Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1615, sondan 4622. ayet; 12. sure ve Yusuf Suresinin 19. ayetidir. Yusuf Suresi 19. ayetinin kelime sayisi 17, harf sayısı 77 ve toplam ebced değeri ise 5549 olarak hesaplanmıştır. Yusuf Suresinin toplam ebced değeri 497284 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (14) ل (9) ر (5) bulunuyor.
Arapça Metin
وجاءت سيارة فارسلوا واردهم فادلى دلوه قال يا بشرى هذا غلام واسروه بضاعة والله عليم بما يعملون
Bir kervan gelmiş, sucularını suya göndermişlerdi. Sucu kovasını kuyuya salınca, “Müjde! Müjde! İşte bir oğlan!” dedi. Onu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar. Oysa Allah, onların yaptıklarını biliyordu.
Diyanet İşleri (Yeni) Yusuf Suresi 19. Ayet Tefsiri
Konunun akışından anlaşıldığına göre Yûsuf’un atıldığı kuyu, ticaret kervanlarının geçtiği yol üzerinde bulunuyordu. Nitekim 10. âyette geçen, “Onu kuyunun dibine atın da geçen kervanlardan biri onu alsın” cümlesi de bunu açıkça gösterir. Yûsuf’un kuyudaki durumuna bakıldığında, kuyunun kuraklık sebebiyle suyunun çekilmiş olduğu ve onun burada hayatını etkilemeyecek kadar kısa bir süre kaldığı anlaşılmaktadır.
“Onu bir ticaret malı olarak sakladılar” cümlesindeki saklayanların kimler olduğu hakkında farklı iki görüş vardır: ☼a) Onu saklayanlar, su almaya gelenlerdir. Onu kervandaki diğer arkadaşlarından saklamışlar ve el altından değersiz bir bedelle satmışlardır. ☼b) Kardeşleri Yûsuf’un kendi kardeşleri olduğunu saklamışlardır. Yani onu kuyuya attıktan sonra gitmemişler, o yörede beklemişler, kervanın sucuları Yûsuf’u çıkardığında onun kendi köleleri olduğunu iddia etmişler, Yûsuf da korkusundan ses çıkaramamış, böylece onu köle olarak kervanın adamlarına düşük bir bedelle satmışlardır (Râzî, XVIII, 106).
Kanaatimizce Hz. Yûsuf’u bir ticaret malı olarak saklayanlar kardeşleri değil, kuyudan onu çıkaran kervancı ile yanındaki arkadaşlarıdır. Zira kardeşleri onu kuyuya attıktan sonra gömleğini kana bulayıp babalarının yanına dönmüşlerdi.
Mehmet Okuyan
Bir kervan gelmiş ve sucularını (kuyuya) göndermişler, o da kovasını (kuyuya) salmıştı. (Yusuf’u görünce) “Aa, müjde! İşte bir erkek çocuk!” demişti. Onu bir ticaret için saklamışlardı. Allah onların yaptıklarını bilendir.
Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler, kovasını sarkıttı: “Müjde” dedi, “İşte bir erkek çocuk!” Onu ticaret için sakladılar. Halbuki Allah onların ne yaptıklarını biliyordu.
Ve bir kervan geldi. Sucularını gönderdiler. Kovasını sarkıtan, “Müjde! Burada bir çocuk var” dedi. Satmak için onu yanlarına aldılar. Allah, yapmak istedikleri şeyi çok iyi biliyordu.
(Derken) Bir yolcu-kafilesi gelmiş, sucularını, (kuyuya su almak için) göndermişlerdi. O da kovasını sarkıtınca; “Hey müjde, bu bir çocuk!” demişti. Ve onu (kuyudan çıkarıp) ‘ticaret konusu bir mal’ olarak tutup saklayıvermişlerdi. Oysa Allah yapmakta olduklarını (ve bu işin nereye varacağını) Bilendi. (Çünkü onlara gereken en yakın yerleşim merkezine haber vermekti.)
Derken bir yolcu kafilesi geçerken kuyudan su almak için birini yollamışlardı, o da kovasını kuyuya salınca müjde diye bağırmıştı, burada bir genç var ve onu çıkarıp bir ticaret malı gibi gizlemişlerdi; Allah'sa onların yaptıklarını biliyordu.
Derken bir kervan çıkageldi ve sucularını su kuyusuna gönderdiler, o da kovasını suya saldı ve “Müjdeler olsun, ne güzel kısmet” diye bağırdı. “Güzel bir oğlan çocuğu bu.” Ve böylece kervandakiler, Yûsuf'u bir ticaret malı gibi sakladılar. Allah onların her yaptığını adım adım biliyordu.
Bir kervan gelmiş, sakalarını-sucularını, kuyuya su almaya göndermişlerdi. Su kovasını dibe saldığında, Yûsuf'u görünce:
“Hey, müjde! İşte bir erkek çocuk!” dedi. Onu ticaret malı olarak gizleyip korudular. Allah onların ne yapacaklarını biliyordu.
Bir kervan geldi. Sucularını gönderdiler. O da (kuyuya) kovasını sarkıttı. "Müjde! Bu bir oğlan" dedi. Onu bir ticaret malı gibi sakladılar. Oysa Allah onların yaptıklarını biliyordu.
Bir yolcu-kafilesi geldi, sucularını (kuyuya su almak için) gönderdiler. O da kovasını sarkıttı. 'Hey müjde... Bu bir çocuk.' dedi. Ve onu (kuyudan çıkarıp) 'ticaret konusu bir mal' olarak sakladılar. Oysa Allah, yapmakta olduklarını bilendi.
(Mısır'a gitmekte olan) bir yolcu kafilesi gelip sucularını kuyuya gönderdiler. Sucu kovasını sarkıttı, “ay müjde! bu bir erkek çocuk” dedi. Onu satıp ticaret yapmak için gizlediler. Allah ise, ne yapacaklarını biliyordu.
Ve bir kervan geldi. Sucularını kuyuya gönderdiler. Sucu, kovayı kuyuya sarkıtınca: “Müjde, işte bir çocuk!” dedi. Onu köle olarak satmak üzere gizlediler. Hâlbuki Allah, onların ne yaptıklarını çok iyi biliyordu.
Bir kervan geçiyordu, sucuların gönderdiler, kovasını salladı «Müjde ola, işte size bir oğlan» diyerekten bağırdı, bir mal gibi onu sakladılar, Allah bilir ne yaptığın onların
Daha sonra bir kafile geldi, sucularını su almak için (kuyuya) gönderdiler. Adam kovasını kuyuya sarkıtınca (Yusuf kovaya sımsıkı yapıştı, kovanın Yusuf'la dışarı çıktığını gören adam): “Hey müjde! İşte size bir oğlan çocuğu” dedi. Kafiledekiler onu bir ticaret malı olarak (başkalarına) satmak üzere sakladılar. Oysa Allah onların ne yaptıklarını biliyordu.
Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler; sucu kovasını kuyuya saldı, "Müjde! İşte bir oğlan" dedi. Yusuf'u alıp onu ticari bir mal olarak sakladılar. Oysa Allah yaptıklarını bilir.
Bir kervan geldi ve sucularını (kuyuya) gönderdiler, o da (gidip) kovasını saldı, (Yusuf'u görünce) «Müjde! İşte bir oğlan!» dedi. Onu bir ticaret malı olarak sakladılar. Allah onların yaptıklarını çok iyi bilir.
Oradan geçmekte olan bir kervan, sucularını gönderdi, kovasını sarkıtınca: "Müjde, burada bir erkek çocuğu var!," dedi. Onu ticari bir mal olarak sakladılar. ALLAH onların yaptıklarını biliyordu.
Daha sonra bir kafile gelmiş, sucularını da göndermişlerdi. Vardı, kovasını kuyuya saldı, "Müjde hey, müjde! İşte bir çocuk!" dedi. Ve onu satılık bir mal olarak gizleyip korudular. Allah ise onların ne yapacaklarını biliyordu.
Öteden bir kafile gelmiş, sucularını göndermişlerdi, vardı koğasını saldı, â... müjde bu bir gulâm dedi ve tuttular onu ticaret için gizlediler, Allah ise biliyordu ne yapacaklar
Bir yolcu kaafilesi gelib sakalarını (kuyu başına) yolladılar, o da kofasını saldı. «A, müjde, dedi, işte bir civan»! Onu bir ticâret malı gibi sakladılar. Allah ise ne yapacaklarını pek a'lâ bilici idi.
Derken (Mısır'a giden) bir kafile gelip sucularını (kuyuya) gönderdiler (o) da kovasını saldı. (Aşağıdaki Yûsuf'u gördü ve:) “Hey, müjde! Bu bir erkek çocuk!” dedi. Onu bir ticâret malı olarak sakladılar. Hâlbuki Allah, onların ne yapacaklarını hakkıyla bilendir.
(Yusuf’u attıkları kuyunun yanına) Bir kervan gelip konaklamış ve sulama ile görevli adamlarını kuyudan su çıkarmaya göndermişlerdi. Kuyuya sarkıp baktıklarında, Yusuf’u görmüşler ve “Yaşasın bir oğlan çocuğu” diyerek satacakları eşyalar arasına koyup esir almışlardı. Allah onların yaptıklarını bilendir.
Kuyu başına bir kervan kondu, sakalarını kuyuya gönderdiler. Saka kovasını kuyuya sarkıttı. «Müjde! İşte bir çocuk» dedi. Onlar [⁴] ticaret metaı olmak üzere onu başkalarından gizlediler. Allah onların yaptıklarını hakkıyle bilir.
İsmail Hakkı İzmirli Yusuf Suresi 19. Ayet Açıklaması
[4] Yolcular veya haber alan kardeşleri.
Kadri Çelik
Bir kervan geldi, sucularını (su almak için kuyuya) gönderdiler. Sucu kovasını (sudan) çekince (kovayla birlikte Yusuf'un kuyudan çıktığını gördüğünde), “Müjde! Bu genç bir oğlan!” dedi. Yusuf'u alıp onu bir ticaret sermayesi olarak sakladılar. Oysa Allah yaptıklarını bilendi.
Şam diyârından Mısır’a doğru gitmekte olan bir kervan, Yûsuf’un atıldığı kuyuya yakın bir yere gelip konakladı. Kervan sahipleri, her zamanki gibi su görevlisini kuyuya gönderdiler. Su görevlisi, kuyunun başına gelip kovasını daldırdı. Kuyunun içinde bir çocuk olduğunu görünce, “Yaşasın! Mısır’da köle olarak satabileceğimiz bir erkek çocuk bu!” diye sevinçle bağırdı. Sonra onu kervan sahiplerinin yanına getirdi. Böylece kervancılar, Yûsuf’u ailesine teslim etmek yerine, onu satmak amacıyla, onu köle kabul edip sakladılar. Oysa Allah, ne çirkin bir iş yaptıklarını gâyet iyi biliyordu.
Derken, bir kervan geldi; sucusunu gönderdiler; kovasını sarkıttı.
-“Heyy müjde! Bu bir oğlan çocuk!” dedi.
Onu bir ticarî emtia olarak sakladılar.
Ne işliyorlarsa, Allah bilmektedir.
(Bir süre sonra kuyunun civarına) bir kervan geldi ve sucularını (kuyuya) gönderdiler. O da kovasını (kuyuya) sarkıtınca: “Hey, Müjde! Bu(rada) bir çocuk (var).” dedi. Ve onu bir ticaret malı olarak esir aldılar. Oysa Allah, onların (ne) yapacaklarını çok iyi biliyordu.
VE BİR KERVAN çıkageldi; 19 (kervancılar) sucularını (su kuyusuna) gönderdiler; onlardan biri kovasını kuyuya salıyordu ki [orada Yusuf'u gördü] ve: “Ne kısmet!” 20 diye bağırdı, “Bir oğlan çocuğu bu!” Ve böylece kervancılar o'nu, satmak niyetiyle yanlarına aldılar. Oysa, Allah yaptıklarını (adım adım izliyor ve) biliyordu.
Ve bir kervan geldi. Sucularını kuyuya gönderdiler. Sucu kovasını kuyuya saldı; “Hey müjde, bu bir erkek çocuğu!” dedi. Onu satmak için gizlediler. Allah ise ne yapacaklarını çok iyi biliyordu. 13/9-10, 67/13
BERİ yandan, bir kervan geldi[1840] ve sucularını suya gönderdi; kovasını kuyuya salmasıyla (gördüğü karşısında) bağırması bir oldu: “Â, ne kısmet! Bir oğlan çocuğu bu!” Onu ticarî bir mal olarak satmak üzere yanlarında gizlediler; oysa Allah ne yaptıklarını/yapacaklarını çok iyi bilendi.
Ve bir yolcu kâfilesi geldi, sucularını gönderdiler, hemen kovasını salıverdi. «Ey, müjde! Bu genç bir köle,» dedi ve O'nu bir sermaye olarak sakladılar. Allah Teâlâ ise onların yapacaklarını tamamen bilicidir.
(Gelelim Yusuf'a) Öteden bir kafile gelmiş, sucularını kuyuya göndermişlerdi. Saka vardı, kovasını sarkıttı. “A müjde! müjde! işte bir civan! ” dedi. Sucu ile yanındakiler, onu ticaret malı olarak satmak niyetiyle, kafilede olanlara onu bildirmeyip gizlediler. Ama Allah Teâlâ, onların ne yapacaklarını pek iyi biliyordu!
Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler,(o da gidip kuyuya) kovasını sarkıttı: "Müjde, dedi, işte bir oğlan!" Onu ticaret için sakladılar, halbuki Allah, onların ne yaptıklarını biliyordu.
Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler. Kovasını suya sarkıttı. “Ne mutlu bana! İşte bir oğlan çocuğu!” diye haykırdı. Yusuf’un kardeşleri satılık köle olsun diye gerçeği gizlediler. Allah onların ne yaptıklarını biliyordu.
Bir kervan geldi. Sucularını gönderdiler. Kuyuya kovayı saldı. “Müjde, bir çocuk!” dedi. Onu satmak için gizlediler. Allah ise ne yapacaklarını çok iyi biliyordu.
Derken bir kafile geldi. Sucularını gönderdiler; kovasını daldırdı. “Müjde, bir erkek çocuk!” dedi. Ve onu satmak üzere sakladılar. Allah ise onların ne yaptığını biliyordu.
Bir yolcu kafilesi gelmişti. Sucularını gönderdiler. O da kovasını sarkıttı. "Müjde! Bu bir oğlan!" diye haykırdı. Ticaret maksadıyla onu sakladılar. Allah ne yaptıklarını çok iyi biliyordu.