Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4228, sondan 2009. ayet; 41. sure ve Fussilet Suresinin 10. ayetidir. Fussilet Suresi 10. ayetinin kelime sayisi 15, harf sayısı 67 ve toplam ebced değeri ise 2718 olarak hesaplanmıştır. Fussilet Suresinin toplam ebced değeri 236567 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (2) bulunuyor.
Arapça Metin
وجعل فيها رواسي من فوقها وبارك فيها وقدر فيها اقواتها في اربعة ايام سواء للسائلين
O, dört gün içinde (dört evrede), yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti.
“Arzın bereketli hale getirilmesi”, özetle hayatın devamı için gerekli olan hava, su, besin vb. imkânlara elverişli şartların oluşturulmasıdır. İbn Abbas’a nisbet edilen bir yorumda buradaki bereket, “nehirlerin açılması, dağların, ağaçların, meyvelerin yaratılması, çeşitli hayvan türlerinin geliştirilmesi, yaşayanların ihtiyaç duyduğu bütün imkânların oluşturulması” şeklinde açıklanmıştır (Râzî, XXVII, 102). Esasen âyetin devamı da bu anlamı vermektedir.
Bir yoruma göre âyetteki besinlerden maksat, arz üzerindeki dağlar, nehirler, ağaçlar, kayalar, madenler gibi arzın yararlı oluşunu sağlayan değerli şeyler; diğer bir yoruma göre de özellikle insanlar için gerekli olan gıdalardır. Âyet metninde besinlerin arza izâfe edilmesinin sebebi ise bunların arzda bulunması, oradan elde edilmesidir (İbn Atıyye, V, 6).
Şevkânî’ye dayanarak (IV, 581) “bunlara ihtiyacı olan varlıklar” diye çevirdiğimiz sâilîn kelimesi, varlığını sürdürmek için besin vb. maddelere muhtaç olan yer yüzü varlıkları; “eşit derecede” diye çevirdiğimiz sevâen kelimesi ise “eksiksiz fazlasız, tam yeteri kadar, her varlığın ihtiyacı ölçüsünde” şeklinde açıklanmıştır. Bir yoruma göre sevâen kelimesi “dört gün”ün sıfatıdır. Buna göre âyetin ilgili kısmı “tamı tamına dört gün” anlamına gelir (Taberî, XXIV, 98; İbn Âşûr, XXIV, 245). “Uygun ölçülerle yarattı” diye çevirdiğimiz kaddere fiilinin asıl anlamı “ölçme, takdir etme”dir; tefsirlerde bu bağlamda “belirledi, yarattı, elverişli hale getirdi, –İbn Mes‘ûd mushafındaki kasseme okunuşu da dikkate alınarak– “paylaştırdı” gibi değişik şekillerde açıklanmıştır. Taberî’nin de bu açıklamaları aktardıktan sonra belirttiği gibi (XXIV, 97) âyet, Allah Teâlâ’nın, bütün yeryüzü varlıklarına ihtiyaçları olan her konudaki ihsanlarını içine alacak şekilde geniş kapsamlıdır. O, her varlığa yarayışlı olan besinleri lutfetmiş; bir ülkede vermediğini başka ülkede, karada vermediğini denizde vermiştir. Bütün bu hikmetli, anlamlı ve amaçlı işler, ancak üstün bir kudretin varlığına ve birliğine delâlet eder; O var olduğu, bir olduğu içindir ki bu varlıklar, bu hayat ve bu hikmetli düzen vardır.
Allah’ın, bütün yarattıklarının ihtiyacını karşılayacak ölçülerde var ettiği nesneleri, bazı fert ve grupların tekellerine almaları veya israf ve zayi etmeleri, diğerlerinin haklarına tecavüzdür. Bu sebeple israf ve ihtikâr yasaklanmış, infak emredilmiştir.
Tefsirlerde âyetteki “dört devir”in, 9. âyette geçen iki devri de kapsadığına dikkat çekilir. Bu sebeple ilgili bölümü, “(Bütün bunlar) dört devirde oldu” şeklinde çevirmeyi uygun bulduk. Sonuçta yer dört günde, gökler de iki günde olmak üzere hepsi altı günde (devirde) yaratılmış olmaktadır.
Mehmet Okuyan
O, yere üzerinden ağır baskılar yerleştirmiştir. Orada bereketler yaratmış ve orada tam dört günde (dönemde) isteyenler için eşit gıdalar belirlemiştir.
Yerin içine ağırlıklar yerleştirilmesiyle ilgili bkz. Ra‘d 13:3; Hicr 15:19; Nahl 16:15; Enbiyâ 21:31; Neml 27:61; Lokmân 31:10; Kâf 50:7; Mürselât 77:27.
Bayraktar Bayraklı
“Yeryüzünde sabit dağlar yerleştirdi. Orada bereketler yarattı ve orada dört evrede isteyenler/ihtiyaç sahibi olanlar için fark gözetmeden gıdalar takdir etti.”
Orada; onun üzerinde ağır baskılar oluşturdu. Ve orayı bereketli kıldı. Orada rızkını temin etmek isteyenler için, rızıkları, fark gözetmeden dört gün içinde takdir etti.
Orada (yerde) onun üstünde (kendisinin ve Güneş’in etrafında hızla dönerken dengeler bozulup savrulmasın diye) sarsılmaz dağlar var etmiş, onda (dağlarda madenler ve ilaç bitkileri gibi) bereketler yaratıp yerleştirmiş ve isteyip-arayanlar için eşit olmak üzere oradaki rızıkları dört günde (dört ayrı süreçte) takdir etmiş, (ve böylece toplam altı dönemde kâinatı kemâle erdirmiştir.)
[Not: Cenab-ı Hakk bir şeyi sadece “OL!” emriyle ve bir anda yaratabildiği halde, bu süreç ve evrelerle biz kullarına dikkatli, tedbirli ve tedricen iş görmeyi öğretmektedir.]
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve yeryüzünün üstünde metin dağlar yaratmıştır ve kutlamıştır orasını, bereket ihsan etmiştir ve rızık olacak şeyleri takdir etmiştir de meydana getirmiştir bunları orada, tam dört gün içinde, dileyenler için hepsi de eşittir.
Bu dört günde 9. âyette bildirilen iki gün dahildir.
Abdullah Parlıyan
O yeryüzünü yarattıktan sonra, onun üzerinde ağır baskılar durumunda olan dağları yarattı. O yeryüzünde bereketler meydana getirdi, herşeyi doldurup yığdı oraya. Mahlukatının ihtiyaç ve azıklarını da dört evrede istifade edilebilecek şekilde ayarladı. Bütün geçim araçlarını, onları arayanlar arasında ilâhî adalet ilkelerine göre eşit şekilde paylaştırdı.
O, yeryüzünde, üstten ağır baskılı, oturaklı, derin temellere dayalı dağlar yerleştirdi. Yeryüzünü bereketli hale getirdi.
Orada, isteyenler, rızık arayanlar için, rızıkları dört devirde, dört mevsim içinde, belli bir seviyede, dengeli, eşit bir şekilde takdir edip, planlayıp düzene koydu.
Orada, üstünden sabit dağlar var etti; onu bereketli kıldı ve onda soranlar (rızıklarını arayanlar) için eşit olarak gıdalarını dört günde takdir etti.
Orada (yerde) onun üstünde sarsılmaz dağlar var etti, onda bereketler yarattı ve isteyip-arayanlar için eşit olmak üzere oradaki rızıkları dört günde takdir etti.
Allah, o arz üzerinde sabit dağlar ve bereketler yarattı. Arzda bulunanların rızkını da takdir etti; (arzın, içindekilerle beraber kaç günde yaratıldığını) soranlar için tam dört günde...
Ve Allah, dört günde (dönemde) yeryüzünün üstünden demirlenmiş gemiler gibi dağlar yarattı, bu yeryüzünü mübarek ve bereketli kıldı. Ve arayıp soranlar için eşit olarak bütün gıdalarını onda takdir etti.
O, (arzı yarattıktan sonra,) üzerine sarsılmaz dağlar yerleştirdi, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak (her mevsime ve bölgeye göre çeşit çeşit yetişen) rızıklar takdir etti. Bunların hepsi tam dört evrededir.
Cemal Külünkoğlu Fussilet Suresi 10. Ayet Açıklaması
“Dört evre” ile beraber önceki ayette zikredilen “iki evre” yi de toplarsak, yerlerin ve göklerin yaratıldığı “altı evre” ortaya çıkmış olur (7:54, 10:3, 11:7, 25:59, 32:4, 50:38, 57:4). Sadece yeryüzünün iki evrede yaratıldığı ve sonra da birkaç evre geçirerek bugünkü duruma geldiği bilinmektedir. Bu iki evre, gaz halindeki kâinatın yoğunlaşarak bir araya gelmesi, sonra da parçalanarak göklerin ve yerin oluşmasıdır.
Diyanet İşleri (Eski)
Yeryüzüne üstünden ağır baskılar (dağlar) yerleştirdi, onu bereketli kıldı; arayıp soranlar için gıdalarını tam (toplam) dört gün içinde yetiştirmesi kanununu koydu (takdir etti).
O, yerin üstünde sabit dağlar yarattı. Orada bereketler meydana getirdi. Orada araştırıp soranlar için rızıkları tam dört günde belli bir seviyede takdir edip, düzene koydu.
Hem ona üstünden ağır baskılar yaptı ve onda bereketler husule getirdi, ve onda azıklarını takdir buyurdu, araştıranlar için bir düzeye dört gün içinde
Ve onda (yeryüzünde) üstünden (yükselen) sâbit dağlar yaptı; ve orada bereketler meydana getirdi ve orada (rızıklarını) araştıran kimseler için birbirine eşit dört gün içinde(dört devrede) gıdâlarını takdir buyurdu.
Yeryüzündeki dağları arzın üzerine yerleştirmiş, yeryüzünde pek çok bereketli rızıklar var etmiş ve dört günde, yeryüzünde bulunanlar için ihtiyaçlarını planlamıştır. (Bu bilgiler) araştırıp soranlar için böyledir.
O, yerin üstünde ulu ve muhkem dağlar yarattı, oraya çok hayır ve bereket koydu [⁹], orada olanlara münasip olan azıkları miktar-ı muayyen üzere takdir etti. Bunları tastamam dört günde yarattı. Bu da [¹⁰] soranlar içindir.
İsmail Hakkı İzmirli Fussilet Suresi 10. Ayet Açıklaması
[9] Irmak çok, ekin çok, ağaç çok, yiyecek, çok, içecek çok.[10] Yeri, yerdekilerini kaç günde yarattı diye soranlara dört gün cevabı verilsin, yahut azıklara muhtaç olanlar için, azık isteyenler için tam dört günün tetümmesinde azıkları takdir etti.
Kadri Çelik
O, yeryüzünün üstüne sabit dağlar yerleştirdi. Orada bereketler yarattı ve onda tam dört günde dileyenler (canlılar) için eşit bir şekilde rızıklar takdir etti.
Allah yeryüzünü yarattıktan sonra, üzerine sarsılmaz dağlar yerleştirdi, orayı sayısız nîmet ve bereketlerle donattı ve canlıların gıdalarını meydana getiren temel maddeleri isteyen herkesin eşit olarak faydalanacağı şekilde —önceki iki günle birlikte— toplam dört günde takdir etti, ölçüp ayarladı.
(Allah) yeryüzünü üzerinden (dağlarla) sâbitledi,1 orada bereketler yarattı ve yi-ne orada arayanlar için geçimliklerini2 eşit şekilde3 dört zaman diliminde takdir etti.4
1 Ravâsî: Kelime olarak, sabitlemek, demir atmak kökünden türemiştir ve “sabit ve köklü” anlamındadır. Mecazen “sabit ve köklü dağlar” anlamında kullanılmıştır. Kur’an’da dokuz yerde geçer.2 Yani, sular, madenler, bitkiler ve hayvanlar gibi bereketler yarattı. Hatta bitkilerin ve hayvanların yaşamak için muhtaç oldukları yağmur ve diğer her türlü ihtiyaçlarını da miktarlarıyla tayin edip biçimine koydu.3 Bu âyete göre; yeryüzünde Allah’ın yarattığı ve insanların emeği karışmayan doğal kaynakların insanlar arasında eşit şekilde kullanılması gerekir. Yani yeryüzünün tüm doğal kaynaklarında insanların eşit şekilde hakları vardır. Bugün bu kaynaklar kâfirler tarafından şairin dediği gibi; “Allah'ın on pulunu bekleye dursun on kul, Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul, Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa, Yaşasın kefenimin kefili kara borsa...” şeklinde paylaştırılmakta ve eşit paylaşılmamasının zulmünü ise en çok fakir ülkelerin insanları ve Müslümanlar, çekmektedirler.4 Evvelki iki de içinde dâhil olmak üzere dört zaman diliminde… Buradaki “dört gün” ifâdesi; 1- Yaratmak fiili için “zarf tümleci” olarak kabul edilirse âyetin tercümesi: “...ve yine orada arayanlar için geçimliklerini eşit dört mevsimde, takdir etti.” şeklinde olabilir. Aslında bu anlam daha uygun görülmektedir. Zira burada bu mana daha açık ve siyaka daha uygundur. Çünkü Arzın bereket ve rızıkları her sene bu dört mevsim içinde yetişir, miktarıyla biçimini bunlar içinde alır, bütün araştıranlar için müsavi olmak üzere dört gün. Zira her yerde rızk isteyenlerin hepsinin rızkı bu dört mevsim içinde yetişir, rızıklar müsavi olmazsa da günler müsavidir. Dört mevsim, hepsi için dörttür. 2- “Zarf-ı müstekar” olarak kabul edilirse anlamı: “Yeryüzünü “iki zaman diliminde” yarattı demek olur. Yani bu zaman dilimlerinin birisinde, Madenler ve dağlar, diğerinde de bitkiler ve hayvanlar yaratıldı anlaşılır. En doğrusunu Allah bilir.
Muhammed Esed
O, [arzı yarattıktan sonra,] üzerine [kuleler gibi] sarsılmaz dağlar yerleştirdi, ona [sayısız] nimetler bağışladı ve oradaki geçim araçlarını onları arayanlar arasında eşit şekilde paylaştırdı: 9 [ve bütün bunları] dört evrede 10 [yarattı].
Allah yeryüzünü sabit ve sağlam dağlarla perçinledi ve orayı bereketli ve yaşanabilir bir hale getirdi. Canlıların istek ve ihtiyaçlarını giderebilmeleri için (önceki iki evreyle birlikte) dört evrede de oraya bir düzen tesis etti. 16/15-16, 78/7
O arz üzerine sarsılmaz dağlar yerleştirdi ve ona bereket bahşetti; dahası oranın besinlerini, ora sakinlerinden talep edenler arasında dengeli[4238] bir biçimde takdir etti: (bütün bunlar) dört evrede gerçekleşti.[4239]
Mustafa İslamoğlu Fussilet Suresi 10. Ayet Açıklaması
[4238] Zımnen: Keyfî ihtiyaç tanımına ve beşerî oran eşitliğine göre değil.
[4239] Bu rakam 9. âyette geçen iki evreyi de kapsar. 12. âyetteki iki evreyle birlikte toplam altı evre eder ki, A’râf 54’te sözü edilen “altı aşama” budur. Âyetin “yeryüzünde bitkilerin dört mevsimde yetişmesini takdir etti” şeklinde okunması mümkünse de, bağlamla uyuşmakmaktadır. Kâinatın yaratılış evrelerinin toplamı olan 6 rakamına, Yaratıcının ‘sermayesi’ olan “yokluk”u temsil eden 1’i eklersek, 7 rakamına ulaşırız. Bu rakam ise zımnen varlığın sürekli yaratılışına, diğer bir ifadeyle “yaratılışın sürekliliğine” delâlet eder (Bkz: 25:59, not 72’ün devamı).
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve orada, onun üstünden sabit dağlar yaptı ve orada bereketler vücuda getirdi, araştıranlar için müsâvi olmak üzere onun azıklarını dört gün içinde takdir buyurdu.
O, yerin üstünde yüce dağlar yarattı, orayı bereketli kıldı ve orada ihtiyaç sahipleri için gıdalarını, bitkilerini ve ağaçlarını tam dört günde takdir etti, düzenledi.
Yerde yaratılan bereketlerden maksat, yüz binlerce yıldan beri en küçük canlıdan, yüz binlerce canlı türüne mensup hadde hesaba gelmeyen yaratıkların faydalandığı hava, su, madenler, bitkiler ve hayvanlar gibi kaynaklardır.
Süleyman Ateş
Arza, üstünden ağır baskılar (sağlam dağlar) yaptı. Onda bereketler yarattı ve onda arayıp soranlar için gıdalarını (bitkilerini ve ağaçlarını) tam dört günde takdir etti (düzene koydu).
Âyetteki "èÇÁ ää"ÇÆäêæ (sevâen li's-sâilîn): rızkı arayıp soranlar anlamına gelebildiği gibi, arzın yaratılışını soranlar anlamına da gelir. sevâ' düz, eşit demektir. Tefsîrler bunu "Ç"ÊèÊ "èÇÁ istevet sevâen" şeklinde bir cümle olarak "eyyâm"ın sıfatı kabul ettiklerinden, biz bunu "tam" kelimesiyle çevirdik. Kabul etmek lâzımdır ki bu ibârenin anlamını biz de dahil, hiçbir çevirmen doğru dürüst verememiştir.
Süleymaniye Vakfı
Üstten dibe doğru sabitleyen oturaklı dağlar yerleştirip yeri (içini) bereketlendiren ve her türden nimetin gıdalarının ölçüsünü dört günde oluşturup araştıranlar (arayanlar) için dengeli bir şekilde yayan O’dur.
(2) Veya, “Yerin üzerinde sabit dağlar yarattı, onu bereketli hale getirdi ve azıkları takdir etti. Soranlar için: Bütün bunları dört günde yaptı.” Bu, sâilîn sözcüğü ile “rızık arayanların” değil de “soranların” kastedilmiş olması durumuna göredir.
Yaşar Nuri Öztürk
O, yeryüzüne, denge ve dayanıklık sağlayan dağları üstünden yerleştirdi. Onda bereketlere vücut verdi. Ve onda, azıklarını dört günde takdir edip düzenledi. İsteyip duranlar için eşit miktarda olmak üzere...
daħı ķıldı anuñ içinde berk durur ŧaġlar anuñ üstinde. daħı bereket virdi anuñ içinde daħı endāze eyledi anuñ içinde rūzįlarını dört gün içinde ya'nį seşenbe çiharşenbe berāber śorıcılar.