[5949] Veya geçişli olarak: “sindirip geri bıraktıran vesvesecinin şerrinden” Hannâs, hunûstan geçişsiz olarak hem “kendisinden Allah’a sığınıldığında sinip geri çekilen”, hem de “sindiği yerde fırsat kollayıp ilk fırsatta insanı ayartmak için pusuda bekleyen” anlamlarını içerir. Vesvesenin sonucu şartlanma ve önyargı, bu ikisinin sebebi ise vesvesedir.
İsm-i masdar olarak vesvâs, vesvese kaynağı olabilecek görünen görünmeyen, bilinen bilinmeyen, hayal veya gerçek, bilinçaltı veya bilinç üstü, duyular veya güdüler, vehim veya endişe (
4:119-121) olmak üzere her tür vesvese kaynağıdır. Nasıl ki vesvâs’ın ayartmasından kurtulmanın yolu Allah’a sığınmak ise, vesvâs’ın oyuncağı olmanın sebebi de Allah’tan uzaklaşmaktır. Allah’a sığınmayanlar mutlaka sığınacak başka bir kapı bulurlar. Allah’tan başkasına sığınmak, sığınılan o kapıya tasavvurda rablik, meliklik ve ilahlık vasfını yakıştırmayla sonuçlanır. Bu Allah’tan rol çalmaktır. Neticede o kapı, sığınan kimse için bir vesvâs-i hannâs’a dönüşür. Bu vesvas-i hannâs’ın bir dış gerçekliğinin olup olmaması fark etmez. İcat edilmiş sahte bir görüntü olsa da, kendisi onun uydusu, o ise kendisinin öteki kişiliği olur (Bkz:
43:36-37). Şeytan ve nefsin bazı vesveseleri bir şey yaptırmamak için değil, insana yapması gerekeni unutturmak içindir (
6:68;
18:63;
12:42). Bu fiskoslar içgüdülerin, egonun, bilinçaltının yüreğin kulağına fısıldadığı süslü yalanlar ve ayartıcı cazibedir. Tüm günah, isyan, küfür ve şirkin kaynağı da budur. Vesvâs-i hannâs’ın yalanına aldanmak… işte asıl günah budur ve bu mazeret değildir. Ondan sonra insandan sadır olan her kötülük, insanın kendi elleriyle yaptığı kötülük olarak kaydedilecektir (
3:165;
42:30;
4:79). İşbu noktada Allah’a sığınmak, kişinin ferman dinletemediği gönlünü Allah’a ısmarlamak, bir yerde O’na sigortalatmaktır. Ve bu mânada isti’âze yapmak (sadece okumak değil) fiilî bir duadır.
el-Vesvâsi’l-hannas, Âdemoğlu’nun atasını aldatan şeytan başta olmak üzere, onu doğru yoldan saptıran herkestir (Krş:
7:20-21). “Allah Rasûlü dedi ki: ‘Cin ve insan şeytanlarından Allah’a sığınırım!’ Ebu Zer sordu: ‘İnsan şeytanı da olur mu?’ Allah Rasûlü cevap verdi: ‘Evet, o cin şeytanından daha şerlidir.’ (Ahmed b. Hanbel).