77. Mürselât Suresi Meali

Andolsun, birbiri ardınca gönderilenlere.
Şiddetle esip savrulanlara..
Yaydıkça yayanlara..
Ayırdıkça ayıranlara..
Uyarıyı/zikri ulaştıranlara..
Özür veya korkutmak için..
Size vaadedilen elbette gerçekleşecektir.
Yıldızların ışığı söndüğü zaman..
Dağlar un ufak savrulduğu zaman..
Elçiler toplandığı zaman..
-hangi güne ertelenmiş?
-hüküm/ayırma gününe..
-hüküm gününün ne olduğunu ne bilirsin?
-Vay haline o gün, yalanlayanların!
Evvelkileri yıkıma uğratmadık mı?
Daha sonra da geridekileri onlara tabi kılarız.
İşte suçlulara böyle yaparız!
Vay haline o gün, yalanlayanların!
Sizi basit bir sudan yaratmadık mı?
Ve suyu sağlam bir yere yerleştirmedik mi?
Belli bir süreye kadar..
Buna gücümüz yetti. Ne güzel güç yetirenleriz.
Vay haline o gün, yalanlayanların!
Yeryüzünü toplanma yeri kılmadık mı?
Dirilere ve ölülere..
Orada yüksek dağlar yaratıp, size tatlı su içirmedik mi?
Vay haline o gün yalanlayanların!
Haydi yalanladığınıza yürüyün.
Yürüyün üç kollu karaltıya!
Gölgelendirmez, alevden de korumaz.
Kütük büyüklüğünde kıvılcımlar atar.
Sanki o sarı halatlar gibidir.
Vay haline o gün, yalanlayanların!
Bu, onların konuşamayacakları bir gündür.
Özür dilemeleri için onlara izin verilmez.
Vay haline o günü yalanlayanların!
Bu, hüküm günüdür. Sizi ve evvelkileri bir araya toplarız.
-Eğer bana karşı bir tuzağınız varsa, onu hemen kurun!
Vay o gün yalanlayanların haline!
Allah'tan sakınanlar ise gölgeler ve pınar başlarındadır.
Arzu ettikleri meyveler..
-Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyin, için.
Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.
Yalanlayanların o gün vay haline!
-Yiyin ve azıcık faydalanın, nasılsa siz suçlusunuz!
Vay haline o gün yalanlayanların! Onlara:
-Boyun eğin denildiği zaman Boyun eğmiyorlardı.
Vay haline o gün yalanlayanların!
Bundan sonra hangi söze inanacaklar?