77. Mürselât Suresi Meali

Yemin olsun, o art arda gönderilenlere/meleklere/rüzgârlara/vahyin bölümlerine/kalplere inen doğuşlara,
Esip de büküp devirenlere,
Dağıtıp yayanlara/diriltip harekete getirenlere,
Gerektiği şekilde ayıranlara,
Öğüt ulaştıranlara/Kur'an'ı ulaştıranlara,
Özür yahut uyarı için,
Ki size duyurulmuş olan mutlaka gerçekleşecektir.
Yıldızlar silinip süpürüldüğünde,
Gök yarıldığında,
Dağlar un-ufak edilip savrulduğunda,
Resuller vakte bağlandığında,
Hangi gün için vakte bağlandılar?
Ayrım ve hüküm günü için.
Ayrım ve hüküm gününü sana bildiren nedir?
Yalanlayanların vay haline o gün!
Öncekileri helâk etmedik mi?
Sonra, geriden gelenleri de onların peşlerine takarız.
Biz, suçlulara işte böyle yaparız.
Yalanlayanların o gün vay haline!
Sizi basit bir sudan yaratmadık mı?
Onu dayanıklı karargâhta tuttuk.
Bilinen bir ölçüye/süreye kadar.
Bir ölçüyle yaptık. Ne güzel ölçü koyanlarız biz!
Vay başına o gün, yalanlayanların!
Yeri, bir toplanma zemini yapmadık mı?
Diriler bakımından da ölüler bakımından da.
Orada oturaklı, başını yücelere kaldırmış dağlar oluşturduk. Ve size tatlı bir su içirdik.
Vay haline o gün, yalanlayanların!
Haydi, yalanlamakta olduğunuz şeye gidin!
Haydi, üç çatallı gölgeye gidin!
Ne gölgelendirir ne alevden korur.
Gerçekten o, köşke benzer kıvılcımlar saçar.
O kıvılcım sanki sarımtırak bir halat/bir deve kervanı/bakırdan bir ip gibidir.
Vay haline o gün, yalanlayanların!
Konuşamayacakları gündür bu!
İzin verilmez ki onlara özür dilesinler.
Vay haline o gün, yalanlayanların!
Ayırma günüdür bu! Sizinle öncekileri bir yere topladık.
Eğer bir hileniz/bir tuzağınız varsa, hadi hile yapıp tuzak kurun bana!
Vay haline o gün, yalanlayanların!
Takvaya sarılanlar gölgeler altında, su kaynaklarındadır.
Canlarının çektiği meyvelerle yan yanadırlar.
"Yapıp ürettiklerinize karşılık olarak afiyetle yiyip için."
İşte böyle ödüllendiririz biz, güzellikler sergileyenleri!
Vay haline o gün, yalanlayanların!
Yiyin ve birazcık nimetlenin. Suçlularsınız siz.
Vay haline o gün, yalanlayanların!
Onlara, "Rükû edin!" dendiğinde rükû etmezler.
Vay haline o gün, yalanlayanların.
Artık bundan sonra hangi hadise/söze iman edecekler?