, var ya; (işte kıyamet, o gündür.)
8,9,10,11. Yıldızların söndüğü, göğün yarıldığı, dağların toz-duman olup savrulduğu ve Peygamberlerin (şâhitlik için) bir araya getirildiği zaman, var ya; (işte kıyamet, o gündür.)
8,9,10,11. Yıldızların söndüğü, göğün yarıldığı, dağların toz-duman olup savrulduğu ve Peygamberlerin (şâhitlik için) bir araya getirildiği zaman, var ya; (işte kıyamet, o gündür.)
8,9,10,11. Yıldızların söndüğü, göğün yarıldığı, dağların toz-duman olup savrulduğu ve Peygamberlerin (şâhitlik için) bir araya getirildiği zaman, var ya; (işte kıyamet, o gündür.)
12,13. (Bunlar,) hangi güne ertelenmiş olabilir ki? (Olsa olsa, haklıyı haksızdan) ayırma gününe…
12,13. (Bunlar,) hangi güne ertelenmiş olabilir ki? (Olsa olsa, haklıyı haksızdan) ayırma gününe…
Bu ayırma gününün tam gerçekliğini sana (Allah’tan başka) kim, bildirebilir ki?
O gün (Peygamberlerini) yalanlayanların vay haline!1
Biz, önceki (kâfirleri) helâk etmedik mi?1
Sonra arkadan gelenleri de onların peşine takacağız.
İşte Biz, günâhkârlara böyle yaparız.
O gün (Peygamberlerini) yalanlayanların vay haline!
(Ey kâfirler!) Biz sizi, bayağı bir sudan yaratmadık mı?
21,22. Sonra Biz onu, belirli bir vakte kadar1 sağlam bir karargâha2 yerleştirdik.
21,22. Sonra Biz onu, belirli bir vakte kadar1 sağlam bir karargâha2 yerleştirdik.
Buna gücümüz yettiğine göre, demek ki Biz, ne mükemmel bir güce sahibiz.
O gün, (Bizi) yalanlayanların vay haline!
25,26. Biz yeryüzünü dirilere ve ölülere bir toplanma yeri kılmadık mı?
25,26. Biz yeryüzünü dirilere ve ölülere bir toplanma yeri kılmadık mı?
Ve orada yüksek dağlar yaratarak, size tatlı bir su içirtmedik mi?
O gün, (Bizi) yalanlayanların vay haline!
(Ey kâfirler!) yalanlayıp durduğunuz azaba doğru gidin.
30,31. (Hem de cehennemin) üç kola ayrılmış (dumanının) serinletmeyen ve ateşten de korumayan gölgesine gidin.1
30,31. (Hem de cehennemin) üç kola ayrılmış (dumanının) serinletmeyen ve ateşten de korumayan gölgesine gidin.1
Gerçekten o, (anda cehennem) her biri saraylar kadar büyük olan kıvılcımlar saçar.
O kıvılcımların her biri, sanki sapsarı erkek deve sürüleri1 gibidir.
O gün, (bunları) yalanlayanların vay haline!
O gün, onların konuşamayacakları bir gündür.
Ve o gün, onlara mazeret uydurmaları için izin de verilmez.
O gün, (kıyameti) yalanlayanların vay haline!
(Allah o gün onlara): “İşte bugün, sizi ve öncekileri bir araya topladığımız (mü’min’i kâfirden) ayırt etme günüdür.”
“Eğer (kurtulmak için kuracağınız) bir tuzağınız varsa, haydi Bana dilediğiniz tuzağı kurun (da bakalım.” der.)
O gün, (âhireti) yalanlayanların vay haline!
Şüphesiz Allah’a karşı hata etmekten sakınanlar o gün, kesinlikle gölgeler altındaki tahtlara1 kurulurlar ve pınar başlarında otururlar.
Ve onlar arzuladıkları türlü meyveler arasındadırlar.
(Onlara): “(Dünyada) yaptıklarınızın karşılığı olarak afiyetle yiyin, için.” (denilir.)
Gerçekten Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.1
O gün, yalanlayanların vay haline!
(Ey kâfirler! Siz de) yiyin ve (dünyada) biraz safâ sürün bakalım! Çünkü siz, zâten günâhkârlarsınız.1
O gün, (âhireti) yalanlayanların vay haline!
Onlar kendilerine: “Allah’ın huzurunda eğilin!” denildiği zaman eğilmezlerdi.
O gün (Allahı) yalanlayanların vay haline!
Onlar, bun(a inanmadık)tan sonra hangi söze inanacaklar ki?