Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1544, sondan 4693. ayet; 11. sure ve Hûd Suresinin 71. ayetidir. Hûd Suresi 71. ayetinin kelime sayisi 9, harf sayısı 46 ve toplam ebced değeri ise 3588 olarak hesaplanmıştır. Hûd Suresinin toplam ebced değeri 537792 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (8) ل (0) ر (3) bulunuyor.
Arapça Metin
وامراته قائمة فضحكت فبشرناها باسحق ومن وراء اسحق يعقوب
Bu kıssa Hûd sûresinde anlatılan kıssaların dördüncüsü olup ana konusu itibariyle Lût aleyhisselâm ve kavmini ele almaktadır. Lût, Tevrat’a göre, Güney Bâbil’deki Ur şehrinin yerlilerinden ve Hz. İbrâhim’in kardeşi Haran’ın oğludur; amcası İbrâhim ile birlikte Irak’tan ayrılıp önce Filistin’e; daha sonra da Ölüdeniz (Lût gölü) kıyısındaki Sodom ve Gomore’ye yerleşmişti. Bu sebeple “Lût kavmi” tabiri Hz. Lût’un mensup olduğu kavmi ifade etmeyip onun aralarında yaşamaya karar verdiği ve peygamber olarak görevlendirildiği Sodom sakinlerini ifade etmektedir” (bk. Tekvîn, 11:27-31; 13:11-13). Hz. Lût’un ikamet ettiği Sodom halkı, inkârcı oldukları gibi ahlâksızlık ve sapık ilişkiler içinde bulunuyorlardı. İşte Lût bu kavmi ıslah etmekle görevlendirilmişti (bk. A‘râf 7:80); ancak yöre halkı onun nasihatlerini dinlemedi ve sapık ilişkilerine devam ettiler; Allah Teâlâ da onları helâk etmek üzere elçilerini gönderdi. Kur’ân-ı Kerîm elçilerin kimler olduğu hakkında ayrıntılı bilgi vermemekle birlikte müfessirler bunların insan şekline girmiş melekler olduğunu kabul ederler (Râzî, XVIII, 23; Reşîd Rızâ, 127). Lût, aynı çağda Filistin’de ikamet eden Hz. İbrâhim’in yeğeni olduğu için olay İbrâhim’i de ilgilendiriyordu. Bu sebeple Allah’ın elçileri, durumdan onu haberdar edip ümmeti hakkında herhangi bir korkuya kapılmamasını sağlamak için öncelikle onu ziyaret ettiler. Hz. İbrâhim, misafirlerin yemeğe el uzatmadıklarını görünce durumlarından şüpheye kapıldı. Melekler, Lût kavmini helâk etmek için geldiklerini haber verdikten sonra İbrâhim’e inananların bu felâketten kurtulacağını söyleyerek onu rahatlattılar. Kitâb-ı Mukaddes’e göre çocuk müjdesi verildiğinde Hz. İbrâhim 100 yaşında, eşi Sâre ise doksan yaşında bulunuyordu (Tekvin, 17:17). Hicr sûresinin 54. âyetinde Hz. İbrâhim’in de yaşlılığı sebebiyle olayı yadırgadığı bildirilmektedir. Melekler, müjdeye şaşıran peygamber hanımını, bir müminin Allah’ın işine şaşmaması gerektiğini söyleyerek teskin ettiler. Zira tabiat kanunlarını koyan Allah’tır; bu kanunlar kâinatta cârî olmakla beraber Allah’ın iradesini sınırlayamaz; O, istisnaî tasarruflarla mûcizeler yaratır ve peygamberlerini destekler.
Mehmet Okuyan
(O esnada) hanımı (Sâre) ayaktaydı ve (bu sözleri duyunca) gülmüştü. Ona da İshak’ı, İshak’ın ardından da Yakup’u müjdelemiştik.
Hz. Sâre’nin aldığı haberle ilgili durumunu ifade eden [dahıket] fiili Mücâhid ve İkrime gibi müfessirlere göre “hayız görmek” anlamına gelmektedir. Bu fiil eğer “gülmek” anlamına geliyorsa, Hz. Sâre gülmeyi hem şaşkınlıktan dolayı gerçekleştirmiş olabilir; hem de bu gülme bir sevinç görüntüsü olarak yorumlanabilir.
Bayraktar Bayraklı
O anda hanımı ayakta idi ve bu sözleri duyunca güldü. Ona da İshâk'ı, İshâk'ın ardından da Ya‘kûb'u müjdeledik.
(Bu sırada Hz. İbrahim'in) Karısı (orada) ayaktaydı, (misafirlerin Allah'ın peygamberine bir çocuğu olacağını söylediklerini duyunca şaşırdı ve) bunun üzerine gülmeye başladı. (Ardından) Biz ona İshak'ı, İshak'ın arkasından da Yakub’u müjdeledik.
O esnada ayakta bekleyen İbrahim'in hanımı, bu sözleri duyunca sevincinden güldü. Bizde O'na İshak'ın ve O'nun ardından da torunu Yakub'un doğacağını müjdeledik.
İbrâhim'in karısı ayakta, meleklere hizmet ederken, korkusu geçtiği için gülüyordu. İşte bu sırada ona İshak'ı müjdeledik. İshak'ın ardından da Yâkub'u müjdeledik.
İbrahim'in hanımı hizmette bulunurken, bu söylenenleri duyunca güldü. Bunun üzerine, biz de ona İshak'ı ve İshak'ın arkasından da torunu Yakub'u müjdeledik.
İbrahim'in karısı (Sâre) ayakta bekliyordu, (bu sözleri duyunca) güldü. Biz de ona İshak (adında bir çocuk dünyaya getireceğini) ve İshak'ın ardından Yakup (isminde bir de torun)'u (olacağını) müjdeledik.
Bkz. 2:133, 15:54Hz. Yâkûb, Hz. İshak’ın oğludur, İshak da Hz. İbrahim’in. Hz. İshak, Sâre’den dünyaya gelmiş, Hz. İbrahim’in diğer eşi Hacer’den de Hz. İsmail dünyaya gelmiştir. Yani bu durum da Hz. İbrahim iki peygamber babası ve bir peygamber dedesidir.
Diyanet İşleri (Eski)
Bu arada, İbrahim'in ayakta duran karısı gülünce, "Ona İshak'ı ardından Yakub'u müjdeleriz" dediler.
Bu sırada (İbrâhîm'in) zevcesi (Sâre) ayakta idi; (bu zâlim kavmin helâk edileceği müjdesini duyunca) bundan dolayı güldü; (biz) de ona İshâk'ı müjdeledik; İshâk'ın ardından da (bir torun olarak) Ya'kub'u!
Yanlarında ayakta duran karısı (Kendi kavimlerini yok etmeye gelmeyişlerine sevinip) gülmüştü. Bunun ardından da İbrahim’in karısına İshak’ı müjdeledik ve İshak’ın arkasından da Yakup’u müjdeledik.
O sırada İbrahim’in hanımı Sâre,bir kenarda ayakta bekliyordu; bu sözleri duyunca, korkulacak bir şey olmadığını anlayıp sevincinden gülümsemeye başladı. Sonra ona, İshak adında bir çocuk dünyaya getireceğini veİshak’ın ardından, Yakup isminde bir torun sahibi olacağını müjdeledik. Bu müjdeyi Sâre’ye verdik, zira İbrahim’in, diğer eşi Hacer’den olma İsmail adında bir oğlu zaten vardı.
1 (ضَحِكَ) fiili Arapçada mecâzen “hayız görmek” anlamına da gelir. Esasen Hz. İbrahim’in eşinin önce gülüp, sonra çocukla müjdelenmesi âyetin zahirine pek uymadığı düşüncesiyle yukarıda mecâzî anlam tercih edilmiştir. (Kurtubî, Taberî) Ancak bu fiile “gülmek” anlamı da verilebilir. (Celâleyn) Bu durumda âyetin anlamı; “(Bunun üzerine İbrahim’in) ayakta duran karısı(nın yüzü) güldü. Biz de o (kadı)na İshak’ı, İshak’ın arkasından da Yâkûb’u müjdeledik.” şeklinde olur.2 Yâkûb (a.s), İshak (a.s)’ın oğludur.
Muhammed Esed
Ve (yanlarında) ayaküstü bekleyen karısı, orada öyle [sevinçle] gülümsüyordu; 103 işte bu haldeyken o'na İshâk'ı[n doğumunu] müjdeledik ve İshâk'ın ardından da [o'nun oğlu] Yakub[un doğumunu].
Karısı ise ayakta duruyordu; derken hayız görmeye başladı.[1767] İşte bu şekilde Biz o kadına İshak’ı müjdeledik;[1768] üstelik İshak’ın ardından da (onun oğlu) Yakub’u (müjdeledik).
[1767] Veya: “..haber üzerine gülmeye başladı”. Tercihimiz ed-dahikin “inkişaf, uyanma, olgunlaşma ve buluğ” anlamından dolayıdır (Mekâyîs). Allame Tabatabâi de bu mânayı tercih etmiştir (Bkz: el-Mîzân). Aşağı aldığımız yaygın mâna olan “gülmeye başladı” da muhtemel olmakla birlikte, tercihimiz olay örgüsüyle daha bir uyumludur.
[1768] Müjde Sâre’ye verildi, çünkü çocuk hasretini o çekiyordu. Zira Hz. İbrahim’in Hacer’den bir oğlu vardı.
Eski Ahid’i tahrif edenlerin zannına göre Sara’yı Tanrı hamile bırakmıştır: “Tanrı, demiş olduğu gibi Sarayı ziyaret etti. Ve Rab Sara’ya söylemiş olduğu gibi etti. Ve Sara gebe kaldı.” (Tekvin 21:1-2) Bu cümleler, “insana dönüşen Tanrı” (Antropomorfik) tasavvurunun birçok örneğinden sadece biridir. Bu, sorunlu Yahudi tanrı tasavvurunun nerelere kadar varabileceğinin ibretlik bir örneğidir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve O'nun refikası ayakta bulunuyordu, gülüverdi. Artık onu İshak ile ve İshak'ın ardından da Yâkub ile müjdeledik
Bu sırada hanımı da, hizmet için ayakta durmuş, onları dinliyordu. Bunu işitince gülümsedi. Biz de onu İshak'ın, onun peşinden de Yâkub'un doğumu ile müjdeledik. [2, 133; 15, 54] {KM, Tekvin 17, 17. 19; 18, 12, 15}