Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 6181, sondan 56. ayet; 104. sure ve bu surenin 2. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 4, harf sayısı 16 ve toplam ebced değeri ise 1015 olarak hesaplanmıştır.
Elleżî ceme’a mâlen ve ’addedeh(u)
1,2. Mal toplayan ve onu durmadan sayan, insanları arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden her kişinin vay hâline!
“Vay haline!” diye çevirdiğimiz veyl kelimesi “çetin azap, helâk, yok olma, rezil rüsvâ olma, cehennemde bir vadi, beddua” anlamlarına gelmektedir. Meâlde bunların tamamına işaret eden “vay haline” lafzı kullanılmıştır. “Arkadan çekiştiren” diye çevirdiğimiz hümeze kelimesi ise “birini arkasından çekiştirmek, kaş göz, el kol işaretleriyle onunla alay etmek, aşağılamak” mânalarına gelen hemz kökünden türemiş bir sıfat olup “insanları arkadan çekiştirmeyi, şeref ve haysiyetlerini yaralamayı alışkanlık haline getiren, bundan zevk alan kimse” demektir. “Ayıp kusur arayan” diye çevirdiğimiz lümeze kelimesi de benzer davranışları arkadan değil, kişinin yüzüne karşı gösteren kimseyi ifade eder. Bu âyetlerin, mal ve servetinin çokluğuyla gururlanıp insanlarla alay ederek onların şahsiyetlerini zedeleyen Ahnes b. Şüreyk isimli putperest Arap hakkında indiği rivayet edilmiştir (bk. Kurtubî, XX, 183). Ancak sûrenin iniş sebebinin özel olması hükmünün genel olmasına engel değildir. İslâm dini, insan şahsiyetinin ve onurunun korunmasına son derece önem verdiği için Kur’an bu tür davranışları kınamakta ve böyle davranışlar sergileyenlerin âhirette ateşle cezalandırılacağını haber vermektedir. 2-3. âyetler servetinin çokluğuna gururlanıp insanlarla alay eden kimselerin aynı zamanda helâl haram demeden mal toplayan, onu saklayan, fakirlik korkusuyla cimrilik ederek onu hayır yolunda harcamaktan kaçınan, fakirin hakkını vermeyen ve servetinin kendisini ebedîleştireceğini sanan kimseler olduklarını da ifade etmektedir.
O ki mal biriktirir ve onu sayar durur.
1,2,3. Diliyle çekiştirip insanların onuru ile oynayan, kaş-göz hareketleriyle onlarla alay eden insanın vay haline! Mal yığıp onu tekrar tekrar sayar ve malının kendini ebedî yaşatacağını sanır. [806][807]
[806] Hümeze sûresi ve genel ilkeler için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 345; 353.[807] Kaş-göz hareketleriyle alay etmenin sonuçları hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 347-352.
O ki malı toplayıp, onun hesabını yapıp durur.
Ki o, (helâl haram demeden, zekât ve infakını vermeden) mal yığıp toplayan ve onu saydıkça sayandır.
Öylesine ki mal yığar ve onu sayardurur.
Vay haline o kişinin ki, servet biriktirir ve sayar durur veya servetini zamanın hadiselerine karşı kalkan yapar.
Servet biriktirip yığarak, başında tekrar tekrar sayanların vay haline!
O mal biriktirdi ve onu sayıp durdu.
Ki o, mal yığıp biriktiren ve onu saydıkça sayandır.
O ki, bir çok mal toplamış ve onu sayıb durmaktadır...
O ki mal toplar ve boyuna sayar.
2,3. O, malını yığıp saydı ! Kendini sonsuz kılacak sandı !
O kimse ki, sürekli servet biriktirip onu sayıp duruyor.
1,2. Mal toplayarak onu tekrar tekrar sayan, diliyle çekiştirip alay eden kimsenin vay haline!
1, 2. Arkadan çekiştirmeyi, yüze karşı eğlenmeyi âdet edinen herkesin vay haline! O ki, mal toplamış ve onu sayıp durmuştur.
Ki o para/mal biriktirir ve onu sayar durur.
1,2. Mal toplayıp onu tekrar tekrar sayan, insanları arkadan çekiştirip, kaş göz hareketleriyle alay edenlerin (hümeze ve lümezenin) vay haline!
Ona ki bir mal toplamış ve onu saymaktadır
Ki o, malı yığıb onu tekrar tekrar sayandır.
(Ki o,) bir mal toplayan ve onu sayıp durandır!
O kimse ki, sürekli mal toplar ve onu sayar durur.
Malı yığıp bir fırsatta sayıp duran her ferdin vay haline!
O, mal yığar ve onu sayar durur.
Hiç durmadan servet yığan, yığdıklarını sayıp duran her zalimin! Öyle büyük bir aldanış içindedir ki o;
O ki mal yığdı, saydıkça saydı.
2,3. Onlar, sadece mal toplayıp onu tekrar tekrar sayarlar ve malının kendisini ebedîleştireceğini sanırlar.1
1 Bu âyetteki ism-i mevsulün, (كُلُّ)’den bedel olması ve 8. âyetteki (عَلَيْهِمْ)’deki çoğul zamirinin de buraya gönderilmesi sebebiyle tercüme çoğul yapılmıştır.
[Vay haline o kişinin] 2 ki, serveti biriktirir ve onu bir kalkan sayar,
O ki habire servet biriktirip onu sayar durur. 9/34-35, 70/17-18
Mal yığan ve onu sayıp duran işte bu tiptir;[5888]
[5888] Lafzen: “onu sayan” veya “onu yığdıkça yığan”.
Öyle kimse ki, bir malı toplamış ve onu tekrar tekrar saymakta bulunmuştur.
Böylesi mal yığar ve onu sayar durur.
Bu âyetten anlaşılıyor ki, o kişinin alaycı tavrı, servet sahibi olmasından ileri gelmektedir. Mal yığma, bir de onu tek tek sayıp öğünme her ikisi de mala perestiş etme ve fakat bu malı kendisine nasib eden Allah’ın rızası için muhtaç insanlara ve diğer hizmet yerlerine harcamamayı iyice resmeder.
O ki mal yığdı, onu saydı durdu.
Böyleleri mal biriktirir, sayar durur.
Mal toplayıp, onu tekrar tekrar sayan ..
Ki onlar malı yığar da sayar durur.
O ki, mal biriktirdi, onu saydı da saydı,
ol kim gey dirdi malı daħı śaydı anı.
Ol kim divşürür mālı ve her gün anı ṣayar.
O kimsə ki, mal yığıb onu dönə-dönə sayar (çoxaldar).
Who hath gathered wealth (of this world) and arranged it.
Who pileth up wealth and layeth it by,