Hûd Suresi 8. Ayet

A-
A+
Ayet Bulunuyor.
Matematiksel
Matematiksel
Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1481, sondan 4756. ayet; 11. sure ve Hûd Suresinin 8. ayetidir. Hûd Suresi 8. ayetinin kelime sayisi 22, harf sayısı 92 ve toplam ebced değeri ise 4547 olarak hesaplanmıştır. Hûd Suresinin toplam ebced değeri 537792 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (14) ل (7) ر (2) bulunuyor.
Arapça Metin
Arapça Metin
ولئن اخرنا عنهم العذاب الى امة معدودة ليقولن ما يحبسه الا يوم يأتيهم ليس مصروفا عنهم وحاق بهم ما كانوا به يستهزؤن
Harf Sayımı
Harf Sayımı
ولئناخرناعنهمالعذابالىامةمعدودةليقولنمايحبسهالايوميأتيهمليسمصروفاعنهموحاقبهمماكانوابهيستهزؤن
Latin Harfleriyle Okunuşu
Latin Harfleriyle Okunuşu
Vele-in eḣḣarnâ ‘anhumu-l’ażâbe ilâ ummetin ma’dûdetin leyekûlunne mâ yahbisuh(u)(k) elâ yevme ye/tîhim leyse masrûfen ‘anhum vehâka bihim mâ kânû bihi yestehzi-ûn(e)
Diyanet İşleri (Yeni)
Diyanet İşleri (Yeni)
Andolsun, biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek, o zaman da mutlaka “Onu ne alıkoyuyor?” derler. İyi bilin ki, azap onlara geleceği gün, kendilerinden bir daha uzaklaştırılmaz ve alay etmekte oldukları şey, kendilerini çepeçevre kuşatmış olur.
Mehmet Okuyan
Mehmet Okuyan
Onlardan azabı sayılı (belirli) bir süreye kadar ertelesek, mutlaka “Onu(n gelmesini) engelleyen nedir?” derler. Dikkat edin! Kendilerine azap geldiği gün, bir daha onlardan uzaklaştırılacak değildir. Alay etmekte oldukları şey, onları çepeçevre kuşatmış (olacak)tır.
Bayraktar Bayraklı
Bayraktar Bayraklı
Andolsun, eğer biz onlardan azabı sayılı bir süreye kadar ertelersek, elbette, “Onun gelmesini engelleyen nedir?” derler. Bilesiniz ki, kendilerine azap geldiği gün, bir daha onlardan uzaklaştırılacak değildir. Alay etmekte oldukları şey, onları çepeçevre kuşatmış olacaktır.
Erhan Aktaş
Erhan Aktaş
Eğer, bir ümmet¹ için azabı onlardan belli bir süreye kadar erteleyecek olursak, “Bunu engelleyen şey nedir ki?” derler. Bilesiniz ki, onlara azap geldiği gün, artık geri çevrilmez. Alaya aldıkları azap onları kuşattır.
Ahmet Akgül
Ahmet Akgül
Andolsun muayyen bir taifeye (veya belirli bir süreye) kadar onlardan azabı erteleyecek olursak; hemen hepsi birden; “Onu engelleyen nedir? (Hadi cezamızı verse ya!) ” derler. Şunu iyi bilin ki; onlara bu azabın geleceği (ve şeytani saltanatlarının devrileceği) gün (kesindir) ve bu, onlardan asla geri çevrilecek değildir. Ve alaya aldıkları şey de kendilerini çepeçevre kuşatıp (onları rezil ve zelil edecektir.)
Abdulbaki Gölpınarlı
Abdulbaki Gölpınarlı
Onların uğrayacakları azabı, mukadder bir zamana kadar geciktirirsek, bunun teahhuruna da sebep nedir derler. Bilin ki onlara azabın gelip çattığı gün o azap, artık geriye bırakılamaz ve alay ettikleri musibet, onları çepeçevre kuşatır.
Abdullah Parlıyan
Abdullah Parlıyan
Şayet azabı onlardan sayılı bir süreye kadar geciktirecek olsak, “Onu engelleyip alıkoyan nedir?” diyecekler. Bilin ki, azap onlara geldiği gün, artık kendilerinden çevrilecek değildir ve alaya aldıkları şey, onları çepeçevre kuşatmış olacaktır.
Ahmet Tekin
Ahmet Tekin
Eğer biz onlara azâbı belli bir süre ertelesek, andolsun: “Onun hemen gerçekleşmesini engelleyen nedir?” derler. Bilin ki, azap onlara geldiği gün, kendilerinden geri çevrilecek değildir. Alay edip durdukları şeylerin gücü de kendilerini abluka altına almış olacaktır, işlerini bitirecektir.
Ahmet Varol
Ahmet Varol
Onlardan azabı sayılı bir süre için geciktirsek mutlaka: "Onu alıkoyan nedir?" derler. Haberiniz olsun ki, o geldiği gün artık kendilerinden geri çevrilmez ve alaya aldıkları şey onları kuşatmış olur.
Ali Bulaç
Ali Bulaç
Andolsun, onlardan azabı sayılı bir topluluğa (veya belirli bir süreye) kadar ertelesek, mutlaka: 'Onu alıkoyan nedir?' derler. Haberiniz olsun; bunun geleceği gün, onlardan geri çevrilecek değildir ve alaya almakta oldukları şey de kendilerini çepeçevre kuşatacaktır.
Ali Fikri Yavuz
Ali Fikri Yavuz
Eğer ilerideki belirli bir müddete kadar kendilerinden azabı geciktirirsek, o vakit de muhakkak (alay tarzında) şöyle derler: “- Bu azabın inişini engelliyen nedir?” Bilsinler ki, azap onlara geleceği gün, kendilerinden çevrilecek değildir. O alay ettikleri azab da kendilerini sarmış bulunacaktır.
Bahaeddin Sağlam
Bahaeddin Sağlam
Eğer sayılı bir müddete kadar onlardan azabı geciktirsek, “Bu azabın gelmesini engelleyen nedir?” diye soracaklar. İşte azabın onlara geleceği gün, asla onlardan geri çevrilmeyecektir. Ve alaya aldıkları (azap,) onları kuşatacaktır.
Besim Atalay
Besim Atalay
Biz azabı onlardan — sayılı bir zamançin— geciktirirsek, herhalde diyecekler ki: «Nedir bunu durduran?», iyi bilin, o gelirse, onlardan geri dönecek değil, alay ettikleri şey onları saracaktır
Cemal Külünkoğlu
Cemal Külünkoğlu
Şayet azabı onlardan sayılı bir zaman/süreye kadar geciktirecek olsak: “Onu engelleyip alıkoyan nedir?” diyecekler. Bilin ki azap onlara geldiği gün, artık kendilerinden çevrilecek değildir ve alaya aldıkları şey onları iyiden iyiye kuşatacaktır.
Diyanet İşleri (Eski)
Diyanet İşleri (Eski)
And olsun ki, onların azabını sayılı bir süreye kadar ertelesek, "Onu alıkoyan nedir?" derler. Bilin ki, onlara azab geldiği gün, artık geri çevrilmez; alaya aldıkları şey onları mahvedecektir.
Diyanet Vakfı
Diyanet Vakfı
Andolsun, eğer biz onlardan azabı sayılı bir süreye kadar ertelesek, mutlaka «Onun gelmesini engelleyen nedir?» derler. Bilesiniz ki, kendilerine azap geldiği gün, bir daha onlardan uzaklaştırılacak değildir. Ve alay etmekte oldukları şey, onları çepeçevre kuşatacaktır.
Edip Yüksel
Edip Yüksel
Onlardan azabı belli bir süre için ertelesek, "Onu tutan nedir," derler. Doğrusu, onlara geldiği gün, kendilerinden geri çevrilemez ve alay ettikleri şey kendilerini kuşatacaktır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve eğer bunlardan bir kısmının göreceği azabı belli bir süreye kadar erteleyecek olursak, o zaman da "onu engelleyen nedir ki?" diyecekler. İyi bilin ki, o azap onlara geldiği gün kendilerinden geri çevrilecek değildir. Ve o alay ettikleri şey kendilerini kuşatmış olacaktır.
Elmalılı (Orijinal)
Elmalılı (Orijinal)
Ve eğer ilerideki sayılı bir müddete kadar kendilerinden azâbı te'hır edersek o vakıt da mutlak şöyle derler: onu ne men'ediyor? O, onlara geleceği gün kendilerinden çevrilecek değildir, ve o istihzâ ettikleri şey, kendilerini sarmış bulunacaktır
Hasan Basri Çantay
Hasan Basri Çantay
Andolsun ki biz kendilerinden azabı sayılı bir müddete kadar gecikdirsek mutlakaa diyeceklerdir ki: «Bunu alıkoyan (sebeb) de ne»? Haberiniz olsun ki, o bunlara geleceği gün kendilerinden döndürülecek değildir. Eğlenceye alageldikleri şey (azâb) onları çepçevre kuşatacakdır.
Hayrat Neşriyat
Hayrat Neşriyat
Ve and olsun ki onlardan azâbı sayılı bir müddete kadar ertelesek, mutlaka: “Ona (o azâbın gelmesine) mâni' olan nedir?” derler. Dikkat edin! (O azab) onlara geleceği gün, kendilerinden geri çevrilecek değildir ve kendisiyle alay etmekte oldukları (azab), onları kuşatmış olacaktır.
İlyas Yorulmaz
İlyas Yorulmaz
Eğer bu inkârlarından sonra bir takım topluluklara (hak ettikleri) azabı belirli bir vakte kadar ertelesek “Bize azap etmekten O’nu (Allah’ı) alıkoyan nedir” derler. Onlara azap geldiğinde, onlardan bu azabı savabilecek var mı? Alay ettikleri azap onları sarmıştır (mutlaka gelecektir).
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Hakkı İzmirli
Biz azabı sayılı bir zamana [⁴] kadar tehir edecek olursak onlar «— Bunu men eden nedir?» diyecekler. Haberleri olsun ki azap onlara geldiği gün [⁵] asla geri dönmeyecek, eğlenceye aldıkları azap da onları kuşatacaktır.
Kadri Çelik
Kadri Çelik
Hiç şüphesiz onların azabını sayılı bir süreye kadar ertelesek, muhakkak “Onu alıkoyan nedir?” derler. İyi bilin ki onlara azap geldiği gün, onlardan geri çevrilecek değildir ve alaya almakta oldukları şey de kendilerini çepeçevre kuşatacaktır.
Mahmut Kısa
Mahmut Kısa
Eğer Biz, isyankârlıklarından dolayı onları derhal yok etmeyip de, hak ettikleri azâbıbelirlenmiş bir vakte kadar ertelesek, bunun hikmetini hiç düşünmeden, “Onun hemen gerçekleşmesini engelleyen ne? Hani Allah kâfirlere azap edecekti? Demek tüm uyarılar, tehditler yalanmış!” diyerek alaycı bir tavırla, azâbın bir an önce gelmesini isteyecekler. Fakat şunu iyi bilsinler ki, kendilerine vaadedilen o azap gelip çattı mı, bir daha asla geri çevrilecek değildir veişte o zaman, öteden beri alay edip durdukları cehennem, kendilerini çepeçevre kuşatmış olacaktır. Fakat gel gör ki:
Mahmut Özdemir
Mahmut Özdemir
And olsun, Azab’ı onlardan sayılı bir ümmete / belirli bir süreye kadar ertelediğimizde de: -“Onu ne tutuyor?” diyorlar. Dikkat edin! Onlara gelecek olan gün, onlardan geri çevrilmiş değildir. Alay ediyor oldukları şeyler onları kuşatarak içine aldı.
Mehmet Türk
Mehmet Türk
Yemin olsun! Eğer onlardan azabı bir süreye1 kadar ertelesek, (bu defa da) kesinlikle: “Onu alıkoyan (sebep) nedir?” diyecekler. Şunu iyi bilin ki; o (azap) onlara geldiği gün (bir daha) asla geri çevrilmez ve alaya aldıkları o şey de onları, çepeçevre kuşatı(veri)r.
Muhammed Esed
Muhammed Esed
Ve ayrıca, onların (hak ettiği) azabı [tarafımızdan] belirlenmiş bir vakte kadar ertelesek 13 hemen şöyle derler: “Onun [hemen gerçekleşmesini] önleyen ne?” 14 Bilin ki, o Gün (o sözü geçen azap) onların başına geldiği zaman, onu kendilerinden uzak tutacak hiçbir güç olmayacak; ve alay edip durdukları şey onları kuşatıp bunaltacaktır. 15
Mustafa Çavdar
Mustafa Çavdar
Şayet onlardan o azabı belli bir süre ertelersek: – Onu engelleyen nedir, derler. İyi bilin ki o azap geldiği gün onu onlardan savuşturacak hiçbir güç olmayacak ve hafife aldıkları şey kendilerini çepeçevre kuşatacaktır. 16/61, 18/58- 59, 35/45
Mustafa İslamoğlu
Mustafa İslamoğlu
Ama eğer onların cezasını sayılı bir süreye[1697] ertelesek, bu kez de “Onu tutan mı var?” derler. Bakın, o gün geldiğinde, onu onlardan savuşturacak hiçbir güç olmayacak; dahası, alaya aldıkları gerçek onları çepeçevre kuşatacak.[1698]
Ömer Nasuhi Bilmen
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve andolsun ki, eğer onlardan azabı sayılı bir müddete kadar geri bırakacak olsak elbette diyeceklerdir ki: «Onu men eden nedir?» Haberiniz olsun ki, onlara geleceği gün, kendilerinden bertaraf edilecek değildir ve kendisiyle istihzâda bulundukları şey, onları ihata edecektir.
Suat Yıldırım
Suat Yıldırım
Şayet Biz kendilerine azap göndermeyi belirli bir zamana kadar ertelersek: “Bu azabı alıkoyan sebep nedir? ” derler. İyi bilin ki o azap başlarına geldiği gün, artık onlardan geriye çevrilmez ve alaya aldıkları o azap, kendilerini çepeçevre kuşatmış olur. ”
Süleyman Ateş
Süleyman Ateş
Andolsun onlardan azabı sayılı bir ümmete (belli bir süreye) ertelesek, "Onu tut(up bize gelmesine engel ol)an nedir?" derler. İyi bilin ki, o (azab) başlarına geldiği gün, bir daha onlardan geri çevrilmez ve alay ettikleri şey, kendilerini kuşatmışolur.
Süleymaniye Vakfı
Süleymaniye Vakfı
Onlara vereceğimiz azabı belli bir süre ertelesek “Onu tutan ne ki?” derler. Şunu bilin ki azap geldiği gün onlardan savılacak değildir. Hafife aldıkları o şey başlarına gelecektir.
Şaban Piriş
Şaban Piriş
Şayet azabı onlardan sayılı bir süreye kadar ertelersek:-O'nu engelleyen nedir? derler. Dikkat edin. Alay ettikleri şey onlara geldiği gün; onlardan hiç ayrılmaz ve onları çepeçevre içine alır.
Ümit Şimşek
Ümit Şimşek
Onlara göndereceğimiz azabı belirli bir zamana erteleyecek olsak, bu defa da “Onu alıkoyan ne?” derler. Heyhat! Azap başlarına geldiği gün, bir daha asla geri çevrilecek değildir; artık alaya aldıkları şey kendilerini çepeçevre kuşatmıştır.
Yaşar Nuri Öztürk
Yaşar Nuri Öztürk
Ve eğer onlardan azabı, belirlenmiş bir süreye kadar ertelesek, mutlaka şöyle diyeceklerdir: "Onu erteleyen de ne?" Gözünüzü açın, azap onlara geldiği gün, kendilerinden geri çevrilecek değildir. Ve alay edip durdukları şey, kendilerini sarmış olacaktır.
Eski Anadolu Türkçesi
Eski Anadolu Türkçesi
daħı eger girü ķoyavuz anlardan 'aźābı bir zamaña degin śaġışlanmış eyideler “ne nesene yıġar anı?” iy ol gün kim gele anlara degül girü döndürinilmiş anlardan! daħı indi anlara ol kim oldılar anı yanśularlar.
Satır Altı (1534)
Satır Altı (1534)
Daḫı eger te’ḫīr eylesevüz anlardan ‘aẕābı bir ṣayılmış vaḳta degin, ey‐dürler: Niçün te’ḫīr ider anı bilmiş oluñ ‘aẕāb geldükde anlara? Hergiz ḳaytarılmaz üstlerinden, daḫı vācib olur üstlerine ol nesne ki masḫaralıġaalurlardı.