Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3261, sondan 2976. ayet; 28. sure ve Kasas Suresinin 9. ayetidir. Kasas Suresi 9. ayetinin kelime sayisi 18, harf sayısı 67 ve toplam ebced değeri ise 6456 olarak hesaplanmıştır. Kasas Suresinin toplam ebced değeri 399353 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طسم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (1) م (2) bulunuyor.
Arapça Metin
وقالت امرات فرعون قرت عين لي ولك لا تقتلوه عسى ان ينفعنا او نتخذه ولدا وهم لا يشعرون
Firavun’un karısı şöyle dedi: “Bana da, sana da göz aydınlığı (bir çocuk)! Sakın onu öldürmeyin. Belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz.” Oysaki onlar (olacak şeylerin) farkında değillerdi.
Hz. Mûsâ’nın annesine yapılan vahiy muhtemelen peygamberlere yapılan vahiy değil, seçkin kulların kalbine doğan ilham anlamındadır. Sıkı bir şekilde uygulanan bu katliamdan Mûsâ’yı kurtarması için Allah tarafından annesine, onu bir süre emzirmesi, çocuğun hayatının tehlikeye düştüğünü hissettiği anda onu bir sandukaya koyup Nil nehrine bırakması ilham edilmiş, bunun üzerine annesi hiç tereddüt etmeksizin Mûsâ’yı nehre bırakmıştı. Çünkü Allah ona, “Korkup kaygılanma, biz onu sana geri döndüreceğiz ve onu peygamberlerden biri yapacağız” diye ilham etmişti. Nitekim sonunda ilâhî takdir tecelli etmiş, Firavun ailesi, İsrâiloğulları’na yapmış olduğu zulmün karşılığı olarak ileride kendilerine düşman ve üzüntü sebebi olacak bebeği Nil kıyısında bularak Firavun’a getirmişlerdir. Âyette Firavun ve beraberindekilerin gerek Allah’a karşı nankörlüklerinin gerekse İsrâiloğulları’na uyguladıkları zulmün yanlışlığına, dolayısıyla Hz. Mûsâ’nın ileride bunlara karşı vereceği mücadeleye işaret edilmektedir. Yüce Allah Mûsâ’nın korunup kollanması ve kendi gözetiminde yetiştirilip olgunlaşması için onu katından bir sevgi ile kuşatmış, kezâ ona karşı insanların kalbine de sevgi yerleştirmiştir (bk. Tâhâ 20:39). Bundan dolayı Firavun’un eşi Asiye (Râzî, XXIV, 228), çocuğun hayatına kıyılmaması ve kendisinde kalması için Firavun’a ricada bulunmuş; “O, senin ve benim göz aydınlığımız, muradımız olsun!” diyerek bir sevinç ve mutluluk kaynağı olduğuna işaret ettikten sonra ondan faydalanabilecek veya onu evlât edinebileceklerini söyleyip kocasını razı etmiştir. “Onlar işin farkında değillerdi” cümlesi Firavun ve adamlarının ileride Hz. Mûsâ sebebiyle başlarına gelecek olanları bilmediklerine işaret etmektedir (Razî, XXIV, 229).
Mehmet Okuyan
Firavun’un hanımı (Asiye, Musa’yı görünce) “(Bu bebek) benim için de senin için de göz aydınlığı (olabilir); onu öldürmeyin! Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz.” demişti. Oysa onlar (işin sonunun) farkına varmamışlar(dı).
Hz. Musa nehirden alınınca Firavun’un hanımı olan Hz. Âsiye bunu göz aydınlığı vesilesi edinmişti. Yüce Allah Tahrîm 66:11’de Hz. Âsiye’yi müminlere örnek göstererek, onun sağlam duruşunun örnek alınması gerektiğine dikkat çekmektedir.,Firavun’un hanımının bu sözü Hz. Yusuf’u köle pazarından satın alan Aziz’in sözlerine benzemektedir. Ayet için bkz. Yûsuf 12:21.
Bayraktar Bayraklı
Firavun'un karısı çocuğu sandıktan çıkarınca, “Bana da, sana da göz bebeği olacak. Onu öldürmeyiniz; belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz” dedi. Halbuki onlar, işin sonunu sezemiyorlardı.
Ve Firavun'un karısı: “Bana ve sana göz aydınlığı olsun. Onu öldürmeyin, belki bize yararı olur. Veya onu evlat ediniriz.” dedi. Onlar, olacakların ayırdında değillerdi.
Firavun'un karısı dedi ki: (Bu çocuk) 'Benim için de, senin için de bir göz bebeği (ve evimizin şenliği olabilir) ; onu öldürmeyin; umulur ki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz.' Oysa onlar (başlarına geleceklerin) farkında değillerdi.
Firavun'un karısı dedi ki: Senin de gözünü aydınlatır bu, benim de, öldürme bunu, umarım ki bize faydası dokunur, yahut da evlat ederiz onu kendimize ve onların, hiçbir şeyden haberleri yoktu.
Ve Firavun'un karısı, sepette çıkan çocuğu görünce eşine: “Bu çocuk hem benim, hem de senin için neşe kaynağı olabilir” dedi. “O'nu öldürmeyin, belki bize faydası dokunur, yahut O'nu evlat edinebiliriz!” ve tabii ki bunları konuşurken, olacak olanlardan haberleri yoktu.
Firavun'un karısı, sandığın içinden bir erkek çocuk çıkınca, kocasına:
“Benim de, senin de gözün aydın olsun. Mutluluk vesilesi geldi. Onu öldürmeyin. Belki bize faydası dokunur, ya da, onu kendimize oğul ediniriz.” dedi. Halbuki onlar, Mûsâ'nın eliyle sonlarının getirileceğini düşünemiyorlar, sezemiyorlardı.
Firavun'un karısı dedi ki: "Benim için de senin için de bir göz nuru! Onu öldürmeyin. Olur ki bize bir yararı olur veya onu evlat ediniriz." Oysa onlar (işin) farkında değillerdi.
Firavun'un karısı dedi ki: 'Benim için de, senin için de bir göz bebeği; onu öldürmeyin; umulur ki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz.' Oysa onlar (başlarına geleceklerin) farkında değillerdi.
Firavun'un hanımı (çocuğu görünce kocasına) dedi ki: “-Göz bebeği, bana ve sana! Onu öldürmeyin, olur ki bize faydası dokunur, yahut kendisini çocuk ediniriz.” Onlar işin farkında değillerdi (helâklerinin bu çocuk yüzünden olacağını bilmiyorlardı).
Ve Firavunun hanımı: “Bu, bana da sana da bir göz nurudur. Sakın onu öldürmeyin. Belki bize faydalı olur veya onlar farkına varmadan onu evlat ediniriz.” dedi.
Firavun'un karısı: «Bu çocuk hem sana, hem dahi bana göz aydınlığıdır, bunu öldürmeyiniz, bizlere faydası dokunabilir, ya da oğul ediniriz» demiş idi kocasına, onlar bilmiyorlardı
Firavun 'un (kendisinden çocuğu olmayan) karısı (sandıkta bir çocuk olduğunu görünce kocasına) şöyle dedi: “Bana da sana da göz aydınlığı (bir çocuk)! Sakın onu öldürmeyin! Belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz.” Hâlbuki onlar (işin sonunun) farkında değillerdi.
Firavun'un karısı: "Benim de senin de gözün aydın olsun! Onu öldürmeyiniz, belki bize faydalı olur yahut onu oğul ediniriz" dedi. Aslında işin farkında değillerdi.
Firavun'un karısı (sepetin içinden erkek çocuk çıkınca kocasına:) Benim ve senin için göz aydınlığıdır! Onu öldürmeyin, belki bize faydası dokunur, ya da onu evlât ediniriz, dedi. Halbuki onlar (işin sonunu) sezemiyorlardı.
Firavun'un karısı (sepetin içinden çocuk çıkınca kocasına), "İkimizin de gözü aydın! Onu öldürmeyin, belki bize faydası dokunur, ya da onu evlad ediniriz" dedi. Halbuki onlar işin sonunu sezemiyorlardı.
Fir'avnın karısı dedi ki: «Benim için de, senin için de bir göz bebeği! Onu öldürmeyin. Olur ki bize fâidesi dokunur, yahud onu bir evlâd ediniriz». Halbuki onlar (işin) farkında değillerdi!
Ve Fir'avun'un hanımı: “(Bu çocuk) benim için de, senin için de bir göz aydınlığı! Onu öldürmeyin! Belki bize faydası dokunur, ya da onu evlâd ediniriz” dedi. Hâlbuki onlar(işin) farkında değillerdi.(1)
(1)İbn-i Abbâs (ra)’dan rivâyet edilir ki: “Fir‘avun’un hanımı: ‘(Bu çocuk) benim için de, senin için de bir göz aydınlığı!’ deyince Fir‘avun: ‘Bu senin için öyle, benim buna ihtiyâcım yok!’ dedi.Bundan dolayı Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm: ‘Kendi Zâtına yemin edilen Allah’a yemin ederim ki Fir‘avun da hanımı gibi onun kendisi için göz aydınlığı olacağını söyleseydi, Allah hanımını hidâyete erdirdiği gibi, onu da hidâyete erdirirdi!’ diye buyurdular.” (Râzî, c.12:24, 229)
İlyas Yorulmaz
Firavunun karısı ”Seninde benimde gözümüz aydın olsun, o çocuğu öldürme ki bize yardımı dokunur ve onu evlat ediniriz” demişti. Onlar (Allah’ın kendileri için ne hazırladığını) bilmiyorlardı.
Firavunun karısı Firavun/a dedi ki «— Bu çocuk bana ve sana göz aydınlığı olsun, onu öldürmeyin. Olabilir ki bize faydası dokunur veya onu oğul ediniriz». Onlarsa işin farkında değillerdi.
Firavun'un karısı dedi ki: “Benim için de senin için de bir göz aydınlığıdır! Onu öldürmeyin; umulur ki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz.” Oysa onlar (başlarına geleceklerin) farkında değillerdi.
Firavunun hanımı kucağındaki bebeği eşine göstererek, “Bu şirin çocuk, hem benim hem de senin için sevinç kaynağı olabilir!” dedi, “Ne olur onu öldürmeyin; belki ileride bize faydası dokunur; yâhut onu evlat ediniriz.” Firavun, karısının ricasını kıramadı. Böylece çocuğu alıp saraya götürmeye karar verdiler. Onlar bütün bunları yaparlarken, aslında ilâhî plânın bir parçası olduklarının farkında değillerdi.
Firavun’un karısı:
-“Benim ve senin gözümüz aydın olsun!
Onu öldürmeyin!
Belki bize yararlı olur veya onu evlat ediniriz” dedi.
Oysa onlar farkında değildi.
Firavun’un karısı (kocasına): “(Bu) benim de senin de gözünü aydınlatacak1 (bir çocuk), sakın onu öldürmeyin, belki bize faydası dokunur ya da onu evlât ediniriz,” dedi. Hâlbuki onlar (başlarına geleceklerin) farkında değillerdi.
1 (قُرَّتُ عَيْنٍ) mecâzî bir ifâde olup; neşe kaynağı, göz bebeği, göz nûru, göz aydınlığı gibi anlamlara gelir.
Muhammed Esed
Ve Firavun'un karısı, (Firavun'a): “[Bu çocuk] hem benim hem de senin için neşe kaynağı [olabilir]!” dedi, “Onu öldürmeyin; belki bize faydası dokunur; yahut o'nu evlat edinebiliriz!” Ve [pek tabii, bunları konuşurken, olacak olanlardan] haberleri yoktu.
Firavun’un hanımı: – Bu çocuk hem benim hem de senin için bir sevinç kaynağı. Ne olur onu öldürmeyin belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz, dedi. Oysa onlar işin nereye varacağının farkında değillerdi. 26/18
Firavun’un karısı “İşte, benim için de senin için de bir göz aydınlığı!” dedi, “Onu öldürmeyin; bakarsın bize bir yararı dokunur ya da onu evlatlık edinebiliriz.” Ama berikiler, (olacakların) asla farkında değildiler.
Ve Fir'avun'un refikası dedi ki: «Benim için ve senin için bir göz aydınlığı. Bunu öldürmeyiniz. Umulur ki bize faideli olacaktır veya O'nu oğul ediniriz. Onlar ise farkında olamıyorlardı.
Firavun'un hanımı onu sandıktan çıkarınca, kocasına: “Bana da, sana da neşe kaynağı olacak sevimli bir çocuk! Öldürmeyin onu, olur ki bize fayda sağlar, bakarsın biz onu evlat da ediniriz” diyordu. (Kendileri açısından, yanlış bir iş yaptıklarının) farkında değillerdi.
Son cümledeki zamir Firavun ailesine ait olabileceği gibi genel olarak insanlar, özellikle saray mensuplarına da ait olabilir. Bu son ihtimale göre, maksatları şu idi: “Halk, işin farkına varmaz, bizim çocuğumuz sanırlar.”
Süleyman Ateş
Fir'avn'ın karısı (çocuğu sandıktan çıkarınca): "Bana da, sana da göz bebeği (olacak, çok sevimli bir çocuk). Onu öldürmeyin, belki bize yararı dokunur, ya da onu evlad ediniriz." dedi. (Onu almakla hata ettiklerini) anlamıyorlardı.
Firavun’un karısı dedi ki; “Bu benim için de senin için de bir göz bebeği olabilir. Onu öldürmeyin, belki işimize de yarar, belki de onu evlat ediniriz.” Hiçbiri işin farkında değildi.
Firavun'un Karısı:-Benim de senin de gözün aydın olsun. Onu öldürmeyin, belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz, dedi. Oysa onlar işin farkında değillerdi.
Firavun'un hanımı “Senin de, benim de gözümüz aydın!” dedi. “Onu öldürme; bakarsın bize bir faydası dokunur, yahut onu evlât ediniriz.” Onlar o sırada hiçbir şeyin farkında değillerdi.(3)
(3) Firavunun hanımı, 66:11’de iman edenlere örnek olarak gösterilen mü’min bir hanım idi.
Yaşar Nuri Öztürk
Firavun'un karısı şöyle dedi: "Benim için de senin için de bir göz aydınlığıdır bu. Öldürmeyin onu, bize yararı olabilir, yahut onu çocuk ediniriz." Onlar işin farkında olmuyorlardı.
Daḫı eyitdi Fir‘avn ‘avratı: Göz aydınlıġıdur baña ve saña, didi.Öldürme anı, ola kim bize yaraya, yā anı oġul idinevüz. Daḫı anlar bilmez‐ler‐idi özlerine düşman olaçaġın.