77. Mürselât Suresi Meali

DÜŞÜN bu [mesaj]ları, dalga dalga 1 gönderilen
ve sonra fırtına şiddetiyle patlayan!
Düşün bu [mesaj]ları, [hakikati] dört bir yana yayan,
böylece [doğru ile eğriyi] kesin şekilde 2 ayıran,
ve sonra bir öğüt ve hatırlatmada bulunan,
suçlardan arınma[yı vaad eden] veya bir uyarı[da bulunan]! 3
BAKIN, bekleyip görün denilen 4 her şey mutlaka gerçekleşecektir.
Yıldızlar söndüğü zaman [gerçekleşecek,]
ve gök parçalandığı zaman,
ve dağlar toz gibi ufalandığı zaman,
ve bütün elçiler belirlenen bir vakitte toplanmaya çağırıldıkları zaman... 5
Ne zaman gerçekleşecek [bütün bunlar]?
[Doğruyu yanlıştan] Ayırd etme Günü! 6
Bu Ayrım Günü'nün nasıl bir gün olacağını bilebilir misin?
O Gün vay haline hakikati yalanlayanların!
Biz, geçmişin o [günahkar]larını yok etmedik mi?
İşte sonrakileri de onlarla aynı yola sokacağız: 7
[çünkü] Biz, günaha batmış olanlarla böyle uğraşırız.
O Gün vay haline hakikati yalanlayanların!
Sizi basit bir sıvıdan yaratmadık mı,
[rahmin içinde] sağlam bir şekilde muhafaza ettiğimiz [bir sıvıdan],
önceden belirlenmiş bir süreyle?
Biz, [insanın yaratılışını] işte böyle gerçekleştirdik: ne mükemmeldir Bizim [bir şeyi] gerçekleştirme kudretimiz! 8
O Gün vay haline hakikati yalanlayanların!
Biz toprağı toplanma yeri yapmadık mı
diriler ve ölüler için? 9
Onun üzerinde haşmetli, sarsılmaz dağlar meydana getirmedik mi ve size içmeniz için tatlı sular vermedik mi? 10
O Gün vay haline hakikati yalanlayanların!
HAYDİ, yalanlayıp durduğunuz şu [kıyamete] doğru gidin bakalım!
Üç katlı gölgeye 11 doğru gidin,
hiçbir [serinliği] olmayan ve ateşten korumayan (gölgeye),
[yanan] kütükler gibi (ateşten) kıvılcımlar saçan,
kızgın dev halatlar gibi! 12
O Gün vay haline hakikati yalanlayanların,
hiçbir söz söyle[ye]meyecekleri,
ve özür dilemelerine izin verilmeyeceği o Gün.
O Gün vay haline hakikati yalanlayanların,
[onlara şöyle denilecek, doğru ile eğri arasındaki] o Ayrım Günü: “Sizi eski zamanların o [günahkar]ları ile bir araya getirdik;
ve eğer bir bahaneniz [olduğunu sanıyorsanız], haydi (onu kullanıp) Beni atlatmaya çalışın!”
O Gün vay haline hakikati yalanlayanların!
[AMA,] Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyanlar, [serin] gölgeler altında ve pınarlar arasında oturacaklar,
ve canlarının istediği her meyve[den tadacaklar];
[ve onlara:] “[Hayatta iken] yaptıklarınızın karşılığı olarak afiyetle yiyip için!” 13 denilecek.
İyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz;
[ama] o Gün vay haline hakikati yalanlayanların!
[DOYUNCAYA] kadar yiyip için ve biraz sefanızı sürün, siz ey günahkarlar! 14
[Ama] o Gün, vay haline hakikati yalanlayanların!
Ve onlara “[Allah'ın huzurunda] baş eğin!” denildiğinde buna uymazlar:
o Gün, vay haline hakikati yalanlayanların!
Peki, bundan sonra, başka hangi habere inanacaklar?