Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 6225, sondan 12. ayet; 112. sure ve bu surenin 4. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 5, harf sayısı 15 ve toplam ebced değeri ise 311 olarak hesaplanmıştır.
Velem yekun lehu kufuven ehad(un)
“Hiçbir şey O’na denk ve benzer değildir.”
“Onun hiçbir dengi, muadili, benzeri yoktur” anlamındaki âyet, hem ilk âyetin açıklaması hem de bütünüyle sûrenin bir özeti mahiyetinde olup Allah’ın zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde denksiz ve benzersiz olduğu şeklindeki anlamıyla ilk âyetteki “ahad”ın tefsiri gibidir. Kendisinden başka var olan her şeyi O yarattığına göre yarattıklarının O’na denk olması mümkün değildir. Nitekim bu durum muhtelif âyetlerde ifade buyurulmuştur (meselâ bk. Nahl
16:17-22; Şûrâ
42:11).
İhlâs sûresinin, Kur’an’ın üçte birine denk olduğuna dair yukarıda geçen hadisi yorumlayan âlimlerden bir kısmı, bu denkliği sûreyi okumanın sevabı, bir kısmı da konusu ve mânası yönünden değerlendirmişlerdir. İkinci görüşe göre sûre, Kur’an’ın üç temel konusundan ilki olan tevhidle alâkalı olup, bu sûrenin anlamını iyice kavrayan ve itikadını bu sûrenin öğretisi yönünde oluşturan bir kimse Kur’an’ın tevhid ve akaid bölümünü de kavrayıp benimsemiş olur. Gazzâlî Cevâhiru’l-Kur’ân isimli eserinde (s. 47-48) özetle şu hususlara işaret eder: Kur’an’daki bilgiler ana hatlarıyla Allah hakkında bilgi (mârifetullah), âhiret bilgisi ve doğru yol bilgisi olmak üzere üçe ayrılır. İhlâs sûresi bunlardan ilkini, yani mârifetullah ve tevhid konusunu ihtiva etmektedir. Kur’an’daki diğer hükümler bu sûredeki tevhid temeline dayandığı için sûre Kur’an’ın üçte birine denk görülmüştür. Belirtilen öneminden dolayı İhlâs sûresi tefsir kitaplarında muhtelif yönleriyle ele alınıp incelendiği gibi felsefeden tasavvufa kadar çeşitli ilim dallarında da meşhur âlimler tarafından sûre üzerinde pek çok müstakil tefsir vb. çalışmalar yapılmış; ayrıca sûre üzerine tezler de hazırlanmıştır (bilgi ve örnekler için bk. Emin Işık, “İhlâs Sûresi”, DİA, XXI, 538).
3,4. O, doğurmamış ve doğurulmamıştır. Hiçbir şey O'na denk değildir.[822]
[822] Allah’ı takdis ve O’nu tesbih hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 441-446.
Hiçbir şey O'nun dengi değildir.
“Hiçbir şey (hiçbir kimse ve hiçbir şekilde), O’na denk olmamıştır (ve zaten olması imkânsızdır.)
Ve ona, bir tek eşit ve benzer olamaz, yoktur.
Hiçbir şey O'na denk ve benzer olamaz. O hiçbir şeye benzetilemez
“Zâtında, sıfatlarında, fiillerinde, O'na denk, eş ve benzer olabilecek hiçbir varlık mevcut değildir.”
Hiç bir şey O'nun dengi değildir.
Ve hiç bir şey O'nun dengi değildir.
Hiç bir şey de, O'na denk olmamıştır.
Hiç kimse (hiçbir şey,) O’nun eşi, benzeri değildir.
Hiçbir şey, (hiçbir konuda) O'na denk (ve benzer) değildir.
Hiçbir şey O'na denk değildir.
1, 2, 3, 4. De ki: O, Allah birdir. Allah sameddir. O, doğurmamış ve doğmamıştır. Onun hiçbir dengi yoktur.
Samed, hiçbir şeye muhtaç olmayan, aksine her şey kendisine muhtaç olan demektir.
"Hiçbir kimse de O'na denk değildir."
O 'na bir denk de olmadı.
Hiçbir şey Onun dengi (ve benzeri) değildir.
“Ve O'na hiçbir şey denk olmamıştır!”(2)
(2) “Kesretli tabaka olan avam (halk) tabakası şundan hisse-i fehmi (anladığı): ‘Cenâb-ı Hakk, peder ve veledden ve akrandan ve zevceden (eşten) münezzehtir (uzaktır).’ Daha mutavassıt (vasat, orta) bir tabaka, şundan: ‘Îsâ Aleyhisselâm’ın ve melâikelerin ve tevellüde mazhar(doğan) şeylerin ulûhiyetini nefyetmektir (ilâh oluşunu reddetmektir).’ (...) İşte cismâniyete mahsus veled ve vâlidi (çocuk ve babayı) nefyetmekten murâd ise, veled ve vâlidi ve küfüvvü (dengi) bulunanların, nefy-i ulûhiyetleridir (ilâhlıklarını reddetmektir) ve ma‘bûd olmaya (ibâdet edilmeye) lâyık olmadıklarını göstermektir. Şu sırdandır ki, Sûre-i İhlâs herkese, hem her vakit fâide verebilir. Daha bir parça ileri bir tabakanın hisse-i fehmi: ‘Cenâb-ı Hakk mevcûdâta (varlıklara) karşı tevlid ve tevellüdü(doğurma ve doğmayı) işmâm edecek (hissettirecek) bütün râbıtalardan (bağlardan) münezzehtir. Şerîk ve muînden (ortak ve yardımcıdan) ve hemcinsten müberrâdır (uzaktır). Belki mevcûdâta karşı nisbeti, Hallâkıyettir (yaratıcılıktır). اَمْرِكُنْ فَيَكُونْ (Sâdece ‘Ol!’ demesiyle îcâd eden bir emir) ile, irâde-i ezeliyesi ile, ihtiyârı ile îcâd eder. Îcâbî ve ızdırârî (mecbûriyet ve zarûret altında olarak) ve sudûr-ı gāyr-ı ihtiyârî(irâdesi dışında bir şeyler yapmak) gibi münâfî-i kemâl (kemâline aykırı) herbir râbıtadan münezzehtir.’ Daha yüksek bir tabakanın hisse-i fehmi: Cenâb-ı Hakk ezelîdir, ebedîdir, evvel ve âhirdir. Hiçbir cihette ne Zât’ında, ne sıfâtında, ne ef‘âlinde (işlerinde) nazîri (benzeri), küfüvvü (dengi), şebîhi (benzeri), misli, misâli, mesîli yoktur.” (Zülfikār, 25. Söz, 41)
Hiçbir kimse, O nun dengi ve benzeri olmamıştır.
O/nun hiçbir eşi de yoktur.
Hiç bir şey O'nun dengi değildir.
Hiç kimse ve hiçbir şey, ne zâtında, ne de sıfatlarında O’na denk değildir. Kudret O’nundur, yücelik O’nundur, büyüklük O’nundur. Emrine itaat edilecek, hükmüne boyun eğilecek tek otorite O’dur.”
Hiçbir kimse O’na denk de olmadı”.
Hiç bir şey de Ona denk olamaz.1
1 Bu sûre; İslâm’ın temel akidesini beyan eden, Hıristiyanlığın bütün inanç sistemini eleştiren ve ona mukabil tevhit sisteminin ana ölçülerini koyan bir sûredir. Hadislerdeki pek çok rivâyette Peygamberimiz, bu sûrenin Kur’an’ın üçte birine eşit olduğunu belirtmişlerdir. (Buharî, Müslim, Ebû Davud, Neseî, Tirmizî, İbnu Mâce)
ve hiçbir şey O'na denk tutulamaz.” 2
Hiçbir şey ve hiçbir kimse de O’na denk ve benzer olmamıştır. 2/21...24, 2/165, 6/1, 19/65, 42/11
Ve hiçbir şey O’na asla denk ve benzer olmamıştır.[5939]
[5939] Zımnen: Ne zâtında, ne sıfatlarında, ne fiillerinde. Ehad, ilk âyette olumlu bu âyette olumsuz kullanılmıştır. Birincisi tahsis, buradaki tamim (genellik) içerir. İlki Allah için, bu sonuncusu ise Allah’tan başka her şey için kullanılmıştır.
«Ve O'na hiç bir şey denk (mümasil) olmamıştır.»
Ne de herhangi bir şey O'na denk oldu.
Hiçbir şey O'nun dengi olmamıştır.
O’na denk bir şey yoktur."
Hiç kimse de O'na denk olamaz.
Hiçbir şey Ona denk olmamıştır.
Hiç kimse O'nun dengi ve benzeri olmamıştır, olamaz!
daħı olmadı anuñ beñdeş kimse.
Özine kimesne beñzemez, özi daḫı kimseye beñzemez.
Onun heç bir tayı-bərabəri (bənzəri) də yoxdur!”
And there is none comparable unto Him.
And there is none like unto Him.(6300)*
6300 This sums up the whole argument and warns us specially against Anthropomorphism, the tendency to conceive of Allah after our own pattern, an insidious tendency that creeps in at all times and among all peoples.