Mealci Seç :
Kuranoloji
Diyanet İşleri (Yeni)
Mehmet Okuyan
Bayraktar Bayraklı
Erhan Aktaş
Ahmet Akgül
Abdulbaki Gölpınarlı
Abdullah Parlıyan
Ahmet Tekin
Ahmet Varol
Ali Bulaç
Ali Fikri Yavuz
Bahaeddin Sağlam
Besim Atalay
Cemal Külünkoğlu
Diyanet İşleri (Eski)
Diyanet Vakfı
Edip Yüksel
Elmalılı Hamdi Yazır
Elmalılı (Orijinal)
Hasan Basri Çantay
Hayrat Neşriyat
İlyas Yorulmaz
İsmail Hakkı İzmirli
Kadri Çelik
Mahmut Kısa
Mahmut Özdemir
Mehmet Türk
Muhammed Esed
Mustafa Çavdar
Mustafa İslamoğlu
Ömer Nasuhi Bilmen
Suat Yıldırım
Süleyman Ateş
Süleymaniye Vakfı
Şaban Piriş
Ümit Şimşek
Yaşar Nuri Öztürk
Eski Anadolu Türkçesi
Satır Altı (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Ne şeyden soruşturuyorlar?
O haber ki, onlar onda ihtilafa düşmüşlerdir.
Hayır. Yakında bileceklerdir.
Sonra hayır. Yakında bileceklerdir.
Yeri bir döşek yapmadık mı?
Dağları da birer kazık yapmadık mı?
Ve sizleri çiftler olarak yarattık.
Uykunuzu da bir dinleniş kıldık.
Geceyi de bir örtü kılmış olduk.
Gündüzü de bir geçim vakti yaptık.
Ve üzerinize sağlam sağlam yedi gök bina ettik.
Ve çok parıldayan kandil kıldık.
Ve o sıkıştıranlardan şarıl şarıl bir su indirdik.
Onunla daneler ve otlar çıkaralım (diye).
Ve sarmaşık bahçeler yetiştirelim diye.
Şüphe yok ki, O ayırdetme günü, tayin edilmiş bir vakitir.
O gün ki, Sûr'a üfürülür, artık bölük bölük geliverirsiniz.
Gök de açılmış artık kapı kapı oluvermiştir.
Dağlar da yürütülmüş de, su gibi görülen bir hayâl olmuştur.
Muhakkak ki, cehennem bir gözetilen yerdir.
Azgınlar için bir dolaşılıp gidilecek yerdir.
Onun içinde devirlerce kalıcılardır.
Orada bir serinlik, içilecek bir su tadamazlar.
Ancak bir kaynar su ve bir irin tadarlar.
Şüphe yok ki onlar, bir hesabı ummaz olmuşlardı.
Ve âyetlerimizi yalan saymakla yalan sayar olmuşlardı.
Ve her ne şey var ise Biz onu bir kitapta saydık (kaydettik.)
Artık tadınız, imdi size azaptan başkasını artırmayacağız.
Muhakkak ki, muttakîler için necât bulacak bir yer vardır.
Bahçeler ve üzümler (vardır).
Ve nar memeli, hep bir yaşta (cariyeler vardır).
Ve dopdolu kaseler vardır.
Orada bir boş lakırdı ve bir yalanlama işitmezler.
(Bunlar) Rabbinden bir mükâfaat ve bir kâfî ihsandır.
Göklerin ve yerin ve bunların aralarındakilerin Rabbi, Rahmân ki O'ndan bir hitaba mâlik olamazlar.
O gün ki Rûh ve melekler saf saf ayakta duracaklardır. Kendisine Rahmân'ın izin verdiğinden başkaları konuşamıyacaklar ve (o da) doğruyu söylemiş olur.
İşte bu, o hak olan gündür, artık kim dilerse Rabbine sığınacak bir mahal edinsin.
Şüphe yok ki Biz, sizi yakın bir azap ile korkutmuş olduk. O gün ki herkes iki elinin ne takdim etmiş olduğuna bakacaktır. Kâfir de, «Ah! Ben keşke, bir toprak olaydım,» diyecektir.