Mealci Seç :
Kuranoloji
Diyanet İşleri (Yeni)
Mehmet Okuyan
Bayraktar Bayraklı
Erhan Aktaş
Ahmet Akgül
Abdulbaki Gölpınarlı
Abdullah Parlıyan
Ahmet Tekin
Ahmet Varol
Ali Bulaç
Ali Fikri Yavuz
Bahaeddin Sağlam
Besim Atalay
Cemal Külünkoğlu
Diyanet İşleri (Eski)
Diyanet Vakfı
Edip Yüksel
Elmalılı Hamdi Yazır
Elmalılı (Orijinal)
Hasan Basri Çantay
Hayrat Neşriyat
İlyas Yorulmaz
İsmail Hakkı İzmirli
Kadri Çelik
Mahmut Kısa
Mahmut Özdemir
Mehmet Türk
Muhammed Esed
Mustafa Çavdar
Mustafa İslamoğlu
Ömer Nasuhi Bilmen
Suat Yıldırım
Süleyman Ateş
Süleymaniye Vakfı
Şaban Piriş
Ümit Şimşek
Yaşar Nuri Öztürk
Eski Anadolu Türkçesi
Satır Altı (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Birisi, başa gelecek azabı sordu.
Kafirlerin başına gelecek olan, kimsenin de engelleyemeyeceği azabı...
Göğe yükselen yolların sahibi Allah’ın azabını!
Süresi elli bin yıl olan bir günde[1] (tekrar diriliş öncesinde) melekler ve ruhlar[2] O’na yükselir.
[1] Güneş dürülmüş olacağı için bildiğimiz gün oluşmayacak. [2] Kabirde yeniden yaratılış öncesi insanların ruhları göğe yükselecek.
Sen güzelce sabır göster.
Onlar o günü uzak görüyorlar;
oysa Biz yakın görüyoruz.
Göğün erimiş bakır gibi olacağı gün (hesap gününde) ise,
dağlar, yere atılmış boyalı yüne dönüşmüş olur.
Bir can yoldaşı, diğer can yoldaşını sormaz bile.
Birbirlerine gösterilirler. Suçlu olan: “Keşke oğullarımı versem de bugünün azabından kurtulsam!” diye derin bir istek duyar.
kendini koruyan aşiretini,
yeryüzünde olan herkesi fidye olarak verip canını kurtarmayı çok ister.
Hepsi boş! Cehennem alevler saçar,
Doğrulara sırtını dönen ve yüz çeviren herkesi kendine çağırır.
Mal biriktirip saklayanı da!
İnsan doyumsuz yapıda yaratılmıştır.
Başına bir sıkıntı gelse sızlanır.
Bir nimete konsa kimseye zırnık koklatmaz.
Namaz kılanların bir kısmı farklıdır.
[*] Namaz kılan herkes burada istendiği gibi davranmadığından الْمُصَلِّينَ=el-musallîn kelimesinin başındaki el ال takısı ahd içindir. Namaz kılanlardan, burada anlatılan özellikleri taşıyanlar kastedilmektedir.
Onlar, namazını sürekli kılanlar,
mallarında belli bir hakkın varlığını bilenlerdir.
Onu, ihtiyacını söyleyene de söyleyemeyene de ayırır.
Onlar hesap gününü içtenlikle kabul edenlerdir.
Onlar, Rablerinin azabından dolayı içleri titreyenlerdir.
Hiç kimse Rabbinin azabından güvende olamaz.
Onlar ferçlerini[1] koruyanlardır[2].
[1] Buradaki furuc kelimesi bacak arası (edep yeri, cinsel organ) anlamına gelir. "Edep yeri ve çevresi" buyrulması nedeniyle bu bölgenin teşhir edilmesi ayetin kapsamı dahiline girer. [2] Burada cinsel ilişki kast edilemez çünkü o manadaki ayetler, "fuhuş çeşitlerinden uzak duranlar" şeklinde ifade edilir. Buradaki anlam, edep yerlerinin örtülmesinden başka bir şey değildir.
Sadece hür eşlerine veya hâkimiyetleri altındaki esir eşlerine karşı ferçlerini korumaları gerekmez.
[*] Eşi (nikahlı kocası veya karısı) olup özgür olmayan esir kadınlara ve erkeklere karşı kınanmazlar. Çünkü esir statüsünde olan kadın ve erkeklerle de evlenilebilir. Bkz.: Nur
24:32 , Bakara
2:221
Bunlardan başkalarına açanlar sınırları aşmış olurlar.
Onlar, aldıkları emanetler ve üstlendikleri sorumluluklar konusunda titiz davrananlardır.
Onlar şahitliklerini dosdoğru yapanlardır.
Onlar namazlarına özen gösterenlerdir.
İşte bahçelerde ağırlanacak olanlar onlardır.
Sana doğru başlarını uzatan şu kafirlerin dertleri ne?
Sağında ve solunda küme küme olmuşlar!
Onlardan her biri, nimetlerle dolu Cennet’e yerleştirilmeyi mi bekliyor?
Boşuna beklerler. Biz, onları da bildikleri şeyden yarattık.
Doğuların ve batıların Sahibine yemin etmeye gerek yok! Biz elbette ölçü koyarız.
O kafirlerin yerine daha iyisini getirmenin ölçüsünü! Biz önüne geçilebileceklerden değiliz.
Bırak da tehdit edildikleri gün ile yüzleşinceye kadar eğlenip dursunlar.
(Et almak için) sunaklara üşüştükleri gibi kabirlerinden fırlayıp çıktıkları gün,
saygıyla önlerine bakarlar, alçaklık her yanlarını sarar. İşte tehdit edildikleri gün o gündür.