Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5334, sondan 903. ayet; 69. sure ve Hâkka Suresinin 11. ayetidir. Hâkka Suresi 11. ayetinin kelime sayisi 7, harf sayısı 30 ve toplam ebced değeri ise 1735 olarak hesaplanmıştır. Hâkka Suresinin toplam ebced değeri 84094 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
11,12. Şüphesiz, (Nûh zamanında) su bastığı vakit, sizi gemide biz taşıdık ki, bu olayı sizin için bir uyarı yapalım ve belleyecek kulaklar da onu bellesin.
Firavun’dan maksat, Hz. Mûsâ zamanındaki Mısır kralıdır (İbn Âşûr, XXIX, 120; Firavun ve kavmi hakkında bilgi için bk. A‘râf 7:103 vd.). “Ondan öncekiler” tamlaması ise genel bir ifade olup Firavun’a kadar gelmiş geçmiş ve isyanları sebebiyle helâk olmuş kavimleri kapsamaktadır. Yukarıda geçen Âd ve Semûd kavimleri de bu grubun içinde yer alır. Altı üstüne getirilen şehirler ise Lût aleyhisselâmın peygamber olarak gönderildiği Sodom ve Gomore olarak yorumlanmıştır (bk. A‘râf 7:80-84; Hûd 11:77-83). İşte bu kavimlerin her biri kendi peygamberine isyan edip onu yalancılıkla itham ettikleri için ayrı ayrı şiddetli cezalara mâruz kalmışlardır. 10. âyetteki “resul” kelimesinin tekil olması her bir kavme gönderilmiş olan ayrı bir peygamberi ifade eder (İbn Âşûr, XXIX, 122). 11. âyette değinilen olay, Hz. Nûh zamanında meydana gelmiş olan tûfandır. Nûh kavmi peygambere isyan ettiği için Allah Teâlâ onları suya garketmiş, Nûh’a inanıp onun gemisine binenleri ise kurtarmıştır. İşte, “Sular coştuğu vakit sizi gemide biz taşıdık” meâlindeki cümle o gün Nûh’un gemisinde bulunup da Allah’ın lutfuyla kurtuluşa eren, sular çekildikten sonra da karaya çıkan ve sonrakilerin ataları, dedeleri durumunda bulunan müminlere işaret eder. Yukarıda kısaca değinilen olaylarda inkârcıların cezalandırılmış, inananların ise kurtarılmış olduğu haber verilerek olayların nesilden nesile aktarılması ve işiten herkesin bundan ibret alması amaçlanmıştır. Nitekim bu husus 12. âyette açıkça ifade edilmiştir (Nûh kavmi ve tûfanı hakkında bilgi için bk. A‘râf 7:59-64; Hûd 11:25-49).
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki su azgınlaştığı zaman sizi gemide biz taşımıştık.
Nûh tufanı sırasında gökten boşanan ve yerden fışkıran sular taşıp dağları tepeleri kapladığında, sizi dalgalar üzerinde akıp giden bir gemide taşıyıp kurtarmıştık.
11,12. Sular kabardığı zaman bu (helâk) olayı (ileride) sizlere bir uyarı olsun ve duyduğu şeyden ibret alabilen kulaklar1 iyice duysun diye, sizi o (Nuh’un) gemisinde Biz taşıdık.2
1 Buradaki, “kulak” kelimesi, “dinlediklerini aklında tutan, âhireti inkârın sonunun ne kadar korkunç olacağını unutmayan dinleyicilerden” kinâyedir.2 El-cariye, Hz. Nuh’un gemisidir. Yani o vakit o cereyanda sizleri yükleyip muhafaza eden gemi değil Biz idik, gemi Bizim kudretimizi tanıtmak için görünen bir sebepti. Ona yüklemenin manevi sebebi de iman idi. Yani sizi, o gemide ve atalarınızın sulbünde Biz taşıdık.
Muhammed Esed
[Ve] bakın: [Nûh tufanının] suları bütün bentleri aşıp patladığında sizi 6 o gemi ile Biz [güvenli bölgelere] taşıdık,
Mustafa İslamoğlu Hâkka Suresi 11. Ayet Açıklaması
[5281] Zımnen: İnsan çığırından çıkıp tuğyan edince su da çığırından çıkıp tuğyan eder; tuğyan olan yerde tufan olur. Tağâ, “suyun yatağından taşması” anlamına gelir. Mecazen, “sınırı aşmak, ileri gitmek”, yani “küstahlığı ve haddini bilmezliği” ifade eder. Mekkeli müşrikler için, kendi gücü ve önemi konusunda aşırı güvende olmak. birçok yerde Firavun için kullanılır (89:11; 79:17; 20:24, 43).
[5282] “Sizi”, yani “sizin atalarınızı”. Zımnen: Sizi gemi değil Allah kurtardı: O’na şükredin!
Ömer Nasuhi Bilmen
Şüphe yok ki, su taştığı zaman sizi o akan gemiye Biz yükledik.
11, 12. Unutmayın ki Nûh zamanında, sular taştığı vakit, sizi (varlığınıza vesile olan atalarınızı) emniyetli gemide Biz taşımıştık! Onu sizin için hem bir ibret vesilesi kılalım, hem de can kulağı ile dinleyip ders alanlar iyice bellesinler diye böyle yapmıştık. [36, 41-42; 43, 12-14; 16, 14; 35, 12]