77. Mürselât Suresi Meali

ŞAHİT olsun[5496] iyilik yaymak için art arda[5497] gönderilen (bu vahiyler)!
Ardından bir fırtına gibi ortalığı kasıp kavuranlar!
Ve (ilâhî mesajı) yaydıkça yayanlar!
Peşinden (hak ile bâtılı) seçip ayıranlar!
derken (insanı) tarifsiz (güzellikte) bir öğütle buluşturanlar;
(o öğütle) imana yöneleni mazur addeden ve (tevbe için) uyarıda bulunanlar...
ELBETTE,[5498] tehdit edildiğiniz şey mutlaka gerçekleşecektir:
Yıldızlar söndürüldüğü zaman;
ve gök yarıldığı zaman;
ve dağlar un ufak edildiği zaman;
ve bütün elçiler (tanıklık) vaktinde toplandığı zaman…[5499]
Peki, bütün bunlar hangi gün gerçekleştirilecek?
(İyi ile kötü arasındaki) Ayrım Günü.
Sahi, bu Ayrım Günü’nün dehşetini sen nereden bileceksin?
O gün vay haline (bu) hakikati yalanlayanların!
Ne yani, Biz (o yalanlayanların) öncülerini helâk etmedik mi?
Sonrakileri de onların peşine diziveririz:
işte günahı hayat tarzı haline getirenlere böyle davranırız.
O gün vay haline (bu) hakikati yalanlayanların!
Sizin yaratılış sürecinizi basit ve zayıf bir sıvıdan başlatmadık mı?[5500]
Ki Biz o sıvıyı (rahim gibi) sağlam bir karar mahallinde korumaya aldık;
tabii ki önceden belirlenmiş bir süreye kadar…
Bütün bunları Biz takdir ettik;[5501] ve ne muhteşemdir Bizim takdirimiz!
O gün vay haline (bu) hakikati yalanlayanların!
Değil mi ki yeryüzünü, çekim gücü olan bir toplanma alanı yaptık;[5502]
diriler ve ölüler için.[5503]
Ve orada başı yüce heybetli dağlar var ettik; ve size billur gibi suları sebil ettik.[5504]
O gün vay haline (bu) hakikati yalanlayanların!
HAYDİ artık, yalanlayıp durduğunuz (Hesap Günü’ne) doğru ilerleyin bakalım!
(İnsanın duygu, düşünce ve eylemini kuşatan) üç boyutlu gölgeye doğru ilerleyin![5505]
Serinletmeyen ve ateşin alevinden korumayan (acayip bir gölgeye);
O (alevin ateşi) dev yapılar[5506] gibi kıvılcımlar saçar;
sanki akkordan halatlar gibi…[5507]
O gün vay haline (bu) hakikati yalanlayanların!
Bu, ağızlarını açamayacakları bir gündür;
(o gün) onlara, özür dilemeleri için dahi izin verilmez.
O gün vay haline (bu) hakikati yalanlayanların!
İşte bu, Ayrım Günü’dür. (Onlara denilecek ki): “Sizi ve öncekileri bir araya topladık:
Haydi, eğer elinizde bir kurtuluş planı varsa hemen onu uygulayın!”
O gün vay haline (bu) hakikati yalanlayanların!
ŞÜPHE YOK Kİ muttakiler (huzur veren) gölgeler altında ve (ebedî saadetin) kaynağında bulunacaklar;[5508]
ve canlarının istediği her şey,[5509] onları neşe ve zevke gark edecek;[5510]
(onlara) “Yaptıklarınıza karşılık olarak yiyin, için, afiyet olsun!” (deriz).
Elbet Biz iyileri işte böyle ödüllendiririz!”
O gün vay haline (bu) hakikati yalanlayanların!
SİZ de (dünyada) yiyip için ve geçici hazların sefasını sürün (ey yalanlayanlar)! Çünkü siz, günahı hayat tarzı haline getirdiniz.
O gün vay haline (bu) hakikati yalanlayanların!
Zira onlara Allah’ın huzurunda saygıyla eğilin denildiğinde eğilmezler.
O gün vay haline (bu) hakikati yalanlayanların!
Haydi (buna inanmadılar), iyi de, bundan böyle hangi söze inanacaklar![5511]