Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3262, sondan 2975. ayet; 28. sure ve Kasas Suresinin 10. ayetidir. Kasas Suresi 10. ayetinin kelime sayisi 17, harf sayısı 67 ve toplam ebced değeri ise 4017 olarak hesaplanmıştır. Kasas Suresinin toplam ebced değeri 399353 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طسم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (1) س (1) م (5) bulunuyor.
Arapça Metin
واصبح فؤاد ام موسى فارغا ان كادت لتبدي به لولا ان ربطنا على قلبها لتكون من المؤمنين
Mûsâ’nın anasının kalbi bomboş kaldı. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik, neredeyse bunu açıklayacaktı.
Öte yandan Mûsâ’nın annesinin üzüntüden aklı başından gitmiş, ne olup bittiğinden haber alamadığı için dehşete kapılmıştı. Haber almak için gösterdiği telâş sebebiyle neredeyse durumu ifşa edecekti, fakat Allah gönlünü pekiştirdi, ona sabretme gücü verdi ve sonunda çocuğuna kavuşacağı inancında karar kıldı. Anne, kızına gelişmeleri uzaktan takip etmesini söylemişti. O da hemen nehrin kenarında kardeşinin peşine düşmüş, Firavun’un adamlarına hissettirmeden, Mûsâ’nın Firavun’un sarayına götürülüşünü izlemişti.
Firavun’un hanımı çocuğa sütanne aramaya başladı; ancak Allah Teâlâ izin vermediği için Mûsâ saraya getirilen kadınlardan hiçbirinin memesini emmedi. Bu hususun 12. âyette, “Biz önceden onun, başka sütanne kabul etmesini engellemiştik” şeklinde ifade buyurulması, olayın tesadüfî bir gelişme olmayıp ilâhî irade tarafından özel olarak planlandığını göstermektedir. Durumu öğrenen ablası emzikli bir kadın olarak “annesini” tavsiye etti; teklifi kabul edildi ve Mûsâ emzirilmek üzere annesine iade edildi (Tevrat’a göre Mûsâ’yı nehirde bulan ve onu emzirmesi için annesine veren, Firavun’un kızıdır; bk. Çıkış, 2:5). Emzirme süresi bitince Mûsâ tekrar Firavun ailesine teslim edildi. Firavun, kendi ailesi içinde büyütülüp yetiştirilen çocuğun kendi yolundan gidecek ve ona mutluluk verecek bir evlât olacağını düşünmüştü. Genellikle ilgi ve eğitim bu sonucu verebilirdi, fakat Allah, Mûsâ vasıtasıyla Firavun’un zulmüne son vermek istiyordu ve sonunda O’nun muradı gerçekleşti.
Mehmet Okuyan
Musa’nın annesinin kalbi korku dolmuştu. İnanıp güvenenlerden olması için kalbine dayanıklılık vermemiş olsaydık neredeyse işi açığa vuracaktı.
Musa'nın annesi ise, (yavrusunun yokluğundan) yüreği boşluk içinde sabahladı. Eğer mü'minlerden olması için kalbi üzerinde (sabrı ve dayanıklılığı) pekiştirmemiş olsaydık, neredeyse onu(n durumunu ve saraydaki çocuğun kendi evladı olduğunu) açığa vuracak (ve çocuğu ele verecekti).
Bu arada Musa'nın annesi, yüreği acıyla dolup taşarak sabahı etti, öyle ki Allah'ın vaadine inananlardan olması için, kalbini güçlendirip yatıştırmasaydık, az daha saraya alınan O çocuğun, kendi evladı olduğunu açığa vuracaktı.
Mûsâ'nın annesinin kalbi, gönlü, zihni bomboş, sabahı sabah etti. Eğer biz, va'dimize inananlardan olması için onunla kalben râbıta kurmamış, iradesini güçlendirmemiş olsaydık, kesinlikle onu ele verecekti.
Musa'nın annesinin yüreği (çocuğundan başka bütün düşüncülerden) boş oldu. Eğer (vaadimize) inananlardan olması için kalbini pekiştirmiş olmasaydık neredeyse onu açığa vuracaktı.
Musa'nın annesi ise, yüreği boşluk içinde sabahladı. Eğer mü'minlerden olması için kalbi üzerinde (sabrı ve dayanıklılığı) pekiştirmemiş olsaydık, neredeyse onu(n durumunu) açığa vuracaktı.
Mûsa'nın anasının kalbi, evlâd derdinden başka her şeyden boş olarak sabahladı. Eğer vaadimizi tasdik edenlerden olması için kalbine sabır vermeseydik, az kalsın onu açığa vuracaktı (bu çocuk benimdir, diyecekti).
Ve Musa’nın annesinin gönlü boş bulundu. Bize inananlardan olması için onun kalbine sebat vermiş olmasaydık, nerede ise onun kendi evladı olduğunu açıklayacaktı.
Musa'nın annesi, gönlü bomboş (olarak) sabaha kadar oğlunu düşündü. Eğer biz, vaadimize inananlardan olması için kalbini (sabırla) iyice pekiştirmemiş olsaydık, (saraya alınan çocuğun) kendi oğlu olduğunu açığa vuracaktı.
Musa'nın annesi, gönlü bomboş sabahı etti, oğlundan başka bir şey düşünemiyordu. Allah'ın vaadine iyice inanması için kalbini pekiştirmeseydik, neredeyse saraya alınan çocuğun kendi oğlu olduğunu açığa vuracaktı.
Musa'nın anasının yüreğinde yalnızca çocuğunun tasası kaldı. Eğer biz, (vâdimize) inananlardan olması için onun kalbini pekiştirmemiş olsaydık, neredeyse işi meydana çıkaracaktı.
Musa'nın anasının yüreği (tasadan) bomboş kalıverdi. Eğer biz, (vaadimize) inananlardan olması için onun kalbini pekiştirmemiş olsaydık, neredeyse işi meydana çıkaracaktı.
Musânın anası — yüreği (evlâdından başka bir şeyden) bomboş olarak — sabahladı. Eğer (Allahın vadine) inananlardan olması için kalbine (sabr-ü sükûn ile) rabıta vermeseydik az daha onu mutlak açığa vuracakdı.
Mûsâ'nın annesinin gönlü ise, (çocuğundan başka herşeyden) bomboş olaraksabahladı. Eğer (va'dimize) inananlardan olması için kalbini (sabırla) takviye etmiş olmasaydık, nerede ise onu(n kendi çocuğu olduğunu) açığa vuracaktı.(2)
(2)“Hâlis (sâfî) muhabbet, fıtrat-ı insâniyede (insanın yaratılışında) ve umum vâlidelerde dercedilmiştir. İşte bu hâlis muhabbete tam ma‘nâsıyla vâlidelerin şefkatleri mazhardır.Vâlideler o sırr-ı şefkat ile, evlâdlarına karşı muhabbetlerine bir mükâfât, ve bir rüşvet istemediklerine ve taleb etmediklerine delil; rûhunu, belki saâdet-i uhreviyesini (âhiret saâdetini) de onlar için fedâ etmeleridir.” (Lem‘alar, 17. Lem‘a, 139)
İlyas Yorulmaz
Musa’nın annesi, kalbi boş ve üzüntülü olarak sabahladı. Eğer biz onun kalbini sakinleştirmeseydik neredeyse inananlardan olduğunu açığa çıkaracaktı.
Musa/nın anası bu hali duyunca kalbi bomboş oldu, [³] biz onun vâdemize iman getirenlerden olması için kalbine vahiy bağlamasaydık [⁴], az kaldı işi meydana çıkaracaktı [⁵].
İsmail Hakkı İzmirli Kasas Suresi 10. Ayet Açıklaması
[3] Yani Musa'dan başka bir şey düşünmüyordu veya aklı başından gitti.[4] Vahyimize iman etmeyi hatırlatmasaydık da sabır vermeseydik.[5] Dehşetinden veya sevincinden «o, benim oğlumdur» diyecekti.
Kadri Çelik
Musa'nın annesinin kalbi, (kendisine yapılan vahiy nedeniyle her türlü hüzün ve kederden) arınmış olarak sabahladı. Eğer müminlerden olması için kalbini pekiştirmemiş olsaydık, neredeyse onu (Musa'nın durumunu) açığa vuracaktı.
Bu arada Mûsâ’nın annesi, bütün gece yavrusunu düşünmüş, gönlü bomboş bir hâlde sabahlamıştı. O kadar üzülmüştü ki, eğer vaadimize olan inancını sonuna kadar canlı tutması için yüreğine dayanma gücü bahşetmemiş olsaydık, onun kendi çocuğu olduğunu az kalsın açığa vuracaktı.
Mûsa’nın anasının yüreği bomboş olarak sabahladı.1 Eğer Biz (sözümüze) inananlardan olması için onun kalbini pekiştirmemiş2 olsaydık, neredeyse işi açığa vuracaktı.
1 Yani; meraktan çıldıracak oldu, gönlü acıyla dolup taşarak sabahladı, hayretten ve dehşetten gönlüne hiç bir şey girmiyordu. 2 Konu ile ilgili olarak Bk. (Âlu İmrân: 200)
Muhammed Esed
Bu arada, Musa'nın annesi yüreği acıyla dolup taşarak sabahı etti; öyle ki, eğer [sözümüze olan] inancını sonuna kadar canlı tutması için 10 yüreğini iyice güçlendirmemiş olsaydık o'nun kim olduğunu az kalsın açığa vuracaktı. 11
Musa’nın annesinin aklı başından gitti. Eğer biz, vaadimize güvenen birisi olması için onun kalbini güçlendirip pekiştirmeseydik az kalsın çocuğun kendisine ait olduğunu söyleyecekti. 28/13
Bu arada Musa’nın annesi, gönlü onun acısıyla dolu olarak[3376] sabahladı. Öyle ki, (vaadimize) inanıp güvenenlerden biri olması için kalbini sımsıkı pekiştirmiş olmasaydık,[3377] az kalsın onun kimliğini açığa vuracaktı.
Mustafa İslamoğlu Kasas Suresi 10. Ayet Açıklaması
[3376] Lafzen: “gönlünde (onun acısından başkasına) yer kalmaksızın..”
[3377] Bu şekildeki çevirimiz için bkz: 9:61, not 74 ve krş: 12:64. el-Mu’minînin, Allah’ın kalbe sımsıkı pekiştirdiği iman sahibi için kullanılması, bizim bu kalıpla ellezine âmenû arasındaki farkı izah sadedinde Nisâ 136’ya düştüğümüz notu destekler mahiyettedir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Mûsa'nın validesinin kalbi bomboş olarak sabahladı. Eğer inananlardan olsun diye O'nun kalbine bir rabıta vermese idik az kaldı onu açığa vuracaktı.
Mûsâ'nın annesi, çocuğunun Firavun'un eline geçtiğini öğrenince aklı başından gitti, onun dışındaki her şeyi unuttu. Eğer, Biz vâdimize inananlardan olması için kalbine sabır kuvveti vermeseydik, neredeyse işi açığa vuracak, gidip çocuğa sahip çıkacaktı.
Musa'nın annesinin gönlü bomboş sabahladı (meraktan çıldıracak oldu). Eğer biz, (va'dimize) inananlardan olması için onun kalbini iyice pekiştirmemiş olsaydık, neredeyse işi açığa vuracaktı.
daħı oldı göñli mūsā anasınuñ fārıġ ya'nį boş bayıķ yaķın oldı kim belürde-y-idi anı eger degül misse kim baġladuķ göñli üzere ya'nį śabr tā ola inanıcılardan.