Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1371, sondan 4866. ayet; 10. sure ve Yunus Suresinin 7. ayetidir. Yunus Suresi 7. ayetinin kelime sayisi 15, harf sayısı 71 ve toplam ebced değeri ise 5210 olarak hesaplanmıştır. Yunus Suresinin toplam ebced değeri 536028 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (18) ل (7) ر (2) bulunuyor.
Arapça Metin
ان الذين لا يرجون لقاءنا ورضوا بالحيوة الدنيا واطمانوا بها والذين هم عن اياتنا غافلون
7,8. Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile âyetlerimizden gafil olanlar var ya; işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden, varacakları yer ateştir.
“Allah’a kavuşma ümidi taşımamak”tan maksat âhirete inanmamaktır. Âhirette bütün insanlar yaratanın huzuruna çıkacak ve O’na hesap vereceklerdir; bu mânada her insan Allah ile buluşacaktır. Bu benzersiz buluşma ve karşılaşma kimileri için ebedî saadetin ilk basamağı, kimileri için de pişmanlığın, perişanlığın, rezilliğin ve hak edilen cezanın ilk adımıdır. Vahyin ortaya koyduğu bilgilere rağmen öldükten sonra dirilmeye, ebedî âlemde mutlu veya mutsuz bir hayatın bulunduğuna inanmayanların; imanın insana verdiği feraset, sezgi ve irfandan mahrum olanların önlerinde yalnızca bu dünya hayatı vardır; burada ebedî kalmak isterler. Bu mümkün olmayınca dünyadan zevk almaya bakar, sadece burada mutlu olmanın yollarını ararlar. İmandan yoksun oldukları için bunların ibadetleri de olmaz. Ayrıca çıkar gütmeyen bir iyilik ve ödev duygusunun ancak derin ve samimi bir dinî inançla oluşacağı dikkate alındığında bunların ahlâkı da eksik, kusurlu, samimiyetten uzak ve –değişik açılardan da olsa– çıkar hesabına göre olur. Böyle bir hayatın sonu âyette bildirildiği gibi olacaktır. Dünyada meşrû olan faydalara (zevk, mutluluk) kapılarını kapatmamakla beraber bunları asıl mutluluğun gölgesi ve küçük örnekleri olarak gören, gönlü bunlara değil, ebedîye yönelen, Allah’ın rızâsını, O’na keyfiyetsiz yakınlığı ebedî nimetlerin en büyüğü ve en değerlisi bilen müminler ise dünyada kontrollü ve dengeli bir ömür geçirecekler, bu hayatın sonunda âyetin müjdelediği mutluluğa ereceklerdir. Cennette olanların artık dua ederek Allah’tan bir şey istemeye ihtiyaçları kalmamıştır, orada insanı mutlu kılacak bütün nimetler herkes için yeterince vardır. Burada Allah’a yakınlık ve gerçekleşen, tadılan, içinde yaşanan nimetler kula iki şey telkin etmekte, onu her an iki davranışa sevketmektedir: Biraz daha yaklaştıkları ve kemalini daha ziyade idrak ettikleri Allah’ı tenzih (kemalini idrak edip anmak, tesbih) ve nimetlere şükretmek, bu nimetleri bahşeden rabbi övmek (hamd).
Mehmet Okuyan
Bizimle karşılaşacaklarını ummayanlar, dünya hayatına razı olup onunla huzur bulanlar ve ayetlerimizden habersizmiş gibi davrananlar var ya,
Gerçekten (dirilmeyi inkâr edip, hesap vermek üzere) Bize kavuşmayı ummayanlar, (ahiretten gafil olduklarından dolayı) dünya hayatına (geçici servet, şöhret, lezzet ve şehvetlere) razı olanlar ve bununla tatmin olup rahatlayanlar ve ayetlerimizden (yüce yaratanın varlığını gösteren delillerden ve Kur’ani hükümlerden) gafil olanlar (vardır),
Bizim huzurumuzda hesaba çekilmeyi, mükâfatı ummayanların, cezalandırılma endişesi duymayanların, dünya hayatına razı olanların, onda huzur bulanların, âyetlerimizden, birliğimizi ve kudretimizi gösteren delillerden gafil, habersiz olanların varacakları yer cehennemdir.
Öldükten sonra huzurumuzda hesap vereceklerini ummayıp da, dünya hayatına razı ve onunla emniyet içinde olanlar, bir de (eşsiz bir ilâh olduğumuzu isbat eden bunca) delillerimizden gafil bulunanlar...
7, 8. Onlar ki Bizimle karşılaşmayı ummazlar, dünya hayatı ile razı olup onunla yetiniyorlar. Ve onlar ki ayetlerimizden habersizdirler; işte kazandıklarından dolayı sığınakları Cehennem(ateş)dir.
7-8. (Öldükten sonra) huzurumuza çıkacaklarını hiç hesaba katmayanlar, dünya hayatına razı olup onunla rahat bulanlar ve ayetlerimizden habersiz olanlar var ya; işte bunların kendi yaptıkları yüzünden varacakları yer cehennemdir.
7,8. Bizimle karşılaşmayı ummayan ve dünya hayatından hoşnut olup ona bağlananların ve ayetlerimizden habersiz bulunanların, işte bunların kazandıklarına karşılık varacakları yer cehennemdir.
7, 8. Huzurumuza çıkacaklarını beklemeyenler, dünya hayatına razı olup onunla rahat bulanlar ve âyetlerimizden gafil olanlar yok mu, işte onların, kazanmakta oldukları (günahlar) yüzünden varacakları yer, ateştir!
Onlar ki bizim likamızı arzu (veya ümid) etmezler ve Dünya hayat ile razı olub onunla mutmainn olmuşlardır ve onlar ki bizim âyetlerimizden gafildirler
7,8. (Öldükden sonra dirilib) bize kavuşacağını ummayan, (âhirete inanmayarak sâdece) dünyâ hayaatına raazî olan ve onunla sükûn (ve istirahat) e dalan kimselerle (varlığımıza, birliğimize ve kemâl-i kudretimize delâlet eden) bunca âyetlerimizden gaafil olanlar (yok mu?) işte onların, irtikâb etmekde oldukları (şirk ve mâ'siyetler) yüzünden varacakları yer, ateşdir.
7,8. Şübhesiz ki bize kavuşmayı beklemeyenler, dünya hayâtına râzı olup onunla tatmîn olanlar ve âyetlerimizden gafil olanlar var ya, işte onların kazanmakta oldukları(günahlar) sebebiyle varacakları yer ateştir.
Bize dönmeyi (yeniden dirilmeyi) kabul etmeyen ve dünya hayatına razı olup ta, onunla kendini tatmin edenler var ya! Gönderdiğimiz ayetler hakkında ve onların içeriğinden habersiz olanlar, böyle kimselerdir.
Mahşer günü huzurumuza çıkacaklarını hiç hesaba katmayan, şu gelip geçici dünya hayatını âhirete tercih ederek nihâî mutluluk ve huzuru onda arayan ve böylece, Kur’an’dan yüz çevirerek ayetlerimizden ilgiyi koparanlar var ya;
Beri yandan, er geç Bizim karşımıza çıkacaklarına inanmayıp 12 kendilerini bu dünya hayatıyla hoşnut kılmaya çalışanlara, onun ötesini gözetmeyenlere 13 ve (böylece) Bizim ayetlerimizi umursamayanlara gelince:
Bizimle karşılaşmayı hesaba katmayan ve geçici dünya hayatından memnun olup onunla tatmin olanlar ve ayetlerimizden gafil/duyarsız olanlar var ya. 7/51, 32/14, 45/34- 35, 14/2- 3, 17/18- 19, 42/20, 7/146
Şu da bir gerçek ki; Bizim (rahmetimize) kavuşma umudu/arzusu olmayanlar[1575] ve dünya hayatıyla kendilerini tatmin edenler,[1576] üstelik (bir de) ayetlerimizden gafil olanlar var ya;
[1575] Aynı fiilin İlâhî rahmet ile birlikte kullanıldığı örnekler için bkz: 2:218; 17:57; 39:9.
[1576] Zımnen: İki dünyalılar Allah’ın rızasıyla tatmin olurken (89:27-28), tek dünyalılar ilâhî rıza yerine koyarak tanrılaştırdıkları dünyalıklarla tatmin olurlar. Birine değer biçmek isteyen neyle tatmin olduğuna baksın. Dünyalıkla meşgul olmak kişiyi dünyalığa sahip kılar, dünyalıkla tatmin olmak kişiyi dünyalığa ait kılar. Bu sonuncusu felaketin ta kendisidir. Zira servet harika bir köle, berbat bir efendidir.
Ömer Nasuhi Bilmen
O kimseler ki, Bize kavuşacaklarını ümit etmezler ve dünya hayatına razı olmuşlar ve onunla mutmain bulunmuşlardır ve o kimseler ki onlar Bizim âyetlerimizden gâfillerdir.
7, 8. Onlar ki âhirette bize kavuşmayı ummaz ve sadece dünya hayatına razı olup onunla tatmin bulur ve onlar ki Bizim tek İlah olduğumuzun delillerinden ve gönderdiğimiz Kur'ân âyetlerinden gaflet etmeyi sürdürür, işte bunların, irtikâb ettikleri şirk ve isyan sebebiyle varacakları yer cehennemdir.
Taḥḳīḳ ol kişiler ki ḳorḳmazlar bizüm ḥażretümüze durmaḳdan ḳıyāmetde verāżī oldılar dünyā dirligine, daḫı sākin oldılar anuñ leẕẕetlerine ve ol kişilerki bizüm āyetlerümüzden ġāfillerdür.