Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1710, sondan 4527. ayet; 13. sure ve Ra'd Suresinin 3. ayetidir. Ra'd Suresi 3. ayetinin kelime sayisi 24, harf sayısı 100 ve toplam ebced değeri ise 8737 olarak hesaplanmıştır. Ra'd Suresinin toplam ebced değeri 239045 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure المر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (18) ل (12) م (4) ر (6) bulunuyor.
Arapça Metin
وهو الذي مد الارض وجعل فيها رواسي وانهارا ومن كل الثمرات جعل فيها زوجين اثنين يغشي اليل النهار ان في ذلك لايات لقوم يتفكرون
O, yeri yayıp döşeyen, orada dağlar, nehirler meydana getiren, orada her türlü meyveden (erkekli-dişili) iki eş yaratandır.[289] O, geceyi gündüze bürüyor. Şüphesiz bunlarda, düşünen bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır.
Botanik biliminin açık bir şekilde ortaya koyduğu üzere bitkilerde üreme, erkek ve dişi organlar vasıtasıyla gerçekleşmektedir. Bu erkek ve dişi organlar bazen aynı çiçekte, bazen ayrı çiçeklerde, bazen de hurmada olduğu gibi ayrı ağaçlardaki çiçeklerde olabilmektedir.
Diyanet İşleri (Yeni) Ra'd Suresi 3. Ayet Tefsiri
Bir önceki âyette Allah’ın varlığını, birliğini ve kudretini gösteren gökyüzündeki delillere değinilmişti. Burada da aynı konularla ilgili olarak yer küresindeki deliller ele alınmaktadır.
Yeryüzünün enine boyuna uzatılmasından maksat, yer küresinin çeşitli jeolojik oluşumlar neticesinde bugünkü halini alması ve arazi yapısı itibariyle üzerinde dolaşmaya, barınmaya, korunmaya, ziraat yapmaya ve beşerî ihtiyaçların gereği olan başkaca faaliyetlerde bulunmaya, uygarlık kurmaya elverişli kılınması, kısaca gerek insan gerekse diğer canlıların hayatlarını sürdürmeleri için lüzumlu olan özellikleri taşır hale getirilmesidir.
Allah Teâlâ’nın yeryüzünü yaşamaya elverişli olarak yaratmış olması, bunun için yer küresinin dengesini sağlayacak dağlar, tarım ve hayvancılığa elverişli ovalar, vadiler, yaylalar, nehirler, çeşit çeşit meyveler meydana getirmiş olması, O’nun büyüklüğünü ve kudretini gösteren delillerdir. Allah canlı varlıkları erkekli dişili yarattığı gibi bitkileri de erkekli dişili yaratmıştır. Bitkiler de erkek ve dişi tohumların birleşmesiyle ürün verir. Bazı türlerde erkek ve dişi organlar ayrı bitkilerde olduğu halde çoğunda aynı çiçekte olur. Bunlar Allah’ın kudretini gösteren delillerdir.
Mehmet Okuyan
Yeri döşeyen, onda ağırlıklar ve ırmaklar yaratan ve orada bütün meyvelerden çifter çifter yaratan O’dur. Geceyi de gündüzün üzerine O örtüyor. Şüphesiz ki bunlarda düşünen bir toplum için dersler vardır.
Yerin içine ağırlıklar yerleştirilmesiyle ilgili bkz.Hicr 15:19; Nahl 16:15; Enbiyâ 21:31; Neml 27:61; Lokmân 31:10; Fussilet 41:10; Kâf 50:7; Mürselât 77:27.
Bayraktar Bayraklı
Yeryüzünü döşeyen, onda oturaklı dağlar ve ırmaklar yaratan ve orada bütün meyvelerden çifter çifter yaratan O'dur. Geceyi de gündüzün üzerine O örtüyor. Şüphesiz bütün bunlarda düşünen bir toplum için dersler vardır.
Ve O ki, yeryüzünü uzattı¹ ve orada ağır baskılar ve nehirler yaptı. Orada meyvelerin hepsinden ikili eşler yaptı². Gündüzü geceyle örttü. Bunda tefekkür³ eden bir halk için ayetler⁴vardır.
1- Yaydı. 2- Her cinsten erkekli-dişili olarak. 3- Düşünen. 4- Allah'ın varlığının ve gücünün göstergesi olan işaretler, kanıtlar.
Ahmet Akgül
Ve yine O, yeri (insanların ve tüm canlıların yaşamasına ve ihtiyaçlarını karşılamasına en uygun şekilde) yayıp uzatan, onda sarsılmaz dağlar ve ırmaklar (yaratıp var) kılandır. Orada ürünlerin her birinden ikişer çift yaratmıştır; geceyi gündüze bürümektedir. (Dünya’yı, Güneş’i, Ay’ı, gezegenleri ve galaksileri, muhteşem bir denge ve düzen içinde ve kendi yörüngelerinde döndürmektedir.) Şüphesiz bunlarda düşünen bir topluluk için gerçekten ibretler vardır.
Öyle bir mabuttur ki yeryüzünü enine, boyuna uzatıp döşemiş, orada yerleşmiş dağlarla ırmaklar yaratmış, gene orada her çeşit meyveyi çifterçifter halketmiştir; gündüzü de geceyle bürür. Şüphe yok ki bunlarda düşünen topluluğa deliller var.
Yeryüzünü yayıp genişleten ve onun üzerine yerinden oynatılmaz dağlar yerleştirip vadilerden nehirler akıtan ve orada her türlü bitkiden iki cins yaratan ve gündüzü geceyle örtüp, bürüyen O'dur. Doğrusu bütün bunlarda, düşünen insanlar için mutlaka çıkarılacak dersler vardır!
O, yerleşimi sağlamak, hayatı kolaylaştırmak için yer kürenin toprağını, biyolojik, kimyevi yapısını, rengini oluşturup yayarak verimli hale getiren; yeryüzünde planlı olarak ağır baskılı, oturaklı, derin temellere dayalı dağlar ve ırmaklar yerleştiren, her türlü üründen erkekli dişili çiftler var edendir. Sürekli olarak gündüzü geceye bürüyor. Bütün bunlarda, gelişmeye devam eden, tefekkür-düşünme ağına sahip, faydalı sonuçlar elde edebilen toplumlar için, Allah'ın birliğini ve kudretini gösteren âyetler, birçok konunun çözümüne işaretler vardır.
Yeri yayan, üzerinde sabit dağlar ve ırmaklar var eden, orada bütün meyvalardan çift çift yaratan ve geceyi gündüze bürüyen yine O'dur. Şüphesiz bunlarda düşünen bir topluluk için ayetler vardır.
Ve O, yeri yayıp uzatan, onda sarsılmaz-dağlar ve ırmaklar kılandır. Orada ürünlerin her birinden ikişer çift yaratmıştır; geceyi gündüze bürümektedir. Şüphesiz bunlarda düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır.
Arzı, enine-boyuna uzatıp döşeyen, onda yerli yerinde dağlar ve nehirler yaratıp meyvelerin hepsinden o arzda ikişer ikişer (erkekli-dişili) yapan O'dur. Geceyi gündüze o bürüyor; muhakkak ki bunda, düşünecek bir topluluk için (Allah'ın kudret ve vahdaniyetini isbat eden) pek çok deliller vardır.
O Allah, yeryüzünü bir sergi yapan, dağları demirlenmiş gemiler gibi onda oturtan, (aralarında) nehirler kılan, her meyve türünden ikişer çift yaratan, devamlı bir şekilde geceyi gündüze bir örtü gibi geçirendir. İşte bunlarda, tefekkür eden bir toplum için ayetler (belgeler) vardır.
Yeryüzünü yayan, onda ulu dağlarla, ırmakları yaratan, yemişleri çifte çifte türeten; geceyi gündüzle örten de odur; düşünen bir ulusçün bunda nice belgeler var
O, yeryüzünü yayıp genişleten, orada dağlar, nehirler meydana getiren, orada her türlü meyveden/bitkiden (erkekli-dişili) iki çift yaratan ve geceyi gündüze bürüyendir (gündüzü kısaltıp geceyi uzatandır). Şüphesiz bütün bunlarda, düşünen bir toplum için derin mesajlar vardır.
“Her türlü meyveden iki çift yaratan” ifadesi botanik bilimiyle tam bir uyum ortaya koyarak bitkilerde üremenin erkek ve dişi organlar vasıtasıyla gerçekleştiğini bitkilerin de dişisi ve erkeğinin olduğunu göstermektedir. “Gecenin gündüze bürümesi” gündüzün kısalıp gecenin uzamasıdır. Dünya’nın ekseninin yörünge düzlemi eğik olması sebebiyle bir yıl içinde gündüz ve gece saatleri devamlı uzar ya da kısalır. Kuzey yarımkürede 21 Aralık ile 21 Haziran tarihleri arasında günler aşama aşama uzar, 21 Haziran ile 21 Aralık tarihler arasında da geceler uzar. Güney yarımkürede de bunun tam tersi olur. Bu muhteşem denge ve düzen üzerine düşünmemiz, ibret almamız gerekmez mi?
Diyanet İşleri (Eski)
Yeri düzleyen, orada dağlar, nehirler var eden, her türlü üründen çift çift yetiştiren, gündüzü geceyle bürüyen de O'dur. Doğrusu bunlarda, düşünen kimseler için ibretler vardır.
Yeri döşeyen, onda oturaklı dağlar ve ırmaklar yaratan ve orada bütün meyvelerden çifter çifter yaratan O'dur. Geceyi de gündüzün üzerine O örtüyor. Şüphesiz bütün bunlarda düşünen bir toplum için ibretler vardır.
Modern ilmin bir keşfi olan bitkilerdeki döllenme olayını haber veren bu âyet Kur’an’ın mucize olduğunun açık delillerinden biridir.
Edip Yüksel
O ki yeryüzünü inşa edip üzerine sağlam dağlar, ırmaklar ve erkekli dişili yarattığı her çeşit meyveyi yerleştirdi. Geceyi gündüze bürüyor. Düşünen bir toplum için elbette bunda işaretler ve dersler vardır.
Yeryüzünü enine boyuna yayıp döşeyen, onda oturaklı dağlar ve ırmaklar meydana getiren ve yeryüzünde meyvelerin hepsinden iki çift yapan O'dur. Sürekli olarak gece ile gündüzü birbirine dolamaktadır. Düşünecek olan bir kavim için bunda muhakkak ki, ibretler vardır.
Hem o, odur ki Arza bir imtidad verdi ve onda oturaklı dağlar ve ırmaklar yaptı ve meyvelerin hepsinden onda iki çift yarattı, geceyi gündüze bürüyüp duruyor, her halde bunda tefekkür edecek bir kavm için âyetler var
O, yeri (enine boyuna) uzatıb döşeyen, onda oturaklı oturaklı dağlar ve ırmaklar meydana getirendir ve O, meyvelerin hepsinden, yine kendilerinin içinde, ikişer çift yaratmışdır. Geceyi gündüze O bürüyor ki bütün bunlarda iyi düşünecekler için elbette âyetler (deliller, ibretler) vardır.
Yeryüzünü yayan, orada sâbit dağlar ve nehirler yapan ve orada her çeşit meyvelerden ikişer eş kılan da O'dur. Geceyi gündüze (O) örtüyor. Şübhesiz ki bunda, düşünecek bir topluluk için apaçık deliller vardır.(2)
(2)“Arzın evvel-i hılkatine (dünyanın ilk yaratılışına) bakıyoruz ki: Mâyi‘ (sıvı) hâline gelen bir madde-i seyyâleden (akıcı maddeden) taş ve taştan toprak halk edilmiş (yaratılmış). Mâyi‘ kalsa idi, kābil-i süknâ (oturmaya müsâid) olmazdı. O mâyi‘ taş olduktan sonra timur (demir) gibi sert olsa idi, kābil-i istifâde olmazdı (istifâde edilemezdi). Elbette buna bu vaziyeti veren, yerin sekenelerinin (yeryüzü ahâlisinin) hâcetlerini (ihtiyaçlarını) gören bir Sâni‘-i Hakîm’in (herşeyi hikmet ve san‘atla yaratan Allah’ın)hikmetidir. Sonra tabaka-i turâbiye (toprak tabakası) dağlar direği üzerine atılmış, tâ içindeki dâhilî inkılâblardan(hareketlerden) gelen zelzeleler, dağlarla teneffüs edip (nefes alıp), zemîni (dünyayı) hareketinden ve vazîfesinden şaşırmasın. Hem denizin istîlâsından toprağı kurtarsın. Hem zîhayatların (canlıların)levâzımât-ı hayâtiyesine (hayâtı için lâzım olan şeylere) birer hazîne olsun. Hem havayı tarasın, gâzât-ı muzırradan (zararlı gazlardan) tasfiye etsin, tâ teneffüse kābil (nefes almaya müsâid) olsun. Hem suları biriktirip iddihâr etsin (depolasın). Hem zîhayâta lâzım olan sâir madenlere menşe’ ve medâr (kaynak ve vesîle) olsun. (...) Hem acîb (şaşılacak) ve garîb san‘atlar içinde rengârenk, acîb, hikmetli zemin yüzünün sîmâsındaki bu nakışlı çizgilere bak! Nasıl sekenelerine enhar (nehirler) ve çayları, deniz ve ırmakları, dağ ve tepeleri, ayrı ayrı mahlûklarına ve ibâdına (kullarına) lâyık birer mesken ve vesâit-i nakliye (nakil vasıtaları)yapmış. Sonra yüzbinler ecnâs-ı nebâtât ve envâ‘-ı hayvanâtıyla (nebât ve hayvan cinsleriyle) kemâl-i hikmet ve intizamla doldurup hayat vererek şenlendirmek, vakit be vakit (zaman zaman) muntazaman mevt (ölüm)ile terhîs ederek boşaltıp yine muntazaman بَعْثَ بَعْدَ الْمَوْتِ [Öldükten sonra dirilmek] sûretinde doldurmak; bir Kadîr-i zü’l-Celâl’in (sonsuz kudret ve celâl sâhibi) ve bir Hakîm-i zü’l-Kemâl’in (sonsuz hikmet ve kemâl sâhibi olan Allah’ın) vücûb-ı vücûduna (kat‘iyen var olduğuna) ve vahdetine (birliğine)yüzbinler lisanlarla şehâdet ederler.” (Mektûbât, 33. Mektûb, 329-330)
İlyas Yorulmaz
Arzı uzatan, arzın üzerinde dikilmiş dağları ve nehirleri var eden de O’dur. Arzın üzerinde ikişer çift olmak üzere (dişili erkekli) meyveler var eden ve gündüzün üzerine geceyi örten de O’dur. İşte bunlarda düşünebilen toplumlar için elbette pek çok işaretler vardır.
Yeri yapan, üzerinde sabit dağları, ırmakları var eden O/dur. O, her bir neviden çift çift meyve [³] peyda etmiştir. O, gündüzü gece ile örter, işte bu eserlerde mütefekkirler için birtakım ibretler vardır.
İsmail Hakkı İzmirli Ra'd Suresi 3. Ayet Açıklaması
[3] Tatlı, ekşi, kuru, taze gibi.
Kadri Çelik
Ve O, yeri yayıp uzatan, onda sarsılmaz dağlar ve ırmaklar kılandır. Orada ürünlerin her birinden ikişer çift yaratmıştır ve geceyi gündüze bürümektedir. Şüphesiz bunlarda düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır.
Yeryüzünü hayata elverişli bir şekilde yayıp döşeyen, oraya, başı bulutlara değen sarsılmaz dağlar yerleştiren; yemyeşil vadilerde dereler, çaylar ve ırmaklar akıtan; orada, her renk ve her çeşit bitkiden erkek-dişi olarak birer çift yaratan ve geceyi siyah bir tül gibi gündüzün üzerine örten, O’dur. İşte bütün bu anlatılanlarda, hakîkati anlamak amacıyla inceden inceye düşünen insanlar için Allah’ın Rab ve ilâh olarak varlığını ve birliğini gözler önüne seren nicedeliller, ibretler ve dersler vardır. Öyle ki:
O’dur ki Yeryüzü’nü döşedi; orada oturaklı Dağlar ve Nehirler yaptı; orada her türlü Ürün’den ikişer çift yaptı.
Gece’yi Gündüz’e bürüyor.
Düşünecek bir kavim için bunda elbette âyetler vardır.
(Ve O Allah) yeryüzünü enine boyuna döşeyen, onda sâbit dağlar ve ırmaklar yaratan, orada ürünlerin her birinden iki eş1 yaratan, geceyi gündüze bürüyendir. Şüphesiz bunlarda düşünen bir topluluk için ibretler vardır.
1 Zevceyn: Yani iki zevç (eş), erkek ve dişi gibi iki ayrı cinsten meydana gelmiş çift demektir. Bunun bir de ayrıca “isneyn” diye “iki” sayısıyla sıfatlanması te’kid veya ikişer ikişer anlamına olduğu söyleniyorsa da bunun bir bölünme olması daha açıktır. Her meyvenin çiçeğinde hayvanların erkek ve dişisi durumunda bir çift eş vardır ki, o meyve işte bunların çiftleşmesinden meydana gelir. Nitekim “Ve rüzgârları aşılayıcı olarak gönderip, (bulutları aşılayarak) gökten su indirdik ve sizleri onunla suladık.” (Hicr: 22) buyurulmuştur. Sonra bu zevceyn de ayrıca iki kısımdır: Bir kısmı erkeği başka kaynakta, dişisi başka kaynakta olmak üzere ayrı ayrı iki ağaçta bulunan incir ve hurma gibi. Bir kısmı da hem erkeği, hem dişisi aynı çiçekte bulunur ve döllenmeyi kendi bünyesi içinde yapar, çoğunlukla çiçekler böyledir. (Elmalılı)
Muhammed Esed
Yeryüzünü yayıp genişleten ve onun üzerine yerinden oynatılmaz dağlar yerleştirip vadilerinden nehirler akıtan ve orada her tür bitkiden iki cins yaratan 7 ve gündüzü geceyle örtüp bürüyen O'dur. Doğrusu, bütün bunlarda, düşünen insanlar için mutlaka (çıkarılacak) dersler vardır!
Yine O’dur yeryüzünü yayıp döşeyen,1 orada sağlam ve sabit dağlar dikip,2 vadilerde nice nehirler akıtan,3 her üründen erkekli-dişili çiftler var eden4 ve gündüzü geceye bürüyüp örten.5 İşte bütün bunlarda, derinliğine düşünen bir toplum için nice deliller vardır.6, 12/21-22, 10/24, 36/33...36, 216/15-16, 21/31, 327/61, 436/36, 43/12, 78/8, 53/27, 22/61, 39/5, 62/164, 45/5
Dahası Allah, yeryüzünü uzatıp genişletmiştir; yani (bir yanda) sağlam ve sarsılmaz dağlar dikmiş, (öte yanda) nehirler akıtmıştır;[1935] ve orada her üründen erkekli-dişili çiftler var etmiştir;[1936] (elan) O, gündüzü geceyle örtmeyi sürdürüyor… Elbet bütün bunlarda, düşünen bir topluluk için derin mesajlar vardır.
[1935] Bizce ikinci cümle, yeryüzünün nasıl uzatılıp genişletildiğini (medde’l-ard) açıklamayı amaçlamaktadır. Ve bağlacını beyan vurgusuyla çevirmemiz bundandır. Yaratıcı bu iradesini yerküreye dağlar ve vadiler, yükseltiler ve çukurlar koyarak gerçekleştirmiştir. Engebeli arazi yapısı sayesinde yerkürenin yüzey alanı bir kaç kat uzatılmış ve yayılmıştır. Bu uzatılmayı, yeryüzünün kısaltılmasından söz eden âyetin zıddı olarak mecaza hamledip bu uzama ve kısalmayı “değerler” olarak düşünmek de mümkündür (Bkz: Âyet 41, not 51 ve 21:44, not 53).
[1936] Bitkilerin erkekli dişili olduğunu beyan eden bu âyet hiç şüphesiz botaniği çok çok aşan bir maksada sahiptir. O da, tıpkı tabiat varlıkları gibi insanların, fikirlerin ve inançların da tek kutuplu olmadığıdır. Hemen arkadan gelen gece-gündüz çifti de bu maksadı teyit eder. Zaten âyetin sonu, vahyi düşünen bir topluluğa ithaf eder. Zımnen: düşünen bir topluluk için bir âyetin içinde sayısız âyet vardır, ama düşünmeyen için sayısız âyetler taşıyan o bir âyet de yoktur.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve O, o (Hâlık-i Kâdirdir) ki, yeryüzünü uzatmıştır ve onda sabit dağlar ve ırmaklar yaratmıştır ve onda meyvelerin hepsinden ikişer çift yetiştirmiştir. Geceyi gündüze bürüyor. Şüphe yok ki, bunda tefekkür eder bir kavim için elbette ibretler vardır.
Hem O'dur ki yeri yaydı. Orada sağlam dağlar yükseltti, ırmaklar akıttı. Her meyvenin içinde iki eş yarattı. Sürekli olarak geceyi gündüze bürüyüp duruyor. Elbette bunlarda, iyice düşünen kimseler için, alacak nice dersler ve ibretler vardır. [10, 3]
Çiçeklerin ve meyvelerin erkek ve dişi olarak çift unsurlara sahip oldukları ve bir döllenme olayının gerçekleştiğine işaret edilmektedir.
Süleyman Ateş
O'dur ki arzı uzattı, orada sabit dağlar ve ırmaklar var etti, orada her meyvadan iki çift (erkek-dişi) yarattı. Geceyi gündüzün üzerine örter. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ayetler vardır.
Yeryüzünü uzatan, içindeki oturaklı dağları, ırmakları, her üründen iki eşi oluşturan O’dur. Gündüzü de gece ile örter. Bunda düşünen bir topluluk için ayetler vardır.
Yeryüzünü yayıp döşeyen, orada sabit dağlar, nehirler var eden, her türlü ürünü ikişer çift kılan, gündüzü geceyle bürüyen de O'dur. Şüphesiz bunlarda, düşünen toplum için deliller vardır.
Yeri yayan ve onda dağlar ve ırmaklar yaratan da Odur. O, her üründen ikişer eş yaratır; geceyi gündüzün üstüne örter.(4) Tefekkür eden bir topluluk için bunda âyetler vardır.
(4) Göklerdeki kudret ve hikmet eserlerine dikkatleri çektikten sonra, Kur’ân, bu defa yeryüzündeki hayatın inceliklerine bakışlarımızı çeviriyor ve, yine o zamanın insanlarının habersiz olduğu birşeyden, bitkilerin erkekli ve dişili olarak yaratılışından bahsediyor. Gecenin gündüz üzerine örtülmesinde ise, kâinatta asıl olan şeyin gündüz değil, gece olduğuna bir işaret vardır ki, bu konuda ayrıntı 36:37’de gelecektir.
Yaşar Nuri Öztürk
Yeri uzatıp döşeyen ve onda oturaklı dağlar ve nehirler vücuda getiren O'dur. Bütün meyvelerden kendi içlerinde ikişer çift yaratmıştır O. Geceyi gündüze sarıp bürümektedir O. Bütün bunlarda derin derin düşünecek bir topluluk için elbette ayetler vardır.
daħı ol oldur kim çekdi yiri ya'nį döşedi daħı ķıldı anuñ içinde ŧaġlar daħı ırmaķlar daħı her yimişden eyledi anda iki çift örter giceyi gündüze. bayıķ şunuñ içinde nişānlardur bir ķavma kim endįşe eylerler.
Daḫı ol oldur kim çekdi yiri. Daḫı ırmaḳlar, daḫı her yemişden eyledi andaiki çift. Örter giceyi gündüze. Bayıḳ şunuñ içinde nişānlardur bir ḳavme kiendīşe eylerler.