Düşün [Allah'ın] vahyi[ni], ki işlenmiştir
Ayakta kalan [ibadet] evi[ni] 3 düşün!
Düşün yüksek [göğün] tavanı[nı]!
GERÇEK ŞU Kİ [ey insanoğlu,] Rabbin tarafından [günahkarlar için] öngörülmüş olan azap, kesinlikle vuku bulacaktır:
ona hiç kimse engel olamaz.
Göklerin [büyük] bir sarsıntı ile sarsılacağı o Gün [bu azap gerçekleşecek],
ve dağların [korkunç] bir hareketle (yerlerinden oynayıp) harekete geçecekler[i Gün].
Vay haline o Gün hakikati yalanlayanların,
[bütün hayatları boyunca] tamamen boş şeylerle oyalanıp duranların;
onlar, o Gün [karşı konulamaz bir] darbe ile cehennem-ateşine atılacaklar [ve kendilerine denilecek:]
“Bu, sizin yalanlamış olduğunuz ateştir!
Peki bu, bir yanılsama mıydı 5 yoksa [doğruluğunu] görmek istemediğiniz bir şey mi?
[İşte şimdi] onu çekin! Ama [ister] sabredin, ister etmeyin, sizin için fark etmez: siz, yalnızca yapmış olduğunuzun karşılığını görüyorsunuz.” 6
[Ama,] Allah'a karşı sorumluluklarının bilincinde olanlar kendilerini [o Gün] bahçelerde ve esenlik içinde bulacaklar,
Rablerinin kendilerine bağışlayacağı şeyler ile mutluluk bulacaklar: çünkü Rableri onları yakıcı ateşin azabından koruyacaktır.
[Ve onlara:] “Yapmış olduklarınızın karşılığı olarak afiyetle yiyip için,
sıra sıra dizilmiş [mutluluk] sedirlerine uzanarak!” 7 [denilecek.] Ve [cennette] saf ve temiz, güzel gözlü eşler ile onları evlendireceğiz. 8
Kendileri iman eden ve soyları bu imanı sürdürecek olanlara gelince, Biz onları soyları ile bütünleştirecek ve işlerini heder ettirmeyeceğiz: 9 [ama, sonuçta] herkes kendi kazandığının hesabını verecek. 10
Biz onlara meyveyi ve eti bolca vereceğiz, ne isterlerse hepsini:
ve orada, [cennette], birbirlerine, boş konuşturmayan ve günaha sokmayan kâseler uzatacaklar. 11
Ve onları [ölümsüz] gençlikler bekleyecek, 12 [sanki] kendi kendilerinin [çocuklarıymış gibi], 13 kabuklarının içinde saklanan inciler gibi [saf ve temiz].
Ve [böylece nimet tattırılanlar,] birbirlerine dönerek [geçmişte yaşadıkları hakkında] sorular soracaklar. 14
Onlar, “Bakın” diyecekler, “eskiden, çoluk-çocuğumuz arasında yaşadığımız sıralarda, [Allah'ın bizden razı olmadığını düşünerek] korku içindeydik; 15
ve bu durumdayken Allah bizi lütfuyla inayetlendirdi ve [çaresizliğin] yakıcı fırtınalarının azabından bizi korudu.
Şüphesiz biz bundan önce [yalnız] O'na yalvarırdık: [ve O, bize şimdi gösterdi ki 16 ] yalnız O'dur gerçekten iyilik eden ve gerçek rahmet kaynağı!”
ÖYLEYSE [ey Muhammed, bütün insanlara] öğüt ver: çünkü, Rabbinin rahmetiyle, sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli.
Yoksa onlar: “[O, yalnızca] bir şair[dir]; bekleyip görelim zaman ona neler yapacak” mı diyorlar?” 17
De ki: “[Öyleyse,] ümitle bekleyin: Ben de sizinle birlikte ümitle bekleyeceğim!” 18
Akılları mı onlara bu [tavrı takınmaları]nı telkin ediyor, yoksa (bu hal) [sadece] kaba bir küstahlığın eseri midir? 19
Yoksa onlar: “Bu [mesaj]ı kendisi uydurmuştur!” mu diyorlar? Hayır, tersine, onlar (gerçeği biliyor, ama) inanmak istemiyorlar!
Ama, [eğer onu basit bir fâninin işi olarak görüyorlarsa] ona benzeyen başka bir söylem üretsinler (de görelim!) -söyledikleri doğru mu, değil mi!
[Yoksa onlar, Allah'ın varlığını inkar mı ediyorlar? 20 ] Kendileri, hiçbir [sebep] olmadan mı yaratıldılar? 21 Yoksa kendi kendilerinin mi yaratıcılarıdırlar?
[Ve] gökleri ve yeri onlar mı yarattı? 22 Hayır, ama onlar hiçbir şey hakkında kesin bir inanca sahip değiller!
[Nasıl olabilirler ki?] Rabbinin hazineleri 23 onlarda mı? Onlar mı [kaderden] sorumlular?
Yoksa onların [nihaî hakikatlere yükselecekleri ve insan kavrayışının ötesindekini] dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse, [onu] dinlemiş olanlardan birisi [bilgisinin] açık bir delilini getirsin!
Yahut, [eğer Allah'a inanıyorsanız], siz [yalnız] erkek çocuk sahibi olurken O[nun] kız çocuk sahibi [olmayı tercih ettiğine nasıl inanırsınız?] 24
Yoksa [ey Muhammed, senin mesajını reddedenler, seni dinlerlerse] onlardan bir karşılık isteyeceğinden ve kendilerini borç altına sokacağ[ından mı korkuyorlar?]
Yoksa, [bütün mevcudatın] gizli gerçekliğinin, [zamanı geldiğinde] yazabilmeleri için kendi kavrayış alanları içine gireceği[ni mi sanıyorlar]? 25
Yoksa [seni çelişkilerin] tuzağına mı düşürmek istiyorlar? Ama aslında tuzağa düşenler onlardır, o hakikati inkar edenler! 26
O halde, Allah'tan başka bir tanrıları mı var? Allah, sınırsız şanıyla insanların O'na yakıştırdığı ortaklardan münezzehtir!
AMA ONLAR, [hakikati] görmeyi reddedenler, gökyüzünde bir parçanın düşmekte olduğunu görselerdi, [yalnızca] “O, bir bulut yığını[ndan ibaret]tir!” derlerdi.
Bundan böyle, dehşete kapılacakları [Hesap] Günü ile karşılaşıncaya kadar kendi hallerine bırak onları:
O Gün komplolarının kendilerine hiçbir faydası olmayacak ve hiçbir yardımcı bulamayacaklar...
Gerçek şu ki zulüm işlemeye şartlanmış olanları, [öteki dünyadaki korkunç azaptan] daha yakın bir azap beklemektedir: 27 ama çoğu bunun farkında değil.
O halde Rabbinin hükmünü sabırla bekle, çünkü sen gözümüzün önündesin; 28 ve her ne zaman ayağa kalkarsan Rabbinin sınırsız şanını hamd ile yücelt,
gece ve bütün yıldızların çekildiği an O'nun şanını yücelt.