Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1515, sondan 4722. ayet; 11. sure ve Hûd Suresinin 42. ayetidir. Hûd Suresi 42. ayetinin kelime sayisi 20, harf sayısı 73 ve toplam ebced değeri ise 2880 olarak hesaplanmıştır. Hûd Suresinin toplam ebced değeri 537792 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (11) ل (5) ر (3) bulunuyor.
Arapça Metin
وهي تجري بهم في موج كالجبال ونادى نوح ابنه وكان في معزل يا بني اركب معنا ولا تكن مع الكافرين
Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nûh, ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna, “Yavrucuğum, bizimle beraber sen de bin, inkârcılarla birlikte olma” diye seslendi.
Nihayet sular Allah’ın takdir ettiği seviyeye geldiğinde (Kamer 54:12) gemi dağlar gibi dalgalar arasında yüzmeye başladı. Bu arada Hz. Nûh, kendisini yalanlayanlardan olup yalnız olarak bir kenara çekilmiş bulunan dördüncü oğlu Yâm’a (İbn Kesîr, IV, 256) babalık şefkat ve merhametiyle son olarak bir daha seslenip gemiye çağırdı. Oğlu babasının bu çağrısına kulak vermedi; çünkü olayın diğer tabii âfetler gibi bir afet olduğunu düşünüyor ve yüksek yerlere çıkarak kurtulabileceğini sanıyordu. Bu sebeple babasının çağrısına, “Beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım” diye cevap verdi. Oysa olay tabii bir âfet değil, azgın bir kavmi cezalandırmak üzere Allah tarafından özel olarak gerçekleştirilmiş olağan üstü bir tûfandı ve Allah’ın emriyle yapılmış olan geminin dışında kalanlar bu tûfandan kurtulamayacaklardı. Ancak oğlunun kalbi katılaşmıştı, artık peygamber babanın öğütleri onu etkilemiyordu. Derken baba ile oğul arasına dağlar gibi dalgalar giriverdi, o da diğer inkârcılarla birlikte boğulanlardan oldu.
Tûfanın bütün dünyayı mı yoksa sadece Nûh kavminin yaşadığı bölgeyi mi kapsadığı konusunda farklı görüşler vardır. “Ve yalnız onun (Nûh’un) soyunu kalıcı kıldık” (Sâffât 37:77) meâlindeki âyet, suların o gün yeryüzünde mevcut olan insanların yaşadığı bütün bölgeleri kapladığı kanaatini (Elmalılı, IV, 2784) destekler gibi görünmektedir. Bununla birlikte bu tûfanın alanı hakkında Kur’an ve Sünnet’te sarih ve kesin bir delil bulunmadığı için bu ihtimallerin her biri mümkündür (bilgi için bk. es-Sâffât 75:82). Kesin olan bir şey varsa o da Nûh kavminin peygambere isyan etmesi sebebiyle tûfanda boğularak helâk olması, müminlerin ise Nûh peygamberle birlikte kurtulmuş olmalarıdır.
Mehmet Okuyan
Gemi, dağlar gibi dalga(lar) arasında onları götürüyor(du). Nuh bir kenarda olan oğluna “Ey yavrucuğum! Bizimle birlikte (gemiye) bin; kâfirlerle olma!” diye seslenmişti.
Hz. Nuh’un oğluna seslenişi tevbe etmesi çağrısını da içermektedir.
Bayraktar Bayraklı
Gemi dağlar gibi dalgalar içinde onları götürürken Nûh, bir kenarda ayrı kalmış oğluna, “Ey yavrucuğum! Bizimle beraber sen de gemiye bin, inkârcılarla beraber olma” diye seslendi.
Gemi dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nuh, bir kenarda bekleyen oğluna:“ Yavrum bizimle beraber sen de bin; gerçeği yalanlayan nankörlerle beraber kalma.” diye seslendi.
Ve (o gemi) onlar da (üzerinde olduğu halde) ve dağlar gibi dalgalar içinde akıp giderken (Hz.) Nuh, bir tarafa çekilip duran (ve bitaraf olan, safını tam belirleyememiş bulunan) oğluna seslendi: “Ey oğlum! (Gel) Bizimle beraber (gemiye) bin... (İnadı bırak, uyarıma iman ve itimat et) Ve kâfirlerle birlikte olma!” diye seslenmişti.
Gemi, içindekilerle dağlar gibi dalgalar üstünde akıp gidiyordu. Nuh, kendisinden çekilip ayrı bir yerde bulunan oğluna oğulcuğum dedi, bin sen de bizimle ve kafirlerle beraber olma.
Nûh'un bu oğlunun, Ken'an olduğu rivâyet edilmiştir, Yam diyenler de vardır.
Abdullah Parlıyan
Ve derken onları götüren gemi, dağ gibi dalgaların arasında seyre koyuldu. Ve o an kıyıda kalan oğluna Nuh: “Oğulcuğum” diye bağırdı. “Gel bin bizimle gemiye, o gerçekleri örtbas edenlerle beraber olma!”
Gemiler içindekilerle, dağlar gibi dalgalar arasında seyrediyordu. Nuh, ayrı bir yere çekilmiş, gemiden uzakta bulunan oğluna:
“Yavrucuğum, sen de bizimle beraber gemiye bin. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlerle, kâfirlerle, nankörlerle beraber olma.” diye seslendi.
(Gemi) onları dağlar gibi dalgaların arasından geçirirken, Nuh yalnız başına bir kenarda duran oğluna: "Ey oğulcağızım! Gel bizimle birlikte bin ve kâfirlerle beraber olma" diye seslendi.
(Gemi) Onlarla dağlar gibi dalga(lar) içinde yüzüyorken Nuh, bir kenara çekilmiş olan oğluna seslendi: 'Ey oğlum, bizimle birlikte bin ve kâfirlerle birlikte olma.'
Gemi, onları, dağlar gibi dalgalar içinde yüzüp götürüyordu. Nûh, gemiden ayrı bir yerde olan oğluna bağırdı: “- Ey oğulcağızım! Gel, bizimle beraber bin. Kâfirlerle birlikte olma.”
Gemi, dağlar gibi dalgalar içinde onları götürüyordu. Nuh, bir kenarda duran (bî-taraf) oğluna: “Ey oğlum! Bizimle beraber bin ve kâfirlerden olma!” diye seslendi.
Gemi dağlar gibi dalgalar üzerinde akıp giderken, Nuh —ayrı bir yerde olan— oğluna: «Bizimle birlikte gemiye bin; sen, kâfir olanlarla bile bulunma» diye çağırdı
Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nuh, ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna: “Yavrucuğum, bizimle beraber sen de bin, inkârcılarla birlikte olma!” diye seslendi.
Gemi, dağlar gibi dalgalar içinde onları götürürken, Nuh, bir kenarda ayrı kalmış olan oğluna "Ey oğulcuğum! Bizimle beraber gel, kafirlerle birlik olma" diye seslendi.
Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nuh, gemiden uzakta bulunan oğluna: Yavrucuğum! (Sen de) bizimle beraber bin, kâfirlerle beraber olma! diye seslendi.
Hz. Nuh’un oğlu babasına iman etmemişti. Nitekim babası inananları gemiye bindirirken o ayrılarak bir kenara çekilmişti. Diğer oğulları Hâm, Sâm ve Yâfes babalarına inanmış ve onunla beraber gemiye binmişlerdi. Türk milletinin Yâfes’in Türk adındaki oğlundan türediği rivayet edilir.
Edip Yüksel
Gemi, onları tepeler gibi dalgaların arasından geçirirken, Nuh bir kenarda ayrı duran oğluna seslendi: "Yavrum, gel bizimle birlikte bin. Kafirlerle birlik olma."
Nuh'un yaşı düşünülürse oğlunun çocuk olmadığı anlaşılır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Gemi içindekilerle birlikte, dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nuh ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna bağırdı: "Yavrucuğum, gel, bizimle beraber bin! Kâfirlerle beraber olma!"
Gemi, içindekilerle birlikte dağlar gibi dalgalar içinde akıp gidiyordu, Nuh, oğluna bağırdı, ayrı bir yere çekilmişti, ay oğlum, gel bizimle beraber bin, kâfirlerle beraber olma dedi
O (gemi) bunları dağlar gibi dalga (lar) içinden akıtıb götürüyordu. Nuh ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna bağırdı: «Oğulcağızım, (gel) bizim yanımıza sen de bin, kâfirlerden olma».
Ve o (gemi, sular her tarafı istîlâ ettiğinde) onlarla birlikte dağlar gibi dalga(lar)içinde akıp gidiyordu. Nûh, (kendilerinden) ayrı bir yerde bulunan oğluna (îmân eder ümîdiyle): “Ey oğulcuğum! Bizimle berâber (sen de) bin, kâfirlerle berâber olma!” diye seslendi.
Gemi, dağ gibi dalgalar arasında içindekilerle birlikte akmaya başladığında, Nuh geminin ayrıldığı yerden oğluna “Ey oğlum! Bizimle birlikte gemiye bin, Allah’ı inkâr edenlerle birlikte olma” diye seslendi.
Gemi onları taşıyarak dağlar gibi dalgalar arasında yüzerdi. Nuh ayrı bir yerde bulunan oğluna «— Oğulcağzım! Bizim ile beraber gemiye bin, kâfirlerden [⁴] olma ki helâk olursun» dedi.
İsmail Hakkı İzmirli Hûd Suresi 42. Ayet Açıklaması
[4] Din hususunda, ayrı durmada.
Kadri Çelik
Gemi, dağlar gibi dalgalar içinde onları götürürken, Nuh, kenarda kalmış olan oğluna, “Ey oğulcuğum! Bizimle beraber bin, kâfirlerle birlik olma” diye seslendi.
Derken gemi, yolcularıyla birlikte dağ gibi dalgaların arasından süzülmeye başladı. O sırada Nûh, kıyıda kalan oğlunu gördü ve ona, “Yavrucuğum!” diye son bir ümitle seslendi, “Ne olur, sen de bizimle birlikte gemiye bin; inkârcıların yanında kalıp onlarla aynı akıbeti paylaşma!”
“Dağlar gibi dalgalar” içinde onlarla birlikte o da akıp gidiyordu.
Nûh bir kenara çekilmiş bulunan oğluna:
-“Oğulcuğum! Bizimle birlikte bin! Kâfirler’le birlikte olma!” diye seslendi.
(Gemi) onları dağlar gibi dalgalar arasında (sağ salim) götürüyordu. Nûh (Allah’ın dininden) uzaklaşan1 oğluna: “Ey yavrucuğum! (Gel gemiye) bizimle birlikte bin ve sakın kâfirlerle beraber olma.”1 (diye) seslendi.
1 Bu bölüm: “...Nûh, (gemiye binmekten) uzaklaşan oğluna...” diye de tercüme edilebilir.2 Bazı müfessirler, Hz. Nûh’un oğlunun o zamana kadar Müslüman olmadığını bilmediği için oğluna bu şekilde hitâp ettiğini rivâyet etmektelerse de bu görüş, kuvvetli delillere dayanmamaktadır.
Muhammed Esed
Ve derken, onları götüren gemi dağ gibi dalgaların arasında seyre ko-yuldu. Ve o an kıyıda kalan oğluna [Nûh]: “Oğulcuğum” 65 diye bağırdı, “gel bin bizimle gemiye, o inkarcıların yanında kalma!”
Gemi dağ gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nuh da bir kenara çekilmiş olan oğluna: – Yavrucuğum, gel bizimle beraber gemiye bin, kâfirlerle beraber olma! Diye seslendi. 46/15...17
Ve gemi dağlar gibi dalgaların arasında yol almaya başladı; ve Nûh oğluna -ki o kendi başına bir kenarda duruyordu- seslendi: “Yavrucuğum! Gel, bizimle birlikte bin gemiye; inkâra gömülüp gidenlerle birlikte olma!”
Ve gemi onlar ile beraber dağlar gibi dalgalar içinde akıp gidiyordu. Ve Nûh, oğluna nidâ etti, o ayrı bir yere çekilmişti. «Ey oğlum! Bizimle beraber bin ve kâfirler ile beraber olma!» (dedi).
Gemi onları dağlar gibi dalgalar arasından geçirirken, Nuh biraz ötede olan oğluna: “Evladım, gel sen de bizimle gemiye bin de kâfirlerle beraber kalma! ” diye seslendi. [69, 11-12; 54, 13-15]
Onun bu oğlu, küfrünü içinde gizleyip açığa vurmadığı için, (Hz. Nuh) onu iman ehlinden sayıp gemiye almak istemişti.
Süleyman Ateş
Gemi, onları dağlar gibi dalga(lar) arasından geçirirken Nuh, bir kenarda duran oğluna. "Yavrum, bizimle beraber bin, kafirlerle beraber olma!" diye seslendi.
Gemi dağ gibi bir dalgalar içinde onları çalkalıyordu. Nuh bir kenara çekilmiş olan oğluna seslendi: “Yavrucuğum, bizimle birlikte bin de ayetleri görmezlikten gelenlerle beraber olma.”
Gemi içindekilerle beraber dağ gibi dalgalar arasında yüzerken, Nuh, bir tarafa çekilmiş bulunan oğluna seslenerek, “Evlâdım, gel bizimle beraber gemiye bin de kâfirlerden olma” dedi.
Gemi onları, dağlar gibi dalgalar üstünden yürütüp götürüyordu. Nûh onlardan ayrı bir yerde duran oğluna seslendi: "Oğulcuğum, bizimle beraber bin, kâfirlerle beraber olma."
daħı ol yürür-idi anlaruñ-ıla mevc içinde ŧaġlar gibi. daħı ķıġırdı nūḥ oġlına ol ḥālde kim oldı ayru kesük yirde “iy oġlancuġum! bin bizüm-ile daħı olma kāfürler ile.”