Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4347, sondan 1890. ayet; 43. sure ve Zuhruf Suresinin 22. ayetidir. Zuhruf Suresi 22. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 46 ve toplam ebced değeri ise 1918 olarak hesaplanmıştır. Zuhruf Suresinin toplam ebced değeri 253993 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (3) bulunuyor.
Arapça Metin
بل قالوا انا وجدنا اباءنا على امة وانا على اثارهم مهتدون
Akıl ve duyu organları yoluyla bilinmesi mümkün olmayan bir varlık alanı da Allah’ın zâtı ve sıfatlarıdır. Allah’ın dilemesinin (meşîetinin) nasıl işlediğini ancak Allah bilir ve bildirir. O’ndan alınan bir bilgiye (vahye, kitaba) dayanmadan “O isteseydi biz putlara tapmazdık, şöyle veya böyle yapardık” demek, bilmeden konuşmaya örnek olmanın ötesinde bir anlam taşımaz. 22. âyetin ortaya koyduğu gerçek evrenseldir; tarihte ve günümüzde inanç ve kanaatlerin büyük bir kısmı taklide dayanır. Burada taklitten maksat, kanıt aramadan, aklını işletmeden, şüphe ve test etmeden bir otoritenin söylediklerini kabul etmek ve ona inanmaktır. Müşrik Araplar da Allah, din, putlar ve melekler gibi konulardaki bilgilerini vahiy, akıl, gözlem gibi muteber bilgi kaynaklarına değil, taklide dayandırıyorlardı. 3-28. Peygamberi inkâr etmek, onun tebliğini engellemeye çalışmak yalnızca son peygamberin mâruz kaldığı bir tepki değildir; hak dinden uzaklaşmış, şirki bir kültür mirası olarak içselleştirmiş bütün topluluklar peygamberlerine karşı bu tepkiyi göstermişlerdir. Bunun tipik bir örneği de Peygamber efendimizin hem soyundan geldiği hem de onun nesilden nesile miras bıraktığı tevhit bayrağının en kâmil mânada taşıyıcısı olduğu Hz. İbrâhim ve kavmidir. 28. âyeti, Allah’ı özne yaparak “Allah tevhid ilkesini İbrâhim’in soyundan gelenler içinde devam ettirdi” şeklinde anlayanlar da olmuştur. Hz. İbrâhim’in nesline vasiyetinden söz eden âyet bizim meâldeki tercihimizi teyit etmektedir (Bakara 2:132).
Mehmet Okuyan
Hayır! “Şüphesiz ki babalarımızı (böyle) bir din üzerinde bulduk; biz de onların izleri üzere gidenleriz.” dediler.
1- Toplum. İnsan soyu. Ümmet, toplum anlamının yanı sıra aynı tür canlı topluluğuna da verilen isimdir. Örneğin kuşlar bir ümmettir. Sözcüğün diğer bir anlamı da “yol”dur. Bu yol, amaçlanmış, hedef olarak belirlenmiş yoldur. Amaç ve inanç birliği, ortak değer yargıları ve aynı uygarlığa sahip olan insan topluluğudur. Ümmet sözcüğünün aynı zamanda din, cemaat, familya, nesil, boy, zaman gibi anlamları da bulunmaktadır.
Ahmet Akgül
Hayır; onlar: "Gerçekten atalarımızı (nasıl) bir ümmet (ve millet) üzerinde bulduk (ise) doğrusu biz de onların izleri (eserleri) istikametinde doğru sandığımıza yönelmiş kimseleriz" deyip (duruyorlar.)
Hayır, onlar sadece:
“Biz, babalarımızı, veraseten sahip oldukları bir dinî geleneği yaşarlarken, işleyen müesseseleri varken gördük. Biz de, onların izlerinde yürüyerek doğru yola girdik.” dediler.
Hayır; dediler ki: 'Gerçekten atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk ve doğrusu biz onların izleri (eserleri) üstünde doğru olana (hidayete) yönelmiş (kimse)leriz.'
Hayır (onların aklî ve naklî hiç bir delilleri yoktur, ancak) şöyle dediler: “- Biz, atalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de onların izlerince giderek hidayet buluruz.”
Hayır! (Ne bilgileri ne de kitapları var.) Sadece: “Biz, babalarımızı toplumsal bir gelenek üzere gördük ve biz ancak onların izinde gidiyoruz.” dediler.
Hayır! Onlar sadece: “Biz atalarımızı geleneksel bir inanç üzerinde bulduk; kesinlikle biz de onların izinden giderek (onlar gibi) doğru yolda kalabiliriz” diyorlar.
Bil'akis (şöyle) dediler: «Gerçek biz atalarımızı bir ümmet (bir dîn) üzerinde bulduk. Biz de hakîkaten onların izleri üstünden doğruya erdirilmişleriz».
Hayır! Tam tersine, onlar “Biz atalarımızı bu inançlar üzerinde bulduk ve onların bu inançlarını takip ederek, doğru olan yollarına ulaşıyoruz” derler.
Hayır, dediler ki: “Şüphesiz biz, babalarımızı (bizi terbiye eden âlimlerimizi) bir ümmet (din) üzerinde bulduk ve doğrusu onların izleri üzerinde (yürüyüp) doğru yolu bulmuşlarız.”
Hayır! Tek söyleyebildikleri şudur: “Biz atalarımızı belli bir inanç üzerinde bulduk ve onları hiçbir eleştiriye tâbi tutmadan, adım adım takip ediyoruz!”
1 Ümmet: Kelime olarak, ana, yol, din, cemaat, nesil anlamlarına gelir. Kur’an’da “Ümmet” kelimesi: topluluk (Kasas: 23), hayırlı adam (Nahl:120), din (Zuhruf: 22), zaman (Hûd: 8) ve anne, anlamlarında kullanılmıştır. Ümmet, herhangi bir insan grubuna uyan veya uyması istenen insan topluluğudur. Yani; bir önderin etrafında güçlü bir birlik içerisinde toplanan, belirli bir gaye için düzenli bir şekilde çalışan ve sonuçta da çeşitli insan sınıfları ve grupları üzerine hâkim olan insan toplumu demektir. Cemaatlere göre ümmet, kişilere göre “önder” gibidir.
Muhammed Esed
Hayır! Ama şöyle derler: “Biz atalarımızı (belli) bir inanç üzerinde bulduk ve ancak onların izinden giderek doğru yolu buluruz!”
Hayır söyledikleri tek şey: – Biz, atalarımızı geleneksel bir din üzerinde bulduk, biz de ancak onların izinden giderek doğru yolu bulabiliriz. 2/170, 31/21
Ama hayır! Onlar, “Atalarımızı geleneksel bir inanç üzerinde bulduk;[4385] kesinlikle biz de onların izinden giderek doğru yolu bulabiliriz” diyorlar.[4386]
Mustafa İslamoğlu Zuhruf Suresi 22. Ayet Açıklaması
[4385] Ummetin türetildiği umm, hepsi de birbirine yakın olan dört kök anlama nisbet edilir: “Asıl, kaynak, toplum ve din”. Daha sonra “soy, zaman ve maksat” anlamlarını da kazanan kelime, hem olumlu hem olumsuz olarak kullanılır. Ümmet, başta “din” olmak üzere “tür, nesil, çağ, asır” anlamlarına kullanılmıştır (Mekâyîs).
[4386] Lafzen: “dediler”.
Ömer Nasuhi Bilmen
Hayır. Dediler ki: «Şüphe yok, biz babalarımızı büyük bir tarikat üzere bulduk. Muhakkak ki, biz de onların izleri üzerinde (yürüyüp) doğru yolu bulmuşlarız.»
Hayır, sadece şunu söylemişlerdir: "Biz atalarımızı bir ümmet/bir din üzerinde bulduk; onların eserlerini izleyerek biz de doğruya ve güzele varacağız."