Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1824, sondan 4413. ayet; 15. sure ve Hicr Suresinin 22. ayetidir. Hicr Suresi 22. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 64 ve toplam ebced değeri ise 2893 olarak hesaplanmıştır. Hicr Suresinin toplam ebced değeri 179814 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (15) ل (6) ر (2) bulunuyor.
Arapça Metin
وارسلنا الرياح لواقـح فانزلنا من السماء ماء فاسقيناكموه وما انتم له بخازنين
Bu âyet-i kerimede, rüzgârların hem bitkilerin tozlaşmasındaki oynadığı role hem de bulutları sürükleyerek meydana getirdiği aşılamaya işaret edilmektedir.
Bitkileri aşılayan rüzgârlar, canlıların su ihtiyaçlarını karşılayan yağmurlar da O’nun hazinelerinden gelen nimetlerdir. Rüzgâr esmese aşılanma olmaz, yağmur yağmasa canlılar su bulamaz ve hayat sönerdi. Bunları insan depolamış da o depolardan geliyor değildir. Hepsinin hazinesi Allah’a aittir. Her gün her saat içinde yaşadığımız için bu olaylar bize normal ve sıradan geliyorsa da her birinde Allah’ın sonsuz kudretini, akıllara durgunluk veren hikmetini yansıtan nice tecelliler vardır. Sadece arzdaki suyun önce güneşten gelen yeterli ölçüdeki ısıyla buharlaşması, buharların uygun meteorolojik şartların yardımıyla, kezâ esen rüzgârların, fırtınaların denizlerden kaldırdığı tuz zerrecikleri ve karalardan kaldırdığı toz zerreciklerinden oluşan “yoğunlaşma çekirdekleri” sayesinde üst atmosfer tabakasına taşınması ve burada uygun fiziksel ortamda tekrar yoğunlaşarak kazandığı ağırlıkla, –yukarıdan aşağıya düşen diğer bütün cisimlerin aksine– hızında ivme olmadan, tahribata yol açmayacak ölçüdeki sabit bir hızla (limit hız) yere inmesi; ardından insanlar ve diğer canlılar tarafından kullanılabildiği kadarının kullanılması, bir kısmının da yerin üstünde (denizler, göller) veya altında depolanması ve nihayet bütün bu olup bitenlerin bağlı bulunduğu sayısız çeşitteki diğer doğal şartların gerçekleşmesi, ince ince ayarların yapılması, bunların hepsi gören göze, hisseden kalbe, düşünen akla sürekli Allah’ı hatırlatmaktadır. Onun için Kur’an-ı Kerîm’de bunlara “Allah’ın âyetleri” yani O’nun varlığının işaretleri, delilleri denmektedir.
Mehmet Okuyan
Biz, rüzgârları aşılayıcılar olarak gönderdik ve gökten su indirdik de onunla su ihtiyacınızı karşıladık. Siz onu depolayamazdınız.
[254] Rüzgarların aşılayıcılığı hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, X, 323-325.
Erhan Aktaş
Biz, rüzgarları aşılayıcı¹ olarak gönderdik de böylece gökten su indirdik ve sizi onunla suya kavuşturduk. Onun hazinelerini² oluşturan siz değilsiniz.
1- Bulutları. 2- Yer üstü ve yer altı su kaynaklarını.
Ahmet Akgül
Ve (meyve oluşması için ağaçlardaki dişi ve erkek çiçek tozlarını) aşılayıcılar olarak rüzgârları gönderdik, böylece gökten su indirdik de sizleri sulayıverdik. Oysa siz (tatlı su kaynaklarının yeraltındaki tutucuları ve) onun hazine koruyucuları da değilsiniz. (Suları ve yağmurları hem yağdırmaya hem de dağlarda ve yeraltı katmanlarında depolamaya güç yetiremezsiniz.)
Aşılayıcı, bereket verici rüzgarları gönderiyor ve ayrıca susuzluğunuzu gidermek için gökten su indiriyoruz; yoksa onun kaynağını elinde tutan siz değilsiniz.
Biz rüzgarları tozlaşma yapması için aşılayıcı ve bulutları yoğunlaştırıcı olarak görevlendirdik. Gökten su indirerek depoladık. Bu su ile sizin su ihtiyacınızı karşıladık. Siz, yeterli suyu depolayamıyorsunuz.
(*) Suyun yer küresi ve atmosferde muhafaza edilmesi, devridaim sayesinde bayatlamaktan, kirlenmekten korunması, ölçülü ve ihtiyaca göre indirilmesi, büyük ilahî bir nimettir. İnsanın, dünya büyüklüğünde böyle bir işi üstlenmesi mümkün değildir.
Besim Atalay
Göndererek can verici yelleri, gökten yağmur indirdik, sizi onunla suvardık; onun toplayıcısı değilsiniz siz
“Rüzgârları aşılayıcı olarak gönderdik” ifadesi, rüzgârın bitkiler üzerinde hem tozlaşmada büyük rol oynadığını hem de onların erkek tohumlarını dişi tohumlarının üzerine kondurmak suretiyle aşılanmasında büyük etken olduğunu ortaya koymaktadır. Ayetin son cümlesinde kaynak sularını oluşturan ilahi kanuna işaret ediliyor. Yağmurla inen suyun yüzeye yakın havuzlarda depolandığı, asitli ve zararlı maddelerden arıtılarak canlıların istifadesine sunulduğu anlatılıyor.
Diyanet İşleri (Eski)
Rüzgarları aşılayıcı olarak gönderdik; yukarıdan su indirdik de sizi onunla suladık. Yoksa siz onu toplayamazdınız.
Biz, rüzgârları aşılayıcı olarak gönderdik ve gökten bir su indirdik de onunla su ihtiyacınızı karşıladık. (Biz bunları yapmasaydık) siz onu (yeterli) suyu depolayamazdınız.
Âyette rüzgârın bir aşılayıcı olarak gönderildiği ifade edilmektedir ki, bugün ilim, yağmurun yağmasında rüzgârın büyük rol oynadığını; aynı zamanda bitkiler üzerinden eserken, onların erkek tohumlarını dişi tohumlarının üzerine kondurmak suretiyle onları aşıladığını isbat etmektedir. Bu âyette ayrıca, gökten inen suların yer katmanlarında stok edildiği ve buralardan insanlığın ihtiyacı karşılandığı ifade edilmektedir.
Edip Yüksel
Rüzgarı aşılayıcı olarak gönderdik; gökten bir su indirip sizi onunla suladık. Oysa siz onu depo edemezdiniz.
Rüzgârları ise aşılayıcılar olarak gönderdik de gökten bir su indirip böylece onunla sizi suladık.(3) Hem onu (o suları), mahzenler(in)de tutanlar siz değilsiniz.
(3)“Rüzgârlara bak ki: Sâir hakîmâne (hikmetli), kerîmâne (ikrâm edici) fâidelerinin ve vazîfelerinin şehâdetiyle gāyet mühim ve kesretli (pek çok) vazîfelere koşuyorlar. Demek o dalgalanmak bir Sâni‘-i Hakîm(herşeyi san‘at ve hikmetle yaratan Allah) tarafından bir tavziftir (vazîfelendirmektir), bir tasriftir, bir kullanmaktır. Dalgalanmaları ise, emr-i Rabbânînin çabuk yerine getirilmesine sür‘atle çalışmaktır. (...) Şimdi bulutlara bak! Yağmurun şıpıltıları, ma‘nâsız bir ses olmadığına ve şimşek ile gök gürlemesi, boş bir gürültü olmadığına kat‘î delil ise, hâlî bir boşlukta o acâibi îcâd etmek ve onlardan âb-ı hayat (hayat suyu)hükmündeki damlaları sağmak ve zemin yüzündeki muhtaç ve müştak zîhayatlara (canlılara) emzirmek, gösteriyor ki: O şırıltı, o gürültü gāyet ma‘nîdar ve hikmetdardır ki, bir Rabb-i Kerîm’in emriyle, müştaklara o yağmur bağırıyor ki, ‘Sizlere müjde, geliyoruz!’ ma‘nâsını ifâde ederler.” (Mektûbât, 33. Mektûb, 326-327)
İlyas Yorulmaz
Bitkilere aşılayıcı rüzgârları gönderip, gökten su indirerek sizi ve onları biz sularız. Bu kaynakların koruyucusu da siz değilsiniz.
İsmail Hakkı İzmirli Hicr Suresi 22. Ayet Açıklaması
[3] Yağmurlar elinizde değildir.
Kadri Çelik
Aşılayıcılar olarak rüzgârları gönderdik. Böylece gökten su indirdik de sizleri suladık. Oysa onu haznelerde (yeryüzünün derinliklerinde) koruyanlar siz değilsiniz.
Gerek çiçek tozlarını taşıyıp bitkilerdeki erkek ve dişi unsurlar arasında döllenmeyi sağlamak, gerekse su buharlarını sürükleyerek yağmur yüklü bulutlar oluşturmak üzere, rüzgârları aşılayıcı olarak gönderiyoruz; böylece gökten sağanak sağanak su indiriyor ve bu sayede sizin su ihtiyacınızı karşılıyoruz. Yoksa siz onu böyle dağlarda, pınarlarda, bulutlarda, yeraltında depolayamazdınız.
Ve rüzgârları aşılayıcı olarak gönderip, (bulutları aşılayarak) gökten su indirdik1 ve sizleri onunla suladık. (Böyle yapmasaydık) siz o (suyu) koruyamazdınız.2
1 Levakıh: “likah” kökünden lâkıha’nın çoğuludur. Likah, aşı demektir. Lâkıha da, “aşılı” veya “aşıcı” manalarına gelir. İbnu Abbas’tan bunun tefsirinde: “rüzgârlar ağaç ve bulutların aşılayıcısıdır” diye rivayet vardır. (Razî) Gerçi ağaç aşılamak eskiden beri bilinen bir şey ise de bununla rüzgârın bir münasebeti yoktu. Bitkilerde rüzgârın yapabileceği aşılama yakın zamanlara kadar bilinmiyordu. Hâlbuki bu ayette; “her meyvenin çiçeğinde bulunan hayvanların erkek ve dişisi durumunda bir çift eşin olduğu, o meyvenin bunların çiftleşmesinden meydana geldiği anlatılmaktadır. Bk. (Ra’d: 3) Allah rüzgârlara bulutları da aşılatarak Gökyüzünden bizlere yağmur yağdırmaktadır. İşte bütün bunar Rabbimizin sünnetine uygun birer lütfudur.2 Yani o sular akar gider bir daha size dönmezdi. Veya sadece yağmur yağdığı zaman faydalanabilirdiniz. Hâlbuki Biz, onu bulutlar halinde size tekrar tekrar geri getiriyoruz veya onu kar şeklinde indirip dağların tepelerinde, pınarlarda, kuyularda, göllerde, havuzlarda, mahzenlerde, küplerde, testilerde baraj gibi tutup her daim size hizmet ettiriyoruz.
Muhammed Esed
[Bitkileri] döllendirmek, bereketlendirmek için 21 rüzgarları gönderiyor; ve ayrıca, susuzluğunuzu gidermek için gökten su indiriyoruz; yoksa onun kaynağını elinde tutan siz değilsiniz.
Biz, bulutları aşılayıp yağmurla yüklemek üzere rüzgârları göndeririz. Bu şekilde gökten yağmuru yağdırır ve onunla sizin su ihtiyacını karşılarız. Yoksa bu rahmetin kaynağının sahibi siz değilsiniz. 7/57, 25/48, 30/48, 35/9
Yine, aşılayıcı rüzgârları[2040] Biz sevk etmişiz; bunun sonucunda gökten suyu indirmiş ve onunla sizi suya kandırmışız; yoksa onun kaynağına hükmeden siz değilsiniz.
[2040] Hem bulutları sürükleyerek yağmurun yağmasında rol üstlenmelerine, hem de bitkilerin döllenmesine hayatî katkıda bulunmalarına bir atıf. İbn Abbas bu âyeti daha o zamandan böyle tefsir etmiştir. Yakın zamanlarda yapılan botanik bir keşif olan bitkilerin erkek ve dişi tohumlardan oluştuğu gerçeği için bkz: 13:3.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve rüzgârları da aşılayıcılar olarak gönderdik. Sonra gökten su indirdik de onunla sizleri suvardık ve siz onun için hazinedar değilsiniz.
Aşılayıcı Rüzgârlar gönderdik. Derken gökten yağmur indirip onunla sizi suladık. Halbuki o suyu hazinelerde depolayan da sizler değilsiniz. [39, 21; 56, 68-74; 16, 10; 67, 30]
Rüzgarların bitkilerdeki erkek ve dişi unsurlar arasında döllenmeyi sağladıklarına işaret ediliyor. Âyetin son kısmı ise kaynak sularını oluşturan ilahî kanuna işaret ediyor. Yağmurla inen su yerde kaybolmaz. Yüzeye yakın taş havuzlarda depolanır. Tuzlardan ve kirlerden arıtılmış olarak tatlı bir hayat kaynağı halinde mahlûklara ikram edilir.
Süleyman Ateş
Rüzgarları, aşılayıcı olarak gönderdik de gökten su indirdik, böylece sizi suladık. Onu depolayan siz değilsiniz.
Rüzgârlar, su buharından oluşan bulutları birbirine çarpıştırır. Bu çarpışmadan bulutlar arasında elektron alışverişi olur; şimşek meydana gelir. Rüzgârlar bulutlara elektriği; bulutları sıkıştırmak suretiyle de yere yağmuru aşılar. Aynı zamanda rüzgârlar bitkiler üzerinde eserken, bitkilerin erkek tohumlarını, dişi çiçeklerin üzerine kondurmak suretiyle bitkiler arasında tozlandırma görevi yapar, bitkilerin döllenmesine yardım eder. İşte Kur'ân, onbeş asır önce bu doğa yasasına işâret etmiştir. Yine bu âyet, gökten inen yağmur sularının, yerin dibine depo edildiğini, oradan çeşmelerden ve kuyulardan çıkarılarak canlıların sulandığını anlatmaktadır ki bu da Kur'ân'ın ayrı bir mu'cizesidir.
Süleymaniye Vakfı
Rüzgârları aşı yapma göreviyle göndeririz. Gökten su indirir, onunla su ihtiyacınızı karşılarız. Onun kaynağı sizin elinizde değildir.
(3) Rüzgârın gerek bitki tozlaşmasındaki, gerekse bulutların teşekkülünde yoğunlaşma çekirdekleri olarak rol alacak toz zerrelerinin, yukarı atmosfer tabakalarına taşınmasındaki görevine işaret vardır.(4) 39:21’in açıklamasına bakınız.
Yaşar Nuri Öztürk
Rüzgârları dölleyiciler olarak gönderdik; gökten bir su indirdik de onunla sizi suvardık. Onun depolayıcıları siz değilsiniz.