Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ı tesbih etmektedir. O, yücedir, hikmet sahibidir.
1.Haşr suresinde genelde yahudilerden Beni Nadir oğullarının Medine`den sürgün edilmeleri olayından söz edilmektedir. Resulullah (a.s.) hicret ettikten sonra yahudi kabileleriyle ayrı ayrı antlaşma yaptı. Bu arada Nadir oğulları ile de lehinde veya aleyhinde herhangi bir faaliyette bulunmamaları üzere antlaşma yaptı. Ancak Uhud savaşında Mekkelilerin üstün çıkmaları üzerine Nadir oğulları antlaşmalarını bozdular. Liderleri Ka`b bin Eşref Mekke`ye giderek Müslümanlara karşı Ebu Süfyan`la anlaşma yaptı. Bunun üzerine Ka`b`ın süt kardeşi Muhammed bin Mesleme (r.a.) Resulullah (a.s.)`ın emriyle Ka`b`ı bir gece evinde öldürdü. Ardından Müslümanlar Beni Nadir kabilesinin etrafını kuşatarak yurtlarından çıkmalarını istediler. Beni Nadir kabilesi Ka`b için yas tuttuklarını ileri sürerek kendilerine on gün süre tanınmasını istediler. Bu istekleri kabul edildi. Ama onlar bu süre içinde savaş hazırlığı yaptılar. Münâfıkların başı Abdullah bin Ubey de onlara haber göndererek yurtlarından çıkmamalarını, direnmelerini, bu durumda kendisinin de yardımcı olacağını, yurtlarından çıkarılmaları halinde kendileriyle beraber çıkacağını haber verdi.Benu Nadir yahudileri bir ara Resulullah (a.s.)`a suikast teşebbüsünde bulundular. Bu olay da şöyle oldu: Bir fidye olayıyla ilgili olarak Resulullah (a.s.) Benu Nadir`in yanına gitti. Yahudilerden bir grup Resulullah (a.s.)`ı lafa tutarken bir adamlarını, onun oturduğu duvarın üstüne çıkararak oradan üzerine bir taş düşürmekle görevlendirdiler. Ancak duvarın üstüne çıkacak adam harekete geçmeden Cebrail (a.s.) durumu Resulullah (a.s.)`a haber verdi ve Resulullah (a.s.) hızla oradan ayrılarak Medine`ye geldi.Bu olaydan sonra Resulullah (a.s.) yahudilere kesin ültimatom vererek on gün içinde yerlerinden çıkmalarını istedi. Yahudiler Abdullah bin Ubey`in iki bin kişiyle kendilerine yardım edeceği vaadine güvenerek yerlerinden çıkmayacaklarını haber verdiler. Bunun üzerine Müslümanlar yeniden Benu Nadir`i kuşatma altına aldılar. Yahudiler bir süre direndiler. Ama Hz. Ömer (r.a.) yahudilerin mallarına çok düşkün olduklarını düşünerek hurmalarının kesilmesi halinde kalelerinden aşağı inmeyi kabul edeceklerini söyledi. Hz. Ömer (r.a.)`in bu teklifi üzerine yahudilerin hurmaları kesilmeye başlandı. Yahudiler de kalelerinden indiler. Sonunda eşyalarından develerine yükleyebildiklerini yanlarına alarak göçe razı oldular ve genelde güneydeki diğer yahudilerin yanlarına gittiler.Buhari`nin rivayetine göre Abdullah bin Abbas (r.a.) şöyle söylemiştir: "Enfal suresi Bedir hakkında Haşr suresi de Benu Nadir hakkında inmiştir."
Kitap ehlinden inkar edenleri ilk sürgün için yurtlarından çıkaran O'dur. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız, onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah, [1] hiç ummadıkları yerden kendilerine geldi ve kalplerine korku saldı. Öyle ki, evlerini hem kendi elleriyle, hem mü'minlerin elleriyle tahrip ediyorlardı. Artık ibret alın ey basiret sahipleri!
1.Yani Allah`ın hükmü veya azabı.
Eğer Allah onların üzerlerine sürgünü yazmamış olsaydı elbette kendilerine dünyada azab ederdi. [2] Ahirette de onlar için ateş azabı vardır.
2.Yani bir başka şekilde.
Bu onların Allah'a ve Peygamber'ine karşı gelmeleri dolayısıyladır. Kim Allah'a karşı gelirse Allah cezası şiddetli olandır.
Her hangi hurma ağacı kestiyseniz yahut kökleri üzere ayakta bıraktıysanız Allah'ın izniyle ve yoldan çıkmış olanları rezil etmesi içindir.
5.Buhari`nin ve daha başkalarının rivayetine göre Resulullah (a.s.), Benu Nadir`in hurmalarını kestirdi. Bu ayeti kerime de bununla ilgili olarak indirildi.Ebu Ya`la`nın bir rivayetine göre de bu ayeti kerime Müslümanların kestikleri hurmalardan dolayı kendilerine bir günâh yazılıp yazılmadığını sormaları üzerine indirildi. Ancak bu rivayetin senedi zayıftır.İbnu İshak`ın Yezid bin Ruman`dan rivayet ettiğine göre de Resulullah (a.s.) Benu Nadir`i kuşatma altına alınca adamlar kalelerine sığınarak dışarı çıkmadılar. Bunun üzerine Resulullah (a.s.) onların hurmalarının kesilmesini ve yakılmasını emretti. Yahudiler: "Ey Muhammed! Sen bozgunculuk çıkarılmasından nehy ediyordun. Bu hurmaların kesilmesi ve yakılması da ne oluyor?" dediler. Bu ayeti kerime de bununla ilgili olarak indirildi.
Allah'ın, onlardan Peygamber'ine verdiği ganimet(e gelince); [3] siz onlar için ne at koşturdunuz ne de deve. Ancak Allah elçilerini dilediklerinin üzerine musallat eder. Allah her şeye güç yetirendir.
3.Bu ayette ve devamındaki ayette fey` ibaresi geçmektedir. Fey` savaşsız elde edilen ganimetlere denir.
Allah'ın, (fethedilen) memleketlerin ahalilerinden Peygamber'ine verdiği ganimet Allah'a, Peygamber'ine, (Peygamber'e) akrabalığı olanlara, yetimlere, yoksullara ve yolcuya aittir. Böylece (bu mal) içinizden zenginler arasında dolaşıp duran bir varlık olmasın. Peygamber size neyi verirse onu alın, size neyi yasaklarsa ondan geri durun ve Allah'tan sakının. Şüphesiz Allah cezası şiddetli olandır.
(O ganimetler bir de) hicret etmiş olan fakirleredir ki onlar yurtlarından ve mallarından çıkarılmışlardır. Allah'tan bir lütuf ve hoşnutluk arar, Allah'a ve Peygamber'ine yardım ederler. İşte onlar doğrulardır.
Onlardan önce o yurda yerleşen ve imana sarılanlar kendilerine hicret edenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı gönüllerinde bir ihtiyaç duymazlar. Kendilerinin ihtiyaçları olsa bile (onları) kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
9.Çeşitli rivayetlerde bu ayeti kerimenin ensar hakkında indirildiği bildirilmiştir. Ensarın yanlarına hicret eden Müslüman kardeşleri için gösterdikleri fedakârlıklar hakkında pek çok rivayet nakledilmiştir.İbnu Münzir`in Yezid el-Asam`dan rivayet ettiğine göre, ensar Resulullah (a.s.)`tan arazilerini muhacirlerle kendileri arasında ikiye bölmesini istediler. Ama Resulullah (a.s.) bunu kabul etmeyerek sadece ürünlerinden ve meyvalarından muhacirlere biraz vermelerini arazilerinin mülkiyetlerinin yine kendilerinde kalmasını istedi. Ensar da bunu kabul etti. Bu ayeti kerime de onların bu tutumlarıyla ilgili olarak indirildi.
Onlardan sonra gelenler de derler ki: "Rabbimiz! Bizi ve imanda bizi geçen kardeşlerimizi bağışla. İman edenlere karşı kalplerimize bir kin koyma. Rabbimiz! Şüphesiz sen şefkatlisin, merhametlisin."
Münafıklık edenleri görmedin mi? Kitap ehlinden inkar eden kardeşlerine derler ki: "Andolsun eğer siz çıkarılırsanız biz de muhakkak sizinle beraber çıkarız. Size karşı asla hiç kimseye itaat etmeyiz. Eğer size karşı savaşılırsa muhakkak size yardım ederiz." Oysa Allah, onlar yalancı olduğuna şahitlik eder.
11.Bu ayeti kerime yahudilere yardım edeceklerini ve yurtlarından çıkarılmaları halinde kendilerinin de birlikte çıkacaklarını söyleyen münâfıklar hakkında indirilmiştir. Abdullah bin Ubey`in Benu Nadir yahudilerine bu konuda teminat verdiğinden yukarıda söz etmiştik. Ancak münâfıklar bu konudaki sözlerinde durmamış ve yahudileri yalnız bırakmışlardır.
Andolsun ki onlar çıkarılırlarsa (münafıklar) onlarla beraber çıkmazlar ve onlara karşı savaşılırsa kendilerine yardım etmezler. Yardım etseler bile, muhakkak arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra da kendilerine yardım edilmez.
Onların kalplerinde sizin saldığınız korku Allah'ınkinden daha şiddetlidir. Bu onların anlamayan bir topluluk olmalarından dolayıdır.
Onlar sizinle toplu halde ancak müstahkem şehirlerde veya surların arkasından çarpışabilirler. Kendi aralarındaki çekişmeleri ise pek şiddetlidir. Sen onları toplu halde sanırsın, oysa kalpleri dağınıktır. Bu onların akıl etmeyen bir topluluk olmalarından dolayıdır.
Tıpkı kendilerinden kısa süre önce yaptıklarının cezasını tatmış olanlar gibi. Onlar için acıklı bir azap vardır.
Tıpkı şeytanın durumu gibi. O insana: "İnkar et" dedi. (İnsan) inkar edince de: "Ben senden uzağım. Doğrusu ben alemlerin Rabbi Allah'tan korkuyorum" dedi.
Sonuçta her ikisinin de sonları, sonsuza kadar ateşin içinde kalmaları oldu. İşte zalimlerin cezaları budur.
Ey iman edenler! Allah'tan sakının ve kişi yarın için önden ne gönderdiğine baksın. Allah'tan sakının. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Allah'ı unutan bu yüzden O'nun da kendilerine kendi nefislerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar yoldan çıkmış olanlardır.
Ateş halkı ile cennet halkı bir olmaz. Cennet halkı; işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Bu Kur'an'ı bir dağın üzerine indirseydik, muhakkak onu baş eğmiş, Allah'ın korkusuyla parçalanmış görürdün. İşte biz bu örnekleri, belki düşünürler diye insanlara veriyoruz.
O Allah ki, O'ndan başka ilah yoktur. Görülmeyeni de görüleni de bilendir. O Rahman'dır, Rahim'dir.
O Allah ki, O'ndan başka ilah yoktur. Mülkün sahibidir, kutludur, esenlik verendir, güven verendir, gözetip koruyandır, yücedir, her şeye buyruğunu geçirendir, pek uludur. Allah onların ortak koştuklarından münezzehtir.
O, yaratan, yoktan vareden, şekillendiren Allah'tır. En güzel adlar O'nundur. Göklerde ve yerde ne varsa O'nu tesbih etmektedir. O, yücedir, hikmet sahibidir.