[5945] Veya neffâsâttaki dişilliği cinsiyet mânasında alarak: “Düğümlere üfleyen (kalbin akılla olan düğümünü çözerek erkeği baştan çıkaran) kadınların şerrinden”. Ebu Müslim bunu tercih etmiştir (Nkl: Râzî). Belirlilik takısıyla gelen en-Neffasât (t. neffâse) o gün tüm muhatapların bildiği bir işleme tekabül eder ki, bu da kehanet ve sihirbazlıkla uğraşan kişilerdir. Neffâse tıpkı allâme gibi her iki cins için de kullanılan bir mübalağa kalıbıdır (Tefsiru Cüz’i-’Amme).
Düğümlere üfleyenler, insanlar arasındaki akrabalık ve muhabbet bağlarını koparmak için karanlık yöntemler kullanırlar. Nefs, “dili oynatarak tükürür gibi yapıp tükürmeden üflemek” anlamına gelir. Son âyette hâsidin izâ hased denilerek şerrin isnad edildiği fiil zikredildiği halde, bu âyette neffasati iza nefesne denilmeyerek şer doğrudan faile isnat edilmiştir. Düğümlere üfleyenlerle görünmeyen varlıklar arasındaki ilişkiyi şu âyet bağlamında anlamak gerekir: “birbirlerine yaldızlı yalan telkin eden insan ve cin şeytanları” (
6:112). Bu âyet Nas sûresindeki “insanların göğüslerine vesvese verenler” (5) âyeti ışığında anlaşılmalıdır. Bu “düğümler” iç-benin (nefsin) kördüğümleridir ve onlara üfleyenler de duygu ve düşünce dünyasındaki düğümleri ve sorunları çözme iddiasıyla insanları aldatan umut tacirleri ve sahtekârlardır. Ya da insanın şahsiyet ve onurunu, söz ve sebatını dağıtma çabasıdır. Buna, karşıt cinslerin birbirlerinin duygularını, cinselliği kullanarak kirletmeleri de dahildir. Sözün özü: bu, insanın duygularını karıştırma girişiminin her türünü kapsar. Duygu kirlenmesi bunun sonucudur. (Duygu ve düşünce kirliliğinden kurtulmada İsti’âze’nin rolü için bkz: Besmele’nin notu, s. 2.)