Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1617, sondan 4620. ayet; 12. sure ve Yusuf Suresinin 21. ayetidir. Yusuf Suresi 21. ayetinin kelime sayisi 32, harf sayısı 138 ve toplam ebced değeri ise 12163 olarak hesaplanmıştır. Yusuf Suresinin toplam ebced değeri 497284 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (23) ل (19) ر (7) bulunuyor.
Arapça Metin
وقال الذي اشتريه من مصر لامراته اكرمي مثويه عسى ان ينفعنا او نتخذه ولدا وكذلك مكنا ليوسف في الارض ولنعلمه من تأويل الاحاديث والله غالب على امره ولكن اكثر الناس لا يعلمون
Onu satın alan Mısırlı kişi, hanımına dedi ki: “Ona iyi bak. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz.” İşte böylece biz Yûsuf’u o yere (Mısır’a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. Allah, işinde galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
Diyanet İşleri (Yeni) Yusuf Suresi 21. Ayet Tefsiri
Yüce Allah’ın yardımı ve himayesi sayesinde Hz. Yûsuf tehlikelerden kurtularak Mısır’ın ileri gelen devlet adamlarından birinin evine köle olarak yerleşti. Bazı kaynaklarda onu satın alan şahsın, Mısır kralının maliye nâzırı veya Mısır (Menfîs) şehrinin valisi ve muhafız askerlerin kumandanı Potifar olduğu bildirilmektedir (Tekvîn, 37:36, 39:1; İbn Âşûr, XII, 245). Kur’an bu zatı ismiyle değil, “el-azîz” unvanıyla anar (Yûsuf 12:30, 51). İleride yüksek bir makama getirilecek olan Hz. Yûsuf da aynı unvanla anılacaktır (Yûsuf 12:78). Bu durum, “el-azîz” sıfatının Mısır’da yüksek bir resmî unvan olduğunu ifade eder. “el-Azîz” kelimesinin sözlük anlamı da “kudretli ve itibarlı kimse” demektir. Hz. Yûsuf, bu üst düzey yöneticinin hizmetinde kaldığı süre zarfında devlet yönetimiyle ilgili bilgi ve deneyimini geliştirmiştir. Aziz’in, Hz. Yûsuf hakkında karısına söylediklerine bakılırsa, onu gördüğü andan itibaren zekâ ve kabiliyetini sezdiği ve onun gelecekte büyük işler yapabileceği kanaatine vardığı anlaşılır. Bu sebeple ona köle muamelesi değil, evlât muamelesi yapmıştır.
Kaynakların bildirdiğine göre Aziz’in karısının adı Zelîha veya Züleyha’dır. Yahudiler ona Raîl derler (Kurtubî, IX, 158; İbn Kesîr, IV, 306; İbn Âşûr, XII, 245; Ömer Faruk Harman, “Yûsuf”, İFAV Ans., IV, 507). “... ve bunu olayların yorumunu öğretelim diye de yaptık” meâlindeki cümle, Hz. Yûsuf’un devlet yönetimine ait konularda eğitimden geçirildiğine işaret eder. En azından imkânları bol, görgülü ve kültürlü bir ortamda kalmakla devlet yönetimine ait bilgi ve deneyimi artmış, siyasi ve idari birikim kazanmıştır.
Mehmet Okuyan
Mısır’da onu satın alan kişi, hanımına şöyle demişti: “Ona değer ver (güzel bak)! Belki bize yararı olur veya onu evlat ediniriz.” İşte böylece kendisine (rüyadaki) olayların yorumunu öğretmemiz için Yusuf’u o yere (Mısır’a) yerleştirmiştik. Allah işinde üstündür. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Hz. Yusuf’u köle pazarından satın alan Aziz’in bu sözü daha sonraki dönemlerde Hz. Musa’yı nehirden alan Firavun’un hanımının dilinden de dökülmüştür. Demek ki peygamberlerin başına gelen bu türden olaylarda da büyük benzerlikler söz konusuydu. Ayet için bkz. Kasas 28:9.,Aslında Hz. Yusuf’un yaşadığı bu olay onun toplumsal hayatta savrulmasına neden olacak bir durumda olmasına rağmen Yüce Allah çok önemli bir planın gereği olarak şehrin yöneticisi konumundaki kişinin onu satın almasını ve evlatlık edinmesini sağlamıştır. Demek ki Hz. Yusuf’un hayat akışında Yüce Allah’ın müdahaleleri yaşanmıştı; nitekim daha sonra ele alınacak olan onun Maliye Bakanlığı görevinde de benzer bir durum söz konusu olmuştur.
Bayraktar Bayraklı
Onu satın alan Mısırlı, hanımına, “Ona iyi bak, belki bize yararı dokunur ya da onu evlât ediniriz” dedi. Böylece biz Yûsuf'a o yerde güzel bir imkân verdik ki ona olayların yorumunu öğretelim. Allah, emrini yerine getirendir, fakat insanların çoğu bilmezler.
Onu satın alan Mısırlı, hanımına: “Ona iyi bak, bize faydası olabilir, belki de onu evlat ediniriz.” dedi. Böylece Yûsuf'u oraya yerleştirdik ve ona kimi hadislerin¹ yorumunu da öğrettik. Allah, takdir ettiğini yapandır. Ancak insanların çoğu bunu bilmezler.
Onu satın alan bir Mısırlı (Aziz,) karısına: "Onun yerini üstün tut (ona güzel bak), umulur ki bize yararlı olabilir ya da onu evlat ediniriz" demişti. Böylelikle Biz, Yusuf'u yeryüzünde (Mısır'da) yerleşik kıldık. Ona sözlerin (ve düşlerin) yorumundan (olan bir bilgiyi) öğrettik. Allah, (her işinde, takdirinde ve) emrinde galip olandır, ancak insanların çoğu gerçeği bilmeyen (cahil ve gafillerdir).
Mısır halkından olup onu satın alan kişi, karısına, buna izzetle muamele et, umarım ki bize faydası dokunur, yahut da onu evlat ediniriz demişti. İşte Yusuf'u, Mısır'da böylece yerleştirdik de ona rüya yormasını öğrettik ve Allah, yaptığı işte üstündür daima, fakat insanların çoğu, bunu bilmez.
Ve onu satın alan Mısırlı adam karısına, “O'na iyi bak” dedi. “Belki bize yararı olur. Kaldı ki, evlatlık edinebiliriz onu.” Böylece Yûsuf'a o ülkede iyi bir yer sağladık ki, ona olayların içyüzüne ve gerçek anlamına dair bir kavrama öğretelim diye. Allah şüphesiz istediğini yapmaya güç yetirendir. Fakat insanların çoğu bu gerçeği bilmiyorlar.
Onu satın alan Mısırlı, eşine:
“Onu konağa yerleştir, izzet ikramda bulun, güzel ağırla. Umulur ki bize faydası olur. Ve onu kendimize oğul ediniriz.” dedi. Böylece o ülkede, Yûsuf'a makam, mevki, güç ve itibar hazırladık. Ona, meselelerin, olayların tahlilini, ilmî esaslara dayalı yorumunu, doğacak sonuçları hesap edebilmeyi, akıl yürütmeyi, rüyaların tâbirini öğrettik. Allah'ın, planını icra etmeye gücü kudreti yeter. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
Mısır'da onu satın alan kişi hanımına: "Buna iyi bak! Olur ki bize yarar sağlar yahut kendisini evlat ediniriz" dedi. Böylece Yusuf'u (o) yere yerleştirdik ki, kendisine rüyaların yorumunu öğretelim. Allah emrinde galibdir (mutlak güç ve irade sahibidir), ancak insanların çoğu bilmez.
Onu satın alan bir Mısır'lı (aziz,) karısına: 'Onun yerini üstün tut (ona güzel bak), umulur ki bize bir yararı dokunur ya da onu evlat ediniriz' dedi. Böylelikle biz, Yusuf'u yeryüzünde (Mısır'da) yerleşik kıldık. Ona sözlerin yorumundan (olan bir bilgiyi) öğrettik. Allah, emrinde galib olandır, ancak insanların çoğu bilmezler.
Mısır halkından Yûsuf'u satın alan (vezir), karısına şöyle dedi: “- Bunun yerini iyi yap, kendisine güzel bak, umulur ki, bize bir faydası dokunur, yahut onu evlâd ediniriz.” İşte, Yûsuf'u böylece Mısır memleketine yerleştirdik ve ona rüyaların tâbirini öğrettik. Allah, emrinde galibdir, (iradesi geri çevrilemez) fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
Mısır’dan onu satın alan kişi, hanımına: “Ona güzelce bak! Bize faydası olabilir veya onu evlat ediniriz” dedi. İşte böylece, yeryüzünde Yusuf’a imkân sağladık. (Ki Mısır’da peygamberlikle görevlendirelim) ve ona olayların tevilini öğretelim. Şüphesiz Allah, istediğini yapmaya güç yetirendir. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.
Bir Mısırlı satın aldı Yusuf'u, karısına dedi ki: «Bunu iyi bakasın, belki, bizlere faydası ola, ya da oğullanırız», böylelikle Yusuf'u Mısır'da yerleştirdik, ona, sözlerin tevilin öğrettik, Allahın buyrumu yerine gelir, insanların pek çokları bilmezler
Onu satın alan Mısırlı adam karısına: “Ona güzel bak, umulur ki bize bir yararı dokunur ya da (durumuna göre) onu evlat ediniriz” dedi. İşte bu şekilde biz, Yusuf'u o yere (Mısır'a) yerleştirdik. Ona olayların doğru yorumunu öğrettik. Zira Allah, emrini yerine getirmeye kadirdir. Fakat insanların çoğu (bunu) bilmez.
Hz. Yusuf’u satın alan adamın, o günkü Mısır’ın Maliye Bakanı Kıtfir olduğu ve hanımın adının Züleyha olduğu söylenmektedir. Yusuf’un serüveni Tevrat’ta, Tekvin bölümünde de anlatılmaktadır. Kenan ülkesinde yaşayan Yusuf’un İbranice ’deki adı Yosaf’dır. Hz. Yusuf bu olayla ailesinden aldığı terbiyenin yanında medeniyetin zirvede olduğu bir memlekette seçkin bir ailenin yanında iyi bir eğitim ve öğretim imkânı bulmuştur.
Diyanet İşleri (Eski)
Mısır'da onu satın alan kimse karısına: "Ona güzel bak, belki bize faydası olur yahut ta onu evlat ediniriz" dedi. Biz işte böylece Yusuf'u o yere yerleştirdik; ona, rüyaların nasıl yorumlanacağını öğrettik. Allah, işinde hakimdir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
Mısır'da onu satın alan adam, karısına dedi ki: «Ona değer ver ve güzel bak! Umulur ki bize faydası olur. Veya onu evlât ediniriz.» İşte böylece (Mısır'da adaletle hükmetmesi) ve kendisine (rüyadaki) olayların yorumunu öğretmemiz için Yusuf'u o yere yerleştirdik. Allah, emrini yerine getirmeye kadirdir. Fakat insanların çoğu (bunu) bilmezler.
Tefsirlerdeki rivayete göre Hz. Yusuf’u himayesine alan bu zat Mısır’ın maliye bakanı idi. O, Hz. Yusuf’un zekâ ve kabiliyetini sezmiş, bu yüzden ileride kendisinden devlet işlerinde yararlanabileceğini düşünmüştü. Ayrıca son derece sevimli bir çocuk olan Hz. Yusuf’u evlât edinebileceklerini söylemişti. Çünkü çocukları yoktu.
Edip Yüksel
Onu Mısır'da satın alan kişi, karısına, "Ona iyi bak, olur ki bize yararı dokunur, ya da onu evlat ediniriz," dedi. Böylece Yusuf'u yeryüzünde yerleştirip ona rüyaların yorumunu öğretiyorduk. ALLAH işini sonuçlandırandır; fakat halkın çoğu bunu bilmez.
Onu satın alan Mısırlı, eşine dedi ki: "Buna güzel bak. Bize faydalı olabilir, ya da evlat ediniriz." Yusuf'u böylece oraya yerleştirdik. Ona rüyaların tabirini de öğrettik. Allah emrinde galiptir. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
Mısırdan onu satın alan ise haremine dedi ki: buna güzel bak, umulur ki bize faidesi olacaktır, yâhud evlâd ediniriz, bu suretle Yusüfü orada yerleştirdik; hem de ona hâdisatın mealini istihraca dair ılimler öğretelim diye, öyleya Allah, emrine galibdir velâkin insanların ekserisi bilmezler
Onu satın alan bir Mısırlı, karısına dedi ki: «Bunun makaamını (indimizde) şerefli tut. Umulur ki bize fâidesi olur. Yahud onu evlâd ediniriz», işte Yuusufu böylece arz (-ı Mısır) da yerleşdirdik ve ona rü'yâların ta'bîrini öğretdik. Allah emrinde (haakim ve) gaalibdir. Fakat insanların çoğu (bunu) bilmezler.
Onu satın alan Mısır'lı (vezir) ise, karısına: “Onun makamını şerefli tut (ona iyi bak)! Olur ki bize faydası dokunur veya onu evlâd ediniriz” dedi.(1) Böylece Yûsuf'u o yerde (Mısır'da) yerleştirdik (ki adâletle hükmetsin), bir de ona rüyâların ta'bîrini öğretelim(diye böyle yaptık).(2) Allah ise, emrinde galibdir (dilediği herşeyi yapar); fakat insanların çoğu bilmezler.
(1)İbn-i Mes‘ûd (ra) der ki: “İnsanların en ferâsetlisi üç kişidir: Birisi, esir pazarında Hz. Yûsuf(as)’ın kıymetini bir bakışta anlamakla Azîz-i Mısır; birisi, koyunlarını bir kez sulamakla Hz. Mûsâ (as)’ın kadrini fark eden ve ‘Babacığım! Onu ücretle tut!’ diyen ve ileride onunla evlenmesi kendisine nasîb olan Hz. Şuayb (as)’ın kızı; diğeri de Hz. Ömer (ra)’ı kendi yerine halîfe bırakmakla Hz. Ebû Bekir (ra)”dır. (Râzî, c. 9:18, 112)(2)“Sûre-i Yûsuf’un mühim bir esâsı, rüyâ-yı Yûsufiye olduğu gibi,*وَجَعَلْناَ نَوْمَكُمْ سُباَتاً[Uykunuzu da bir dinlenme kıldık!] âyeti misillü (gibi) çok âyetlerle, rüyâda ve nevmde (uykuda) perdeli olarak ehemmiyetli hakīkatler var olduğunu gösterir. (...) Hadîs-i sahih ile, nübüvvetin (peygamberliğin)kırk cüz’ünden bir cüz’ü nevmde rüyâ-yı sâdıka (doğru çıkan rüyâ) sûretinde tezâhür etmiş (görünmüş). Demek rüyâ-yı sâdıka hem haktır, hem nübüvvetin vezâifine (vazîfelerine) taalluku (alâkası) var. (...) Uyku nasıl ki avam için rüyâ-yı sâdıka cihetinde bir mertebe-i velâyet (evliyâlık mertebesi) hükmündedir; öyle de umum (herkes) için, gāyet güzel ve muhteşem bir sinema-i Rabbâniyenin seyrangâhıdır (seyir yeridir). Fakat güzel ahlâklı, güzel düşünür. Güzel düşünen, güzel levhaları görür. Fenâ ahlâklı fenâ düşündüğünden, fenâ levhaları görür. Hem herkes için, âlem-i şehâdet (gördüğümüz bu âlem) içinde, âlem-i gayba (göremediğimiz âleme) bakan bir penceredir. Hem mukayyed (sınırlı) ve fânî insanlar için, sâha-i ıtlak (serbest bir saha) bir meydan ve bir nevi‘ (bir çeşit) bekāya mazhar ve mâzî ve müstakbel(geçmiş ve gelecek ise) hâl (şimdiki zaman) hükmünde bir temâşâgâhtır (seyir yeridir).” (Mektûbât, 28. Mektûb, 195-197)
İlyas Yorulmaz
Şehirde Yusuf’u satın alan, karısına dedi ki “Onun için kalacak iyi bir yer hazırla, belki bize (ilerde) faydası dokunur veyahut da onu evlat ediniriz” dedi. Böylece Yusuf’a sözlerin nasıl yorumlanacağını (sonuç çıkarılacağını) öğretmek için, yeryüzünde kalacağı iyi bir mekâna yerleştirmiş olduk. Allah bütün işleri dilediği gibi sonuçlandırandır. Fakat insanların çoğu bunu bilmiyor.
Onu satın alan Mısırlı biri karısına «— Ona iyi bak, olabilir ki bize faydası dokunur veya onu oğul ediniriz» dedi. Bunun gibi [⁶] biz Yusuf/u Mısır toprağında mevki sahibi kıldık. Ona rüya tabirini de öğrettik. Allah fermanında [⁷] galiptir, fakat birçok nâs onu bilmez.
İsmail Hakkı İzmirli Yusuf Suresi 21. Ayet Açıklaması
[6] Ölümden, kuyudan kurtardığımız, satın alan kimsenin kalbine muhabbet verdiğimiz gibi.[7] İradesi yerine gelir. Emrini tevkif edecek yoktur.
Kadri Çelik
Mısır'da onu satın alan kimse karısına, “Onun yerini yüce tut, belki bize faydası olur yahut da onu evlat ediniriz” dedi. Biz işte böylece Yusuf'u, kendisine (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye o yere yerleştirdik. Allah, işinde üstündür, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
Onu satın alan Mısırlı, kralın önde gelen vezirlerinden biriydi. Yûsuf’u alıp sarayına götürdü ve karısına dedi ki: “Ona iyi bak, en güzel şekilde yetişmesi için hiçbir fedâkârlıktan kaçınma. Çok zeki ve yetenekli bir çocuğa benziyor, belki bize ileride faydası olur, yahut onu kendimize evlat ediniriz.” İşte böylece Biz,Yûsuf’ao ülkedegüzel bir ortam hazırladık verüyadagörülen olayları yorumlama ve meselelerin içyüzüne vâkıf olma bilgisini ona öğretmek için, kendisini katımızdan bir ilhâm ile destekledik. İşte Allah, irâdesini yerine getirmekte böylesine güçlüdür; ne var ki, insanların çoğu bunu bilmezler.
Mısır’dan / Şehir’den, onu satın alan kimse karısına dedi ki:
-“Ona güzel bak!
Umulur ki bize yarar sağlar veya onu evlad ediniriz”.
Olaylar’ın yorumundan ona öğretelim diye Yûsuf’u Arz’da / Ülke’de güçlü konuma böyle getirdik.
Allah kendi işine galiptir; ama İnsanlar’ın çoğu bilmez”.
Mısır’da onu satın alan kişi karısına: “(Bu çocuğa) iyi bak, belki bize bir yararı dokunur, belki de onu evlât ediniriz.” dedi. Böylece Biz, Yûsuf’u, kendisine olayların açıklanmasına dâir (ilimler) öğretelim1 diye oraya yerleştirdik. Allah ne yapacağını çok iyi bilir, fakat insanların çoğu bilmezler.
1 Âyetin bu bölümü, “Yûsuf’u oraya, kendisine rüya yorumuna dâir ilimler öğretelim diye yerleştirdik…” şeklinde de tercüme edilebilir.
Muhammed Esed
Ve o'nu satın alan Mısırlı adam, 21 karısına: “Ona iyi bak;” dedi, “belki bize yararı olur; kaldı ki, evlatlık da edinebiliriz o'nu”. Böylece, Yusuf'a o ülkede iyi bir yer sağladık; [bunu yaptık]ki, o'na olayların iç yüzüne, gerçek anlamına dair bir kavrayış öğretelim. 22 İşte, Allah edip-eylediği işlerde böyle galiptir; ne var ki, insanların çoğu bunu bilmez.
Mısır’da Yusuf’u satın alan kimse, hanımına dedi ki; “Ona iyi bak; belki bize faydası dokunur ya da onu evlat ediniriz.” Böylece biz Yusuf’u oraya yerleştirdik. Ona rüyaların ve olayların yorumunu öğrettik. Allah takdir ettiği her işi gerçekleştirir, fakat insanların çoğu bunu bilmez. 28/8-9
Ve onu satın alan Mısırlı adam karısına dedi ki: “Ona iyi bak! Bakarsın bize yararı dokunur; ya da onu evlat edinebiliriz.” İşte böylece Yusuf için o ülkede sağlam bir zemin hazırladık. Yine (bu şekilde) ona olayların doğru yorumunu öğrettik.[1842] Zira Allah murad ettiği işi başarıyla sonuçlandırandır; ve fakat insanların çoğu bunu bilmemektedir.
Mustafa İslamoğlu Yusuf Suresi 21. Ayet Açıklaması
[1842] Aynı terkibin kullanıldığı 6. âyetin ilgili notuna bkz.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve O'nu satın alan Mısırlı, refikasına dedi ki: «O'nun mevkine güzelce riâyet et. Umulur ki, bize faideli olacaktır veya O'nu evlad ediniriz.» Ve işte Yusufu öylece Mısır'da yerleştirdik ve hem de O'na rüyaların tâbirini öğretelim diye. Ve Allah Teâlâ, emri üzerine galiptir velâkin nâsın ekserisi bilmezler.
Mısır'da Yusuf'u satın alan vezir, hanımına: “Ona güzel bak! ” dedi, “Belki bize faydası dokunur, yahut onu evlat ediniriz! ” Böylece Yusuf'un o ülkede yerini sağlamlaştırdık, ona imkân verdik ve bu cümleden olarak, ona rüyaların yorumunu öğrettik. Allah Teâlâ iradesini yerine getirmekte her zaman mutlak galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler. {KM, Tekvin 10, 6; Keza 39. bölüm}
Tevrat ve Talmud’a göre onu satın alan, kıraliyet muhafız alay komutanı idi. Hanımının adı Talmud’a göre Zeliha idi. İleride Hz. Yusuf ile evlenmesi şeklindeki bilginin, ne Kur’ân’da, ne İsrail rivayetlerinde esası yoktur ve bir peygamberin, fuhşa teşebbüs eden biri ile evlenmesi düşünülemez. Yusuf’un aileden gelen eğitim ve dindarlığı olmakla birlikte ilahî hikmet, medeniyetin en ileri olduğu bir ülkede, en seçkin bir ailenin evladı olarak, ona iyi bir öğrenim imkânı verdi.
Süleyman Ateş
Onu satın alan Mısır'lı (hazine bakanı Kıtfir), karısı(Zeliha'y)a: "Ona iyi bak, belki bize yararı dokunur, ya da onu evlad ediniriz!" dedi. Böylece biz Yusuf'a o yerde güzel bir imkan verdik ki ona düşlerin yorumunu öğretelim. Allah, buyruğunu yerine getirendir, ama insanların çoğu bilmezler.
Onu Mısır’da (kervancılardan) satın alan kişi karısına şöyle dedi: “Bunu değerli bir konumda tut; işimize yarayabilir ya da evlat ediniriz.” Böylece Yusuf’u o ülkede iyi bir yere yerleştirdik ki ona olayları nasıl yorumlayacağını öğretelim. Allah işinin üstesinden gelir ama insanların çoğu bunu bilmezler.
Mısır'da onu satın alan kimse, karısına: -Ona güzel bak, belki bize faydası olur veya onu evlat ediniriz, dedi. Yusuf'u biz, oraya böyle yerleştirdik. Ona olayların yorumunu öğrettik. Allah, işinde hakimdir fakat insanların çoğu bunu bilmez
Mısır'da onu satın alan kişi hanımına dedi ki: “Ona güzel bak. Belki bize bir faydası dokunur, yahut onu evlât ediniriz.” Yusuf'u böylece ülkede yerleştirdik. Ve ona rüya tabirini öğrettik. Allah, işlerini kendi dilediği gibi yapar; lâkin insanların çoğu bunu bilmez.
Onu satın alan Mısırlı, karısına şöyle dedi: "Ona iyi bak, kendisine güzel bir yer hazırla. Bize yararı dokunabilir. Belki de evlat ediniriz onu." İşte bu şekilde biz Yûsuf'a yeryüzünde imkân verip o toprağa yerleştirdik ki, ona olayların/haberlerin yorumunu öğretelim. Allah, kendi emrine Gâlib'dir/kendi emrine hükmeder. Ama insanların çokları bilmiyorlar.
Daḫı eyitdiler ol kişiler ki Yūsufı ṣatun almış idi Mıṣr şehrinden ‘avratınaki Zelīḫā idi: Yūsufı yaḫşı bisle, ola ki bir gün bize yaraya, yā özini oġulidinevüz, didi. Anuñ gibi berkitdük Yūsuf ḥükmini yir yüzinde, daḫı ög‐retmeg‐içün özine düşler te’vīlini. Tañrı Ta‘ālā ġālibdür emrine, lākin çoḳ kişi‐ler bilmezler.