Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1417, sondan 4820. ayet; 10. sure ve Yunus Suresinin 53. ayetidir. Yunus Suresi 53. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 43 ve toplam ebced değeri ise 1997 olarak hesaplanmıştır. Yunus Suresinin toplam ebced değeri 536028 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (5) ل (2) ر (1) bulunuyor.
Arapça Metin
ويستنبـؤنك احق هو قل اي وربي انه لحق وما انتم بمعجزين
“O (azap) gerçek midir?” diye senden haber soruyorlar. De ki: “Evet, Rabbime andolsun ki o elbette gerçektir. Siz (bu konuda Allah’ı) âciz kılacak değilsiniz.”
“Şayet doğruysanız ne zaman gerçekleşecek şu tehdit?” diyerek inkârcılıktan kaynaklanan bir sorumsuzluk örneği sergileyen müşriklere, ne kadar önemli bir konuyu nasıl seviyesizce hafife aldıkları anlatılmaktadır. Burada özellikle şu husus dikkat çekicidir: Âhirete inanmayanlar güya onu aklî yönden imkânsız görüyorlar. Halbuki konuyu iman noktasında değil de sırf akıl açısından düşündüğümüzde bile, inkârcıların kanaatinin aksine, teorik olarak âhiretin olma ihtimali, en az olmama ihtimali kadar güçlüdür. Şu halde, ya olma ihtimali gerçekleşir de bu suretle Allah’ın azabı “bir gece veya gündüz vakti” ona inanmayanların üstüne ansızın inerse –ki öyle olacağında kuşku yoktur– artık ondan kurtulmanın imkânı var mı? 51. âyette, etkili ve uyarıcı bir üslûpla âhireti inkâr edenlerin, azapla yüz yüze geldiklerinde iman etmelerinin anlamsızlığına ve hissedecekleri pişmanlığa işaret edilmekte; 52. âyette, onlar için söz konusu azabın sürekliliği ve bunun kendi olumsuz tutum ve davranışlarının bir sonucu olduğu bildirilmekte; 53. âyette bütün bu gerçeklere rağmen hâlâ âhiret hakkında inkârcı veya kuşkucu davrananlara, dürüstlüğünden herkesin emin olduğu Hz. Peygamber’in yemin ederek verdiği cevapla, bunun kesin olduğu, zamanı geldiğinde kıyametin ve diğer âhiret hallerinin gerçekleşmesini artık hiç kimsenin engelleyemeyeceği haber verilmekte; 54. âyette ise inkârcıların âhirette yaşayacakları korku, telâş ve bunalım özetlenmektedir. Diğer birçok âyette, inkârcıların öldükten sonra yeniden dirilip âhiret hallerini açık seçik gördüklerinde inkâr ve isyanlarından dolayı pişmanlık duyacakları, bu pişmanlıklarını acı ve üzüntü yüklü ifadelerle dile getirecekleri bildirilmektedir (meselâ bk. En‘âm 6:27, 31; Ahzâb 33:66-68; Nebe’ 78:40). Bu sebeple “...pişmanlıklarını içlerinde saklayacaklar” diye çevirdiğimiz 54. âyetteki “eserrü’n-nedâmete” kısmıyla ilgili olarak farklı yorumlar yapılmıştır (bk. Şevkânî, II, 514). Bize göre bunların en mâkul olanı, dünyadayken âhireti inkâr edenlerin öbür dünyada kaçınılmaz âkıbetleriyle yüz yüze geldiklerinde hayret, dehşet ve korku duygularıyla sarsılacakları, bu yüzden âdeta dillerinin tutulacağı, pişmanlıklarını ifade etmeye bile mecal bulamayacakları şeklindeki yorumdur (Râzî, XVII, 111). Kısacası inkârcılar, âhirette yargılanmaları sırasında çeşitli hallerle karşılaştıkça dünyada yapıp ettikleri yüzünden pişmanlık ve üzüntülerini dile getirecekler; burada ifade edildiği üzere, içine atılacakları cehennem azabını karşılarında görmek gibi bazı durumlarda da korku ve dehşetten dilleri tutulacak, pişmanlıklarını dile getirmeye bile takat bulamayacaklardır.
Mehmet Okuyan
(Bazı inkârcılar) “O (azap) gerçek midir?” diye senden haber bekliyorlar. De ki: “Evet, Rabbime yemin olsun: Şüphesiz ki o gerçektir ve siz asla (O’nu) aciz bırakıcılar değilsiniz.”
(Ey Resulüm!) "Bu (söylediklerin) bir gerçek mi?" diye Senden haber soracaklar. De ki: "Evet, Rabbime andolsun ki, şüphesiz o bir gerçektir ve sizler (Rabbimi) aciz bırakacak değilsiniz."
O azap gerçekleşecek midir? diye senden haber soruyorlar. De ki: “Evet Rabbim hakkı için o azap, gerçekten meydana çıkacaktır ve siz ondan yakayı kurtaramayacaksınız.”
“- Bu cezanın aslı var mı?” diye senden haber soruyorlar.
“- Evet, Rabbime andolsun ki, cezanın gerçekleşmesi kesin hak bir olgudur. Siz, Allah'ın koyduğu kanunların dışına çıkamayacak, bundan yakayı kurtaramayacaksınız” de.
“Bu Kur’an, gerçek midir?” diye senden bilgi almaya çalışıyorlar. De ki: “Evet, Rabbime andolsun! O, hak ve hakikattir. Ve siz, Bizi aciz bırakarak kurtulacak değilsiniz.”
“O (kıyamet ve azap) gerçek mi?” diye sana soruyorlar. De ki: “Evet. Rabbim hakkı için o kesin bir gerçektir. Ve siz (bu konuda Allah'ı) âciz bırakacak değilsiniz.”
«O (azâb) bir gerçek mi?» diye senden haber isterler. De ki «Evet, Rabbime andederim ki, o elbet ve elbet bir hakıykatdır. Siz (bundan Allâhı) âciz bırakıcılar değilsiniz».
“Sâhiden o (azab) gerçek midir?” diye de senden haber isterler. De ki: “Evet, Rabbime yemîn olsun ki şübhesiz o, elbette gerçektir ve siz ona mâni' olacak kimseler değilsiniz!”(2)
(2)“İnsan, Cenâb-ı Hakk’ın rubûbiyetine (umum kâinâtı terbiye edişine) âid şuûnât (işler) ve ahvâline (hâllerine) şâhiddir. Ve mahlûkātın (yaratılmışların) cemâatleri içinde Allah’ın birliğine dellâldır. Ve mevcûdâtın (varlıkların) tesbîhâtına (Allah’ı lâyık olduğu tarzda anmalarına) müşâhid (seyirci) ve hilâfet-i kübrâ ile (yeryüzünün halîfesi olmakla) tekrîm ve teşrîf edilmiştir (ikrâm edilip yüceltilmiştir). İnsan bu kerâmete (ikrâma) ve bu şerefe nâil olduğu hâlde, kendisi başıboş ve gayr-ı mes’ûl (suâl olunmadan) bırakılmayacaktır. Onun da dîvân-ı muhâsebâtta (hesab meclisinde) pek karışık hesabları vardır. Ondan kurtulduktan sonra, müstehak (lâyık) olduğu yere girecektir.” (Mesnevî-i Nûriye, Lâsiyyemâlar, 39)
İlyas Yorulmaz
İlerde başlarına geleceklerin doğru olup olmadığına dair, senin haber vermeni istiyorlar. Deki “Evet, Rabbime and olsun ki o vaat edilenler, elbette ki gerçektir ve sizin bunu engellemeye asla gücünüz yetmeyecek.”
İsmail Hakkı İzmirli Yunus Suresi 53. Ayet Açıklaması
[11] Azap veya kıyamet.
Kadri Çelik
“O (ilahi azap) gerçek midir?” diye senden sorarlar. De ki: “Evet, Rabbim hakkı için o gerçektir, siz (Allah'ı) aciz bırakacak kimseler de değilsiniz.”
Hâlâ sana,“Sahi bütünbunlar gerçekten meydana gelecek mi?” diye soruyorlar. De ki: “Rabb’ime yemin olsun ki, evet; bu kitapta bildirilenler, gerçeğin ta kendisidir! Ve siz, ey zâlimler, ne yaparsanız yapın, bu korkunç âkıbetten kurtulamayacak, ilâhî adâletin gerçekleşmesine asla engel olamayacaksınız!”
-“O gerçek mi?” diye senden bildirmeni istiyorlar.
De ki: -“Evet, rabbime and olsun ki o, elbette gerçektir!
Siz de yakayı kurtaracak (aciz bırakacak) değilsiniz”.
Ve senden bu azabın gerçekten olup-olmayacağı hakkında haber almak istiyorlar. Sen onlara: “Evet, Rabbime yemin ederim ki o azap, sizin önlemeye gücünüzün yetmeyeceği bir gerçektir.” de.
Bazıları 74 da sana, “Bütün bunlar gerçek mi?” diye soruyorlar. De ki: “Elbette! Rabbim hakkı için, katıksız gerçek bu; ve sizler de [büyük sorgulamadan] asla kaçamayacaksınız!”
Bir de kalkıp “Senin söylediğin bu azap gerçek mi?” diye sana soruyorlar. De ki: – Evet, Rabbime yemin ederim ki o gerçeğin ta kendisidir. Ve siz ondan asla kurtulamayacaksınız. 23/107, 32/12, 40/49-50, 43/74…79
Tutup bir de seni “Şimdi bu gerçek mi yani?” diye sorguluyorlar.[1630] De ki: “Kesinlikle! Rabbim hakkı için bu gerçeğin ta kendisidir; üstelik sizler (büyük sorgulamayı) asla atlatamayacaksınız!”
Mustafa İslamoğlu Yunus Suresi 53. Ayet Açıklaması
[1630] Öğrenmek için sorma değil de inkâr amacıyla sorgulama olduğuna ilişkin çevirimiz, A’meş’in okuyuşuna dayanmaktadır (Keşşaf). Âyetin sonu bu çeviriyi desteklemektedir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve senden haber almak istiyorlar ki, o doğru mudur? De ki: «Evet. Ve Rabbime andolsun ki doğru bir hakikattır ve siz onu bertaraf edecek kimseler değilsinizdir.»
“Sahi doğru mu bu? ” diye senden haber sorarlar. De ki: “Evet! Rabbime yemin ederim ki o elbette gerçektir ve siz bundan yakayı kurtaramazsınız. ” [6, 134; 36, 82; 34, 3; 64, 7]